|
||
| http://uyumsuzlar.blogcu.com İçinde yaşadığımız toplumsal atmosfer, ruhumuzu parça parça öldürmeye devam ediyor. Her birimiz bize dayatılan yaşam normlarının kıskacında oltadaki balık misali çırpınıp duruyoruz. Karnımızı doyurmak için zorunlu kılındığımız çalışma hayatında, mecburi hizmet şeklinde mahkum edildiğimiz okul denen yaratıcılık katili hapishanelerde, elimiz böğrümüzde çaresizlik içinde dolandığımız sokaklarda acı ve bıkkınlık içinde biyolojik zamanımızı tüketiyoruz. Medeniyetin doruk noktası olarak sunulan kapitalizmin cilalanmış sunumları arasında sistemin çarklarını yağlayan figüran rolünü oynamaya devam etmek bize reva görülen. Varoluşsal neşenin ve kendiliğinden coşkunun yerini alan sistemin makineleşmesine karşı içimizdeki isyan duygusu büyüyor; hiyerarşinin,tahakkümün, yönetme- yönetilme zorunluluğunun her biçimine karşı öfkemiz birikiyor. Biliyoruz ki sistemin bize vadettiği 'cool' yıldızlar veya ayrıksı sanatçılar olabilmenin imkanı yok! Özgürlüğün soluk alacağı bir evren tahayyülü, beynimize şırıngalanan uyuşuklukla hadım edildi! Kolektif kurtuluş yanılsamaları tarihin güzel sayfalarında kalan anılar durumunda artık. Bu boğuculuk günün her saatinde boğazımızı sıkmaya, cehennemsi mengeneleriyle hayatın yaratıcı damarlarını eritmeyi sürdürüyor. Artık bu işleyişe UYUMSUZLUĞUMUZU haykırmanın zamanı geldi. Adımımızı attığımız her yere taşınacak uyumsuzluğun, uymamanın enerjisiyle var olanı bozmanın ve bozulanın yol açtığı parçalanmayla kazanılan özgürlükçü alanların ihtiyacı artık aciliyet arzediyor. Sistemi görünür kılan herşey uymama ve bozma eylemlerinin hedefidir. Uyumsuzluğumuzu ifade ederken bir merkeze, örgüte, talimata, dergiye, akıl veren otoritelere ihtiyacımız yok! Uymama iradesini sahiplenen her birey, kendi durduğu yerden bu tavrını işler kılabilir. İşyerinde patronlara, okulda yönetime/ öğretmenlere, sokakta hiyerarşi figürlerine, bir bütün olarak sistemin tüm kayışlarına karşı doğrudan tepkileri göstermenin sayısız yollarından hayal gücünü silah olarak kullanarak yürünebilir. Bütün UYUMSUZLAR'ı bu yolları açmaya çağırıyoruz; uymama tavrımızı çoğaltalım, yaygınlaştıralım. UYUMSUZUZ; UYMUYORUZ, UYUMUYORUZ ! - UYUMSUZLAR FRAKSİYONU - http://uyumsuzlar.blogcu.com |
||
|
||
| Uyumsuz olduğunu farkedenler ve bundan dönmeyenler. Zaman alıyor ya bu biraz. Çoğunluğu, artık "bağlı". İşine, ailesine, çocuğuna. Uymama tavrını çoğaltmak ve yaygınlaştırmak, o nedenle yemiyor. En fazla, kendi kişisel kahramanlık hikayelerini yaratıyorlar ve bununla yetiniyorlar. Toptan kaçış lazım deyip duruyor da olabilirler. Bunu çağrıştırdınız bana. Aşkolsun... |
||
|
||
| Uyumsuzlara çağrı yaparak onalrı uydurmaya mı çalışıyrosnuz hayrı efendim ban uymaz blog mlog bana sıfır yeter Uyumsuzluğun moda olduğu bir dönemde uyumsuzluktan aykırı brişey diye bahsetmek çok garip yükselen değer uyumsuzluk |
||
|
||
zaten amaç sıfır yani , öfke , isyan, herhangi birşete duyduğun öfke bunu metin görüntü yada herhangi bi açıklama olarak yazılabilicek bi alan. şuan bazı makaleler eklenmiş durumda. bu arada kimse uyumsuzları bi araya getirmek için uğraşmıyor. tam tersi zaten uyumsuzlar diye yaşayanlar = uyumsuzlardır... tek bi çatı falandayok. konuyu çarptırma olmasın. yada sosyal bi örgütlenme modelide dğeil, herhangi bi merkezilik yok tek varolan şey hiçlik, öfke , isyan, ..... v.sKardeşlerim, net aleminin yılmaz savaşçıları; Bizim bahsettiğimiz ‘uyumsuzluk’; gündelik hayattan sosyal ilişkilere, kültürel etkileşimden mahkum olduğumuz yaşam tarzlarına kadar hepsinde içimizde yeşeren ve ifade kanalı bulmaya çalışan isyan duygusuna dayanır. ‘Uyumsuzuz’ derken sistemin bizi içine hapsettiği kısır döngünün, gırtlağımızı sıkan, tiksinti ve nefret uyandıran her aparatının bizde uyandırdığı öfkeyi dillendiriliyoruz. Hepimizin bireysel planda yaşanmışlıkları, geçmişi, eylemli veya eylemsiz yaşam karşısında aldığı farklı pozisyonlar tabii ki mevcut. Bunların hepsini özne olarak kendi genetik kodlarımızda taşıyoruz, içeriyoruz. Ancak ‘uyumsuzluk’ derken asıl vurgulamak istediğimiz gövdesiz, reklamsız bir ‘hayır’ deme iradesidir. Bu ruhu ve iradeyi sıkıştırılmış kalıplara, çerçevesi çizilmiş örgütlenmelere havale etmek istemiyoruz; anonim kalmak, yüzlerin ve bedenlerin olmadığı, genel geçer ‘birleşelim’ şiarlarının savrulmadığı ‘isyan olma hallerini’ çoğaltmak istiyoruz. Bu isyan tutkusu, makro ölçüde kurtuluş projeleri vaat etmiyor, reçeteler ortaya sermiyor; yalnızca ‘ayağımızı bastığımız, üzerinde yaşadığımız her yerde isyanı dolaşıma sokmak için yapılabilecek bir şeyler vardır’ diyen bir ruhu teyakkuza davet ediyor. İsyanlarımızı, uyumsuzluğumuzu bileyelim! ÖFKEMİZ DAİM OLSUN! - UYUMSUZLAR FRAKSİYONU- |
||