SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sağlık

Konu: Migren

Sayfa: [ 1 ]

göçmen kızı 01.04.2008 19:09:03
 Migren nedir?

 

Migren, tüm dünyada hem kadınlarda hem de erkeklerde görülen, sık rastlanan ve ağrılı bir hastalık.
Bulantı, kusma, ışığa ve sese aşırı duyarlılık gibi belirtileri olan bu hastalık, migren`li kişi ve ailesi için genellikle çok sıkıntı verir. Migren, ataklar sırasında kişinin tüm faaliyetlerini tamamen durdurabileceği gibi, ataklar arasındaki dönemde de yaşam kalitesini azaltabilir
Kişilerin yaşamlarındaki olumsuz etkilerine rağmen, migren`i olanların çoğu tam tedavi edilmezler. Bu, bazen, migren`i olanların tedavi edilme şanslarının olmadığına inanmalarından ve bu konuda doktora gitmemelerinden kaynaklanır. Ancak daha yeni ve daha etkili tedavilerin bulunmasıyla, migren`i olan pek çok kişi için yeni umutlar doğmuştur.
Migren atağının sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, migren`i olan çoğu kişi, belli faktörlerin migren ataklarını “tetiklediğine” inanır. Bu tetikleyiciler arasında stres veya stres sonrası gevşeme, çok fazla veya çok az uyku, kuvvetli ışık, hava değişiklikleri ve çikolata, peynir, kırmızı şarap, kahve ve çay gibi yiyecekler yer alır. Çoğu kadında hormonal değişiklikler veya adet dönemi de migren`i tetikleyebilir, ancak ataklar başka zamanlarda da olabilir.

 MİGREN ATAĞI SIRASINDA NELER OLUR?
Migren atağı dört döneme ayrılabilir, ancak migren`i olan insanların çoğu bu dört dönemin hepsini birden yaşamaz. Bu dönemler sırasıyla:

1. Uyarı Dönemi
Migren`in ilk dönemi genellikle birkaç saat sürer fakat birkaç gün de sürebilir. Yorgunluk, esneme, ruh hali değişiklikleri, bazı yiyecekler için açlık ve ışık-ses-kokulara karşı artmış duyarlılık gibi uyarıcı belirtilerdir. Yaklaşık olarak migren`i olan her 10 kişiden 6’sı uyarı dönemini yaşar.

2. Aura
Auralar beynin içinden kaynaklanan, başağrısı atağından genellikle 20 dakika ile 1 saat öncesinde oluşan belirtilerdir. Migren`i olan her 10 kişiden ortalama 2’si aura belirtilerini yaşar. Bunlar genellikle görme ile ilgili, çakan ışıklar, zig-zag çizgiler veya görmenin grileşmesi gibi problemlerdir. Aynı zamanda işitme veya konuşma problemleri, zihin bulanıklığı ve vücudun bazı bölümlerinde veya yüzde karıncalanma hissi olabilir. Aura, başağrısı başlamadan önce kaybolabilir veya başağrısı dönemine dek uzayabilir.

3. Başağrısı Dönemi
Çoğu insan için migren atağının en kötü dönemi başağrısıdır. Genellikle zonklayıcı, ağrılı ve sıklıkla da başın bir tarafındadır.
Ağrı her atakta başın bir tarafından diğer tarafına geçebilir veya başın her iki tarfında olabilir. Ağrı genellikle yürüme veya merdiven çıkma gibi fiziksel aktivitelerle şiddetlenir.
Ancak migren ’yalnızca bir başağrısı’ değildir. İnsanların çoğu aynı zamanda bulantı hisseder, bazısı da kusar. Migren`deki başağrısına eşlik eden ve sık görülen diğer belirtiler arasında, ışığa, sese ve kokulara aşırı duyarlılık da yer alır. Migren`li insanların çoğu atakları sırasında karanlık ve sessiz bir oda ararlar. Eğer hiç tedavi edilmezse, migren tipik olarak 4 saat ile 3 gün arasında sürer, ancak süre ortalama 1 gündür.

