|
||
| Bu bir Sumer oyunudur. Sahne, tapınağın içidir... Bakalım Sumerli dostlarımız İnnanna'nın Aşkı'nı nasıl sunacak bize... Koro: "Gökte görülen o kutsala selam deriz! Göğün kutsal rahibesine selam deriz! Göğün yüce hanımı İnanna'ya selam deriz! Ay tanrısı il kızı İnanna'ya selam deriz! Göğün kutsal fahişesine selam deriz! Saygın danışman, Göğün süsü, Uyku sona erince Gün ışığı olursun. Sumer halkı önünden geçer Sana selam deriz! Ayın yedinci gününde Ay hilal olunca Kutsal su ile yıkanıp kraliçelik elbisesini giyince Davullar vurulur önünde Sumer halkı önünden geçer, Göğün yüce hanımına selam deriz! Erkek olan kadınlar, KAdın olan erkekler, Önünden geçer, sana selam deriz! Kadın fahişeler, Erkek fahişeler önünden geçer, sana selam deriz! Sumer halkı önünden geçer, sana selam deriz!" İnanna: "Tanrıların baş tacı İnanna'yım ben Babam bana göğü verdi, Yeri verdi. Krallığı verdi bana, Savaşta koşmayı, Saldırmayı verdi bana. Seli, tayfunu verdi bana. Göğü taç yaptı başıma, Yeri sandal yaptı ayağıma. Kutsal elbiseyi giydirdi üstüme, Kutsal asayı verdi elime Tanrılar serçe ben şahinim, Enlil Baba'nın yaban ineğiyim ben!" devam edecek... Koro: "Ey dağları deviren, Fırtına kanatlarını kullan! Sen uçarak gelince, Ülkeler eğiliyor önünde." İnanna: Savaşın önünde durursam, Ülkenin öncüsüyüm. Savaşında dışında durursam, Elde hazır okluğum. Savaşın ortasında durursam, Savaşın kalbi, Savaşçıların koluyum. Savaşın sonunda, Korkunç bir tufanım. Savaşı izlerken askerlere; İlerle, yaklaş, derim düşmana." devam edecek... |
||
|
||
| Koro: "Yer tanrıların mağrur kraliçesi, Gök tanrıların baş tacı, Göğü titretir, yeri titretirsin. Yükseklerde çakar, Yere ateş atarsın. Güney rüzgarı gibi sağırlatıcı emrin Islık çalarak dağlara yayılır, Uğuldayan fırtınan ile Boşaltırsın ülkeye yağmuru. Fırtına gibi saldırır, Kasırga gibi kudurursun. İnanna'nı erkek kardeşi Güneş Tanrısı Utu: "Sevgili kardeşim İnanna! Senin için keten yetişdirdim. İnanna: Kardeşim, o keteni kim eğirecek? Utu: Onu eğrilmiş olarak getireceğim. İnanna: Sonra kim dokuyacak onu bana? Utu: Kardeşim, onu dokunmuş, Gelin çarşafı olarak getireceğim sana! İnanna: O çarşafta kim yatacak benimle? Utu: Güveyin yetecek seninle, Kutsal tahta yaraşan yatacak seninle, Dumuzi çoban yatacak seninle. İnanna: Hayır kardeşim! Kalbimin adamı çapa ile çalışandır. Çiftçi Enkimdo, odur kalbimin adamı! Ambarıma tahıl dolduran, Tahılı yüksek yığan, Çiftçidir kalbimin adamı!" devam edecek... |
||
|
||
