SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => ÖTEKültürler

Konu: aborjinler

Sayfa: [ 1 ]

01.01.2005 16:22:01
Aborijinler Avustralya'nin en ic noktalarinda, anakaranin en corak topraklarinda hala yavas düzenli, ve kadim bir yasam sürdürüyorlar.
evren onlarin zihinsel mesajlarini hic bir zaman yanitsiz birakmaz onlar dünyanin bereketli bir yer olduguna inanirlar.
aborijinlerin yoluna bir yilan ciktigi zaman onun bu insanlara yiyecek saglamak icin ciktigina inanirlar.
aborijiner algilama yetenekleri baska kültürlere ait kisilere oranla cok daha fazla gelismistir, isitme,görme, ve koku alma duyulari ise insan üstü düzeylere ulasmistir.
aborijinlerin iz sürücüleri, otomobil lastiklerinin izlerinden aracin tipini, gectigi günü saati ve hatta icindeki yolcu sayilarini saptiyabiliyorlar.
onlar icin bir bitki yataginin tümünü sökmemek cok önemliydi,bitkinin üremesi icin bir bölümü daima toprakta birakilrlar. kabile halkin deyiminle topragin sarkisina yada suskun seslere karsi müthis bir farkindalik sergiliyorlardi, sanki everenden gelen mesajlari alabilen minik br göksel aliciya sahiptirler.
onlar hic bir seyi bosa harcamazlar onlara göre hersey dogada yeniden bir dönüsüme ugruyor ve topraga geri veriliyordu.
evrenle bütünlesmenin ustasi olmuslardir ondan sonuna kadar yararlanirlar.

burada bir aborjin testi var ,kolay bişi ,ahanında ,yapın bakın ...

http://www.turkleronline.com/diger/aboriji...orjin_testi.htm
 

deniz 04.03.2005 13:36:43


Telepati, astral huzur ve şifacılık konusunda ne kadar ilerledikleri ve günümüzde doğum kontrolünü bile başardıkları konusundaki tezleri bilim adamlarının konusu. Günümüzde sağlık konusunda bilimin yetersizliğini de anımsarsak eğer ve hâlâ birçok hastalığın nedenleri bulunamıyorsa, her yerden gelen sese kulak vermeliyiz. Çünkü bu dünyayı bu hale getiren bizleriz. Dünyayı paylaşmaya çalışan bizleriz. Doğayla uyum içinde yaşayan gerçek insanlar
değil.

Beyaz adamın bu halka yakıştırdığı Aborijin sözcüğü, Latince’de, bir yerin asıl sahibi yada ‘yerli’ anlamına gelir. Aborijinlere göre ise bütün kıtaya tanımlanacak insan veya halk anlamına gelen hiçbir yerli sözcüğü yoktur. Onların kendilerine, yörelerine ve yaşadıkları topluluklara özgü farklı isimleri vardır. Avustralya yerlileri olan Aborijinler, doğayı ve doğanın gücünü kontrol altına almayı ret eden, kendilerini doğanın üstüne koymayı asla düşünmeyen bir halk  topluluğudur.  Inançları buna müsaade etmez. Inançlarına göre dünya evrimini tamamlamamıştır ve insanın dünya üzerindeki en güçlü ve en iyi yaratık olduğuna karar vermesi akla uygun değildir.

Her şeyle uyum içinde yaşarlar. Tüm yaşamla akrabadırlar. 1700’lü yıllarda Kapitalizm kıtayı keşfettiğinde, Avustralya’da yaşayan bu insanlar (bazı bölge ve kıtalarda da yaşıyorlar) köpek dışında hayvan evcilleştirmeyi, tarımı bilmiyorlardı. Beyaz ırktan farklıydılar. Bizlerin anladığı anlamda bir devlet tarzı örgütlenmesinden uzak, eşitlikçi, özgür, kendilerine özgü biçimde sabit olmayan ve toprak edinme gibi sorunları olmadan yaşıyorlardı. Dolayısıyla biz beyaz ırk onları gelişmemiş yaratıklar olarak tanımladık. Hatta onları hayvan statüsüne bile koyduk. Öyle ya, uygar insan ölçütü tarımla uğraşmak (tarih kitapları öyle yazar), hayvan yetiştirmek, toprak sahibi olmak vs.

Aborijinler kendi icatları olan Bumerang’ın dışında hiç bir avlanma aleti kullanmayı bilmezlerdi. Onların geliştirdiği bu Bumeranglar iki türlüydü. Biri havada yarım daire çizerek matematiksel bir şaşmazlıkla çıkış noktasına dönen, diğeri ise, bir vuruşta öldüren. Kitaplarda ve dergilerde Aborijinlar kimi zaman ilkel, kimi zaman aşağılayıcı ve alaycı sözlerle tanımlayan kalemlerin yanı sıra onların gerçeğini yazan, onlarla birlikte yaşayan, onları yakından tanımaya çalışan kişilerinde sözlerine deneyimlerini dikkate almalıyız. Bu bilgiler, Aborijinlerin, günümüz insan ve yaşam ilişkilerine bakınca, bu gerçek insanların yaşamlarıyla yüzleşince, biz beyaz ırkın acabaları çoğalıyor beyninde.

