SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: Haydar Ergülen

Sayfa: [ 1 ]

01.04.2008 13:53:31
YAŞAMI
1956 yılında Eskişehir'de doğdu. Ankara Aydınlıkevler Lisesi'ni ve ODTÜ Sosyoloji  Bölümü'nü bitirdi. Anadolu Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü'nde asistanlık yaptı. Daha sonra İstanbul'da reklam yazarı olarak çalışmaya başladı.
   
Şiirleri Adam Sanat, Felsefe Dergisi, Gösteri, No, Öküz, Sombahar, Somut, Türk Dili, Varlık, Yaşasın Edebiyat, Yazko Edebiyat, Yusufçuk vb. gibi dergilerde yayımlandı. 1983'te arkadaşları ile birlikte Üç Çiçek Dergisi'ni çıkardı, Şiir Atı'na emeği geçenlerden. Şiirleri kadar denemeleri ve şiir değerlendirmeleri ile ilgi uyandırıyor. Rasyonalite ile ironi arasında salınan duygudurum debisi yüksek şiirler yazıyor.


YAPITLARI

Karşılığını Bulamamış Çocuklar (1982) Yeni Türkü Yayınları
Sokak Prensesi (1990) Korsan Yayınları
Sırat Şiirleri (1991) Remzi Kitabevi
Eskiden Terzi (1995) Şiir Atı
Kabareden Emekli Bir Kızkardeş [?] (1995) Oğlak Yayınları
40 Şiir ve Bir (1997) Varlık Yayınları
Karton Valiz (1999) NoYirmiyedi Yayınları
Ölüm Bir Skandal (1999) Adam Yayınları

ÖDÜLLERİ

1981 Gösteri Dergisi Şiir Yarışması İkincilik
1996 Behçet Necatigil Şiir Ödülü
1996 Halil Kocagöz Şiir Ödülü
1998 Orhon Murat Arıburnu  Şiir Ödülü [Cahit Külebi Jüri Özel Ödülü]
1998 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü


Son Olarak



Şair Metin Altıok'un anısını yaşatmak amacıyla Kırmızı Yayınları ve Altıok ailesi tarafından bu yıl ilki düzenlenen Metin Altıok Ödülü,  Talât Sait Halman, Gülten Akın, Doğan Hızlan, Ülkü Tamer, Eray Canberk, Füsun Akatlı ve Enver Ercan'dan oluşan seçici kurul tarafından 'Üzgün Kediler Gazeli' adlı şiir kitabıyla Haydar Ergülen verildi. Ergülen, ödül plaketi ve 5 bin YTL tutarındaki para ödülünü 25 Mayıs'ta düzenlenecek törende alacak.



Merkez Kitapçılık - Şiir Dizisi

Gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış
gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak
sen bir şehir olmalısın ya da nar
belki Granada, belki eylül, belki kırmızı
gövden ruhunun yaz gecesi mi ne
çok idil, çok deniz, çok rüzgar
çocukluğun tutmuş da yine âşık olmuşsun
sanki bana, sanki ah, sanki olur
aşk bile dolduramaz bazı âşıkların yerini
diye övgü, diye sana, diye haziran
heves uykudaysa ruh çıplak gezer
gazel bundan, keder bundan, sır bundan
gözlerin şehirden yeni ayrılmış
gibi dolu, gibi ürkek, gibi konuşkan
hadi git yeni şehirler yık kalbimize bu aşktan



********

PERİLER AŞKA UÇAR

ne güzel çarşaflar sererdin aşka
üstünde serin kanatların yelken açardı
bir gün kim bağırdıysa uyandık birbirimizden
-deniz bitti, boğuluyorum, camı açsana!

denizin üstünde uyku yasaklandığından beri
karadayım, boğulsam da kırpmıyorum gözlerimi
her zaman benim gözlerim değil uykusuz
görüyorum beni okşayan gözlerindeki geceyi

yakılacak öyle çok sır var ki bu ormanda
yine sen tutuştur, yine bir avuç suyun
uslandırsın deli çiçekleri ezen kötü sözleri
derim ki: - aşk varmış o perinin çırptığı her kanatta!








Sapiens 01.04.2008 13:55:58
genç şair diye anılıyrodu ben ilk okuduğumda şimdi yaşlandı  niye yaşlanır ki şairler

01.04.2008 15:30:12
Şiir okuduğunda nasıl etkilenir bir insan(?)