4. Ağrının Geçme Dönemi
Başağrısı durduktan ya da geçtikten sonra, migren`li insanlarda yeniden normal hissedene dek uzun süre başka belirtiler görülür. Migren atakları genellikle ayda 1 veya 2 kez olur ancak daha sık olabilir. Atakların şiddeti değişiktir ve olacağı önceden kestirilemeyebilir. Yukarıdaki 4 dönemde de her atakta genellikle görülmez. Şiddeti de değişiktir, kişinin aktivitelerini engellemeyecek orta şiddette bir başağrısından, uzun işgöremezlik yaratan şiddetli başağrısına dek değişebilir. Sıklıkla, migren`i olan kişi için iki atak birbirinin aynısı değildir.
Migren, stres yaratıcı bir durum olmakla birlikte, migren atağının sonunda geçeceğini ve daha ciddi bir şey olmayacağını anlamak önemlidir. Migren`i olan bazı insanlar, bu belirtilere yol açan daha ciddi bir şey olabileceğinden endişelenirler, ancak bu çok nadirdir.

Migren tedavisinde pek çok yol vardır. Bunlar ilaç almaktan, yaşam biçimi değişikliklerine kadar farklılık gösterir. Migren`in ilaç tedavisinde iki yol izlenir:
1. Akut tedavi (atak tedavisi)
Atak tedavisi için basit ağrı kesiciler kullanılabilir, ya da migren ataklarına özel ilaçlar alınabilir.
2. Önleme tedavisi
Özellikle ataklar çok sıksa ve yaşam kalitesini çok bozuyorsa önleme tedavisi uygulanır. Bu tedavide migren atağı olsun olmasın, her gün ilaç alınır. Önleme tedavisi atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaya yöneliktir.

 YAŞAM BİÇİMİ DEĞİŞİKLİKLERİ
Migren ataklarını önlemek için yaşam biçiminizdeki bazı değişikliklerin faydası olur.
Tetikleyicilerden uzak durun!
Başağrısını tetikleyen faktörler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Migren ataklarını önlemek için alınacak önlemlerden ilki, parlak ışık, rüzgar, keskin kokular gibi tetikleyicilerden uzak durmaktır.
Düzenli egzersiz yapın!
Vücudu aşırı zorlamayan, yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi egzersizler kaslarınızdaki gerginliği azaltır, dolaşımınızı artırır. Böylece migren ataklarınızın sıklığı ve şiddeti önemli ölçüde azalır.
Alışkanlıklarınızı sürdürün!
Düzenli uyuyun,
Düzenli yemek yiyin,
Hafta içi alışkanlıklarınızı hafta sonunda da sürdürün


Kaynak: www.migren.net


Migren tipleri nelerdir?

 

Auralı ve aurasız migren olmak üzere iki ana alt grubu vardır. Diğer tipleri nadir görülür. Aura, migren ağrısından önce görülen sıklıkla 5-20 dakika içinde gelişen ve genellikle 60 dakikayı geçmeyen nörolojik semptomlardır. Tipik aura semptomları arasında görsel bozukluklar ilk sırayı alır. Tek yanlı uyuşma ve karıncalanmalar, çeşitli konuşma bozuklukları, baş dönmesi daha nadir olmakla birlikte işitsel ve koku hallüsinasyonları diğer aura semptomları arasında sayılabilir. Ağrı şiddetli, çoğu zaman zonklayıcı veya korkunç bir basınç hissi olarak tanımlanır. Saatler bazen bir-iki gün sürebilir. Migren için tipik olan ağrının bir baş yarısına sınırlı olması sadece migrenlilerin üçte ikisinde görüldüğü gibi, diğer tipik bir özellik olan ağrının zonklayıcı özelliği migrenlilerin yarıya yakın bölümünde görülmemektedir.

 Kimler migrene yakalanır ve niçin yakalanır?

Migrenin bütün tiplerinin genetik kalıtım özelliğinin olduğu bilinmekle birlikte, birinci derece akrabalarında migren olan kişilerde migren ortaya çıkma riski ¼-1/19 arasında değişmektedir.
Tipik olarak çocukluk çağı ve ergenlik sırasında başlar. Ergenlikten sonra özellikle aurasız migren prevelansı artarak 40’lı yaşların sonunda doruğa ulaşır. Her iki cinste de migren tipik olarak 55 yaşından sonra iyileşme gösterir. İlk atağın 50 yaşından sonra geçirilmesi beklenmedik bir durumdur ve daha ayrıntılı olarak araştırılmayı gerektirir.


 Tetikleyici faktörler nelerdir?

