|
||
| Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'dan gelen heyeti kabulünde "ana dilde eğitim" gerilimi yaşandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır Ticaret Sanayi Odası, Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Ticaret Odası, Diyarbakır Tabip Odası ve Diyarbakır İşadamları Derneği’nin de aralarında bulunduğu 17 sivil toplum kuruluşunu TBMM'deki makamında kabul etti. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ve AKP Diyarbakır milletvekillerinin de katıldığı görüşmede Başbakan Erdoğan’a Diyarbakır’ın ve bölgenin sorunlarını içeren bir rapor sunuldu. ANA DİLDE EĞİTİM SADECE AZINLIKLAR İÇİN Başbakan Erdoğan, heyette bulunan sivil toplum kuruluşları başkanlarının bölgeye ilişkin görüş ve önerilerini dinledi. Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, bölgeye ilişkin görüşlerini aktarırken bölgeye yönelik hazırlanan paketlerin sadece ekonomik içerikli olduğunu söyledi. Tanrıkulu, bölgedeki sorunun sadece ekonomik değil siyasal yönünün de bulunduğunu anlattı. Bu sırada Başbakan Erdoğan Tanrıkulu'dan örnek vermesini istedi. Tanrıkulu da ana dilde eğitim ve kamusal alanda ana dilde hizmet alma hakkının Türkiye’de bulunmadığını söyledi. Bunun üzerine kabulde ortam bir anda gerildi. Tanrıkulu'nun bu sözleri üzerine Başbakan Erdoğan, “Ana dilde eğitim sadece azınlıklar içindir. Onlara da kurs açılır” diye konuştu. Erdoğan, Tanrıkulu'na Almanya’da yaşayan Türklerin durumunu örnek gösterdi. TOPLANTIYI TERK ETTİ Erdoğan'ın bu örneği vermesi üzerine Tanrıkulu, oradaki Türklerle Türkiye’de yaşan Kürtlerin karıştırılmaması gerektiğini belirtti. Bu diyaloglar görüşmenin daha da sertleşmesine neden oldu. Erdoğan, Tanrıkulu'nun bu sözlerine sert yanıt verdi ve “Yalan konuşuyorsun, sen dürüst değilsin” dedi. Tanrıkulu da “Ben dürüstlüğümü kimseye ispatlayacak değilim. Bana hakaret edemezsin” diyerek toplantıyı terk etti. Tanrıkulu'nun toplantıyı terketmesi görüşmedeki gerilimin doruk noktasına çıkmasına neden oldu. Görüşme Tanrıkulu'nun ayrılmasının ardından yaklaşık 20 dakika sonra sona erdi. Görüşmenin bitiminden sonra heyette yeralan Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, Baro Başkanı Tanrıkulu'nın koluna girerek bir süre konuştu. Yaklaşık 1 saat süren görüşmenin ardından heyette yeralan sivil toplum kuruluşları başkanları ile milletvekilleri gazetecilere bir açıklama yapmadı. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8650218.asp?m=1 den alıntıdır. Son gelen haberlerde Diyarbakır demokrasi platformu, Sonraki görüşmeleri sahiplenmeyeceklerini açıkladı. İHD, TMMBO diyarbakır şubeleri de heyetten çekildiklerini açıkladılar. |
||
|
||
| İşte bu da bir süre önce "ülkemizde Kürt sorunu var" diyen ve kürtlerden oy kapmak için onları alet eden başbakanımız. Her şeye kuşkuyla bakmaya başladık artık ve bu haberi okuduğumda da aynı düşünce depreşti. Başka basın kuruluşlarında da okuduğum bu haber doğruysa eğer, yine şaşırtmadıkları için sevinmeli miyim üzülmeli miyim bilmiyorum. Ama ben artık şaşırarak sevinmek istiyorum, bu ülke ve halklar adına. |
||
|
||
| Başbakana kendi özgürlüğü mevzubahis olunca kartal kesilmek, Başkasının hakkı olunca konu tilki kesilmek yakışmıyor. İktidarın tahammülü var mı? yok Muhalefetin tahammulü var mı? Yok Halkın tahammülü var mı? O da yok. O tahammülün sınırlarını kullanmak isteyen var mı, sürüsüne bereket. ............. Bu gerilim çok şeyler kaybettiriyor. Şu ortamda kimse "anadilde eğitim bişey mi kaybettirecek, gerçekten gerekir mi" diye sormuyor. Acaba altında ne var diye düşünüyor herkes, Kimbilir daha kaç yıl her olayın altında başka ergenekonlar, türlü türlü senaryolar aramaya devam edicez. Ortam biraz daha sakin olsa, daha yumuşak olurdu diye umuyorum. |
||
|
||
| yani belkide bu tür siyasi kararlar konunun yumuşamasına sebep olabilirdi,bir yandan da düşünüyorum acaba kamusal alanda kürtçe hizmeti her hangi sorun teşkil edermi?büsbütün kürtleri toplumdan izole edermi?daha büyük sorunlar yaratırmı? | ||
|
||
Başbakana kendi özgürlüğü mevzubahis olunca kartal kesilmek, Başkasının hakkı olunca konu tilki kesilmek yakışmıyor. İktidarın tahammülü var mı? yok Muhalefetin tahammulü var mı? Yok Halkın tahammülü var mı? O da yok. O tahammülün sınırlarını kullanmak isteyen var mı, sürüsüne bereket. ............. Bu gerilim çok şeyler kaybettiriyor. Şu ortamda kimse "anadilde eğitim bişey mi kaybettirecek, gerçekten gerekir mi" diye sormuyor. Acaba altında ne var diye düşünüyor herkes, Kimbilir daha kaç yıl her olayın altında başka ergenekonlar, türlü türlü senaryolar aramaya devam edicez. Ortam biraz daha sakin olsa, daha yumuşak olurdu diye umuyorum. Beyefendi hazretlerinin keyfine mi bakacağız yani? Adam bir başbakan, yani yürütmenin başı. Bu işi yapamıyorsa ki buna toz kondurmuyor, çeksin gitsin. Siyasette şu önemli şu önemsiz diye bir şey yok. Bu heyet çok uzun tartışmalar sonucunda bir anlamda barış ve uzlaşı elinin uzatılmasıydı. Adamdaki keyife bak; baro başkanının gözünün içine bakarak "sen yalancısın" diyor. Orada o şahsi çıkmamış ki, Diyarbakır demokrasi platformunun girişimi ve desteğiyle çıktılar oraya. Cumhur başkanı ve siyasi liderlerle de görüşeceklerdi. yukarıda belirttiğim gibi bu gelişmeler üzerine demokrasi platformu görüşmenin kesilmesi isteğinde bulundu. ve bundan sonraki gelişmeleri sahiplenmeyeceğini açıkladı. |
||
|
||
| "Beyefendinin keyfine bak" diyen kim.. Hareketi doğru demedi, yakışmadığını söyledim.. Gidilmeli üstüne, Ama şu zamanda, cesaret edebileceğini sanmıyorum. |
||