SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Görsel

Konu: Seçim

Sayfa: [ 1 ]

03.01.2005 02:23:48
Önünde çeşitli özellikleri olan tablolar var .Hayal et.

Biri resmi şekillendirme yeteneği üst düzey biri tarafından çizildi.Çizgiler olağanüstü düzgün.Renkler muhteşem bir uygunluk içinde.Her şey gerçek gibi büyüleyici.Ancak anlamsal ya da zekasal derinlikten yana fakir.

Diğeri yeteneksiz bir ressamın elinden çıkma .Ama anlam olağanüstü ve ilettiği fikir çok derin.Daha önce duyulmadık bir yüzünü hayatın ortaya çıkarmış.Ve bu fikir resimdeki acemiliğin sırıtmasına rağmen sana geçiyor.Öte yandan pratik zekayı yansıtır buluşlardan da yoksun.

Üçüncü resimde zeka var.Sadece zeka.Ama dehşete düşürücü bir zeka.İlgi çekici  buluşlarla resimsel tekniklere çağ atlatmış.Ama sadece bu var.

İçinden birini sanatsal yetkinlik açısından seçmen gerekse hangi tabloyu hangi gerekçelerle seçerdin?

torq 03.01.2005 02:35:01
Bir şeyin anlamsal ya da zekasal derinlikten yana fakir olup olmadığının ölçüsü nedir ? Başka bir deyişle bir resimde sadece zeka olduğunu neye göre belirliyorsun ? Öte yandan sanatsal yetkinliğin tanımını nasıl yaparız ? Tek bir tanımlama ile bir resmi niteleyebilir miyiz ?

Çok bilinmeyenli bir denklemi çözmeye çalışmak gibi bir çaba sanki. Sanat zaten kendi başına bilinmeyen bir kaos bence. Hiç bir ölçüsünün de olabileceğini sanmıyorum.

Bir ressamın yaptığı resmi 50 yılı önce ve sonra değerlendirmeye çalıştığında hiç bir şekilde tutarlı yorum yapma olanağın olmaz. Ancak bir şeyin güzel olduğuna kitlelerin karar vermesi halinde klasik  tanımlaması sonucunda o şeyin değeri ortaya çıkıyor. Doğal olarak arz ve talep de fiyatını belirliyor.

Bence bu kadar bilinmezliğe göre tek bir yanıt zor. Sence ?

03.01.2005 02:47:54
Yoo aslında zor değil.Çünkü sanatı tanımlamak gibi derin ,kaoslu bir işe girişilmesini öngörmüyor.

Sanatsal her hangi bir yapıtı anlamlandırırken buluşa,anlama ya da yetkinliğe kişi daha fazla ağırlık verir genelde.

İşte bu seçim o resimden esas bekleneni yani sanattan esas anlaşılanı açığa çıkarır.Bütün tanımlar eserle karşı karşıya kalan insan için artık geçersizdir.O fikirleriyle münkün olduğunca incelmiş içsel eğilimine göre birşeyleri diğeri arasından seçer.

Bu seçimi kavramlaştırırken çeşitli bahanelerle daha çetrefil sonuçlar çıkartabilir.

Oysa kaosu kelimeler değil anlam yaratır.

Anlam içinse önce soyunmak gerekir.

Özellikle görsel sanatlarda insan özüne karşı daha savunmasızdır.

Bu anlamda evet,zor da bir soru.Çünkü cevabında aslında sanat dediimiz şeye prim vermediğimiz de çıkabilir. Smiley

03.01.2005 02:55:14
Sanatın teknik olarak bölünüp ayrıştırılması, bütünlüğün verdiği doyumu kaçırmamıza neden olur gibi geliyor... Yani içeriği yoğun bir tabloya bakarken nasıl ki tekniği esgeçebiliyorsak; aynı şekilde anlamsızlığı ön plana çıkan bir tabloda tekniği hayranlıkla izleyebiliriz sanki...

torq 03.01.2005 03:03:41
Bence burada estetik, yani güzellikle ne kadar ilgilendiğimiz ölçüt olabilir. Yani bir resmi ya da heykeli yapan kişiye duyduğumuz saygı, sanata ne kadar prim verdiğimizin ölçüsüdür. Aksi durumda, kişiden kişiye sürekli değişen bir kavram için ölçü bulmamız olanaksız olur.

Öte yandan sanatı bireysel bir dışavurum olarak değerlendirirsek, sanatçının beyninin ürünü olan her şey, yaşanılan ya da düşünülen ya da hayal edilenin yansıması olacaktır. Böyle bir durumda  o kişinin neyi anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışmaktan başka yol yoktur. Böyle bir çabanın da, o nesneyi algılayanın geçmişiyle doğrudan bağlantısını kurmak ve buna göre değerlendirmek zorunluluğu anlamına geldiği açıktır.

Örneğin bir ressam (diyelim ki Goya) yaptığı resmin neyi ifade ettiğini kendisi ne kadar biliyordu ? Yani kendi içinden gelen sese göre tuvalde birtakım imgeler oluşturduktan sonra, o resme bakan her kişi kendi dünya görüşüne göre bir yorum yapmak zorunda değil mi ? Resme her bakan kişi sayısı kadar yorum yapılamaz mı? Ama ressamın kendisi de ne kadar etkeninin bir araya gelerek bir düşünce oluşturduğunu, o düşüncenin de hangi etkenlerle tuvale yansıdığını bilmesi olası değildir.



 

03.01.2005 03:27:19
Sanırım ben "en çok" anlamdan etkileniyorum,çünkü sanatın en özgün ayrılışı zanaatkarlıktan anlamda yoğunlaşıyor.

Öte yandan tekniksel bir buluş anlamsal bir biçime de dönüşüyor.Ve ya işlevsel bir yetkinlik anlamın derinliğini sağlıyor.

Sonra girift yapısında sanatın gene anlam ön plana çıkıyor..

Hep bir yerde bir şekilde onun için olduğunu itiraf ediyor sanat.

Plastik sanatlar bu üç öğeden herhangi birine verdiği öneme dayanan akımları yaratarak aslında ilgli kavramları hem  pratikte iyi işledi hem de aynı gayreti parçalanışı sona erdirmek için de harcadı.Üstelik bunu estetiksel zaafların en tetiklendiği alanda yaptı.

Resimde anlamın çok boyutluluğunu izlemek üstelik daha kolay.

Resimde anlam konudur,tekniktir,fırçanın izleridir,çizgidir,renklerin uyumu ve ya savaşıdır ,konunun ifade edilişidir vs.Ayrı ayrı bunları maddesel olarak neredeyse yakalamak mümkündür.

Öte yandan gene de anlama insanı çekmek görsel alanda  daha zordur.Anlam olan biçim,biçim olan anlama dönüşür.

En sonunda sadece biçim kalır.Hatta biçim bile görülmez .Sadece simetri kalır.

Bu da insanın sanatı sınanması için fırsattır.Estetik dediği  bugün farkında olmadan iyi hesaplanmış düzgünlüklere,simetrilere düşkünlüğü mü yoksa oranlanan öğelerin çözülmesini iddia ettiği kadar önemsiyor mu?

Anlam var mı yani..hatta.
 

kelime 15.05.2008 00:04:33
seçim sonuç mudur yoksa sonuç öncesindeki karar anı mıdır ?

son tango 15.05.2008 00:16:23
sofie ye sormak lazım bence..


Sayfa: [ 1 ]