|
||
| http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8670899&tarih=2008-04-10 http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8663216&tarih=2008-04-10 kadın_erkek etkileşimi.Birbirinden almak istenenler,verilmeyenler.sonuç cana kast. |
||
|
||
| Bugün kanal d de dobra dobra da Bülent Yılmaz'ın "bütün kadınlar şeytandır" kitabından konuşuldu. 1. dişi ve tırnağı ile biryerlere gelmeye çalışan erkeklerin sırtındandan kadınların biryerlere gelmeye çalıştığından söz edilmiş. Kadın bunu yapıyorsa eğer , bu kadın toplumda kendini ispatlayamamış, elinde başka imkan olmayarak erkeği bir istikbal olarak görmek zorunda kalmış kadındır.Bana göre. Diğer yandan dişi ve tırnağı ile biryerlere gelmeye çalışan mukaddes kadınlarımızda var.annemiz,bacımız,aile efradındaki diğer bayanlarımız. Fakat arkasında koruyucu kimseleri olmayanlar ise, bu gidişatları baltalanmaktadır. İş imkanları ona keza kolaydan birine ait olup rahat etmek varken ne çalışyıp çabalayacaksın düşüncesi empoze edilmektedir.Bir üyenin kadın konusunda dediği gibi kadınlar biçimsizleştirilmeye çalışılmaktadır. 2. Kadının bir et parçası olarak görüldüğünün yazılmış olduğuna değinildi kitapta.Diğer bir konukta barış gelinine yapılanında bu zihniyette olduğu. Bu sitede okudum bazı mesajları ,bu gözle görüldüğünü ima eden mesajlar. Aslında kadına bu gözle bakınılması istenmiyorsa. Bu sitedeki beyler ve bayanlar olarak bu düşünceyi empoze eden mesajların silinmesi gerekir bence.Sebebi ise uygunsuz içerik kabul edilmesi açısından.Hür zemin ,hür irade olarak kabul ediliyorsa. Çıkan uygunsuz eylemlerde kişinin (uygunsuz kişinin uygun bulduğu) uygun görüşüdür.şikayet yoktur kabul gören noktada. 3. Kadının açık saçıklığından söz edilmiş. A.Turan Alkan' ın bir makalesi var şunları yazmış:"...Sadece şu kadarını söyleyim: Biz Türkler, merkez medya diye bilinen bir kısım gazete web sitelerinin açılış sayfasında (üşenmedim saydım) ortalama 12 tane erotik imâ taşıyan haber ve fotoğraf galerisinin sergilenebildiği bir ülkenin, iki arada-bir derede kalmış ve köylülükten kurtulmak için el'an debelenmekte olan insanlarız." talebe göre arzın dengesi. 4. Birde güzellikleri için harcadıkları parayı yardıma muhtaç kişilere verseler diye söz etmiş. Çoğu erkek evlendikten sonra eşinin güzelliği için harcadığı parayı savrukluk olarak görür.Peki neden dışarda güzel bir bayan gördükleri zaman gözlerini alamazlar. Bakmayın o zaman. Eşiniz beklediği ilgi ve sevgiyi sizden alamayacakta, kimden alacak.Siz ondan esirgeyip güzel kadınlara meyliniz olduğunda (ki kadın sadece erkek için değil kendisi içinde güzelleşebilir)size kim dur diyebiliyor.Bu yüzden evli kadınlar diğer güzel bayanları kendisine bir rakip olarak görür. rakibi ise kendisinin alması gereken ilgi ve sevginin kendisinden çalınıp diğer kadınlara verilmesi.eşi garanti görüp diğer kadınlara daha tavizkar davranılması. 5. Bir mankeninde bir adamla birlikte olup, (parasını aldıktan sonra) tekme vurmasından söz edilmiş kitapta.Peki erkekler kendilerine bağlanmasını istemeyen kadınlar istiyor, kadınlarda evlenmek için damızlık birini diye makale okumuştum. Şimdi erkek kadınla işi bitip bir kenara atıyorsa.Bazı yerlerde töre,namus diye kadının hayatına mal olmaktadır. Erkek ise başa gelmişse bırak zevk al slagonunu atasözü haline getirmeye çalışmaktadır.Peki siz kadına bunu yapıyorsanız eğer kadında sizinle işi bitince tekmeyi vuruyorsa böyle erkeklere karşılık, böyle kadınlara helal olsun demek lazım.etki_tepki. Fakat biz böyle yapmayalım.Olumsuzluklar alıp başını gitmesin. Sağlam ve kuvvetli sevgiye açlık duyulmayan sevgili ve saygılı bir toplum yaratalım.Kayıp mı olur! |