Migren doğurganlık çağındaki kadınlarda erkeklerden üç kat daha sık görülür. Kadınlarda menstürial siklus boyunca meydana gelen hormonal değişiklikler bu farktan sorumlu tutulmaktadır. Bununla birlikte gebelikte, daha stabil seyreden östrojen düzeyleri nedeni ile migren olan gebelerin %60-70’inde gebeliğin ilk üç ayından sonra iyileşme yaşandığı bilinmektedir.
Bunun dışında birçok değişik tetikleyici migren ağrısını başlatabilir. Bunların başında stres, açlık, öğün atlama, uyku düzenindeki sapmalar, ağır kokular, bazı yiyecekler, alkollü içkiler, bazı ilaçlar, hava ve basınç değişlikleri ve adet dönemleri sayılabilir. Hormonal etkenlerle birlikte diğeri tetikleyiciler genetik faktörler tarafından belirlenen ağrının başlama eşiği üzerinde kümülatif bir etkiye sahiptir.

 Migren tanısı nasıl konur?

Migren tanısı nörolojik muayene bulguları normal olan bir hastada bütünüyle semptomların değerlendirilmesine, yani hastalığın öyküsüne dayanır. Hiç bir tanı testi ya da tetkik migren tanısı koydurmaz. Ancak ağrının kafa içinde yer alan tümör, kist, damar anormallikleri gibi başka hastalıkların ön belirtileri ile karışabileceği durumlarda ikincil nedenleri dışlamak için görüntüleme tetkiklerine başvurulabilir. Ayrıca tipik görsel semptomlar dışındaki semptomlardan birini aura olarak tarifleyen migrenli hastaların bir kez görüntüleme yöntemleri ile incelenmeleri doğru bulunmaktadır.

 Migren tedavisi nasıl yapılır?

Günümüzde migrenin doğal seyrini değiştiren kesin bir tedavi yoktur. Kullanılan yöntemler yalnızca hastalığın belirtilerini baskılamaya yaramaktadır.
Migrenin ilaç tedavisi atak tedavisi ve proflaktik (önleyici) tedaviden oluşur. Önleyici tedavide amaç, en az 6 ay ya da daha uzun süre ile günlük düzenli ilaç kullanımı ile atak sıklık ve şiddetini azaltmaktır. Atak tedavisi ise o esnadaki migren atağını sonlandırmak için yapılan tedavidir. Atak şiddetine göre hastaya değişik tedavi seçenekleri sunulmaktadır. Standart tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda, hormonal tetikleyicilerin etkisini azaltmak ve tedavi etmek için uygulanabilecek yöntemler bulunmaktadır.


 Migren ve birlikte görülebilen hastalıklar nelerdir?

Değişik çalışmalarda migrenlilerde bazı hastalıklarla migrenli olmayanlara göre daha sık karşılaşıldığı bildirilmektedir. Bunlar arasında öncelikle bazı psikiyatrik hastalıklar, hipertansiyon, mitral kapak prolapsusu, ve inme sayılabilir. Panik bozukluk, duygu durum bozuklukları, anksiyete (kaygı), majör depresyon tabloları migrenlilerde 3-6 kat daha sık görülebilmektedir. Klinik çalışmalarda auralı migreni olan genç kadınlarda kombine doğum kontrol hapı (östrojen ve progesteron) kullanımın, özellikle sigara içen kadınlarda, iskemik inme riskini arttırdığı vurgulanmaktadır ve normal nüfusa göre bu migrenlilerin inme geçirme riskinin 3-14 kat arttığı belirtilmektedir. Migrenlilerin diğer bir nörolojik bozukluk olan epilepsi(sara hastalığı) ile karşılaşma olasılığının da normal nüfusa oranla az da olsa arttığı bilinmektedir.


Elektrofizyoloji nöroloji biliminin en önemli yan dallarından birdir.


EEG (elektroensefalogram) tetkikleri klinik kullanımı en sık olan elektrofizyolojik elemanlardır. Santral sinir sistemine ait, aralıklarla kendini tekrar eden her türlü şikayet için EEG tanı ve tedaviye yol gösterme amacı ile kullanılır.

Halk arasında sara olarak bilenen epilepsi hastalığının bir çok farklı türünün olması ve hemen tamamında hastaların nörolojik muayene ve görüntülemelerinin (MR dahil) normal olması; epilepsi teşhisinde öykü, klinik ve EEG’nin değişmez önemini belirler. Epilepsi kliniğinde de var olan baş ağrısı, dönemsel rahatsızlık verici bir çok şikayet (kötü duyumsamalar, kötü koku, objelerin büyümesi – küçülmesi, baş dönmesi, korku hissi, mide bulantısı gibi) ne kadar geniş bir nörolojik hasta grubunda EEG tetkikinin gerektiğini ortaya koyar.

