SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Milliyetçi/Faşist Kimlikler

Konu: Erol Güngör ve Türk Milliyetçiliği Üzerine

Sayfa: [ 1 ]

adıbelli 14.04.2008 15:09:33
EROL GÜNGÖR VE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ÜZERİNE

Süleyman YAZGI


Erol Güngör milliyetçilik kavramına ilmî bir çerçeve kazandırmıştır. Millet ve milliyetçilik kavramlarını duygusal, ideolojik ve yer yer kökü dışarıda olan tanımlardan kurtarıp, sosyal realiteye oturtmuştur. Hafızamızı yoklarsak; O'nun adına yazılan yazılar, tertiplenen toplantılar... Hiçbirisine kendisinde yöneltilen olumsuz bir eleştiri olmadığını hatırlatırız. Türkiye'nin meselelerini mi halletmişti? Yoksa söylenecek söz mü bırakmamıştı? İlk andainsanın "evet" diyeceği geliyor. Ancak bunların hiçbirisi olmamıştı. Erol Güngör Hoca, herşeyden önce sağlam bir metodoloji ortaya koymuştu. Meselelerimizin nerelerden kaynaklandığına işaret etmişti. Ve herşeyden öte, herkes tarafından kabul edilebilecek ilmi usullere dayalı bir milliyetçilik anlayışı getirmişti. Milliyetçilik ne kökenleri Fransız bunalımlarına bağlanacak bir özenti, ne Faşizme, Nazizme benzetilebilecek bir siyasi ideoloji, ne de komplekslerimizden kaynaklanan bir savunma mekanizmasıdır. Milliyetçilik, tarih sahnesinde devamlılık iddiası olan bir toplumun gerçekliğidir. Erol Güngör'den önce de Türk milliyetçiliğinin bir kültür hareketi olduğunu, ilmi metodlarla Türk milletinin gelişmesini ve refahını sağlamayı hedeflediği biliniyordu. Erol Güngör'ün en büyük katksı bunun nasıl yapılabileceğini somut misalleriyle ortaya koyması olmuştur. Erol Güngör'ü okuyanlar ve herşeyden önemlisi okuduğunu anlayanlar kendilerini rahatlıkla milliyetçi birisi olarak tanımlar. Ancak, milliyetçilik duygularla ve vicdanlarda yaşaması gereken bir inanç değildir. Milliyetçilik önce içinde bulunduğu topluma bunun tabiî neticesi olarak da insanlığa faydalı olmaktır. Bu, bir işçi için daha fazla üretmek, bir aydın için ise daha fazla araştırmak, icat etmek ve düşünmek, bir politikacı için ise halkına hizmet etmektir. Sözün kısası, herkesin ehil oldukları konularda cemiyet için değer ve fayda üretmesidir. Ünlü sosyologların E. Durkheim'in işbölümüyle izah ettiği danışmanın isnat ettiği fikir budur. Max. Wesber'in sanayi sistemi, beş şıktan birisini işaretlemek üzerine Toplumunu meydana getiren Protestan ahlakının prensiplerinde bunlar vardır.

Kültür; Atalarımızın tecrübelerinden süzülüp gelen bir kıymetler; kurumlar, alışkanlıklar, bilgi vs. manzumesi... Bir kısmını aydınlarca horlanan bir halkın yaşattığı kültür. Ne olduğunu dahi merak etmediğimiz başkalarının ürettikleriyle yetindiğimiz, "biz de şununla medeniyete bir katkı yapmak istiyoruz" iddiası taşımaktan bile korkan seçkinlerimizin yabancı olduğu bir kültür...Her toplumun üyeleri farklı satüler içinde birbirinden farklı roller ifa etseler bile benzerliklere sahiptirler. Bunların umutları, endişeleri, sevinçleri benzer motiflerden kaynaklanır. İfade biçimleri birbirine uyumludur. Hedefler aynı istikamettedir. Toplumun zengin bir kültürü yoksa, bütün bunlarda farklılıklar olacaktır. Çünkü insanlar ortaklaşa sahip olacakları normların ne olduklarını daha yeni tecrübe etmeye, aramaya başlamış demektir. Tarihimizi en azından zaman ve mekan sınırları itibariyle biliyoruz. Bu tarihte neler ürettiklerimizin az çok farkındayız. Zengin bir kültürümüzün olduğunu, biraz bilinsiz de olsa ifade eder dururuz. Bazen daha da ileri gider, cumhurbaşkanımıza danışmanlık yapan bir ilim adamımızın yaptığı gibi, öğrencinin beline bir anket verip, insanlara sen kimsin diye sorar ve aldığımız cevaplara göre Türkiye'de farklı kimlikler olduğundan bahsederiz. İnsanlarımızı kültürden haberdar etmeyip, bir tarzan misali yetiştirmeye devam ettiğimiz sürece, kendi iradesiyle, bir yerlere ait olma ihtiyacı duyacağını görmekteyiz.
Bugün halkı, aydınından ve yöneticilerinden daha demokrat bir Türkiye yaşıyoruz. Eğitim sistemi, beş şıktan birisini işaretlemek üzerine kurulu, müesseseleri fonksiyonunu icra etmeyen, on sene önce yazılmış bir eseri okuyup anlayamayan nesillerin yetiştiği, yabancı dillee eğitim vererk en kalibiyetli nesillerini kendi kültüründen uzaklaştırıp, başkalarının kültürünü kazandırmayı yeğleyen, adeta başka toplumların menfaatleri için misyoner yetiştiren, sözün kısası, sosyal hafızasını kaybeden ve gerçekten mozaikleşmeye yüz tutmuş birTürkiye'de yaşıyoruz.

