SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Güncel

Konu: Susssssss ma...

Sayfa: [ 1 ]

Sino AtriaL 30.03.2008 14:45:48
SUSSSSSSS MA...
Sustuk sustuk sustuk...
Geldik bu güne...
Susstuk sustuk sustuk...
Şimdi sıra bizde...
Acıyı bal eylemek bile, yasak...
Aşkını haykırmak:Vatan, namus, ahde vefa yasak...
Acıdan sökülse yüreğin, dara çekilsen, işkencede kalsan...
Sökülüp atılırken bir bir değerlerin, kırılırken gururun, yıkılırken onurun...
Bir, “Aaahhh” yasak...
Hep bir ağızdan aynı koro bağırıyor:
“Sus hırçınlık yapma, sus”...
Beyimiz Amerikan bursuyla semirdi, yeni dünyayı keşfetti, tarihin beşiği Anadolu’ya döndü; tosun etine sıkı besbelli, başı ile kıçı arasındaki mesafe o kadar açık ki, bütün iç organları meydanda. O bunu dert etmiyor ama :Bana sesleniyor; “geriyor geriyor geriyor”...
Bir yanıt hakkım olsa, bir çıkarsalar karşı karşıya, ama yok nafile...
Kalmıştır belki insanlık bir yerinde; anlar ızdırabımı, anlatırım belki vatana, namusa , ahde vefaya saldırıyı. Aşkımın, vatanımın, hukukumun parçalanmakta olduğu gerçeğini.
Kör olasın demiyorum... Yanlış anlama, ama gör be olup biteni, gör be...
Yok mudur bu ülkede üniversite, okumuş yazmış bir kitle, işadamları, burjuva, öğrenciler; bir biz miyiz? Biz kaç kişiyiz ?
Neredesiniz geri kalanlar?
Galiba?...
Sadece azgın bir azgınlık bağırıyor ortaya:
“Sususunnnn...Sussanıza...”
Yoksullara susun diyorlar, susun sesiniz çıkmasın sakın ha...
Tuzla tersanesinde öl ama sessiz öl...
Yatlar rahatsız olmasın...
Yüreği nasırlıların kulakları da mı nasırlı?
Sağır olasın demiyorum...Yanlış anlama, ama duy be olup biteni, duy be...
Tuncay öğrenci liderleri gibi davranmışşşş...
Tuncay CHP kabul etmezse parti kurup lider olacak mışşşşş....
Ama bu tutumuna kimse oy vermez miişşşşş...
Yokluğu bildin mi, anımsadın mı dostum...Yoksulluğu ya, hatırladın mı?...Orda bir köy var uzakta, gitmesen de hatırladın mı? Bir cumhuriyet var anımsadın mı?
İlenmeyi işkencelerde bilir misin? Bir adamı faşizm zindana götürürken susarsan onun zulmünün ortağı olacağını hissettin mi hiç?Kendinden bir başkası için yanmak ne demek bilir misin? Mesala Sivas’da...Sivas’da yananlarla yanmak?...
İnsan nasıl insan oldu hiç düşünür müsün? Sokaklarda dilenenleri görür müsün?İşsiz güçsüz dolananları... Bir adamı savunmak, hukuku savunmak, hakkını savunmak, iftiraya, karaya leke atılmasına karşı durmak...
Ekmek, barış ve özgürlük dediğin için dövdüler mi seni hiç? Sanmam dostum sanmam...Derdimi CHP, yeni parti diye görüyorsun ya, yapma. Onlar da derdim ama, gözlerimin önünde gitti gidiyor memleket...Gidiyor elden görmüyor musun?
Biliyorum ,hissediyorum yüreği nasırlılardan değilsin...
Kahrolasın demiyorum, sakın beni yanlış anlama, ama duy bu acıları dostum, duy be...
Nasıl kızmayayım ben bu aleme...
Beni çift karakterlilere, faşiste eş tuttular...
Yılları mı verdim mafyasına, cetesine savaş açtım, beni durdurabilmek , halkın sevgisini azalta bilmek için,yapamazlar dediğimi yaptılar beni iki yobaza denk tuttular...
İkisi de 20 yıllık arkadaş...
Söylemesem içim durmuyor, söylesem yaram onmuyor...
Yalayıp kendi yüreğimi
“gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne”...
niye bana bu işkence?Korkunuzun nedeni ne?...
Dilim varmıyor, diyemiyorum biri satmış kendini bezirgana, diğeri bilmez şu an hangi suda... Ötekinin derdi hala eski palavra,dejavusu tutmuş, söyledim kaç kez ama anlaması zor, anlatması zor ona.
Kahrolasınız demiyorum, sakın beni yanlış anlamayın, ama kahrolmayın da görün beni , görün be...
Gelincik gelincik açtık, Cumhuriyet olduk...
Meydan meydan taştık, bayrak olduk...
Kanadık, seçim kaybettik emperyalizm karşısında kahrolduk...
Acımdan sevinç çıkartanlar ne oldu?