||
|
||
| etkileşim gözlerde başlasa.. içi titreten bir duygu akımı sarsa tüm bedeni.. sonra,, sonra ışıklar sönse.. ve bir daha hiç yanmasa.. efenim tamamen başlığa tav oldum benim suuçm yok
|
||
|
||
| etkileşim vardır sarar tüm bedeni ılık bir rüzgarın sardığı gibi, etkileşim vardır, gösterilen kırmızıda saldırıya geçen azgın boğa misali etkileşim vardır, rengarenk ışıkların ruhuna yaydığı sıcak atmosfer gibi vardır etkileşimler tatlı sözle yılanı çıkartır gibi,ipede götürür gibi etkileşim vardır nefreti dönüştürür sevgiye gibi.......................... gibi gibi........................ |
||
|
||
| Bütün Kadınlar Şeytandır _Yazar,Bülent Yılmaz. - Dünya da bütün borsalar batarken, para değerleri düşerken, bir et parçasının her gün kurunu yüksek bir seviyede kapatması... (Et parçasına yapılan yatırım her zaman elinde kalır, elinde patlar... bunu bir kenara yaz...) - Erkekler dişiyle tırnağıyla bir yerlere gelmek için çabalarken, bazı kadınların dişleriyle erkeklerin boynunda iz bırakarak, tırnaklarıyla sırtında derin yaralar açarak bir yerlere gelmesi... - Erkeklerin kıçlarını yırtarak, kadınların ise kıçlarını başlarını açarak yükselmeleri ve kadının et terinin erkeğin alın terinden daha önemli olması... (Hem de iki zevki birden yaşayarak; hem zevk alıyor, hem yükseliyor; hem inliyor, hem çıkıyor. .. ikisi bir arada bu olsa gerek.) - Bir tarafta yıllarca aynı iş yerinde çalıştığı bir erkeğe aşık olup bazı nedenlerden ona bir türlü açılamayacak kadar utangaç bir kadın... bir tarafta istediği erkeği bir göz işaretiyle ayarlayıp, istediği zaman bir el hareketiyle bırakan kadın... böyle bir güce sahip olması... - Dünya zeki ve yaratıcı erkeklerin dünyası olduğu halde, hayatında insanlık adına hiç bir buluş yapmamış kadınlara kölelik yapan erkeklerin olması.., - Yatakta istediği zaman sana her şeyi yapıp istediğini aldıran, her istediğini yaptıran adeta seni maymuna çeviren kadının seni kullanması...- Boşandıktan sonra sanki babasının malıymış gibi bütün mallarının yarısını alması... - Eğer çocuğun varsa çocuğunu sana karşı koz kullanıp sana Çin işkencesi yapması... - Sen çalışıp didinirken onun kuaförüne, makyaj malzemesine, ayakkabılarına ve elbiselerine harcadığı paralar... - Kadınlarla bir yere gittiğinde hesabı hep erkeklerin ödüyor olması... eh artık. çöp olmuş bir konu. Hayatımız çöplük zaten. Atın atın eskimiş değerlerinizi atın.yenilerine sağlık.iyimserlik geçmesin yanınızdan sonra iyimser olur, başınıza bela alırsınız.korkulur. Ben korktum. |
||
|
||
