SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Ekoloji

Konu: Rachel Carson / İlk-lerden,,,

Sayfa: [ 1 ]

03.04.2008 12:57:35
Rachel Carson (1907-1964)

1992’de önde gelen bir grup Amerikalı bilim adamı Rachel Carson’un Silent Spring (Sessiz Bahar) kitabını son 50 yılda yazılmış “en önemli kitap” olarak ilan etti. Bu olay Amerikan tarihindeki sıra dışı olaylardan biriydi. Nedeni ise şuydu: Carson, 1962 yılında yayınladığı bu kitabıyla tek başına sanayi toplumu ile işbirliği yapan bilimin kara yüzünü göstermeye muvaffak olmuş ve insanları çevreye sahip çıkma konusunda uyarmıştı.

Carson’un kitabının etkisi sadece çok dikkatli seçilmiş kelimelerden, dengeli üslubundan, doğaya ve insana olan saygısından gelmiyordu. Kendisi de meslekten bir bilim kadınıydı. Meslektaşlarının görmezden geldikleri veya görmek istemedikleri şeyleri yazmıştı. Çağdaş insanın adeta bir din gibi bağlandığı, onun temsilcisi olan bilim adamlarına da bir ermiş gibi inandığı bilimin karanlık yüzüne ışık tutmak istiyordu. Bu nedenle bazı kimyasalların doğa ve doğadaki hayat üzerindeki etkisini etkili bir üslupla dile getirdi. O kimyasalların hayatımız ve çevremiz üzerindeki etkilerini yazarken birçok bilim adamı sessiz kalmış, hatta onu kınamışlardı.

Carson, Silent Spring kitabını yazarken bu küçük kitabın yapacağı etkiyi hayal bile edememiş olmalı. Çünkü kitabın yayın tarihi adeta modern çevreciliğin de başlangıcı oldu. Hâlbuki kendisi kitabın yayınlandığı 1962 den 2 yıl sonra mütevazı bir şekilde vefat etmişti.

Carson 1907 de ABD’nin Pennsylvania eyaletinde bir çiftlikte dünyaya gözlerini açtı. Çocukluğu bu çiftlikte geçti. Bu nedenle çocukluğundan itibaren ormanları, nehirleri, dağları, ovaları; hayvanları, kuşları, böcekleri, balıkları, kısacası tüm biyolojik zenginliğiyle çevreyi yakından tanıdı.

Ormanların büyüklüğünü seyrediyor, kuş ve böcek korolarının verdiği resitalleri dinliyor ve mutlu oluyordu. Ya nehir ve dereler! Hala içinde çeşit çeşit balıklar ve yüzlerce canlı türü yaşıyordu. Carson, dünyamızın tıpkı bir ev gibi olduğunu ve ekolojik bir sistemin varlığını keşfetti. Dahası bir ev gibi olan dünyamızda işler yolunda idi.

Zorunlu eğitimini tamamlayan Carson bununla yetinmedi. Çok sevdiği doğayı ve çevreyi daha yakından tanımak için Biyolog olmaya karar verdi. Deniz Biyolojisi konusunda ünlü John Hopkins Üniversitesinde master yaptı. Bir bilim kadını olarak Maryland Üniversitesinde Hayvan Bilimleri hocası olarak ders verdi.

Carson çevremizin gittikçe kirlendiğini ve bozulduğunu; hayvan türlerinin yok olmaya başladığını görmeye başladı. Buna dur demek ve insanları uyandırmak ve uyarmak için bir kitap yazmaya karar verdi. Carson’un daha önce yazdığı Etrafımızdaki Deniz ve Denizin Ucu adlı kitapları çok satılan kitaplar listesine girmiş ve ona ekonomik bağımsızlığını kazandırmıştı. Resmi görevinden ayrıldı ve kendini çok sevdiği yazmaya verdi.

Silent Spring kitabına tipik bir Amerikan kasabası tasviriyle başladı: Bir zamanlar bir kasaba vardı. Etrafı hayat dolu çiftliklerle sarılıydı. Ormanlarında binlerce kuş ve böcek tütünün şarkı söylediği; nehir ve derelerinde binlerce canlının yaşadığı bir kasaba. Tarlalarından çeşit çeşit sebze ve meyvenin yetiştiği bu kasabada insanlar sağlıklı bir şekilde huzur içinde yaşamlarını sürdürüyorlardı.

Ancak aniden her şey değişmeye başladı. Etrafta yaban hayvanlarının, kuş ve böceklerin ölmeye başladığı görülmeye başlandı. Balıklar su yüzüne vuruyordu. Ancak bilim adamları dâhil, birçok kişi bunu görmezden gelmeye ve hiç bir şey yokmuş gibi günlük yaşamlarına devam ediyorlardı.
Carson durumu anlamıştı. Sanayi kuruluşlarının ürettiği kimyasal atıklar yanında, günlük hayatımızda kullandığımız bazı ilaç ve kimyasalların sonuçlarıydı bunlar. O zamanlar DDT çok yaygın olarak kullanılıyordu. Carson hemen harekete geçti. Kimya sanayini kamuoyunu yanlış bilgilendirmekle ve kamu görevlilerini de “kârdan başka bir şey düşünmeyen” büyük şirketlerin dediklerine körü körüne inanmakla suçladı.

