|
||
Sosyal ilişkiler içinde çok sık karşılaştığımız bir durum var: Çıkarlar, çıkar ilişkileri... Herkes bir şeylerin peşinde, yaşamak için de başka şans yok sanırım. Ama bazıları bunu iyice abartıyor. Kimden nasıl yararlanacağının ardına takılmış, yaşamını bunun üzerine kurgulamış ne çok insan var. Buradan yola çıkarak bu insanların hep av peşinde koşan avcılar olduğunu düşünüyorum. Yaşama nasıl başlanırsa başlansın, herkes her an av olabilir... Yaşam bize kurtların da bir zaman kuzu olduklarını gösterebiliyor... Ya da avcıların av haline geldiğini, kuzuların kurtlaştığını... |
||
|
||
| Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar adında bir romanı var, Tutunamayanlar topiğinde "Fikir" arkadaşımız kitabın en önemli bölümünden genişçe bir pasaj aktarmıştı. İnsanın güdüleri ekosistemdeki diğer canlılardan pek farkı yok, bir ekosistemdeki av avcı ilşkisi beslenmeye dayanır. beslenme de yaşamda kalmayı. Ancak insanın diğer bir dürtüsü var ki yaşamktan çok uzakta yok etmeye yönelik hükmetme dürtüsü. En iyi avcı, av olmaktan kurtulmuş avcıdır. |
||
|
||
| asya ve cosinüs'ün mesajlarından şunu anladım; Aslında "her-kes" biraz av, biraz da avcıdır. Bunun oranlarını ise yaşamın içindeki konumları ve kişilkleri belirliyor. |
||
|
||
| avda benim avcıda, çoğunlukla kendime av oluyorum. | ||