Hani Demokrasi?
Hani Hukukun üstünlüğü?
Hani Anayasa?
Hani Yasa?
“döküldük yaprak olduk
geldik bugüne”
Sus demeyin bana susmam artık bir daha...
Öğretti kader bana:
“Susma...
Sustukça sıra sana gelecek...”
Aldandınız ama aldatamazsınız bir daha...
Ne kadar kokuşmuşluk varsa, dönek ağzında salya...
Kadın mıdır erkek mi bilinmez, ama adım ağzında lapa...
Kimi paraya, kimi uçağa, şana, şöhrete sattı da...
Beni amiral gemisinin kıç yalayıcısına muhattap olmaya zoruluyor ya bu medya...
Batsın bu düzen, yıkılsın bu meskenet, adınızı ustam koydu hatırlatayım:
“Katiller demokrasisi, hırsızlar düzeni”...
Tıpkı bir lise öğrencisi gibi bağırmaya devam edeceğim liboşuna, fetoşuna, yobazına, döneğine, soytarısına, satılmışına inat:
Devrimciyim, hala...
Halkçıyım, hala...
Laik’im, hala...
Cumhuriyetçiyim, hala...
Ulusalcıyım, hala...
Devletçiyim, hala...
Anti emperyalistim, hala...
Atatürkçüyüm, hala...
Haklıyım, direneceğim, kazanacağım...
Umudumu yitirtemezsiniz benim...Direniyorum işte inadına, hala...
Dudaklarımda o eski marş:
“Dağ başını duman almış...”
Bir dost...
Korkmuş besbelli beni aramaktan, ama yüreği yanmış, dayanamamış...
Bir dostumu aramış...
“Aman dikkat etsin bugünlerde korkuyorum bir şeyler yaparlar ona”...
Analar, bacılar, kardaşlar, dostlar, yoldaşlar nerede görseler elleri yüreklerinde...
Hasan Hüseyin’den, söylüyorum şimdilerde onlara:
“ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni “
Çıktık 19 Mart’ta Çanakkale’ye...İndik 20 sinde İzmir’e...Önce Manisa Akhisar sonra Aydın Nazilli her yerde dostlar dostlar dostlar...Aynaların güzelliklerini anlatmakta zorlandığı Anadolu kadınları...Kopup gelmişler. Söyleştik, dertleştik memleket üzerine. Sonra sabaha karşı Milas...Uyumadan çalındı kapı, İlhan ağabeyi almışlar, Ergenekon davasından.
Sonra televizyonda bir kara hançer gibi işliyor zalim, duydum, gözlerimle gördüm, ağzı kulaklarında sesleniyor anıra anıra :” Tuncay Özkan’ı da alsınlar...Suçsuzsa bile alsınlar...Ne olur alsınlar sonra bıraksınlar...”
Telefonlar susmuyor...Beni de almışlar, hapse bile atmışlar...Yok diyorum dinlemiyorlar. Dedim gidiyoruz İstanbul’a, Cumhuriyet ile dayanışmaya...Özür dilerim köylü dostlarımızından, söz gene geleceğim, bir daha...Baharda olmazsa yazda...
Anırtısı gök yıkıyor kerizin, televizyon televizyon geziyor bağırıyor: “ Alııınnnnn bunu da...”
Hiç bir şey komuyor da, anam bir telefonda, kızım bir telefonda...Susturamıyorum ikisi de yanmakta...Yok diyorum öyle bir şey, bak buradayım ve konuşuyorum sizinle...
“Baba söylesene kaç gün sonra gösterirler seni bana?...”
İçimden geçirdim küfrümü alçak şeytana:
“Zalim, iki dinli satılık...Sormadan gidersem bu dünyadan bunun hesabını, Allah’ım sana da malum olsun halım...”
Sonra hep aynı sözler:
“Sussssss....
Susssss....
Susssss...”
Geriliyor muş beyler...
Gerim gerim gerim...
Benim dediğim:
“ ...hala,Türkiye’yi savunmaya devam edeceğiz, yok öyle yağma. Şamil Tayyar ile Fehmi Koru ise kimin alınacağını bildirenler savcıya,suçumuz yok, hukuka inancımız çok, ama onlarsa buyurganların borazanları, buradayız gelsinler, işkencede bile tüküreceğim suratlarına,burdayız aldırsınlar, ama unutmasınlar memleketi savunmaya devam edeceğiz, hala...”
İşleri tıkırında...Susacak herkes ki yol alsın beyler...
Sus Türkiyem sus...
Sus ki zalimler devam etsin zulmüne...
Vatana da kıysınlar...
Namusu da satsınlar...
Ahde vefayı da bozsunlar...
Ağlamak bile yasak...
Hıçkırık yasak...
Aaahhh! Yasak...
Sessiz ol Türkiye...
Acımadı bak...
Acı var mı?
Yok, bak!
Üfffff, yetti be sen de sus artık sus!...
Sen de sus artık be Tuncay Özkan...
Ya da ...
Ya da...
Anladım diyorsunuz ki...
“Sustursanıza, yetti artık be!...”