| PORNOGRAFİ ÜZERİNE… Cinsellik sözkonusu olduğunda, geleneksel etiğin insanın kendi bedenine dokunmama tabusundan, pornografik nesneye karşı iğrenme, sakınma ve öfke gibi duygulanımlarına dek kapsayıcı birçerçeve oluşur. Bu kapsayıcılık geniş bir etkileme alanına yayılır. Sözgelimi, moda genel anlamıyla kadın bedenini izlenilecek bir görsel malzemeye dönüştürür. Giyim malzemeleri ve bunun sunum biçimleri, kadın bedeninin pornografik eyleme nesne oluşturacak çerçevesini de çizer. Müstehcen, erotik ya da Pornografik gibi sözcüklerin, insan zihninde doğrudan çağrştırdıkları görüntü hemen ilk elden bir kadın bedenidir. Bu yorumun çok erkek odaklı bir bakış olduğu söylenebilir, ama sıralanan bu kavramların ortaya çıkış ve yapılanma aşamaları, sürekli kadın bedeninin konumuna bakış olgusundaki ivmelenişlerle gerçeklenmiştir. Sözkonusu saptamanın değil, sürecin kendisinin bir erkek niteliği taşıdığındandır bu. 18. yy'da erotik sözcüğü "aşkla ilgili olan" diye tanımlandı. Yine aynı zaman dilimindeki kimi kaynaklarda, "deliryum" kavramından söz edilerek, ' 'bedensel arzuların normalden fazla olması" anlamı da yüklendi sözcüğe. Bu dönemin sözlük ve ansiklopedilerinde pornografi sözcüğü yer almadı. 1976'da yayımlanan yarı roman yarı ahlaksal bir metnin adı "pornographe"ydi. Kitabın yazarı Relif de la Bretonne, "pornografi" sözcüğünün Yunan aslı olan "fuhuşla ilgili yayın" anlamıyla oynamaktaydı. 19. yy'ın ortalarından itibarren, pornografi sözcüğü "müstehcen olan", "halkın tüketimine sunulmuş olan müstehcen yayın" biçiminde tanımlanmaya başlandı. Paul Gebhard, müstehcen kavramının eskiden büyüklüğü ve çirkinliği anımsattığını ve aşırı derecedeki şişmanlık ya da zenginlik için kullanıldığını söylemiştir. Son zamanlarda ise müstehcenlik kavramı, pornografi ile kaynaşmış ve yalnızca çirkin bir şekilde ortaya konulan cinsellikle ilgili malzeme için kullanılır olmuştur. "Sanat ve Pornografi" kitabının yazarı Morse Peckham ise pornografiyi "insan cinsel organlarının uyarılmış biçimleriyle görsel ya da sözlü olarak gösterilmesidir" biçiminde tanımlanmaktadır. Kavramın ortaya çıkışı konusundaki bir tarihsel inceleme de, Walter Kendrick'in çalışmasıdır. Kendrick, modern pornografi kavramının ortaya çıkışını, "18. yy sonu ve 19. yy başında biraraya gelen birbirinden çok farklı iki farklı akıma dayandırmaktadır: 1) Pornografik olarak sınıflandırılan nesneler için gizli müzeler; ve 2) fuhuşla ilgili ortaya çıkan pek çok yazı". Sözkonusu müzeler, malzemenin tüketiminde etkili bir denetim aracı işlevi görerek, alt sınıf ve kadınların bu alandan dışlanmasını sağlayacaktı. "Bu müzeler, kilitli odalar ve kataloglaşmamış derlemeler" biçimindeydi. Bu uygulamanın 1. Dünya Savaşı yıllarında kaybolmaya başlaması müstehcen olanın açığa çıkması ve geniş bir kitleye ulaşması anlamına geliyordu. Bu noktadan sonrada, engellemeler, sınıflandırmalar ve sansürler ortaya çıkar. "Bu anlamda, kategori olarak pornografinin doğuşu, kültürün demokratikleşmesi tehlikesine karşı-yanıt olarak ortaya çıkmıştır denebilir" diyor Hunt ve kültür demokratikleşmesinin, kadının kültür tüketimine katılımıyla gerçekleştiğini belirtiyor. Müstehcen, Arapçada "ayıp, terbiyesizce" anlamına geliyor. Sözcük kökeni olan hücnet ise "soysuzluk, bayağılık, söz ve dil ayıbı" demek. Bunlar müstehcen kavramını çözmekten çok, karıştıran karşılıklar. Çünkü, müstehcen sözcüğünün kendisi gibi yer ve zamana göre değişen etik bağlanımları göreve çağırıyorlar. Havelock Ellis ise, müstehcenin ingilizce karşılığı olan "opscene"den