"Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır."
Madde çok açık ve tam bir dokunulmazlık tanınmış cumhurbaşkanına. Sadece "vatana ihanet" hali ayrık tutulmuş, bu da TBMM'nin onayına tabi kılınmıştır.
Cumhurbaşkanına atfedilen suçlar, iddianameyi okuduğunuzda gördüğünüz ya da göreceğimiz gibi, onun türban benzeri konularda yapmış olduğu düşünce beyanlarından ibarettir.
İddianamede geçen ifadesinden bir örnek:
"Bu tip yasaklarla Türkiye'nin bir yere gitmesi mümkün değildir. Türkiye'de azınlıkların dini hakları, özgürlükleri söz konusu olurken, çoğunluğun hak ve hukukuyla ilgili konularda eğer kısıtlamalar varsa, bunlar savunulacak işler değildir. Ama bunlar kendi meselelerimizdir. Kendi sorunlarımızı kendimizin çözeceğimize inanıyorum. Muhakkak ki bunların bir süresi vardır. Kimse de çıkıp yasaklarla övünmesin. Yasakları savunmak, yasaklarla övünmek kimseye şeref getirmez, kimseye de onur kazandırmaz." "Bu bir turnusol kağıdı gibi; kimin ayrımcılığı, kimin yasakçılığı savunduğu görülmektedir. Çağdaşlık, demokrasi, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, en bireysel hak ve özgürlüklerin teminat altına alınmasıdır. Bu olay turnusol kağıdı gibi herkesin görüşünü ortaya koyuyor. Hükümet yasakları kaldırmakta kararlıdır. Türkiye'nin bütün meseleleri çözülmedi. 3 sene öncesinin özgürlükleriyle bugünü mukayese ederseniz çok farklı bir ortam var. 3-4 sene önce neredeyse başörtülü insanlara Kızılay'ı (Kızılay Meydanı) bile yasak edeceklerdi. Bugün öyle mi? Bunlar şüphesiz ki, hâlâ tam bir demokratik ülkede olması gereken özgürlüklerin kullanıldığı anlamına gelmiyor."
Yargı bu düşünceleri açıklamış olmayı "vatana ihanet" sayıyorsa neden açıklandığı zaman gereğini yapmadı da şimdi görevini hatırladı?
Yargının tarafsızlığına ve hukukun gereğini yerine getirdiğine inanmamızı beklemesin kimse.
|