|
||
| "Desem ki, İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar Ve soframda eski şarap, Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber, Günlerden sonra bir gün Şayet sesimi fark edemezsen, Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede Hatırla ki, mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.." Gönül sende, göz yolda kaldı Ne postacı semtime uğrar, Ne turnalar selam getirir; Vefasız çıktın Beşiktaşlım. Katlanmaksa katlanıyorum, Kimselere belli etmeden. ...... Nerde olsa, yaşıyor insan; Nerde olsa, bir gün ölmek var. Sen ilk aşkım, ilk gözağrımsın; Dünyalara değişmem seni, Keyfimden uçtuğum oluyor Rüyama girdiğin geceler. Bayram sabahı bile olsa Sensiz doğan günü neyleyim!" |
||
|
||
CAHİT SITKI TARANCI Cahit Sıtkı Tarancı Asıl adı Hüseyin Cahit (d. 2 Ekim 1910, Diyarbakır-ö. 13 Ekim 1956, Viyana) 2.Ekim.1910 yılında Suriçi Cami Kebir Mahallesi 3 nolu evde dünyaya gelen Cahit Sıtkı Tarancı'nın çocukluk ve gençlik yıllarının bir bölümü bu tarihi evde geçmiştir.Cahit Sıtkı Tarancı Diyarbakır'ın soylu ailelerinden olan Pirinçcizadelerdendir. 2 Ekim 1910 yılında dünyaya gelen Tarancı'nın Babası Bekir Sıtkı, annesi Arife hanımdır. İlk tahsilini Diyarbakır'da tamamladı. Daha sonra Orta öğrenimi için İstanbul'a gönderilerek, Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi'ne yazıldı.Burada dört yıl okuduktan sonra Galatasaray Lisesinde tamamladı (1931).Sonra Istanbul'da Mülkiye Mektebi'nde (1931-1935) ve Yüksek Ticaret Okulu'nda okudu. Yüksek öğrenimini tamamlamak için Paris'te Sciences Politiques'te sürdürdü (1938-1940). Öğrenimi sirasinda Paris Radyosu'nda Türkçe yayinlar spikerligi yapti. 2. Dünyü savaşı nedeniyle Türkiyeye döndü.1944 yilindan baslayarak Ankara'da Anadolu Ajansi, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalisma Bakanligi'nda çevirmen olarak çalisti. 1951 de Cavidan Tınaz'la evlenir.1954'te ağır bir hastalığa yakalandı felç geçirdi. Türkiye'de tedavisi sonuç vermeyince Viyana'ya götürüldü. 13 Ekim 1956'da orada bir hastanede öldü. Ankara'da toprağa verildi. 'Sanat için sanat' ilkesine bağlı kaldı. Ona göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır. Vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır. Açık ve sade bir üslubu vardır. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur. Şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer vermiş, nedense hep ölümün üstüne gitmiştir. Ayrıca yitik aşklar, mutlu sevdalar, yalnızlık, yaşadığı bohem hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de şiirlerine konu olmuştur. Fransiz sairlerinden, özellikle Baudelaire ve Verlaine'den etkilenmistir. Şairin önemli kitapları arasında "Otuzbeş Yaş", "Ömrümde Sükut", "Düşten Güzel" ve "Ziya'ya Mektuplar" sayılabilir. ŞİİR ÇEVİRİLERİ Balkon - Charles BAUDELAIRE Hatıralar annesi, sevgililer sultanı Ey beni şad eden yâr, ey tapındığım kadın Ocak başında seviştiğimiz o zamanı O canım akşamları elbette hatırlarsın Hatıralar annesi, sevgililer sultanı O akşamlar kömür aleviyle aydınlanan Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen Başım göğsünde, ne severdin beni o zaman Ne söyledikse çoğu ölmeyecek şeylerden O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları Kainat ne derindir, kalp ne kudretle çarpar Üstüne eğilirken ey aşkımın pınarı Sanırdım ciğerimde kanının kokusu var Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece Seçerdim o karanlıkta göz bebeklerini Mest olur, mahvolurdum nefesini içtikçe Bulmuştu ayakların elerimde yerini Kalınlaşan bi duvardı aramızda gece Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak Yeniden yaşadığım, dizlerinin dibinde O mestinaz güzelliğini boştur aramak Sevgili vücudundan, kalbinden başka yerde Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler Dipsiz bir uçurumdan tekrar doğacak mıdır Nasıl yükselirse göğe taptaze güneşler Güneşler ki en derin denizlerde yıkanır O yeminler, o kokular, sonu gelmez öpüşler Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı _________________________________________________ _____ Fantazya - Gerard De NERVAL Bir hava bilirim dünyalara değişmem Bütün Rossini, Mozart, Weber sizin olsun Çok eski bir hava, ağı, hazin, muhteşem Yalnız ben duyarım onda ne varsa füsun Ne zaman o havayı dinleyecek olsam Ruhum gençleşiverir beden iki asır On üçüncü Louis devridir vakit akşam Batan günle sararmış bir yamaç uzanır Camları kızıla çalan renklerle yanar Tuğlalardan bir şato, köşeleri taştan Etrafı çepeçevre bağlar, bahçeler, parklar Bir dere akıyor çiçekler arasından Kömür gözlü bir kumral en üst pencerede Eskidir geçmiş zaman esvapları eski Görmüşlüğüm var bu kadını! Ama nerde Hatırlıyorum, başka bir hayatta belki Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı _________________________________________________ _____ Gök Öyle Mavi - Paul VERLAINE Gök öyle mavi,öyle durgun Damlar üzerinde Yeşil bir dal sallanadursun Damlar üzerinde Ürpertip gökyüzünü birden Bir çan tin tin eder. Bir kustur su ağaçta öten; Türküsünü söyler. İşte hayat! aç gözünü gör; Bak ne kadar sade. Her günkü sakin gürültüdür. Şehirden gelmekte. Ey sen ki durmadan ağlarsın, Döversin dizini; Gel söyle bakalım ne yaptın, Nettin gençliğini? Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı _________________________________________________ _____ Green - Paul VERLAINE İşte yemişler, çiçekler, yapraklar ve dallar İşte kalbim, çarpıntısı yalnız senin için O bembeyaz ellerin kalbimi kırmasalar Bu küçük armağanı dilerim hoş göresin Ben geldim işte, çiğlerle bezenmiş olarak Alnımda seher yelinin dondurduğu çiğler Yorgunluğumu alsam ayakucunda bırak Hayal etsem o tatlı demleri birer birer Bırak unutayım başımı taze göğsünde Hâlâ aklımda lezzeti son öpüşlerinin Hayırlı fırtınadan sonra sakin, asude Uyusam biraz, madem uzanmış dinlenirsin Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı _________________________________________________ _____ Saatlerim - Paul ÉLUARD İnsan oldum kaya oldum İnsanda kaya oldum kayada insan Havada kuş oldum kuşta gökyüzü Soğukta çiçek, güneşte nehir oldum Şebnemde parlayan şey Kardeşçesine yalnız kardeşçesine hür Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı _________________________________________________ _____ Seyahate Davet - Charles BAUDELAIRE Kardeşim, yavrum, Sana benzeyen bir yer Düşünüyorum; Gidip orda beraber Yaşamanın, sevmenin, Sevmenin ve ölmenin O yerde bir gün, Saadetini düşün. Karışık göklerinin Islak güneşlerinde, O hain gözlerinin, Bol yaşları içinde Daima parıltılı Gözlerinin esrarlı Cazibesi var. Orda ne varsa süs, sükun ve şehvet, İntizam ve güzellikten ibaret. Üstünde güya Senelerin cilası Parlayan eşya Süslerdi odamızı; Bu bulunmaz çiçekler, Kokularını amber Kokularına Mezcederdi boyuna! Orda tavanlar zengin, Ve derindir aynalar; Her köşede sevdiğin O şark ihtişamı var. Her şey kendi dilince Ses verir bize; Ve kalbini gizlice Gösterir bize. Orda ne varsa süs, sükun ve şehvet, İntizam ve güzellikten ibaret. Bir baksaydın bu Kanallarda ne kadar Serseri ruhlu, Uyuyan gemiler var; Hem gidermek içindir İnan ki en küçük bir Arzunu, onlar Uzaktan geliyorlar. O akşamlarda gurup, Tarlalar ve kanallar Ve bütün şehri yakut Ve altınlara boğar. Orda kainat hulya İle sarhoştur, Sıcak, sıcak bir ziya İçinde uyur. Orda ne varsa süs, sükun ve şehvet, İntizam ve güzellikten ibaret. Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı
|
||
|
||