Böyle bir ortamda Türk milliyetçilerine düşen önemli vazifeler vardır. Türk milliyetçileri herşeyden evvel bir cemaat havasından kurtulmalıdır. Türk milliyetçileri toplumun her kesiminden insana elini uzatmalıdır. Herkesi potansiyel bir Türk milliyetçisi olarak görmelidir. Kendilerini demokrat kurallara riayet ederek seçmeli, doğru olmayanı, kendine ve toplumuna layık görmediğini emsal kabul etmemelidir. Daha da önemlisi bulunduğu statüyü hakkıyla temsil etmeli, topluma örnek çalışma ve davranış içinde olmalıdır. "İnsanları sevmek, onlara hizmet etmeyi gerektirir; bu hizmetin de medeniyetçi bir milliyetçilikten daha başka bir yolda yapabileceği şüphelidir."



Hayatı ve Eserleri

1938'de Kırşehir'de doğdu. İlk ve orta tahsilini Kırşehir'de tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. 1961 yılında aynı fakültenin Tecrübî Psikoloji Kürsüsü'ne asistan oldu. 1965 senesinde Psikoloji doktoru olan Güngör, 1965-1968 yıllan arasında ABD Colorado Üniversitesi'ne bağlı Instıtue ol Behavioral Science'de çeşitli konularda araştırmalarda bulundu. 1971 yılında doçent , 1978 yılında profesör oldu. 1982 yılına kadar aynı fakültede Sosyal Psikoloji dersleri veren Erol Güngör 1982 Temmuz ayında Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü'ne tâyin edildi.

24 Nisan 1983'de vefat eden Güngör evli ve bir çocuk babası idi.


1959 yılından itibaren vefalı târihine kadar Türkiye'nin bellibaşlı fikir dergilerinde ve gazetelerde çeşitli konularda pek çok makaleler ve ansiklopedilerde sahasıyla ilgili maddeler yazan Erol Güngör'ün baslığa teilif ve tercüme eserleri şunlardır:




ESERLERİ :

1. Türk Kültürü ve Milliyetçilik

2.Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik

3.İslam’ın bugünkü meseleleri

4..İslam tasavvufunun meseleleri

5.Dünden bugünden tarih, kültür , milliyetçilik

6. Türk Tarihi


TERCÜMELERİ :

1.Sosyal Psikoloji ( David Krech )

2.İktisadi gelişmenin merhaleleri ( R. W. Rostow )

3.Batı Düşüncesinde Büyük Değişme ( Paul Hazard )

4.Dünyayı değiştiren kitaplar ( Robert B. Downs )

gobilibozo 14.04.2008 15:10:49
Şimdiii! 'halıkı,aydınından,yöneticilerinden daha demokrat bir haka sahibiz'hayır çok yanlış demokrasi halkta varolduğu yaşandığı sürece devlete nüfuz eder,halk kendi içersinde demokrat değilse,devlet te değildir,halkı demokrasiyi algılıyacak bir vasfa sahip olmayan bir ülke bu rejimi türkiyede olduğu gibi ihtilalci,jakoben bir rejim olarak algılar,bu gün halk içinde laik,anti laik,türk,kürt,sunni,alevi vs kutupları oluşmuşsa ve bu kutuplar demokrasiyi sadce nalıncı keseri gibi kendine yontuyorsa,diğerine yaşam hakkı tanımıyorsa hayır efendim biz anti demokratik bir halkız!!...

