SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Hukuk Felsefesi

Konu: Cumhurbaşkanı yargılanabilir mi?

Sayfa: [ 1 ]

01.04.2008 12:53:20
E. Sorumluluk ve sorumsuzluk hali (Madde 105)

Cumhurbaşkanı'nın, Anayasa ve diğer yasalarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır. Bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur. Cumhurbaşkanı'nın resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz.

Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin önerisi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır.


Sapiens 01.04.2008 13:49:50
Burası Türkiye taş düşebilri ayı çıkabilir

gobilibozo 02.04.2008 10:34:47
Burası Türkiye taş düşebilri ayı çıkabilir

Kesinlikle şu asla olmaz bu kesin olur denmiyor bu ülkede,her şey olabilir olmaz olmaz bu ülkede, bak şarkısı bile var,'olmaz olmaz deme hiç' diye laugh

Sapiens 02.04.2008 11:11:46
defaatle söyledim ima ettim belirttim konuştum eleştirdim bu ülkede ki insalar bi,r garip  bu endenle içlerinden birin bu ülkede yönetcisi olmaıs doğru değil Dünyanın nerseinden olursa olsun   dürüst güvenilir profoyonel yöneticiler getirtilip onalr yönetmeklaızm bu ülkeyi aksi takdirde 3000 yılındada aynı durumda oluruz   eğer birbirmzi yiyip içip bitirmezsek

gobilibozo 02.04.2008 14:54:41
İthal yönetici hakkında bir öneriniz varmı efenim?

asya 08.04.2008 17:11:10
"Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır."

Madde çok açık ve tam bir dokunulmazlık tanınmış cumhurbaşkanına. Sadece "vatana ihanet" hali ayrık tutulmuş, bu da TBMM'nin onayına tabi kılınmıştır.

Cumhurbaşkanına atfedilen suçlar, iddianameyi okuduğunuzda gördüğünüz ya da göreceğimiz gibi, onun türban benzeri konularda yapmış olduğu düşünce beyanlarından ibarettir.

İddianamede geçen ifadesinden bir örnek:

 "Bu tip yasaklarla Türkiye'nin bir yere gitmesi mümkün değildir. Türkiye'de azınlıkların dini hakları, özgürlükleri söz konusu olurken, çoğunluğun hak ve hukukuyla ilgili konularda eğer kısıtlamalar varsa, bunlar savunulacak işler değildir. Ama bunlar kendi meselelerimizdir. Kendi sorunlarımızı kendimizin çözeceğimize inanıyorum. Muhakkak ki bunların bir süresi vardır. Kimse de çıkıp yasaklarla övünmesin. Yasakları savunmak, yasaklarla övünmek kimseye şeref getirmez, kimseye de onur kazandırmaz." "Bu bir turnusol kağıdı gibi; kimin ayrımcılığı, kimin yasakçılığı savunduğu görülmektedir. Çağdaşlık, demokrasi, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, en bireysel hak ve özgürlüklerin teminat altına alınmasıdır. Bu olay turnusol kağıdı gibi herkesin görüşünü ortaya koyuyor. Hükümet yasakları kaldırmakta kararlıdır. Türkiye'nin bütün meseleleri çözülmedi. 3 sene öncesinin özgürlükleriyle bugünü mukayese ederseniz çok farklı bir ortam var. 3-4 sene önce neredeyse başörtülü insanlara Kızılay'ı (Kızılay Meydanı) bile yasak edeceklerdi. Bugün öyle mi? Bunlar şüphesiz ki, hâlâ tam bir demokratik ülkede olması gereken özgürlüklerin kullanıldığı anlamına gelmiyor."

Yargı bu düşünceleri açıklamış olmayı "vatana ihanet" sayıyorsa neden açıklandığı zaman gereğini yapmadı da şimdi görevini hatırladı?

Yargının tarafsızlığına ve hukukun gereğini yerine getirdiğine inanmamızı beklemesin kimse.



Sayfa: [ 1 ]