|
||
| Tarihte Bugün - 13 Aralık *1949- İsrail Kudüs'ü başkent ilan etti. Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra, Eski Kent ve Doğu Kudüs Ürdün'de, Batı Kudüs de İsrail'de kaldı. Kent, BM kararlarına göre ''uluslararası kent'' ilan edilmişti. *1957- İran'da deprem: 2 bin kişi öldü. *1977- Öykücü ve romancı Oğuz Atay, İstanbul'da 43 yaşında öldü. *1979- Şair ve yazar Behçet Necatigil 63 yaşında İstanbul'da öldü. *1995- Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile imzalanan Gümrük Birliği anlaşmasını onayladı. *2004- Şili'nin eski diktatörü Augusto Pinochet'nin, 1970 ve 1980'li yıllardaki ''Akbaba Operasyonu'' sırasında suç işlediği gerekçesiyle evinde gözetim altında tutulmasına ve hakkında yeni dava açılmasına karar verildi Proleterya Diktatörlüğü işçilere savaş açtı 1981 Polonya: Proleterya Diktatörlüğü işçilere karşı “devlet savaşı” açtı. İnanmış ve güvenilir yoldaş komünist general Jaruzelski üç yıl boyunca devam edecek askeri yasaları yürürlüğe soktu ve 10 milyon üyesi bulunan Solidarnoss (dayanışma) sendikasını yok etti. Bu süreçte 10.000’e yakın (komünistler bile gerçek rakamı bilmiyor) aktivist hapsedildi. Bu gün “Dayanışma Günü” olarak anılmaya başlandı. Erdal Eren idam edildi 1980 Sol görüşlü Erdal Eren idam edildi. İdam cezası verildiğinde yaşı tutmayan Erdal Eren'in yaşı asılmadan önce mahkemece büyültüldü. İsyan başlıyor! 1933 İspanya: Ayın 8 ve 13’ü arasında bazı bölgelerde (Andalusia, Aragon, Estremadure) anarşistler ayaklanma denemelerine giriştiler. Bazı köylerde anarşist komünizmi ilan ettiler ve resmi evrakları yok edip, vergiyi kaldırdılar. Fakat bu ayaklanmalar izole edildi ve 10 Aralık’ta hükümet sıkıyönetim ilan ederek, bu bölgelere orduyu gönderdi. Örneğin Casas Viejas’da 87 kişi öldürüldü, bir çok kişi tutuklanarak işkenceden geçirildi ve 700 kişi hapsedildi. Vicdani Ret bir haktır 1917 Danimarka Vicdani Ret’ti bir hak olarak tanıdı. |
||
|
||
| Öykü, roman ve oyun yazarı Oğuz Atay, 1977'de İstanbul'da 43 yaşında hayatını kaybetti. Çağdaş Türk edebiyatında yenilikçi roman anlayışının en özgün örneklerini veren Oğuz Atay, 12 ekim 1934'te İnebolu'da doğdu. Babası hukukçu, bir süre de CHP milletvekilliği yapmış olan Cemil Atay'dı. Ortaöğrenimini Ankara Maarif Koleji'nde tamamladı. İTÜ İnşaat Fakültesi'ni bitirdi. İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi İnşaat Bölümü'nde öğretim üyeliği yaptı. 1975'te doçent oldu. 'Topografya' adlı mesleki bir kitap yazdı. Beyninde çıkan bir tümör nedeniyle, bir süre Londra'da tedavi gördü. 13 aralık 1977'de, bu hastalıktan kurtulamayarak, İstanbul'da hayata veda etti. Atay, son olarak 'Eylembilim' adlı bir roman üstünde çalışıyordu. 'Tutunamayanlar'ı yayımlamasının (1971-1972, iki cilt) ardından, önemli bir tartışmanın odağına yer aldı. TRT 1970 Roman Ödülü'nü kazanan 'Tutunamayanlar'ı, 1973 yılında ikinci romanı 'Tehlikeli Oyunlar' izledi. 1958-1959 yıllarında 'Pazar Postası'nda, daha sonra da 'Meydan-Larousse' ansiklopedisinde çalıştı. Yazılarını 1971'den sonra 'Yeni Dergi' ve 'Soyut'ta yayımladı. Öykülerini 'Korkuyu Beklerken' başlığı altında topladı. Hocası Prof. Mustafa İnan'ın (1911-1967) hayatını romanlaştırarak 'Bir Bilim Adamının Romanı'nı yazdı. 'Oyunlarla Yaşayanlar', Devlet Tiyatroları'nda sahnelendi. Büyük projesi 'Türkiye'nin Ruhu'nu yazamadı. Yapıtları birçok edebiyat eleştirmeni ve incelemecisi tarafından irdelenen Oğuz Atay, 1984'den itibaren bütün kitaplarının tekrar basılmasıyla birlikte Türk edebiyatının en etkili isimlerinden biri oldu. Hakkında yazılan en kapsamlı kitaplar, Yıldız Ecevit'in 'Oğuz Atay'da Aydın Olgusu' (1989) adlı incelemesi ve 'Ben Buradayım...' (2005) isimli biyografisi ile Tatjana Syppel'in 'Oğuz Atay'ın Dünyası' adlı kitaplarıdır (1989). Oğuz Atay, 'Tutunamayanlar'la, küçük burjuva düzenini ve Türk aydınının acıklı güldürüsünü zengin bir roman tekniği ve cesur biçim denemeleriyle anlatmış, Türk romanında yeni bir açılımın öncüsü olmuştur. |
||
|
||
" bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
bir yaz güneşi gibi eritir bu terkedişler bir an duruşu gibi ömrün bitişi gibi veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler. aman aman yandım amman acı yüzler kurşun gibi izler son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda diye haykırtan bir yaşamdır, bir ölümdür onunkisi, unutmamalı, unutulmamalıdır..." "Sizler Pentagon çöplüğünde yetişmiş kanlı katiller. Kapital İmparatorluğunun kapı kulları. Ülkemin ve Halkımın düşmanı çizmeli beyler. Ben halkımın kurtuluş kavgasında ölümü kucaklarken, sizlerin yaşamı zulüm sürsün diyedir. Ben ülkemin aydınlık ufuklarında, yaşam özlemiyle dolu dolu adadım genç bedenimi halkıma. Ama bensiz de sürer bu kavga. Sürecek saltanatınız yıkılıncaya dek ! Yasasin Türkiye Devrimci Komünist Partisi !" 2 Subat 1980 tarihinde, Parti'sinin kuruluş günü yapılan bir gösteride, bir eri öldürdügü iddiası ile gözaltına alınan ve tarihin en hızlı kararı ile henüz 17 yaşında olmasına rağmen idam cezasına çarptırılan ve 13 Aralık gecesi idam edilen Genc Komünist Erdal Eren'i saygıyla ve mücadele ile anıyoruz! Daragacında haykırdığın son sözlerin ve ideallerin için mücadele sürüyor sürecek! |
||