Bir mesele de,evet erol güngör değerli bir münevver,fekaaat,Allah insanı niçin yarattı,kendisini tanısın kulluk etsin diye,nasıl kulluk edecek önce kendisi kamil insan olma gayretinde bulunacak,sonra?emri bil maruf nehyi anil münker yapacak,yani insanlığa dini anlatacak,yayacak,düsturu bir milliyeti yaymak değil,bir milliyetin huzurunu8 sağlamak değil,tüm insanlığın ırk ayırd etmeksizin,Hadiste ne diyor bak'ümmet bir vücudun organları gibidir,o organların birinde bir maraz meydana gelse onu bütün organlar hisseder'yani hac Allahın insana ne gözle baktığını ve insanın kendisini nasıl görmesi gerektiğini simgeler,her ırk eşittir üstünlük takvadadır,sadce kendi ülkenin değil tüm müslüman aleminin ve tüm ezilenm insanlığın sorumluluğunu taşıyorsun...Yani adıbelli bu işin adıbelli Smiley milliyet üstünlüğü ayrıcalığı diye bir şey yok,evet vatan müdafası gibi milli meselerde mücadele bağımsızlık kavgası vs müslümanın görevidir fekat bu göreve fazla anlamlar yüklememk lazım gibi geliyor bana hmmm Smiley

adıbelli 14.04.2008 15:20:50
Türk Milliyetçiliği Türk'ün doğuştan, varoluşundan üstün yaratıldığı tezini savunmaz. Belki milli karakterlerimizin -ki bir kısmı yaratılıştan da gelebilir, tarihsel süreçte de oluşabilir- yok olmaması, eğer varsa kötü ve zararlı huylarımızın giderilmesini savunur.

Ancak hayat dediğin mücadele ile geçer. En büyük topluluktan bireye kadar bir üstünlük mücadelesidir hayat. Türk Milliyetçiliği de doğal olarak bu mücadelede Türk'ün ve dostlarının ezilmemesi için çareler arar, belki bulur belki bulamaz.

Türk Milliyetçiliği İslam süzgecinden geçmiştir, bu milletin bir çok iddiası var. Bunlardan biri de Allah'ın dinine hizmet etmek ve bu bu hizmeti en iyi bir şekilde yapmak. Bu iddiada ısrarlı olmanın nersi İslam'a aykırı?

flzf 14.04.2008 15:29:14
başka insanlar ezilip üzülebilir yani

gobilibozo 14.04.2008 15:32:48
islama aykırı olan'Türk Milliyetçiliği İslam süzgecinden geçmiştir, bu milletin bir çok iddiası var. Bunlardan biri de Allah'ın dinine hizmet etmek ve bu bu hizmeti en iyi bir şekilde yapmak'demendir yani bunlardan biri değildir,asıl gaye olmalıdır Smiley neden türkün ve türk dostunun yani türki cumhuriyetlerin?nedenbukadar sınırlı?ufku daraltmak niye?

peki türk milliyetçisi neyi savunur yani neden biz faklıyız?

adıbelli 14.04.2008 15:42:51
Türk dostlarından kastım Türki Cumhuriyetler değil. Türki Cumhuriyetler ve bağımsızlığını kazanamamış Türk topluluklar zaten Türk. Türk dostlarından kastım, ilk manasıyla Türkle dost olan veya olacak olan millet, topluluk, birey vb ne ise artık.

Bize düşmanlık yapan da üzülsün be kardeşim ne yapalım yani, yapacak bir şey yok. Ama zorbalık yapacak değiliz, kastımız bu değil.

Yan cebime koy meselesi değil. Yani birey olarak düşünürsek ben doğuştan veya toplumsal şartların vb uygunluğundan daha yakışıklı, daha zeki vb isem bunu da inkar edecek değilim, gerçekten böyle ise bu durum.

Millet olarak da her milletin özyetkinliği vardır, bunlar değişebilir zaman içinde, artabilir, azalabilir, çoğalabilir. Türk Milliyetçisi bu özyetkinlikleri kaybetmemeye, daha başarılı kılmaya, sayısını artırmayı hedef edinir. Tamam salak değiliz, kendimizi dev aynasında görmüyoruz, gerçekler var son bir iki yüzyılda durumumuz pek parlak değil, Avrupa-Batı Medeniyeti almış başını gidiyor. Ama biz umudumuzu kaybetmiyoruz ya da kaybetemeye çalışıyoruz.

flzf 14.04.2008 15:45:45
sen kendini ayrıcalıklı ve üstün görüyorsan diğer bir milletde görecektir kendi çıkarlarını savunmak adına sana düşmanlık yapacaktır bunun bir kaçışı yokki sende ona düşmanlık yapıcaksın

