|
||
| İnsan zaten çevre dediği gözlerce kuşatılmış ,bireyselliğini keşfettikçe yabancılaşarak kopma sorunuyla boğuşan bir yaratıkken aman aradan biri hattı geçmesin diye sosyolojik kanunlarla insanın toplumsal yapısını garantiye almak yönüne sosyoloji ,toplum içinde insanı anlamaktan daha çok değer veriyor bence. Bu sizi hiç işkillendirmiyor mu? Sosyolojik ağın teorilerle derinleştirilmesi ve kırılacak zincirlerin ağırlıklarını artırması.. |
||
|
||
| Bence sosyoloji insanı çevrelemek yerine O'nu tanımlıyor. Yani bir sosoyojik bakış açısı, daha önce yaşamış bireylerden yola çıkarak durumu anlamaya çalışıyor. Zaten bir belirlemenin sözkonusu olmasını da beklememek gerek, çünkü insanın geleceğini de koşulları belirliyor ve bu koşulların nasıl değişeceğini önceden bilmek de olası değil. Değişen koşullara uyum sağlama sürecinde insanın sosyoljik haritası da kendiliğinden çizilmiş oluyor. |
||
|
||
| Sosyoloji bireyleri kategorize etmenin ötesinde kuramsal kurallar dayatır. Yani bir ne vi boynundaki zincirin basit ve bence zayıf bir halkası... | ||
|
||
| Bence kuralları dayatan din ve ahlak gibi kavramlardır. Sosyoloji bu kavramların insan yaşamındaki sonuçlarıyla ilgilidir. Yani sosyoljik kurallara uymak için değil, bu kavramların baskısına göre yaşamımızı belirliyoruz. | ||
|
||
| Toplumsal biraradalık egosu ahlak,din ,sanat ya da herhangi bir şeyi kullanabilir ama amaç aynıdır,amacı hazırlayan güdüler-içsebeplerde. |
||
|
||
Alıntı Bence kuralları dayatan din ve ahlak gibi kavramlardır. Sosyoloji bu kavramların insan yaşamındaki sonuçlarıyla ilgilidir. Yani bir sosyoljik kurallara uymak için değil, bu kavramların baskısına göre yaşamımızı belirliyoruz. Bence tam değil...sosyoloji insanın toplumsal faaliyetini anlamlandırma ve tanımlama çabası olarak din ve ahlak gibi belirleyici engelleyici etkenlere temel oluşturmaktadır. İnsanın asla öngörülemeyen kaotik eylemliliği bir yana sosyolojinin bu tanımlama ve anlamlandırma çabası bile toplumsal yaşamda zihinlerin manüple edilmesi, kaotik gerçekliğin basite ve kurallara indirgenmesi bakımından başlı başına engelleyici bir rol oynar.sağlıcakla, -_- |
||
|
||
Alıntı Bence sosyoloji insanı çevrelemek yerine O'nu tanımlıyor. Yani bir sosoyojik bakış açısı, daha önce yaşamış bireylerden yola çıkarak durumu anlamaya çalışıyor. Zaten bir belirlemenin sözkonusu olmasını da beklememek gerek, çünkü insanın geleceğini de koşulları belirliyor ve bu koşulların nasıl değişeceğini önceden bilmek de olası değil. evet sosyolojinin yönlendirici olmaktan çok durum tahlili yapmak ve toplum mühendisliğine veri sağlamak gibi işlevleri oluyor.Değişen koşullara uyum sağlama sürecinde insanın sosyoljik haritası da kendiliğinden çizilmiş oluyor. toplumu şekillendiren şey evrimsel süreç daha çok. tabii evrimsel süreçte rol alan güçler. sosyoloji teşhis amaçlı bir bilimden öteye gitmiyor. kim kullanırsa onun işine yarar. |
||
|
||
| bence bireyselliği kırpmak değil de ortalama almak gibi. yani sen bir toplumdaysan, o toplumun tamınlandığı değerlere, kurallara vs. uymuyor olabilirsin. zaten genelde bunların hepsine uyan biri de yoktur. ama herkesin ortalamasını alırsan bir toplum hakkında rahat konuşma, onu daha ii anlama şansına sahip olursun. bir bireye bakarak bunu yapamazdın |
||
|
||
| Burada şöyle bir soru karşımıza çıkıyor. Bireysel evrimini tamamlamış, kendisini aydın olarak niteleyen insanların bir araya gelmesiyle mi toplumsal bilinç oluşuyor? Yoksa ortalama insanların aynı şeyleri düşünmesiyle mi? Genelde aydın sayısının az olması, toplumun yerleşik kurallarına aykırı düşünceler ortaya atmaları, toplumun ilerisinde olmaları, aydınları dikkate almama sonucunu doğuruyor. |
||
|
||
| güzel bir sanat dimi değerli dostlarım | ||