| "Ne doğan güne hükmüm geçer, Ne halden anlayan bulunur; Ah aklımdan ölümüm geçer; Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur. Ve gönül, Tanrısına der ki: - Pervam yok verdiğin elemden; Her mihnet kabulüm, yeter ki Gün eksilmesin penceremden!" Nasıl dururum olduğum yerde Öyle upuzun yatmış, İki elim yanıma getirilmiş, Hareketsiz, Sükûta ram olmuş; Sanki devrilmiş heykel? Ellerim ne der sonra bana? Soğumuş kalbime ne cevap veririm? Utanmaz mıyım ayaklarımdan?. Kalkmalıyım Dolaşmalıyım, Sokaklarda parklarda. El sallamalıyım Giden trenlere, Kalkan vapurlara. Bilmeliyim, Gölgelerin boyundan Saatin kaç olduğunu. Islık çalmalıyım. Türkü söylemeliyim Yol boyunca, Keyfimden, ya da hüznümden. Geçmiş günlerimi hatırlamalıyım, ........ Nedir ki eninde sonunda ölüm? Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?.." |
||
|
||
| BEN ÖLECEK ADAM DEĞİLİM Kapımı çalıp durma ölüm, Açmam; Ben ölecek adam değilim. Alıştım bir kere gökyüzüne; Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar. Sıkılırım, Kuşlar cıvıldamasa dallarında, Yemişlerine doymadığım ağaçların, Yağmur mu yağıyor, Güneş mi var, Farketmeliyim Baktığım pencereden. Deniz görünmeli çıksam balkona. Tamamlamalı manzarayı Karlı dağlarla sürülmüş tarlalar. Ekmekten olamam doğrusu, Nimet bildiğim; Sudan geçemem, Tuzludur teneffüs ettiğim hava. Ya nasıl dururum olduğum yerde, Öyle upuzun yatmış, İki elim yanıma getirilmiş, Hareketsiz, Sükûta râmolmuş; Sanki devrilmiş bir heykel? Ellerim ne der sonra bana? Soğumuş kalbime ne cevap veririm? Utanmaz mıyım ayaklarımdan? Kalkmalıyım, Dolaşmalıyım, Sokaklarda, parklarda. El sallamalıyım Giden trenlere, Kalkan vapurlara. Bilmeliyim, Gölgelerin boyundan, Saatin kaç olduğunu... Islık çalmalıyım. Türkü söylemeliyim Yol boyunca, Keyfimden ya hüznümden. Geçmiş günleri hatırlamalıyım, Dalıp dalıp akarsuya, Hayaller kurmalıyım, Güzel geleceğe dair. Yanımdan geçenler olmalı, Selâm almalıyım; Robenson'u düşünmeliyim, Garipliğini: Şükretmeliyim İnsanlar arasında olduğuma. Nedir ki eninde sonunda ölüm? Ayrı düşmek değil mi aşinalardan? Kapımı çalıp durma ölüm, Açmam; Ben ölecek adam değilim. CAHİT SITKI TARANCI |
||
|
||
| bu şiir ikinci defa okuyuşum ayni gün içinde farkli yerlerde. Ben ölecek bir adamim ama ya. |
||
|
||
| DESEM Kİ Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini. Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin! Desem ki... İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen, Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini, Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum. CAHİT SITKI TARANCI beni tanıyanlar bilir benim için dünyanın en güzel ask siirlerinden biridir bu ... ... moon... en başa koymussun bu şiiri ama eksik... orta yerinden başlamış... bende tamamını yollayayım dedim... |
||
|
||
| Bugün 46 yasinda yitirdigimiz Cahit Sitki Taranci yi aniyoruz. Bir çogumuzun ezbere bildigi,ara sira misralarini mirildandigimiz Otuzbes Yas siiri yazari, ne yazik ki iyimserlikle düsledigi 70 yasina daha çok varken aramizdan ayrildi. Kisacik ömrüne ise bir birinden güzel yüzlerce siir sigdirdi. Ölümünden sonra, siiriyle ilgili bir çok yazi yayinlanmistir. Iste Turgut Uyar 1968 yilinda Cahit Sitki Taranciyi söyle tanitiyor. ''Bastan beri bir tek manevi degeri vardir Cahit Sitki'nin ya da birkac: ölum korkusu, ask ve dogruluk... Bunlara bir açilim kazandirmak umuduyla Orhan Veli hareketine katilir; aradigini bulamadigi icin sonra vazgecer... Bütün yeteneklerine, bütün saglam sezgilerine karsin, bir yitik kusagin, bir 'araya gitmis' kusagin sairidir.'' Sairimizi saygiyla aniyoruz. beni tanıyanlar bilir benim için dünyanın en güzel ask siirlerinden biridir bu ... ... moon... en başa koymussun bu şiiri ama eksik... orta yerinden başlamış... bende tamamını yollayayım dedim... artik bende bilecegim abi . tesekkürler . |
||