| Utu: Kardeşim çobanla evlen! Neden istemiyorsun? Kaymağı sütü iyidir, İnanna evlen Dumizi ile! Bereketin akik gerdanlığı ile süslenen sen Neden isteksizsin? İnanna: Çobanla evlenmeyeceğim asla! Yünü kaba giysileri kabadır onun. Çiftçi masam için tahıl, Giysilerim için keten yetiştirir. (Sahneye Tanrı Dumizi girer) Dumizi: Niçin çiftçiyi istiyorsun? O sana siyah un verirse, Ben sana siyah yün veririm, O sana beyaz yün verirse, Ben sana beyaz yün veririm. O sana bira verirse, Ben sana tatlı süt veririm. Çiftçinin benden fazla, Sorarım benden fazla neyi var? İnanna: Haydi sende! Annem Ningal olmasaydı, Sokalarda sürtecektin. Büyükannem Ninkugua olmasaudı, Kırlarda sürtecektin. Kardeşim Utu olmasaydı, Tepende bir çatı bile olmayacaktı. Dumizi: İnanna kavga etme benimle! Babam senin baban kadar iyidir. Annem senin annen kadar iyidir. Kardeşim senin kardeşin kadar iyidir. Ne söylersen söyle, Aşkımı inkâr etme. Sarayın kraliçesi Gel evlenelim seninle! devam edecek |
||
|
||
| Koro: Konuştukları sözler, Sevgi sözleri oldu. Başlayan kavga barışla son buldu. Yeni sahne; Tanrıça Geştinanna: Ben dolaşırken, dolaşırken ben, Evinin yanında dolaşırken ben, Sevgili İnanna gördi beni. Bana söyledi o! Ey kardeşim, bana ne söyledi o? Benim sevdiğim adamla, seninle konuşmuş. Artık hoşlanıyormuş senden. Ey kardeşim! Evine götürdü beni Durmadan gevezelik ettik onunla. Kalbini dökerek acındırdı beni. Onu teselli etmeye çalışırken Tir tir titriyordu heyecandan. Dumuzi: Gideyim, ey kardeşim gideyim, Sevgili kardeşim gideyim ona, İçimi bol bol dökeyim ona. Ve başka bir sahne; İnanna: Anneciğim, çoban Dumizi aşıkmış bana. Gönlüm çiftçide dedim, Aşağıladım kızdım ona. Yine de "gel evlenelim" dedi. Ondan hoşlanmaya başladım, Sen ne dersin buna? devam edecek... |
||
|
||
şiddetle merak ediyorum bu aşkın sonunu
|
||
|
||
| Tanrıça Ningal: Ulusumuzu, koyunu, kuzusu, Sütü, peyniri ile besleyen Seni bu kadar seven, Sana tapan bu adamı reddetme! Kızım, bu genç adam baban gibi olacak, Bu genç adam annen gibi olacak, Her derdini seninle paylaşacak. Dumuzi gelir : Aç kapıyı sevgilim Aç kapıyı bana, Ben Dumizi, geleceğim yanına. Koro: Ey şarkıcı! Fırtınadan sesli davul ile Tatlı sesli lir ile İnsanın ruhunu okşayan arp ile, Kalbi neşelendiren şarkılar söyleyelim! Şimdi kapıyı açacak İnanna Ay oşığı gibi görünecek Dumuzi'ye. Dumuzi içeri girer: Sevgilim, seni kölelik için istemiyorum. Masan bolluk masası olacak. Ey benim gelinim! Bana elbise dokumayacaksın. Ey İnanna, ip eğirmeyeceksin. Evin bolluk içinde olacak. Sen ekmek yapmayacaksın. Sofran bollukla dolacak, Sevgimle neşe bulacak, Sevgimle mutlu olacaksın! İnanna: Sana söyleyeceklerim Şarkılar içinde dokunsun. Sana söyleyeceklerim Kulaktan kulağa aksın, Yaşlıdan gence geçsin: Savaşta öncünüm, kavgada yardımcın, Mecliste koruyucun, yolda hayatın. Kutsal evin seçilmiş çobanı, seni kral yaptım. Başına konacak taca uygunsun, Krallık elbisene uygunsun. Asayı ve silahı taşımana uygunsun. Kutsal göğümde uyumaya uygunsun. Ey Dumuzi! Sen gerçekten benim aşkımsın! devam edecek... |