Tuncay Özkan


Önce alıştırmanız gerekir ..
Görüntüye.
Seslere.
Hareketlere.
Sessizliğe.
Çevrenizde olup bitenlere.
Yavaş yavaş alıştırırsınız.
Alışırlar.
Türbana.
Çarşafa, peçeye. Taşyapıya.
Oğulların gemilerinin olmasına.
Çocukların televizyon kurmasına.
Yakınların yolsuzluklarına.
Sevgililere alınan evlere. Çok eşliliğe.
Erkeklerin, kadınların ayrı ayrı oturmasına.
Ramazanda öğle yemeği verilmemesine.
Beyaz takkeyle gezenlere.
Hem de öyle alışırsınız ki size çok doğal gelmeye başlar.
Bizde böyle deyip geçmeye başlarsırıız.
'Galiba demokrasi bu da biz mi anlamıyoruz?' diye
kuşkulanırsınız.
Sonra da uyuşursunuz. Yavaş yavaş uyuşursunuz.
lçinizden bile tepki duymaz olursunuz.
'En az üç çocuk yapın derler, dinler geçersiniz.
'Bizi azaltmaya ÇalıŞıYOrlar' derler, gülme duygunuz
bile kaybolmuştur.
'Batı'nın ahlaksızlığını aldık' derler, öyle dinler
durursunuz.
Uyuşturmuşlardır sizi.
Bir yandan Çanakkale zaferini kutlarsınız:
Öte yandan Çanakkale savaşını yıllar sonra
kaybettiğinizi bile fark etmezsiniz.
Başbakanınız planlarını Amerika'ya açıklar.
Siz burdan dinlersiniz.
Amerika Ankara'yı işgal etmektedir.
Siz Ingilizce öğrenmeye çalışırken durumu göremezsiniz.
***
Alışırsınız ve uyuşursunuz.
Geçmişe dalıp gitmişken,
geleceği kaybetmekte olduğunuzu fark
edemezsiniz.
Plan da bunun için yapılmıştır. Önce alıştırma.
Sonra uyuşturma.
Yüzünüze demokrasi derler, arkanızdan gülerler.
Yüzünüze çok kültürlülük derler, arkanızdan
bölerler.
Yüzünüze değişim derler, arkanızdan soyarlar.:
Yüzünüze gelişim derler, arkanızdan bakarlar.
Alışırsınız .
Uyuşursunuz.
Tehlikenin farkında mısınız?

ERDAL ATABEK

Yok Urgan , Yok Turban.
Şimdide medet umarlar Ergenekon'dan.
Kaldı mı? Başka YALAN!...