yola çıkmış. Bu sözcüğün Latince kökeninin "scene" yani sahneleme olduğunu, dolayısıyla müstehcenin sahne dışında olan, normal olarak yaşam sahnesinde sergilenmeyen olduğunu savlıyor. Çizgi romanların, aksiyon ve Pornografi filmlerinin "Beyaz dizi", Polisiye ve bilim-kurgu romanlarının, soap opera dizilerinin, futbol maçlarıyla bağlantılı yayınların, pop müziğin ve bu sıralanan alanlar ile akrabalık bağı olan tüm alanlardaki nesnelerin içerik ve estetik değerlerinden daha fazla kullanım değeri içinde yapılanana geniş görkemli anlamsal yapıları birincil konumda bulunur. İlgilenilen konu pornografi olduğunda ise, ortada bir izlenen ve izleyici öznenin karşısında duran bir olgu ya da nesnenin söz konusu olduğu bir düzenekle karşılaşırız. Sözgelimi, dış dünya karşısında mahremiyet koşullarını tümüyle sağlamış bir çiftin sevişmesi bir üçüncü göz tarafından da izlenmiyorsa, pornografi değildir. Çünkü eylem değil eylemin görüngüsü pornografiyi gerçekler. Pornografinin kaçınılmaz unsuru, onun bir " gösteri" olmasında yatar. Diğer gösteri alanlarında olduğu gibi, seyir olgusu pornografik nesnenin alımlanmasında da vardır ama burada izleyicinin "ister istemez röntgenci pozisyonuna itilmiş"liği de sözkonusudur. Röntgenlenmenin nesnesi konumundaki pornografik metin, eylemin öznesi konumundaki izleyici karşısında: Özne-nesne rol değişimini gerçekler. İzleme/izlenilme ekseninde dönenen sunum, mahremiyetin ve röntgenin etik ibrelerini, toplumsal yapılanma çerçevesinde tersine çevirir; gerçekliğin değil, sakatlanmış gerçek imgelerinin bireyin tekil yaşam alanını kuşatması gibi. Gerçekliğin ya da olgunun kendisi değil, iletisi dolaşımdaki yerini alır böylelikle. Pornografik ürünün değerlendirilme kıstası, etik ya da estetik çerçevelerden hangisiyle yapılıyorsa, diğerinde, yanıltıcı yargıların oluşma olasılığı çok daha güçlü olmaktadır. Genelde pornografik nesnede, uyarılma, orgazm, boşalma ve de rahatlama konumlanışlarında düzenli bir akış görülmez. Eylemlerin akış düzenleri kesilip, yeniden başlayarak, pozisyonlar ve eşler değiştirilebilir sürekli. "Sonuç: Başlangıcı ve sonu olmayan bir genel faaliyet karışımıdır." Zaman ve mekan mefhumları da -istisnai durumlar dışşında- işlevlerini yitirirler pornografik metinlerde. Mekan "herhangi bir yerdeki herhangi bir oda olabilir, oyuncuların çevreleri ile ilişkileri yoktur. Hiçkimsenin döşemeyi lekelemek ya da ısıtıcıyı açmak gibi bir endişesi yoktur. Işık hiçbir zaman fazla parlak, müzik volümü fazla değildir. Çiftler hiçbir zaman yastıkların çok sert olması, halıların ayaklarının altından kayması ya da etrafta başka sevişen çiftlerin olması gibi konular hakkında tasalanmak zorunda değillerdir. Herşey kendiliğinden oluşur. Zührevi hastalıkların ve gebeliğin bilinmediği, kadınların hiç adet görmediği bu hayal dünyasında cinsel temizliğe ve doğum kontrolüne yer yoktur. Bu savların ötesinde, müstehcen olarak tanımlanan filmlerin tümünde varolan bir olguyu da öne sürmek gerekli: Bu filmlerde cinsel eylemin başarısızlığa uğrama şansı olmadığına göre, eylemin sonucuna ilişkin merak değil, bizzat eylem öne çıkıyor. Müstehcen olarak tanımlanan filmlerde izleyicinin edilgenliği en üst noktaya ulaşıyor, ne var ki bu olgu da müstehcenlik kavramını