P_İn_iLtİ 14.04.2008 15:47:15
Değerli insan...Milliyetçlik,ulusculuk,ırkçılık,kavmiyetçilik,asabiyet bu anlayışı güden,bu anlayışı kendine dava eden şahıs ve şahısları,ideolojileri lütfen islam bayrağı altındaymış gibi göstermeyin...İslam kesinlikle bunun tam karşısındadır...Ancak şu şekilde bir kavmiyetçiliğe izin verilmiştir ve bu da tavsiye dilmiştir,Allah ve rasülü tarafından....Şahsın kendi kavmine mensup olup iman eden anasını,babasını,akrabasını,aynı toprak parçası üzerinde yaşayan toprakdaşını sevmesi ve bunlara muhabbet beslemesi...Tabii ki kısacası hemülkedaşlarını sevdiğin gibi diğer toprak parçalarında yaşayan iman etmiş kardeşlerini sevmeli,kendi nefsin için istediğini onlar için istemelisin...Ancak bu şekilde bir kavmiyetçilikten söz edilebilir ve islamdandır denilebilir...Bunun dışında yalnız bir ırka,kavme, dayalı anlayışların islam ile alakası yoktur....Bakınız allah rasulu(asv) nasıl buyurmuşlar'' Asabiyet(milliyetçilik,ulusçuluk,kavmiyetçilik) davasını güden benden değildir.Kim asabiyet davası üzerine can verirse,cahilliye üzerine ölmüştür...'' bu hadis sahih hadis kaynaklarında geçer...Durum böyleyken nasıl olur da ulusçuluğu islam dairesi içerinde gösterebiliriz...

flzf 14.04.2008 15:49:31
muhammed milliyetçilik yapacak kadar salak değildi aksine bir dahiydi o sadece nasıl oluyorda tanrı olduğu halde uluslara ayrılmış insanlığın olduğunu kendince açıklamıştır

adıbelli 14.04.2008 16:03:02
İyi de hayatın gerçeği bu dünya milletler arenasi kreş değil, çocuk parkı da değil. Bu iş böyle, istesen de böyle istemesen de.

Biz bu realitenin farkındayız ve bu duruma göre hareket ediyoruz.

Yoksa sen tüm milletlerin dostça, kardeşçe, barış içinde yaşayacağı bir dünyanın kurulacağını ve cennetin dünyaya indirileceğini mi sanıyorsun?

Şahsen ben böyle bir şeye inanmıyorum ve milletimin ve milletime dost olanların mutluluğunu önceliğim olarak kabul ediyorum.

Milletime ve bana düşmanlık edenler da kahrolsun be kardeşim ne yapalım yani.
Ulusçuluğu islam dairesinde gören yok zaten reis, senle aynı şeyleri söylüyoruz bu konuda. Bizim de bahsettiğimiz milliyetçilik anlayışı senin İslam dairesi içinde gördüğünden farklı değil.

Hatta bu kavramsallaştırmalar da bana göre çok da gerekli değil. Ancak bu kavramsallaştırmanın dışına çıkmak da pek mümkün değil. Bilimsel bir inceleme kategorileştirme olmadan pek mümkün olmuyor

P_İn_iLtİ 14.04.2008 16:14:37
Hakılısın şu an yeryüzüne hakim olan zihniyet budur..Ama bu o zihniyetin doğru olduğu anlamına gelmez değil mi?
Bize düşen doğru olanı istemek ve yaşamak,şartların bizi zorladığına tabii olmak değildir,yalnızca doğru olana tabii olmaktır..İsterse yeryüzünde sizden başkası bu fikre itimat etmesin,benimsemesin...Bütün insanların yeryüzünde kardeşçe yaşabileceğini iddaa etmiyorum...ama doğrunun eninde sonunda dünyaya hakim olacağını söyleyebilirim...Doğru hiçbir zaman zayıf ve güçsüz değildir...Kimse talep etmese de doğru doğruluğundan bir şey kaybetmez...İnsan doğru olanı istemeye bağlı olarak değer kazanır...Allah doğru olana düşman kesileni,ıslah olmak istiyorsa ıslah etsin,yok ıslah olmak istemiyorsa,kahretsin,tarumar etsin,helak etsin...

adıbelli 14.04.2008 17:22:29
Ufuk başka şeydir varolan başka. Biz realiteleri dışlamadan ama ufuktan da bir gözümüzü ayırmadan yürürüz. Ufuktan gözümüzü ayırmayız ki yolumuzu şaşırmayalım. Ama bir gözümüz de adım atacağımız yerdedir ki takılıp düşmeyelim. Yoksa milletler arenasında saftirik durumuna düşeriz. Belki de işte bu yüzden Osmanlı milletlerinden içinde Milliyetçiliğin en son filizlendiği millet Türk Milletidir.

P_İn_iLtİ 14.04.2008 17:40:16
Değerli arkadaşım...Size ufuktan bahsetmiyorum..size varolan realiteler içerisinde doğru olana sarılalım diyorum,her zaman ve her yerde...realite bizi yanlış olana,kötü olana sürüklememeli...Doğruluktan,haktan taviz vermeyelim diyorum...Bir ütopyadan değil hakikatten bahsediyorum...Bizi biz yapan, bize anlam yükleyen,şeref,izzet ve haysiyet sahibi yapan hakikatlerden bahsediyorum...Çoğunluk her zaman doğru olanı vermeyebilir...Ölçümüz asla çoğunluk değildir...


Sayfa: [ 1 ]