Bir kelime daha devriliverir dağarcığına,,,

Tutup kaldırmak istemezsin kendini,

hem de ayılmayı hiç istemezsin;

bu denli seni uyardığında,

beyninde sallanıyorken dar ağacında,,,



*****

myliacım şiirler öyle güzel ki, açmış olduğun bu konu için bilhassa teşekkür ediyorum,,, Smiley

01.04.2008 17:20:46
EYLÜL

 

Kadın gider ve bunun Şiir olduğu söylenir

kadın gider ve bir Şair doğar bundan

(Ben hangi kadından Şair olduğumu bilirim)

"Yazın bittiği her yerde söylenir"se (*)

kadının gittiği de her yerde söylenir

kadın gittiği her yerde Şiir diye söylenir:

Kadının gittiği yazın bittiğidir, her yerde

yaz biter kadın giderse, bunun sonu Şiirdir,

yazın sonu Şiirdir, Şiirdir aşkın sonu...


Şehir her semtiyle yazın peşine düşse

yaz uzar bundan ve aşklar da nasiplenir,

yazın peşinde Şehir, kadının peşinde Şiir

eylülün semtine kadar böyle gidilir

bir gecede gittimdi hazirandan eylüle

eylül yazdan terkedilmişti, Şiirse haziranda

kadın tarafından terkedildi o söylenceye:

Bütün oğullar anneyi bir Şiire terkeder!

O kadın beni terkederse Şair olurum

oğul olduğum kadın sakın beni terketme,

şiirdir söylenir, yazdır biter, kadındır gider

 

Bütün kadınlar Şiiri bir kadına terkeder!


 


  MIRILDANDIĞIM ŞEYLERSİN

 

                                     Senin Harflerin İçin

 

1.

Mırıldandığın her şeysin, sesinden öpüyorum

sessizliğine de eğiliyorum fakat neredesin

kapanınca harflerinin kapısı: Adın

şiirim!

Heceler gibi öpüyorum işte iki hecesin

adından başlıyorum öpmeye kırlara çıkmış

harflerinin arasından öpüyorum: Ağzın

cennetim!


Dilin hâlâ çocukluğun suyuyla terli

ve haylaz suyundan öpsem küskün

bir çeşmenin harflerin susuz. Dilin

cehennemim

 

2.

Mırıldan dur bana, senin üstüne harf

getirmem daha, ağız ağıza duruyor

harflerin: Sevmenin birinci hâli gibi

telaşlı duruyor da ben utanıyorum

üçü bakarken birini öpmeye senin!

 

3.

Harflerin aralanmış

sesliler sevişiyor

sessizlere bu cümlede

sıra gelmeyecek gibi


 

Harflerin yatışınca

belki duyarsın içinde

sessizlerin uykusuz

kaldığı o cümleyi


 

Aşkı seslendirirken

unuttuğun mırıltı

bizi sessizliğimizden

doğru bağışlar belki

 

4.

Bir ses sesini öpse

harflerin uykusuz kalır


 

5.

Dün sabah önünden geçtim

kağıt gibiydi harflerinin yüzü

araları açılmış olmalı

bütün gece sevişmekten

 

6.

Mırıldandığımız şeyler

kalmayınca aramızda

ağızda söz, gövdede ter,

bir aşk bunlarla biter

 

7.

Harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm!
 


Sanırım en güzel ''sağol'' deme şekli yine bir şiirdir, kalbinde ruhunda şiirler yaşayan için öyle değil mi güneşim Smiley

MrsBrown 03.04.2008 14:12:01
Eskişehir' i çok seviyor. Ya da orda geçmiş çocukluğunu. 3-4 sene öncesine kadar Radikal' de yazıyordu, sanırım çarşambaları.
Bir köşe yazısını eklemek istiyorum. Bilgisayarıma kaydettiğim tarih 4 Ekim 2001. Yazı da o civarlarda çıkmıştır;

Budalanın yersizliği

Budala kimdir, neresidir? Ne geldiği ne de durduğu yerin yerlisidir. Budala 'yer'inde değildir, budalanın yeri değildir. Yeri olmayanın yurdu olur mu? Budalaysa olur, çünkü o bir kez bu dünyaya gelmiş bulunur. Yersizliğe yurtsuzluğa bir yanıt gibi gezer ve durur. Son konduğu yer değildir dünya. Konup göçecektir ama yersizliğini nasıl olsa hatırlatırlar ona. O yüzden sorar aynı tek soruyu, başka soru bilmediğinden ve yanıt bulamadığından bu dünyaya ve bu dünyadaki  'olmayış'ına:
'Kanatlarımı onaracak bir usta çıkar mı şiirinizden?' Çıkın şiirinizden ey şairler, terziler ve yolcular!

