SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: Cahit Sıtkı

Sayfa: [ 1 ]

moon 30.03.2008 15:19:07
"Desem ki,
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar
Ve soframda eski şarap,
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber,
Günlerden sonra bir gün
Şayet sesimi fark edemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki, mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.."
Gönül sende, göz yolda kaldı
Ne postacı semtime uğrar,
Ne turnalar selam getirir;
Vefasız çıktın Beşiktaşlım.
Katlanmaksa katlanıyorum,
Kimselere belli etmeden.
......
Nerde olsa, yaşıyor insan;
Nerde olsa, bir gün ölmek var.
Sen ilk aşkım, ilk gözağrımsın;
Dünyalara değişmem seni,
Keyfimden uçtuğum oluyor
Rüyama girdiğin geceler.
Bayram sabahı bile olsa
Sensiz doğan günü neyleyim!"

göçmen kızı 30.03.2008 16:18:22

CAHİT SITKI TARANCI

Cahit Sıtkı Tarancı Asıl adı Hüseyin Cahit (d. 2 Ekim 1910, Diyarbakır-ö. 13 Ekim 1956, Viyana)

2.Ekim.1910 yılında Suriçi Cami Kebir Mahallesi 3 nolu evde dünyaya gelen Cahit Sıtkı Tarancı'nın çocukluk ve gençlik yıllarının bir bölümü bu tarihi evde geçmiştir.Cahit Sıtkı Tarancı Diyarbakır'ın soylu ailelerinden olan Pirinçcizadelerdendir. 2 Ekim 1910 yılında dünyaya gelen Tarancı'nın Babası Bekir Sıtkı, annesi Arife hanımdır. İlk tahsilini Diyarbakır'da tamamladı. Daha sonra Orta öğrenimi için İstanbul'a gönderilerek, Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi'ne yazıldı.Burada dört yıl okuduktan sonra Galatasaray Lisesinde tamamladı (1931).Sonra Istanbul'da Mülkiye Mektebi'nde (1931-1935) ve Yüksek Ticaret Okulu'nda okudu. Yüksek öğrenimini tamamlamak için Paris'te Sciences Politiques'te sürdürdü (1938-1940). Öğrenimi sirasinda Paris Radyosu'nda Türkçe yayinlar spikerligi yapti.

2. Dünyü savaşı nedeniyle Türkiyeye döndü.1944 yilindan baslayarak Ankara'da Anadolu Ajansi, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalisma Bakanligi'nda çevirmen olarak çalisti. 1951 de Cavidan Tınaz'la evlenir.1954'te ağır bir hastalığa yakalandı felç geçirdi. Türkiye'de tedavisi sonuç vermeyince Viyana'ya götürüldü. 13 Ekim 1956'da orada bir hastanede öldü. Ankara'da toprağa verildi.

'Sanat için sanat' ilkesine bağlı kaldı. Ona göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır. Vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır. Açık ve sade bir üslubu vardır. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur.

Şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer vermiş, nedense hep ölümün üstüne gitmiştir. Ayrıca yitik aşklar, mutlu sevdalar, yalnızlık, yaşadığı bohem hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de şiirlerine konu olmuştur. Fransiz sairlerinden, özellikle Baudelaire ve Verlaine'den etkilenmistir.

Şairin önemli kitapları arasında "Otuzbeş Yaş", "Ömrümde Sükut", "Düşten Güzel" ve "Ziya'ya Mektuplar" sayılabilir.

ŞİİR ÇEVİRİLERİ

 

Balkon - Charles BAUDELAIRE

Hatıralar annesi, sevgililer sultanı
Ey beni şad eden yâr, ey tapındığım kadın
Ocak başında seviştiğimiz o zamanı
O canım akşamları elbette hatırlarsın
Hatıralar annesi, sevgililer sultanı

O akşamlar kömür aleviyle aydınlanan
Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen
Başım göğsünde, ne severdin beni o zaman
Ne söyledikse çoğu ölmeyecek şeylerden
O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan

Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları
Kainat ne derindir, kalp ne kudretle çarpar
Üstüne eğilirken ey aşkımın pınarı
Sanırdım ciğerimde kanının kokusu var
Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları

Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece
Seçerdim o karanlıkta göz bebeklerini
Mest olur, mahvolurdum nefesini içtikçe
Bulmuştu ayakların elerimde yerini
Kalınlaşan bi duvardı aramızda gece

Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak
Yeniden yaşadığım, dizlerinin dibinde
O mestinaz güzelliğini boştur aramak
Sevgili vücudundan, kalbinden başka yerde
Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak

O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler
Dipsiz bir uçurumdan tekrar doğacak mıdır
Nasıl yükselirse göğe taptaze güneşler
Güneşler ki en derin denizlerde yıkanır
O yeminler, o kokular, sonu gelmez öpüşler



Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı

_________________________________________________ _____



Fantazya - Gerard De NERVAL

Bir hava bilirim dünyalara değişmem
Bütün Rossini, Mozart, Weber sizin olsun
Çok eski bir hava, ağı, hazin, muhteşem
Yalnız ben duyarım onda ne varsa füsun

Ne zaman o havayı dinleyecek olsam
Ruhum gençleşiverir beden iki asır
On üçüncü Louis devridir vakit akşam
Batan günle sararmış bir yamaç uzanır

Camları kızıla çalan renklerle yanar
Tuğlalardan bir şato, köşeleri taştan
Etrafı çepeçevre bağlar, bahçeler, parklar
Bir dere akıyor çiçekler arasından

Kömür gözlü bir kumral en üst pencerede
Eskidir geçmiş zaman esvapları eski
Görmüşlüğüm var bu kadını! Ama nerde
Hatırlıyorum, başka bir hayatta belki



Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı

_________________________________________________ _____



Gök Öyle Mavi - Paul VERLAINE

Gök öyle mavi,öyle durgun
Damlar üzerinde
Yeşil bir dal sallanadursun
Damlar üzerinde

Ürpertip gökyüzünü birden
Bir çan tin tin eder.
Bir kustur su ağaçta öten;
Türküsünü söyler.


İşte hayat! aç gözünü gör;
Bak ne kadar  sade.
Her günkü sakin gürültüdür.
Şehirden gelmekte.


Ey sen ki durmadan ağlarsın,
Döversin dizini;
Gel söyle bakalım ne yaptın,
Nettin gençliğini?


Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı


_________________________________________________ _____


Green - Paul VERLAINE

İşte yemişler, çiçekler, yapraklar ve dallar
İşte kalbim, çarpıntısı yalnız senin için
O bembeyaz ellerin kalbimi kırmasalar
Bu küçük armağanı dilerim hoş göresin

Ben geldim işte, çiğlerle bezenmiş olarak
Alnımda seher yelinin dondurduğu çiğler
Yorgunluğumu alsam ayakucunda bırak
Hayal etsem o tatlı demleri birer birer

Bırak unutayım başımı taze göğsünde
Hâlâ aklımda lezzeti son öpüşlerinin
Hayırlı fırtınadan sonra sakin, asude
Uyusam biraz, madem uzanmış dinlenirsin
Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı

 _________________________________________________ _____

Saatlerim - Paul ÉLUARD

İnsan oldum kaya oldum
İnsanda kaya oldum kayada insan
Havada kuş oldum kuşta gökyüzü
Soğukta çiçek, güneşte nehir oldum
Şebnemde parlayan şey
Kardeşçesine yalnız kardeşçesine hür

Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı


_________________________________________________ _____



Seyahate Davet - Charles BAUDELAIRE

Kardeşim, yavrum,
Sana benzeyen bir yer
Düşünüyorum;
Gidip orda beraber
Yaşamanın, sevmenin,
Sevmenin ve ölmenin
O yerde bir gün,
Saadetini düşün.
Karışık göklerinin
Islak güneşlerinde,
O hain gözlerinin,
Bol yaşları içinde
Daima parıltılı
Gözlerinin esrarlı
Cazibesi var.

Orda ne varsa süs, sükun ve şehvet,
İntizam ve güzellikten ibaret.

Üstünde güya
Senelerin cilası
Parlayan eşya
Süslerdi odamızı;
Bu bulunmaz çiçekler,
Kokularını amber
Kokularına
Mezcederdi boyuna!
Orda tavanlar zengin,
Ve derindir aynalar;
Her köşede sevdiğin
O şark ihtişamı var.
Her şey kendi dilince
Ses verir bize;
Ve kalbini gizlice
Gösterir bize.
Orda ne varsa süs, sükun ve şehvet,
İntizam ve güzellikten ibaret.

Bir baksaydın bu
Kanallarda ne kadar
Serseri ruhlu,
Uyuyan gemiler var;
Hem gidermek içindir
İnan ki en küçük bir
Arzunu, onlar
Uzaktan geliyorlar.
O akşamlarda gurup,
Tarlalar ve kanallar
Ve bütün şehri yakut
Ve altınlara boğar.
Orda kainat hulya
İle sarhoştur,
Sıcak, sıcak bir ziya
İçinde uyur.

Orda ne varsa süs, sükun ve şehvet,
İntizam ve güzellikten ibaret.

Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı 


 afro

moon 31.03.2008 00:01:43
"Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül,
Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!"
Nasıl dururum olduğum yerde
Öyle upuzun yatmış,
İki elim yanıma getirilmiş,
Hareketsiz,
Sükûta ram olmuş;
Sanki devrilmiş heykel?
Ellerim ne der sonra bana?
Soğumuş kalbime ne cevap veririm?
Utanmaz mıyım ayaklarımdan?.
Kalkmalıyım
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.
Bilmeliyim,
Gölgelerin boyundan
Saatin kaç olduğunu.
Islık çalmalıyım.
Türkü söylemeliyim
Yol boyunca,
Keyfimden, ya da hüznümden.
Geçmiş günlerimi hatırlamalıyım,
........
Nedir ki eninde sonunda ölüm?
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?.."

ulgnil 22.09.2008 00:10:00
 BEN ÖLECEK ADAM DEĞİLİM

Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.

Alıştım bir kere gökyüzüne;
Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.
Sıkılırım,
Kuşlar cıvıldamasa dallarında,
Yemişlerine doymadığım ağaçların,
Yağmur mu yağıyor,
Güneş mi var,
Farketmeliyim
Baktığım pencereden.
Deniz görünmeli çıksam balkona.
Tamamlamalı manzarayı
Karlı dağlarla sürülmüş tarlalar.
Ekmekten olamam doğrusu,
Nimet bildiğim;
Sudan geçemem,
Tuzludur teneffüs ettiğim hava.
Ya nasıl dururum olduğum yerde,
Öyle upuzun yatmış,
İki elim yanıma getirilmiş,
Hareketsiz,
Sükûta râmolmuş;
Sanki devrilmiş bir heykel?

Ellerim ne der sonra bana?
Soğumuş kalbime ne cevap veririm?
Utanmaz mıyım ayaklarımdan?

Kalkmalıyım,
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda, parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.
Bilmeliyim,
Gölgelerin boyundan,
Saatin kaç olduğunu...
Islık çalmalıyım.
Türkü söylemeliyim
Yol boyunca,
Keyfimden ya hüznümden.
Geçmiş günleri hatırlamalıyım,
Dalıp dalıp akarsuya,
Hayaller kurmalıyım,
Güzel geleceğe dair.
Yanımdan geçenler olmalı,
Selâm almalıyım;
Robenson'u düşünmeliyim,
Garipliğini:
Şükretmeliyim
İnsanlar arasında olduğuma.
Nedir ki eninde sonunda ölüm?
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?

Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.

 CAHİT SITKI TARANCI



 

 

moon 10.10.2008 23:54:25
bu şiir ikinci defa okuyuşum ayni gün içinde farkli yerlerde.
Ben ölecek bir adamim ama ya.

deliçocuk 11.10.2008 13:55:16
             DESEM Kİ

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

 CAHİT SITKI TARANCI
 
 beni tanıyanlar bilir benim için dünyanın en güzel ask siirlerinden biridir bu ... ... moon... en başa koymussun bu şiiri ama eksik... orta yerinden başlamış... bende tamamını yollayayım dedim...

moon 12.10.2008 16:01:29
Bugün  46 yasinda yitirdigimiz Cahit Sitki Taranci yi aniyoruz. Bir çogumuzun ezbere bildigi,ara sira misralarini mirildandigimiz Otuzbes Yas siiri yazari, ne yazik ki iyimserlikle düsledigi 70 yasina daha çok varken aramizdan ayrildi. Kisacik ömrüne ise bir birinden güzel yüzlerce siir sigdirdi. Ölümünden sonra, siiriyle ilgili bir çok yazi yayinlanmistir. Iste Turgut Uyar 1968 yilinda Cahit Sitki Taranciyi söyle tanitiyor.

''Bastan beri bir tek manevi degeri vardir Cahit Sitki'nin ya da birkac:
ölum korkusu, ask ve dogruluk... Bunlara bir açilim kazandirmak
umuduyla Orhan Veli hareketine katilir; aradigini bulamadigi icin sonra
vazgecer... Bütün yeteneklerine, bütün saglam sezgilerine karsin, bir
yitik kusagin, bir 'araya gitmis' kusagin sairidir.''

Sairimizi saygiyla aniyoruz.



 
 beni tanıyanlar bilir benim için dünyanın en güzel ask siirlerinden biridir bu ... ... moon... en başa koymussun bu şiiri ama eksik... orta yerinden başlamış... bende tamamını yollayayım dedim...

artik bende bilecegim abi . tesekkürler .


Sayfa: [ 1 ]