Olmaz mı?
Var; Cumhuriyet Mitingleri "Ergenekon" uzantısıymış.
Vay vay vay….

Çetenin Lideri de; "Mustafa Kemal" o zaman!...
Uyan Türkiye UYAN…
Nereye gidiyor bu VATAN!...


Bu Ergenekon neyin nesidir Allah aşkına. Bilen var mı?
- Yok

İddianameyi gören var mı?
- Yok

Tutuklanan, günlerdir ve aylardır hapiste tutulan kişiler, neyle suçlandıklarını biliyorlar mı?
- Yok

Yok yok yok…

Ama tek bir şey var; Gece yarısı , sabaha karşı, gündüz, akşam fark etmeden birileri tutuklanıp savcılığa oradan da cezaevine gönderiliyor.

Bu böyle devam edip duruyor.
Ne zamana kadar peki; Bilen yok.

Baktılar bir şey bulamadılar; Şimdide Cumhuriyet Mitinglerine bağladılar olayı.

Bak sen şu işe...

O Mitinglere katılanlar mı suçlu, yoksa mitingleri düzenleyenler mi?

Katılan milyonlarca insan da mı Ergenekoncu.
Yoksa, Cumhuriyet'in ve Mustafa Kemal'in Devrimlerinin bekçisi olan, miting düzenleme komitesinin o güzide kurum ve kuruluşlar mı?

Hangisi acaba…

O zaman sorarım size; Bu Ergenekon, yani içeriğini bilmediğimiz bana göre saçmalıktan başka bir şey olmayan bu operasyon; Mustafa Kemal'e karşı yapılıyor sayılmaz mı?

Düşünmeden edemiyor insan…

Vatanını, bayrağını, Ata'sını ve Ülkesinin bağımsızlığını savunan milyonlar mı suçlu?

Yoksa o milyonlara bu emanetleri bırakan Mustafa Kemal mi suçlu?

Sizin asıl derdiniz Mustafa Kemal mi?

Yoksa hakikaten pek geniş ve pek derin devletinizin içinde türeyen çeteler mi?

Cumhuriyet Mitinglerine, herhangi bir saçma sapan iddia ve karalama yapan her kim olursa olsun; Vatan Hainidir!...

O mitinglerin hepsinde; Onurla, gururla var oldum. Olmaya da devam edeceğim.

O mitinglere dil uzatanlar, O coşkuya, o onura ve gurura erişememiş; VATAN, NAMUS ve AHDE VEFA'DAN yoksun insan müsveddeleridir benim gözümde.

Veyahut da siz tarif edin onları….

