SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sinema

Konu: Being John Malkovich

Sayfa: [ 1 ]

MrsBrown 07.04.2008 16:22:15
Being John Malkovich

Yönetmen : Spike Jonez
Senarist : Charlie Kaufman
Oyuncular : John Cusack, Cameron Diaz, Catherine Keener, John Malkovich, Orson Bean ...

Konusu : Bir kuklacı, para kazanmak için çalışmaya başladığı ve 7,5. katta olan işyerinde, gizemli bir kapı bulur. Bu kapı, gireni, 15 dakikalığına John Malkovich' in beynine götüren bir geçittir. Ölümsüzlüğü bu biçimde elde etmekle yetinen bir takım ihtiyarlar kapıdan haberdardır. Ama kuklacı, muhteşem iş arkadaşı Maxine ile, ve tabii ki Maxine' in önerisiyle, bu işi ticarete döker.

Kuklacıyı John Cusack, karısını Cameron Diaz oynuyor. Maxine ise Catherine Keener.

Bu filmi, ağır psikolojik bir film zannediyordum. Değilmiş. Reklamını yaparlarken "brilliant comedy" demişler. Brilliant kısmı, senaristi Charlie Kaufman' ın hatırına kabul edilebilir. Bu  senaristin, "Adaptation" adlı bir filmini daha izlemiştim. ( Çoğunluğun bildiği, "Eternal Sunshine of the spotless mind" da onun.)
Being John Malkovich'te de, Adaptation' da olduğu gibi, kahramanların hiç biriyle özdeşleşmeme, ufacık bir yakınlık hissi uyanmamasına rağmen, sıkıntı hissettim. Bazen de kapana kısılmış gibi. Ki sanırım bu da, seyirciyle çok iyi oynadıkları anlamına geliyor. Ya da, insan hikayelerinden çok durum hikayesi gibi bir şey mi anlatıyorlar acaba?

Kolay kolay akla gelmeyecek şeyler vardı. Ama tuhaflığın çoğu cinsellikle ilgiliydi. Kuklacı ve karısının, aynı kadına aşık olması, o kadınla, John Malkovich aracılığıyla sevişmeleri, kadının hamile kalması ama bebeğin babası olarak kuklacının karısını kabul etmesi gibi. ("brilliant comedy" denilen yer burası mıydı acaba?)
John Malkovich' in bilinçaltına da indik. Hatta bir ara, kuklacının karısının baktığı maymunun çocukluğuna da gittik.

"Bir insan kendi beynine girerse ne olur?" sorusu, basitçe yanıtlanmış. Maxine' in kayıtsızlığıyla ; "Göreceğiz". Gördük. Her yer Malkovich.
"Bir süreliğine başkası olmak nasıl bir his?". Bu filme bakarak, cevabı , "sevişiyorsun işte" ya da "o kişiyi dikizliyorsun, BBG gibi" diye verilebilir.

Kısaca bilmiyorum. Bilen anlatsın. Ben gene oyunculara takıldım. Maxine ne muhteşemmiş. Saydam gibi, bedeninin inceliği ve güzelliği, gülüşünün kocamanlığı. Kayıtsızlık ve bencillik ve çıkarcılık bu kadar mı yakışır bir insana?
Sonra Cameron Diaz. Kadın çirkin aslında, ben zaten biliyorum Tongue Filmlerinde güzelleştiriyorlar. Burda, nerdeyse makyajsız, ışık hilesiz yüzü ve tülermiş saçıyla, çirkin çıkmış karşımıza. Kara filmde de oynatıyorlar, böyle değişik filmlerde de. Romantik komedi yıldızı olmamasını seviyorum.
John Cusack iyidir ama bu filmde, künyede öyle yazmasına rağmen,  başrol oyuncusu değildi.

Bitti.

...σzαη... 07.04.2008 16:35:49
güzeldi ve izlettigim kimse begenmemisti,sonunda bu ne lan böyle demislerdi ama mutluydum ...

kendimi seviyorum ben ...

Ruler of the Ruins 07.04.2008 20:36:58
Maxime, genel olarak oyuncuların silikliğine kontrast oluşturacak şekilde çok coşkulu işlenmişti, aslında filmle ilgili dikkatimi en çok çeken şeyde, aynı pisliğin içinde debelenmelerine rağmen maxime'in bokun içindeki göz alıcılığıydı..

Aslında güçsüz olanların, güçle ittifak kurmayanların ve kararsız yapıdakilerin yaşamaya hakkı yoktu çünkü güce itimat eden iki tarafta dövüşmenin ve hayatta kalmanın kanunlarını önceden kabul etmeliydi..

Belki alakasız bir çıkarımdır ama filmin bana hissettirdiği buydu, acınacak ve empati kurulacak bir karakterin olmayışındandır belki, nebileyim Smiley




Sayfa: [ 1 ]