|
||
| Seyrek olmakla beraber üzüntüyle işitiyoruz ki, milletin tarihini okumamış veya millî histen mahrum kalmış olması lâzım gelen bazı kişiler, yabancıların aleyhimizde ileri sürdükleri ithamları reddetmedikten başka, vatanlarını kabahatli göstermekten çekinmiyorlar, bu gibilere lânet! > M.Kemal ATATÜRK < Sağa mı sola mı ? Nereye gideceğiz ? Herhalde sağa değil. Çünkü insanlar, fikirleriyle, siyasetleriyle, ilimleriyle, devamlı olarak aksi istikameti takip ediyorlar ... Gazi Mustafa Kemal Atatürk 6-8 Mart 1921 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün Hakimiyet-i Mİilliye gazetesinde yayınlanan sözüdür. Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlıbaşına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir. (1922) Türk milletinin kuruluşunda etkili olduğu görülen tabiî gerçekler şunlardır: a) Siyasî varlıkta birlik. Dil birliği. C) Yurt birliği. D) Irk ve menşe birliği. E) Tarihî karabet. F) Ahlâkî karabet.1930 Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. 1930 Egemenlik, hiçbir mâna, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve işarette ortaklık kabul etmez. 1922 Kuvvet birdir ve o milletindir. 1937 Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmağa mahkûmdurlar. 1929 Politikacılara ; Memleket tam bir biliğe muhtaçtır. Sıradan politikacılarla milleti parçalamak. (1925) İKTİDARA MEMLEKET HİZMET ETMEK İSTEYENLER AÇIK KALPLİ OLMALIDIRLAR.AÇIK SÖYLEMELİDİRLER.MİLLETE ,MİLLETİSEVK VE İDARE EDN İNSANLAR AÇIK KALPLE GÖRÜŞMELİDİRLER.YAPILACAK ŞEYLER OLDUĞU GİBİ İFADE OLUNMALIDIRLAR .YOKSA BOŞ LAFLARLA MİLLETİ ALDATMAK BOZMAK DEMEKTİR.PRENSİBİMİZ DAİMA MİLLETE GERÇEKLERİN SÖYLENMESİ OLMALIDIR. ANCAK BU USUL MİLLETİ AYDINLATABİLİR.MİLLETE GERÇEĞİ AÇIKLAYAN KENDİLERİ DE ALDANMADIKLARINDAN EMİN OLMALIDIR. ARKADAŞLAR !BENİM BÜTÜN HAYATIMDA İZLEDİĞİM YÖNTEM BUDUR :!: (1923) Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin , hiç kimseyi aldatmayacaksin ; memleket için gerçek idealin ne ise onu görecek , o hedefe yürüyeceksin . Herkes senin aleyhinde bulunacaktır ; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır ;önüne sonsuz engeller yığacaklardır , Fakat ; sen bunlara dayanıklı olacaksın . Kendini büyük değil ,küçük , zayıf , vasıtasız hiç kabul ederek , kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak , bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyuüksün derlerse söylenenlere güleceksin . M. K. ATATURK ATATÜRK'E GÖRE ATATÜRK İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur! *** Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir. *** Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir. *** Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar. *** Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur. *** Pekâlâ bilirsiniz ki benim bütün hayatımda bu ana kadar güttüğüm gaye, hiçbir vakit kişisel olmamıştır. Her ne düşünmüş ve her neye girişmiş isem, daima memleketin, milletin ve ordunun adına ve menfaatine olmuştur. Hiçbir zaman şahsımın üstünlüğünü ve sivrilmemi göz önüne almamışımdır. *** (Çevresindekilere söylediği bir söz) : Beni övme sözlerini bırakınız; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin! *** Allah bilir, hayatımda bugüne kadar orduya faydalı bir üye olabilmekten başka vicdanî bir emel edinmedim. Çünkü vatanın korunması, milletin mutluluğu için her şeyden evvel ordumuzun, eski Türk ordusu olduğunu dünyaya bir daha ispat lüzumuna çoktan inanmış idim. Bu inanca ait emellerimin şiddeti, ihtimal beni pek ziyade aşırı davranışlı göstermişti. Fakat zaman, saf ve temiz dimağlardan doğan fikrî gerçekleri kabulünden çekinilse dahi uygulattırır. *** Bütün vazifelerin üstünde bizim de bir vicdanî vazifemiz vardı; o da, herkesin sudan bir takım vazifeler yaptığı sırada hayatımızı, varlığımızı bu milletin bağrına sokarak, onlarla beraber düşman karşısında uğraşmak olmuştur! *** Biz, eğer millet ve tarih önünde herhangi bir hata işliyorsak, bunun sorumluluğunu vicdan ve sağduyumuzda hissetmekten ve ödemekten, hiçbir zaman çekinecek insanlar değiliz. |
||