Barış MELENGEÇ
26/03/2008

Sino AtriaL 30.03.2008 14:52:17
GÜNDEM Cumhuriyet 28.03.2008
MUSTAFA BALBAY
Dik Çene Niçin Geldi?
ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney 'nin genel duruşuna, konulara yaklaşımına bakınca, adını Türkçeye şöyle çevirmek abartı olmaz:
Dik Çene!
Beyaz Saray'ın Bush dahil en güçlü kişisi olarak tanımlanan Cheney, Türkiye'de açıklama yapmadı. Amerikan basınına şu görüşleri aktardı: "Türkiye'yi programa ben koymadım. Bush özellikle istedi. Kürdistan'a ilk ziyaretimi de yaptım."
Cheney Ortadoğu turunu noktalarken Amerikalı gazetecilere alçakgönüllülük gösterisinde bulunmayı da ihmal etmedi:
"Biliyorsunuz ben sadece danışmanlık görevi yapıyorum. Başkan Bush önerilerime katılır ya da katılmaz."
Cheney'nin Türk medyasına konuşmaması 3 nedenle olabilir:
1- Türk medyası meşgul, kendi iç işlerine bakıyordur. Meşgul etmeyeyim.
2- Türkiye'den istediğimi alamadım. Diyecek bir şeyim yok.
3- Türkiye'ye neler istediğimizi söyledik. Ne kadarını nasıl yapacaklarına kendileri karar versinler. Açıklamayı da kendileri yapsın!
***
Birinci şık, kara mizah... İkinci şık yüzde 40, üçüncü şık yüzde 60 olsa gerek!
Cheney'nin, Türkiye'ye gelmeden önce Bağdat'ta Talabani ile yaptığı görüşmenin içeriği şöyle açıklanmıştı:
Irak-Türkiye ilişkileri de ele alındı.
Durumu ters çevirip baktığımızda, Ankara'da da Türkiye-Irak ilişkilerinin ele alındığı ortaya çıkıyor.
Sızan haberlerle birlikte gözlemleri ve olasılıkları birleştirdiğimizde durum şöyle görünüyor:
1- Cheney, Gül 'le yaptığı görüşmede, Irak'ta BM kararlarına dayalı bir koalisyon gücü olarak durduklarını, BM izninin 2008 sonunda biteceğini ve çekileceklerini söyledi.
2- ABD'nin bir manda gücü olarak çekilme kararı alması, elbette bu ülkeyi terk etmesi anlamına gelmiyor. ABD, Irak yönetimiyle özel bir ikili anlaşma yapacak ve daha kalıcı hale gelecek.
3- Bu anlaşma çok büyük olasılıkla, Türkiye ile yapılan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması (SEİA) gibi olacak ama, ABD'nin kalıcılığı açısından daha ileri maddeleri içerecek.
4- Böyle bir anlaşmayı Kürtler çok ama çok istiyor. Şiilerle Sünnilerin nasıl ikna edileceği henüz belli değil.
***
Yukarıdaki durum ilk bakışta şöyle yorumlanabilir:
Bu bir ABD-Irak ilişkisidir, bize ne?
Kazın ayağı öyle değil!
Böyle bir anlaşmanın Türkiye'yi etkilememesi olanaksız. Her şey bir yana, terörle mücadelemizin geleceği belirsizleşebilir.
ABD terör örgütü PKK için hâlâ "tamamen bitirilmeli" diyemiyor. Kullandığı en ileri tanım şu:
"İzole edilmeli."
Bunun yanında önümüzdeki dönem çok konuşacağımız bir durum daha var:
1991'de Sovyetler'in çökmesinden sonra yapısı adım adım değişen NATO, yeni görevler, işlevler üstlenecek ve tümüyle kabuk değiştirecek.
Hani Anadolu'da derler ya; kurt, tüy değiştirir, huy değiştirmez! NATO da yapı değiştirmekle elbette ABD'nin ana gücü olma özelliğini yitirmeyecek. Hatta arttıracak. BOP'un da yeni kolluk gücü haline gelecek.
Bölgede hem BOP'un içinde olan, hem NATO üyesi olan tek ülke var:
Türkiye...
İster misiniz bize her ikisinde de aktif görev verip, NATO üyesi Türkiye ile BOP eşbaşkanı Türkiye'yi ayrı ayrı kullanıp kişiliksiz hale getirsinler!
ankcum@cumhuriyet.com.tr
İMTİİYAZLI DEMOKRASİNİN UCUZ DEMOKRATLARI

 

Türkiye Demokrasinin uygulandığı bir ülkedir ve gerçek demokratlar tarafından yönetilmektedir. (!)

Peki demokrasi nedir?

Demokrasi, hükümetin hırsızlıklarının , yolsuzluklarının ve Cumhuriyeti yıkmaya yönelik eylemlerinin sonucu olarak AKP'nin kapatılması yönünde dava açan savcıyı, cenaze töreninde (belki de sırf bu demeci verebilmek için ) bulunan Bülent MİLİTANINÇ tarafından ölümle tehdit etmektir.

Demokrasi, tüm gazeteleri satın almak, ya da damatlarının CEO'su olduğu şirketlere sevabına satmak , sonra hükümet lehine haber yapmaktır.

Demokrasi, muhalif yazı yazanı tehdit etmek, gazetelerden kovdurtmaktır.

Demokrasi, pisliklerini yüzlerine vuranlara, tükürük saçarak "ülkeyi terk et" demektir.. Türkiye'nin en yüce makamına saygısını yitirmemek için oradaki zata "benim cumhurbaşkanım değildir" diyen yazara "o zaman ananı da al git" üslubu ile cevap vermektir.