||
|
||
"fikir", belli ki çok emek veriyorsun, ben de bu başlığın takipçilerindenim haberin ola ![]() Bu mesajımı silebilirsin,,,bütünlük bozulmasın. |
||
|
||
| Dumuzi: Ey Tanrım! Sakinin içkisi tatlı İçkisi gibi kendisi tatlı, Kendisi gibi dudakları tatlı. İnanna: Kim benim tarlamı sürecek Kim benim nemli toprağımı sürecek? Dumuzi: Ey yüce hanımım! Ey benim şahane İnannam! Ey benim kutsal mücevherim! Ben süreceğim senin tarlanı, Kral Dumuzi sürecek tarlanı, Ben süreceğim nemli toprağını. İnanna: Sür tarlamı bal adam! Beni tatlandıran bal adamım. Beyim, Tanrıların bal adamı, Elleri bal, ayakları bal, Beni hep ballandıran adam. Koro: Dumizi sevgilisini kucakladı, Gün ışığı sevgilisinı kucakladı. Saray bayramda, kral sevinçte, Düğün var, tören var ülkede. Kalbi neşelendiren şarkılar söyleyelim! Ey İnanna! Sen halkın süsü, Sumer'in neşesisin. Kutsal fahişe, gök ve yerde selamlanan, İnanna! Ayın ilk kızı, gecenin hanımı, Sana övgü şarkıları söylüyoruz. devam edecek... |
||
|
||
| İnanna: Gözlerimi halkıma çevirdim, Dumuzi'yi ülkenin kralı yaptım. Dumuzi, Enlil'in sevdiği, Annem ona gönül bağladı, Babam onu yüceltti, Çalgılar onun için çalsın, Ben onun için ağzımdan şarap akıtayım, Böylece kalbi neşelensin ve sevinsin! Koro: Fırtınadan sesli davul ile, Sarayın süsü, tatlı sesi lir ile, İnsanın ruhunu okşayan arp ile, Eu şarkıcı! Kalpleri neşelendiren şarkılar söyleyelim! Saray sevinçli, halk neşeli, Ey Dumuzi! Günlerin bereketi, tahtın uzun olsun! Halk yatağı düzenlenmekte Etrafına tütsüler serpmekte. Yatağa gelin çarşafı seriliyor, Kalbi neşelendiren gelin çarşafı, Vucüdu tatlandıran gelin çarşafı, İnanna ve Dumuzi için gelin çarşafı. İnanna gelini yatağa çağırıyor, Kalbi neşelendiren yatağa, Krallık yatağına, Kraliçelik yatağına! İnanna: Güvey kalbimin sevgilisi, senin neşen hoştur bal tatlısı Arslan kalbimin sevgilisi, senin neşen hoştur bal tatlısı. Beni büyüledin, karşında titriyorum güveyim yatak hazır. Haydi gel yatağa! El ele uyumak iyidir. Kalbe kalbe uyumak daha tatlıdır. Dumuzi: Yanımda bulunmam yaşam, birlikte olmam bolluk, Seninle yatmam ise en büyük mutluluk. Ve 1. perde kapanır... Devam edecek... |
||
|
||
| Beş bin yıllık aşk hikayesi "İnanna'nın Aşkı" yazılmalıydı ve yazıldı... Beş bin yıl sonraki aşk hikayesi de yaşanmalı ve yazılmalı... | ||
|
||
| vay anam..çok da iddaalıyız ha? | ||
|
||