Avladığı hayvanın etini yemeyen, kandaş kadınlarla ilişkiye girmeyen (hâlâ ensest’e çözüm bulamayan toplumlar (!).... ) annenin kız kardeşine ana, babanınkine baba diyen, yaşama ‘annem’, hamile kadının hamile kaldığı yerdeki bir nesnenin doğacak çocuğu ile kutsal bir bağ olacağına inanan, isimlerini yaşamları boyunca - bilgelik kazandıkça- değiştirme yani eski ad bırakılıp daha iyi tanımlandığına inanılan bir ad almak... Ve niceleri.
12 yaşına gelen çocuklar yaşlı öğretmenlerden eğitim alırlar. Avlanmak, av hayvanını pişirmek, doğa bilgisi, doğa ile ilişkisini ve hayvanların seslerini öğrenip onları taklit ederler.



Kanguru gibi hoplar, opossum (çevik ve tırmanıcı özelliği olan ağaçlarda yaşayan bir hayvan) gibi yürümeyi öğrenirler.

Antropolojik incelemelere göre, Aborijinler’de aynı soydan gelen ama dil bakımından birbiriyle anlaşamayan 600 dil saptanmış. Enteresan olan bu dillerin içinde köle, kölelik, din, kitap, din adamı, şef, peygamber, reis, sömürü gibi kelimelere rastlanmamış olunmasıdır.
Bu incelemelerde, dillerinde bir şeye sahip olma fiili de rastlanılmamıştır. Bunun yerine ilişkili olma durumu vardır. Aborijinler için bu ilişkiler insanlar arasında olduğu kadar hayvanlar ve bitkiler içinde geçerlidir. Onların bu anlayışına göre insanın insanı ya da insanın doğayı sömürmesi söz konusu olamaz. Kendilerine verilen her şey için minnet duyar ve teşekkür ederler.
Avustralya, tarih öncesi kaya resimleri olarak oldukça zengin bir koleksiyona sahiptir. Bunun nedeni, Aborijinler’in kök boya kullanarak deri ve kaya üzerine işleme, oyma ve yazı yazmasındandır.



1816 yılında Ingiliz Vali Macquire’nin Avustralya’ya gelmesiyle Aborijinler için kötü günler başlar. Valinin “yerlileri öldüren beyazların cezalandırılmayacağını” açıklaması tam bir insan kıyımına döner. 600 bin Aborijin çeşitli biçimde öldürülür. On beş yıl öncesine kadar erkeklerin hadım edilmesini isteyen yöneticilerin var olduğu söylentilerinin ne derece doğru ya da yanlış bilemeyiz ama 10-11 yıl öncesi atılan bazı adımlarla ırkçılıktan uzaklaşmak gibi kanunlar çıkarılsa da günümüzde hâlâ sorunlar devam etmektedir. Nüfusları 130 bin civarında kalan Aborijinler, Avustralya’nın kuzeyinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Insanı ve doğayı yok eden medeniyet canavarına direnerek.

Ilgilenenler için Marlo Morgan’ın ‘Bestseller’ olan kitabı “Bir Çift Yürek” veya orijinal adı “Mutant Message Down Under” okumalarını tavsiye ederim. 50.000 yıllık bir kültür felsefesini ve bilgeliğini hâlâ günümüzde koruyan gerçek insanların yaşamını anlatıyor.

alıntı

nurcan 14.03.2005 09:54:47
"Bizim seçme şansımız vardır. Bizim özgür irademiz vardır ve bizler bunun farkındayız. Ne kadar disiplinli olacağımıza yalnızca biz karar veririz ve bundan dolayı sorumluyuz. Bizler yaratıcı varlıklarız. Sınırsız yaratıcılığa ulaşabiliriz. Biz burada bir diğerimiz için, yardım etmek, geliştirmek, eğlendirmek, karşılıklı ilişkide bulunmak için bulunuyoruz. Bizler burada bu gezegene bakmak için bulunuyoruz. Enerjinin bilgisi ve bu bilginin idare edilmesi bilincimizle birlikte gelir. Birçok duygumuz vardır ve bizler sonunda anahtarın çok basit olduğunu anlayacağız. Bu anahtar yargısız, koşulsuz sevgidir. Eğer bir şey karmaşık gibi görünüyorsa, bu, sevgi değildir; başka bir şeydir. Sevgi, duruma göre hangi rol daha fazla yardımcı oluyorsa, yardım edici, verici ya da alıcı olabilir. İnsanlar bilgeliğe ulaşabilirler, ama diğer canlılara bu fırsat verilmemiştir. Duygusal bilgeliğe ulaşmak bizim yeryüzündeki görevlerimizden biridir.”


Sonsuzluğun Mesajı - Marlo Morgan
 


Sayfa: [ 1 ]