Demokrasi, seçim sonuçları çıktıktan sonra hemen kendi koltuklarını sağlamlaştırmak, sonrasında elektriğe, doğalgaza, benzine ve telefona hiç vakit kaybetmeden zamlar yapmaktır.

Demokrasi, yolsuzlukları ortaya çıkaran, gerçekleri bir bir söyleyen En Büyük Gazete olan Cumhuriyet'e , ve en güvenilir kanal olan Kanaltürk'e ve bu Cumhuriyet'in yüz akı, cesur medya organlarımıza reklam veren tüm firmalar hakkında inceleme başlatmak, adeta bir baskı ve dayatma yaratmaktır.

Demokrasi, Alevi vatandaşlarımıza, İslam dışında bir dine mensup arkadaşlarımıza, ve herhangi bir dine mensup olmayan arkadaşlarımıza, zorla SUNNİ İNANCINI hatta onu bile doğru düzgün değil, ZORUNLU DİN DERSLERİNİ DAYATMA İLE UYGULAMAKTIR.

Demokrasi "CHP'li olmak üzere tüm AKP'nin olmayan belediyeleri istiyorum , hepsi benim olacak" diyen adamın naralarını attığı bir kavramdır.

Demokrasi, Kürt Sorununa gelince arıza yapan ama AKP'nin kafasındaki son durağa doğru burnu dönünce tam gaz yol alan trendir...

Demokrasi sadece İmam Hatip Lisesinin tek tip türbanlı kız öğrencilerinin bizim vergilerimiz ile çalışan belediye otobüslerince ücretsiz olarak okula bırakılıp okulundan alınması, foyaları ortaya çıkınca da BELEDİYE MAKAM ARAÇLARINA saklanarak kameralardan kaçırılmasıdır..

Peki demokrasilerde cebren ve hile ile aziz vatanın tüm nimetlerini yani namuslarını adeta hediye edenlerin mi dediği olur?

HAYIR.!

DEMOKRASİLERDE HALKIN DEDİĞİ OLUR..

Peki halk, 3 kuruşa muhtaç olup, 5 senede 1 kez mi gülmek istiyor…

Peki halk, cezaevlerinde kapkaççıdan,hırsızdan çok, yazarın ve fikir suçlularının yattığı bir ülke mi istiyor?

Peki halk, şikayetini anlatmayan çalışan vatandaşlara, "bizim amirimiz halktır" diyen yalancı adamın sürekli kendilerine küfür, hakaret etmesini, aşağılamasını mı istiyor?

Peki Yüce Ulusumuz SOSYAL GÜVENLİK YASA TASARISI MI İSTİYOR ?
Bu yasa ile emeklilik yaşının 65'e çıkartılmasını, ve incelendiğinde alenen ortaya çıkacak soygunu mu istiyor?

Peki güzel insanlarımız Cumhuriyet kadar köklü tek gazete olan "Cumhuriyet"ine kirli ellerin uzanmasını mı istiyor?

Uydurma davalarla hücrelere kapatılmak, kapattırmak mı istiyor "düşünenleri"?

Halk "vakıflar yasası" adı altında SEVR ANTLAŞMASINI YENİDEN İMZALAMAK MI İSTİYOR?

Halk hem sürekli "mazlumu" oynayan hem de devletin her kurumunu bilinmeyen bir cüretle ÖLÜMLE TEHDİT EDEN 'lerin çelişkisini mi istiyor?

Halk Çağlayan mitinginde duyarlılığı ile meydanlara gelenlere "azgın kadınlar festivali" başlığıyla yazı yazdıran o dinci , YALANCI, İFTİRACI gazeteleri mi istiyor?

Halk "CUMHURİYETİNİ" savunmak için sokaklara dökülen namuslu insanlara "sokakta çocuk doğurur" diye iftira eden din simsarlarını, sömürgecilerini mi istiyor?

Halk , Amerika'nın müslüman Irak halkına yaptığı zulmü destekleyen bu hükümeti mi İSTİYOR?

Halk, üniversiteleri bölük pörçük eden zihniyetin emir eri YÖK Başkanını mı destekliyor?

Halk , haberini aldığında sokaklara döküldüğü Şehidine saygısız ithamlarda bulunup, Şehit olma sebepleri olan Barzani'yi ÇANKAYA'DA misafir eden zihniyeti mi istiyor.?