Beş bin yıllık aşk hikayesi "İnanna'nın Aşkı" yazılmalıydı ve yazıldı... Beş bin yıl sonraki aşk hikayesi de yaşanmalı ve yazılmalı... Yaşanması gerekiyordu, yaşanıyor... Yazılması gerekiyordu, yazılıyor... İnanna inan!.. İkinci Perde: Koro: Kraliçemiz yeraltına gidiyor. İnanna yeri bırakıp, Göğü bırakıp, Yeraltına gidiyor. Uruk Tapınağı'nı, Nippur Tapınağı'nı bırakıp, Yeraltına gidiyor. İnanna, Nişubur'a: Benim dayanağım, Benim sadık vezirim! Ben yeraltına iniyorum. Eğer dönmezsem, Dilenci gibi giyin. Yıkıntılarda ağla! Tanrılara yalvar! Beni kurtarsınlar. Git, söylediklerimi unutma! İnanna: Kapıcı kapıyı aç! Neti Kapıyı aç! İçeri gireceğim. Kapıcı Neti: Kimsin sen? İnanna: Ben İnanna. Göğün kraliçesi. devam edecek... |
||
|
||
| Neti: Göğün kraliçesi İnanna isen Neden bu dönülmez ülkeye geldin? İnanna: Kız kardeşimi Görmek için geldim. Neti: Bekle! Kraliçeme sorayım. Neti: Kraliçem, Gök kadar uzun, Yer kadar geniş, Kale duvarı gibi sağlam, Bir kız geldi (Veya: Kraliçem Gök ve yerin kraliçesi İnanna imiş gelen Kapıda bekliyor.) Ereşkigal: Kapıcı Neti! Dinle beni! İnanna'yı kapılardan İçeri sokarken, Üstündekileri çıkar. Göğün kutsal rahibesi, Nel bükerek gelsin önüme. Neti: Gir içeri İnanna. İnanna: Ne oluyor? Neti: Sakin ol İnanna! Yeraltının kuralı bu. (Bu arada İnanna'nın üzerindeki süs eşyaları ve elbiseleri çıkartılmış olarak Ereşkigal'ın karşısına getirilir.) Ereşkigal: Neden geldin buraya? Gökle yere sahipsin. Yetmiyor mu bu sana? İnanna: Kocan ölmüş Başsağlığı dilemekti amacım. Ereşkigal: Olamaz! Yeraltına göz diktin, Bırakmam onu sana. Buranın kuralına uyacak, Çıkamayacaksın yukarıya. (Diyerek çık kızgın olarak İnanna'ya bakar ve İnanna cansız olarak yere düşer.) Ereşkigal: Nintu'yu getirn bana! Bek kız giyin kuşan, Sür sürüştür, Git hemen yeryüzüne Dumuzi'yi bul! Ona candan arkadaş ol! Baştan çıkar onu! Karısını arattırma! Göreyim seni! devam edecek... |
||
|
||
inanna yı hep ''inanma'' okusayım gelio..hatta gelmio,öle okuyorum
|
||
|
||
| Ninşubur: Üç gün üç gece geçti. Gelmedi Tanrıçam. Gidip Tanrılara başvurayım, Kurtarsınlar onu diye, Gözyaşı döküp yalvarayım. .... Ey Enki Baba! Kızını yeraltında bırakma! Parlak gümüşünü, Tozlar içinde gömdürtme! Değerli Lapis Lazunu, Taşçılara kırdırtma! Göz alıcı şimşirini, Odunculara kestirtme! Göğün kutsal rahibesini, Yeraltında bırakma! Enki: Ne oldu? Kızıma ne oldu? İnanna! Bütün ülkelerin kraliçesi, Göğün kutsal fahişesi, İnanna'ya ne oldu? Gelsin yaratıklarım, Kurtarsınlar onu hemen. .... Gidin yer altına hemen. Sinek gibi geçin kapılardan yeraltı kraliçesinin odasına girin. O ne söylerse, Siz de onu söyleyin. Size karşılık ne vereyim derse, İnanna'yı isteyin. Ereşkagil: Benimle inleyen siz kimsiniz? Tanrı iseniz kutsayayım, Ölümlü iseniz hediye vereyim, Ne isterseniz söyleyin bana Yaratıklar: Biz şu cesedi istiyoruz O İnanna'nın cesedi. Biz onu istiyoruz. devam edecek... |
||