açıklamaya yeterli değil. Çünkü tam da müstehcen sayılan filmlerin kullandığı trükler üzerine inşa edilmiş olan, sonuç değil eylemin kendisi üzerine yoğunlaşan "sarı tebessüm" gibi bir filmin müstehcen değil de neden erotik sayıldığını açıklayamıyor. Pornografi, kapsamı içinde olduğu genel dizge cinselliği ya da cinsel edimi, etkileşimde olduğu diğer alanlardan kopararak, indirgenmiş ve daraltılmış bir etkinliğe dönüştürür. Toplumsal ve birey bazındaki duyumsal etkileşimleri ile ve gönderme noktalarıyla oluşan doğal bağlar; "gösteri" sırasında bağlamlarından koparılır. Hazzın yerine "hazzın ikamesi" konularak, şeyleşmiş bir cinsellik gerçeklenir. Cinsel pratiğin kaçınılmaz bir tamamlayıcısı rolünü iyice pekiştiren pornografik nesne, ahlakdışılık ve sistemle çatışmak bir yana, onun tamamlayıcısı rolünü de üstlenir, tüm lanetlenmişliğiyle... Kadınların pornografiye bakışlarında ise bir utanmadan çok, gerilim içine giriş var. Feminist tavır, olguyu bir cinsel saldırı olarak algılarken; kadınlara yönelik zor kullanım ve tecavüzle mücadelenin merkezine oturtur pornografiyi. Kadınlar kimi zaman pornografiyi rahatsız edici ve iğrenç bulurlar. Feminist tavırsa, pornografinin "cinselliği değil, yalnızca erkeğin kadın üzerindeki egemenliğini yansıtan" bir aygıt olduğunu düşünür. Zaman içinde, pornografik metinlerdeki istekli ve güçlü erkek figürünün yanında en az onun kadar istekli, kendinden emin ve uyarılmış bir kadın figürü oluşmaya başlar. Cinsel eylem hiçbir ön oluşum evresi geçirmeden kendiliğinden gerçekleşir. Herkes her an ve her durumda sevişmeye hazır konumda beklemektedir adeta. Bunun yanında, uyarılma ve orgazm arasındaki süreç son derece doğrusal ve hızlıca olur. Feministlerin bu noktadaki bir eleştirisi de hemcinslerine yönelir. Bu metinlerdeki kadınları "kılık değiştirmiş erkekler" olarak tanımlarlar. Çünkü konumlanışlar farklı olsa da, bu metinlerdeki kadınların tavırları, erkek oyuncularınki ile örtüşüm içindedir. Feministleri bir yana bırakırsak, tüm bunlara ek olarak, insan cinselliğinin ayrım noktaları yokedilerek, indirgenmiş bir cinsellik sergilenir pornografik metinlerde. Pornografi kavramının oluşum süreci ve geçirdiği aşamalar gözönüne alınınca cinsellik genel kategorisinden türemiş bir kavram olduğu görülür. Zaman içinde yan-anlamlar, alt-anlamlar ve gönderme yapılan diğer kategorilerle genişletmiştir çapını bu lanetli alan. Bu nedenle; salt cinsel organların genital birleşimi ya da insan bedeninin çıplaklık halinin sergilenmesi oluşturmaz pornografiyi. Çağdaş yaşamın kitle iletişim pervasızlığı içinde, mahremiyet çerçevelemesine dahil olabilecek her oluşum ve bireysel olanın sınırındaki her olgu "gösteri"nin katalizörlüğünde pornografik nesneye dönüş(türül)ebilir. Fallik unsurun vücut bulduğu her nesne pornografik estetiği oluşturabilir. Düzen koruyucunun elindeki Smith-Wesson ya da "haber" spikerinin insanlara doğrulttuğu mikrofonu gibi... Çerçevenin bu denli geniş olması, neredeyse herşeyin " pornografik" nitelik taşımasına yol açabiliyor. İletişim ve gösteri dünyasının bozuşturuculuğuna karşı durabildiğimiz nokta şimdilik burada son buluyor. Oğuz Güven -------------------------------------------------------------------------------- |
||