HAYIR.!

Bu ülke gerçekten demokratikse eğer, yani demokrasi derken İMTİYAZLI suçlular TRENİNDEN değil Atatürk'ün demokrasi anlayışından bahsediyorum, bu ülke gerçekten demokratikse eğer, halkın şiddetle karşı çıktığı, sokaklara döküldüğü, sosyal güvenlik (ki neresinin sosyal neresinin güvenlik olduğu tartışılır) yasa tasarısı iptal edilsin…

Bu ülke gerçekten demokratikse eğer, sadece Mazlum-Der vs. değil, söz söylemek isteyen tüm Ulusalcı Derneklerin ve Kurumların da sesini duyurma hakkı olsun.!

Bu ülke gerçekten demokratikse eğer, ölmemek için, şehrin diğer ucuna taşınmamak için, Tekel İşçileri gibi geleceği çoluk çocuğunun geleceği kararmasın diye sokağa dökülen masum vatandaşlarımız dipçiklettirilmesin, dövdürtülmesin, üzerlerine tazyikli su, biber gazı yağdırılmasın. Polis halkına düşmanmış gibi gösterilmesin.!

Bu ülke gerçekten demokratikse eğer, insanlarımızın insanca yaşama hakkı olsun.!

Eşinin başı kapalı olması şartı aranmasın bütün atamalarda….

Bu ülke gerçekten demokratikse eğer, şartlar eşit olsun tüm taraflar için, hükümet dalkavukluğu yapan ya da yaptırtılan gazeteler sokakta bedava ve hatta zorla insanların ellerine tutuşturulmasın!

Yurtlarda hep aynı kanalar açık olmasın, …

Başarılı eğitim almaya gidilen dershanelerin üst katlarında ülkeye gelme yasağı olan adamın vaazler zorla dinlettirilmesin baskıyla, dayakla…

Şehrinden uzak yavrucuklar sabahın 4'ünde dövülerek yatağından kaldırılıp namaza zorlanmasın,

Dinler ,insanlara doğru anlatılsın…

Eğer bu ülke gerçekten demokratikse, zulme karşı çıkan biz cumhuriyetçiler, varoşlarda hükümet partisince halka dinsiz olarak tanıtılmayalım… Eğer gerçekten MÜSLÜMANSA bunlar, bizleri bu iftiralara maruz bırakmasınlar…

Gazeteleri dincilik adı altında bir çok cinayete daha hedef göstermesinler Ulusalcı Danıştaylarımızı, vatandaşlarımızı Cumhuriyetçi kurumlarımızı….

Eğer gerçekten demokratik bir ülkedeysek, yazarımızın yazma, vatandaşımızın grev, ve eylem yapma, profosörlerimizin konuşma, , Tekel işçilerimizin kaygısızca uyuma, köylü ve çiftçilerimizin hasat zamanı verim alabilme Tuzladaki tersanelerde çalışan işçilerimizin YAŞAMA, var olan sistemi kendine yakıştıramayan onurlu vatandaşlarımızın sesini çıkartmak istediğinde DÖVÜLMEMEK, DAYAK YEMEMEK hakkı, Iraktaki Müslüman bebeklerin ölmek yerine emeklemeye hakkı olsun…

EYY GAFLET VE DALALET İÇİNDEKİLER,

Çanakkale şehitliği kendi propaganda alanınız değil, saygı mekanınız olsun!

Eğer gerçekten demokratik bir ülke diyorsanız Türkiye, DEMOKRASİYİ DE KADINA SEÇME VE SEÇİLME HAKKINI VERİLMESİNİ DE GERÇEKLEŞTİREN YÜCE ADAMA, MUSTAFA KEMAL'İMİZE BİRAZ VEFA BORCUNUZ OLSUN…

VATAN NAMUS NEDİR BİLİN …

AHDE VEFANIZ OLSUN.!






Ekim Elçin SOYTÜRK

31.03.2008 00:34:30
Alıntı
DEMOKRASİLERDE HALKIN DEDİĞİ OLUR..