Daha sonra ABD Balık ve Yaban Hayatı servisinde bir iş buldu. Hem çalışıyor hem yazıyordu. Deniz hayatıyla ilgili yazdığı üç kitaptan sonra resmi işinden ayrıldı. Kitaplarından kazandığı para ona ekonomik bağımsızlığını kazandırmıştı. İşte meşhur kitabını bu sıralarda yazmaya başladı.

1994’te kitabın 34 baskısı yapıldı. Dönemin ABD çevreci Başkan Yardımcısı Al Gore kitaba yazdığı girişte şöyle diyordu; Seçilmiş bir başkan yardımcısı olarak Silent Spring’e giriş yazmak mütevazı bir tecrübe. Zira Carson’un kitabı “düşence gücünün politikacıların gücünden daha büyük olabileceğinin en iyi delili”. Carson kitabını yazdığında çevre ve çevre sorunlarından kimsenin haberi yoktu. Dahası dev kimya endüstrisi ve hatta meslektaşları onun karşısındaydı. Ancak o kalbinin derinliklerinde yer eden “tabiat sevgisi” uğruna mücadelesine girişti.

Carson’un kitabından bazı alıntılar NYT’ de yayınlanınca, ona karşı koro halinde bir yıpratma kampanyası başlatıldı. Bilim karşıtı olama ve aşırılıkla suçlandı. Kadınlığı öne çıkarılarak, eleştirildi. Kimya endüstrisince cömertçe desteklenen sözde bilim adamları bu mütevazı bilim kadınını bilim adına sert ve kabaca eleştirdiler. Delillerini yetersiz ve dayanıksız olmakla itham ettiler. Time dergisi bile “duygusal bir üslup kullandığını” vurgulayarak onu eleştirdi. Kimya Sanayi kitabı derhal yasaklanmaya ve ortaya koyduğu bilimsel gerçekleri de çürütmeye ve hatta yalanlamaya çalıştı.

CBS televizyonu Carson’un “nehirlerin ölümüyle ilgili bilimsel bulgularını bir saat süren bir yayınla kamuoyuna duyurduğunda, kimya sektörü atıklarını hâlâ ülkenin su rezervlerine boşaltıyordu. Kitap, halktan saklanan gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya, başta kimyasal atıklar olmak üzere, sanayi atıklarının sularımızı ve hayatımızı nasıl etkilediğini net ve etkili bir şekilde ortaya koymuştu. Kitap aylarca en çok satılan kitaplar listesinde kaldı. Hâlâ basılmaya devam eden kitap, çevre konusundaki klasik kitaplardan biri oldu.

Carson, doğadaki her şeyin birbirine bağlı ve bağımlı bir sistem olduğunu özellikle vurguladı. Etrafımızdaki alemde bir arıza veya hastalık meydana geldiğinde tüm sistemin bundan zarar göreceğini delileri ile ortaya koydu. Bu nedenle etrafımızdaki tüm faaliyetlere dikkat etmeli, eko sisteme ve bize zarar veren her şeye karşı çıkmalıyız dedi. Zaten çağdaş çevrecilik de bu değil mi? Bir tek dünyamız var.

Kitabın bu kadar etki yapacağını önceden kestiremeyen Carson bir arkadaşına yazdığı mektupta “canlı ve yaşayan dünyanın güzelliği ile ona duygusuz ve zalimce yapılanlara karşı duyduğu öfkeden” bahsediyordu. Bu güzelim dünyayı tahrip edenleri, ekolojik dengeleri bozanları affedemiyordu.

Carson kitabını yayınladıktan iki yıl sonra meme kanserinden vefat etti. Son bilimsel araştırmalar kimyasal maddeler ile kanser arasındaki bağlantıyı net olarak ortaya koymaktadır.

ABD Çevre Koruma Kurumu bile bu kitabın oluşturduğu bilinçle kuruldu. Bir tek bilim kadının çevre ve çevremizdeki canlıların korunmasıyla ilgili çabaları böylece kurumsallaşmış oldu.

Carson’un amacı zehirli günlük hayatımızda çok sık olarak kullandığımız kimyasal atıklar konusunda insanları uyarmak ve uyandırmaktı. Birçok meslekten bilim adamı konuya ilgisiz kalırken ve hatta onun karşısında yer alırken o tek başına “uyarı” görevini yapmaya çalıştı.

Ona karşı çıkan ve eleştiren sanayiciler ve bilim adamları bugün unutulup gitti. Carson ise sadece çevrecilerin değil, tüm çevreye duyarlı insanların gönlünde yaşamaya devam ediyor.


Alıntı


Sayfa: [ 1 ]