Budala sanki yurduna kavuşmuş gibi kök salar durduğu yere, yorulmuş gibi. Bazıları da der ki: 'Budala evvel eski yorgunluktur.' Dünyaya hazırlıklı gelir budala, bir alışkanlık gibi gelir, sorusuz ve yanıtsız (yolcusuz ve kanatsız): Ben buraları tanıyorum, sizi hatırlıyorum, bir de niye geldiğimi anlasam yurdunuza, toprağınıza, suyunuza? Burası, şurası, orası, neresi. İyi olduğundan, gölge bulduğundan değil, her yer aynı göründüğündendir (tanımadığım kimse yok, hiçbirinizi tanımıyorum!)budalanın 'başka'sını, 'hiçbir yer'i göze alamayışı. Kendini bir 'yok-başka'sı ve 'hiç-yeri' olarak göze bile almayana soru sormak yersizliğini ise, yine ve ancak bir budala gösterir: Ben-Budala.

Budala bilmeden yayılır ve sınırlı kalacağını sezer, bilmeden: Yaygın ve sınırlı. Hiçbir yere taş atmadan, hiç kimseye taşmadan, yolun dışından bir adım şaşmadan, haddini, boyunu, yerini aşmadan, bu dünyaya fazla bulaşmadan, fazla söze karışmadan (fazla oldu!)... Nasılsa bu dünyanın hayatında fazla yer tutmaz, bu dünyanın fazla zamanını almaz, bu dünyanın insanına fazla zararı olmaz. Bu dünyadaki 'olamayış'ında, olup olacağı tam da ondan beklendiği gibidir, 'budala'ca. Bundan başka dil bildiğinden değil, bundan başkasını bilmediği dili bir iddia, tutunma ve ısrar için hırsla, şehvetle kullandığından değil, gidecek, duracak, kalacak başka bir yeri olduğundan/ olamadığından değil, bu dünyanın ve yerlisi olmayışına kederlendiğinden değil (yine fazla oldu!)...

İşte bütün bu oluş ve olamayışlar, azlıklar çokluklar, eksikler fazlalıklar sebebiyledir budalanın kitabımızda yer alması: Budalanın yeri var, budalanın yersizliğinden ötürü.

03.04.2008 14:56:29
Alıntı
Budalanın yeri var, budalanın yersizliğinden ötürü.
 

Budur işte,,!,,

Teşekkürler "sevgili MrsBrown", iyi ki varsın Smiley


Sanırım en güzel ''sağol'' deme şekli yine bir şiirdir, kalbinde ruhunda şiirler yaşayan için öyle değil mi güneşim Smiley


myliacım, en güzelini istemiyorum dosta dair, ondan gelince güzelleşiyor çünkü her şey Smiley

eBRuLi 14.07.2008 23:13:50
İDİLLER GAZELİ

gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış
gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak

sen bir şehir olmalısın ya da nar
belki granada, belki eylül, belki kırmızı

gövden ruhunun yaz gecesi mi ne
çok idil, çok deniz, çok rüzgar

çocukluğun tutmuş da yine aşık olmuşsun
sanki bana, sanki ah, sanki olur a

aşk bile doldurmaz bazı aşıkların yerini
diye övgü, diye sana, diye haziran

heves uykudaysa ruh çıplak gezer
gazel bundan, keder bundan, sır bundan

gözlerin şehirden yeni ayrılmış
gibi dolu, gibi ürkek, gibi konuşkan

hadi git yeni şehirler yık kalbimize bu aşktan

HAYDAR ERGÜLEN


bayan_raskolnikov 16.07.2008 22:46:15
SİS
İki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,

ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim :
Biri hepimizle göz göze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile.

gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde

Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye ?

Haydar ERGÜLEN


Sayfa: [ 1 ]