Peki halk, 3 kuruşa muhtaç olup, 5 senede 1 kez mi gülmek istiyor…

Peki halk, cezaevlerinde kapkaççıdan,hırsızdan çok, yazarın ve fikir suçlularının yattığı bir ülke mi istiyor?

Peki halk, şikayetini anlatmayan çalışan vatandaşlara, "bizim amirimiz halktır" diyen yalancı adamın sürekli kendilerine küfür, hakaret etmesini, aşağılamasını mı istiyor?

Peki Yüce Ulusumuz SOSYAL GÜVENLİK YASA TASARISI MI İSTİYOR ?
Bu yasa ile emeklilik yaşının 65'e çıkartılmasını, ve incelendiğinde alenen ortaya çıkacak soygunu mu istiyor?

Peki güzel insanlarımız Cumhuriyet kadar köklü tek gazete olan "Cumhuriyet"ine kirli ellerin uzanmasını mı istiyor?

Uydurma davalarla hücrelere kapatılmak, kapattırmak mı istiyor "düşünenleri"?

Halk "vakıflar yasası" adı altında SEVR ANTLAŞMASINI YENİDEN İMZALAMAK MI İSTİYOR?

Halk hem sürekli "mazlumu" oynayan hem de devletin her kurumunu bilinmeyen bir cüretle ÖLÜMLE TEHDİT EDEN 'lerin çelişkisini mi istiyor?

Halk Çağlayan mitinginde duyarlılığı ile meydanlara gelenlere "azgın kadınlar festivali" başlığıyla yazı yazdıran o dinci , YALANCI, İFTİRACI gazeteleri mi istiyor?

Halk "CUMHURİYETİNİ" savunmak için sokaklara dökülen namuslu insanlara "sokakta çocuk doğurur" diye iftira eden din simsarlarını, sömürgecilerini mi istiyor?

Halk , Amerika'nın müslüman Irak halkına yaptığı zulmü destekleyen bu hükümeti mi İSTİYOR?

Halk, üniversiteleri bölük pörçük eden zihniyetin emir eri YÖK Başkanını mı destekliyor?

Halk , haberini aldığında sokaklara döküldüğü Şehidine saygısız ithamlarda bulunup, Şehit olma sebepleri olan Barzani'yi ÇANKAYA'DA misafir eden zihniyeti mi istiyor.?

EVET MİŞ!!!

Mantığın M sine sahip olmadığınız için, böyle duygu yüklü yazılara başvuruyorsunuz anladık ta.
Böyle muğlak, açık ifadelerle kandıramazsınız kimseyi...
hukuk devletini savunan biri "Ulusalcı Danıştaylarımız", "Cumhuriyetçi kurumlarımız" gibi cümleleri ağzına almaz haberiniz olsun.
Danıştayınız ulusalcı olmasını destekliyorsanız, yargının taraflılığını destekliyorsunuz demektir,
Cumhuriyetçi kurum da olmaz.
Siz cumhuriyetçi tren istasyonu, cumhuriyetçi hastane gördünüz mü hiç.

Yetmedimi halkın H sini tahlil etmeyi beceremeden, uyduruk politikalarla halk adına konuşup konuşup yerinize oturmanız.

Buyrun Tuncay Özkanın Türkiye tahlilleri,



Buda 23 temmuzdan sonra kendi söylediklerine yorumu..



Seviyorum ben bu adamı, Maskot ya, çok iyi temsil ediyor...

 Tongue

enthogenic 31.03.2008 00:43:58
Gına geldi : )
Harun Yahya'nın yazısıyla bile savundular bazı şeyleri bazı kemalistler..
Okumadıkları ne kadar da belli...
Sonra uçtu o başlık ne hikmetse..
Bu da uçar sayın eksi273 içiniz ferah olsun : )

31.03.2008 23:17:44
Ferah efem, ferah...

01.04.2008 01:57:15
ah ahhh her zaman diyorum, kavramlara "gerçekten" lafı bulaşalı, kavramların içleri oldukça koflaştı,,,bu durum demokrasi için de geçerli,,,haaa bunu niçin mi söyledim,,(?),,

gerçekten demokrasi, demeyenlerdenim!

son tango 01.04.2008 05:17:06
susma,veda ederken

biraz dur

daha erken ..


Sayfa: [ 1 ]