EMG (elektromiyonorografi) sağlam bir nöroanatomi ve klinik bilgi ışığında, geniş bir hastalık grubunda ayırıcı tanı amaçlı kullanılır. Bu hastalıklardan bazıları; sinirlerin tuzaklanması (el bileği, dirsek, ayak bileği, diz arkası gibi sinirlerin yüzeyden geçtiği noktalarda zararlanmaya uğramaları), sistemik hastalıkların (diabet, hipotiroidi, kanser barsak hastalıkları, vitamin eksikliği vb) bir etkisi olarak sinirlerin etkilenmesi (nöropatiler), sinir sisteminin hedef alındığı bağışıklık bozukluklarıyla giden hastalıklar (vaskölitler, mikrobik hastalıkların direkt ya da immuniteyi etkileyerek ortaya çıkardığı hastalıklardan (brucella, difteri vs), nedeni bilinmeyen ve sinir sisteminin bir bölümünü hedefleyen hastalıklar (ALS); bel ve boyun fıtıkları olarak sıralanabilir.

Tüm bu hastalıkların ortak bulgusu elde, ayakta uyuşma, güçsüzlük, kas erimesi olabilir. Ayrıntılı nörolojik muayene ile tanımlayıcı EMG tetkiki bu hastalıkları birbirinden ayırmada hemen hemen tek yöntemdir.

Teknoloji ve bilginin bütünlüğünü sağlayarak, hastanemizde uzman kadrolarımızın denetiminde elektrofizyoloji laboratuarında halen dijital EEG ve EMG yapılabilmektedir.

Kaynak: www.jfkhastanesi.com


MrsBrown 04.04.2008 16:14:17
Migrenliye, migrenlilik halleri, tuhaf etkiler yapabilir.

* Gözümün önünde uçuşan siyah noktaları takip edersem nereye ulaşırım acaba? (Peri masalı etkisi)
* Bu zonklama, kafamı kessem de devam eder aslında ve yine hissederim. Çünkü kesilen o kafa benim kafam ve ağrıyan yer orası zaten.  (Gerçekçilik. Kendime not : kesme seçeneğini ele)
* Merdiveni yaratanın ....  (Küfür - Hür Kültür çeşitlemesi )
* Döngünün çıkılamazlığı. Base casesiz recursion halleri. Ben çıkılamazlığın allahını görmüşüm sen ne diyorsun böbürlenmesi. Neden? Çünkü çikolata migreni artırıyor ama migren krizinden önce tatlı krizine giriliyor ve çikolatadan başkası kesmiyor.
* Zaten ağrıyacak bari çikolatayla mutlu bir haldeyken ağrısın rahatlığı. (Gamsızlık etkisi.)
* Allah düşmanıma bile vermesin. Sadece bazen, halinden anlamayana, 10 dakikalık zonklama hediye etmek istersin o kadar. (İyi insan etkisi)
* Bu şey genetik anladık. Ama benim neslimdeki 11 kişiden neden sadece bende var? (Bedevi etkisi)
* Başlayacak. Şu hapları alayım. I ıh. Geçmedi. Eyvah hormon etkisi. Dolunay da mı varmış? Çifte kavrulmuş. O zaman hızını almadan geçmez bu. İyi, n' apalım, bekleriz. (kabullenme ve erenlere karışma etkisi)
* A a. Herkeste yok mu migren? Onların başı nasıl ağrıyor peki? (Şaşırma etkisi - çocukluğa dönüş)
* O kadar hap içmeye rağmen, mide hala sağlam. Allahım bendeki mide değil mi yoksa? (bedeninle ilgili paranoyaklık etkisi)
* Hap şuu. Oh be, hapşırdım, geçer artık. (Batıl inanç etkisi. Ama valla da billa da öyle. Kiminde, kusunca geçiyor. Bende de hapşırınca. Kuşkudayız sülalece)
* Acaba İngiltere' de falan, migren, cinayet davalarında hafifletici sebep olarak kullanılıyor mudur? (katline ferman arama etkisi)

Migreni, sanırım böyle, senden farklı bir varlıkmış gibi kabullenmek iyi bir şey. Öbür türlü, şimdi başlar, neden başlamadı, eyvah şunu yapamayacağım gibi şeylerle günlük yaşamınızı kendinize zehir edebilirsiniz.

Ama çocuğa okulda, "annenin çantasında neler var" diye sormuşlar. Herkesin annesinde, cep telefonu , ruj ve anahtar varmış. Benimkinde ise ilaçlar ve kalem.   Sad


Sayfa: [ 1 ]