SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: Anti-Kapitalist olmayana "solcu" denir mi ?

Sayfa: 1 2 [ 3 ]

sfer 10.04.2008 21:55:14

      Adı ister Komünist, ister sosyalist isterse de işçi partisi olsun her ülkede bir merkez sol partisi bulunur. AKP’nin merkeze yerleşmesi gibi bazı marjinal partiler de merkeze kayabilir; sanırım Yunanistan Komünist Partisi de bunun bir örneğidir. Benim tespitlerimin ise tek örneği değildir diye düşünüyorum. Merkezde yer almak anlamında Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerdeki merkez sol partilerden ne farkı vardır bilmiyorum ki, enthogenic “tespitlerinin en iyi örneği Yunanistandaki Komünist Parti olabilir” demiş. Gerçekten anlamadım…

      “Sovyetler de ulusaldı hiç de evrensel olmadılar. Hata resmen slav ırkçılığı yaptılar bulgaristana giden partili rus bulgar makamlarından üstündü.

      Sovyetler, Slav ırkçılığı yapsaydı 1991’de değil, 1917’den 3-5 yıl sonra hemen yıkılırdı ya da hiç kurulamazdı. SSCB içinde yüzlerce halkın(milletin, ulusun) yaşadığını unutmamak gerekir. Bu kadar milleti silah zoruyla, baskıyla, bir arada tutmak sanırım pek mümkün değildir. Bu halkların bir arada yaşamasına sebep olan ulusal soruna marksizmin getirdiği çözümdür. Ayrıca bu milletlerin dışarıdan emperyalist-kapitalist ülkeler tarafından sürekli kışkırtıldığını da unutmamak gerekir.

      “sovyetler meselesi pratikte yapılan ve zaten birçok sosyalist tarafından da eleştirilen marksist sapmalarla dolu vs. vs.

      Sanıldığı gibi Sovyetler pek çok Marksist tarafından eleştirilmemektedir. Buna karşılık Sovyetleri eleştiren tüm görüşler kapitalist sistem tarafından öne çıkarıldığından, böyle bir genel doğru varmış gibi gözükür.
     
      Solcu olmak için illa anti-kapitalist, sosyalist, komünist vs. olmak gerekli değildir diye düşünüyorum. Daha reformist görüşlerle kapitalizmi eleştirenler de solcu olarak kabul edilir. “Marksist daha doğrusu anti-kapitalist ideolojiler açısından bakıldığında sosyal demokrasi karşı devrimcidir ancak yine de sol dur söylem olarak.

      “sosyal demokratlar daha içten,daha halkla içiçe.bir liberal yaşını doldurmadan ölen çocuklar hakkında konuşurken,olaya daha çok çözülmesi gereken,modern devletlerde olmaması gereken bir gözle bakıyor.ama sosyal demokrat bunun acısını hissediyor.belki bir annenin hissetmediği kadar.anne ölüme Allah aldı diye bakıp,teselli oluyor.ama sosyal demokrat o ölümde,insanlık tarihini yoklayıp,bu güne nasıl gelindiğini,çocuğun hangi basit ihmal yüzünden öldüğünü,toplumun duyarsızlığını,devleti,daha bir ton şeyi düşünüp,çözüm üretmeye çalışıyor.daha halkçılar gibi.
      Sosyal-demokratlar çözüm üretmeye çalışsa da , bunu çözecek yetenekleri yoktur. Çözüm sosyalizmdedir. Bu çocukların hastaneye, doktora, iyi bir beslenmeye ve daha bir ton şeye ihtiyacı vardır. Bu tonla değişimi de ancak sosyalizm başarabilir ve başarmıştır da. Bu son sözlerim "propaganda" gibi oldu ama sanırım bu durumu açıklamaya çalışmak da, solcu kimdiri tarif etmek gibi çok gerekli gelmiyor... Yani her şey açık, ortada diye düşünüyorum...

10.04.2008 23:58:11
Konu başlığı sosyalizm nedir olsaydı o konuda tartışırdık. Soyyetler slav ırkçılığı yapmadı,baskıyla bir halk bir arada tutulamaz, Marksizm ulusal sorunu Sovyetlerde çözmüştür, rus sosyalizmini eleştirenler sadece kapitalistlerdir marksistler o kadar eleştirmez, yıkılma nedeni sadece emperyalizmin kışkırtmasıdır, sosyal demokratlar duygusaldır daha halkçıdır(bu biraz doğru ama tek fark değil) şeklinde nesnellikten uzak tespitler yapmış, bu tespitlerde ana tartışma konusunu gözetmemiş, en sona da çözüm sosyalizm de demiş ve konudan çıkmışsın. Peki verdiğin bilgiler için sağol ama konumuz sosyalizmin ne olup olmadığı değil sol un bu fraksiyonların neresinde bulunup bulunmadığı. Yani salt söyleminde halkçı olmak olmamak değil mevzu, söylemde AKP de kendine halkçı diyor bu şekilde yüzeysel bakamayız. Ayrıca pek de çok açık değil Rus sosyalizminin başarısı. Dönemseldir ve tam olarak bir devrimden bahsedilemez o nedenle salt sosyalist propaganda açısından elbette tek çözüm sosyalizm dir fakat bu kesin değildir. Sol nedir in tarifi sana gereksiz gelse de başlıkta sorulan soru aslında buna dair dir.

.

Ana hatlarıyla sol varolan toplumsal ekonomik ve siyasal düzenin daha hakça bölüşüm ve demokratik katılıma yönelik olarak oluşturulma çabası değil midir? Fransız devriminden beri Robespierre in burjuva devrimini eleştirisinden tutun da daha öncesinde otoritenin dışındaki bastırılmış halk örgütlenmelerinde her zaman için geleneksel olana, iktidara karşı bir duruş üzerinde yoğunlaşmamış mıdır? Bu noktada Marksizmin kapitalizmi eleştirisinden daha önce de varolan bir oluşumun salt onun diyalektiği açısından değerlendirilip "sol demek anti kapitalizm demektir" şeklinde indirgenmesi bana pek de nesnel gelmiyor. Marksizm den ve Alman faşizminden sonra elbette bu durumu yetersiz görebilir, sosyal demokrasiyi veya kendine sol diyen bütün sistem partilerini kapitalizmin unsurları arasında görebilirsiniz ancak bu sol un anti kapitalist olma zorunluluğunu  o şekli ile getirmez. Fakat kapitalizmin yani sermayenin her türlü özgürlüğüne destek vermeyen,bunun karşısına katılımcı demokrasi yolu ile dikilen oluşumu köken olarak da sol dan aforoz etmek pek mümkün değil. Çünkü sosyal demokratlar ile liberaller birbirinden farklıdır. Liberaller için geleneksel yapı dışında insani değerleri de önemseyen,sosyal hakları kar amaçlı kapitalist oluşumlar aleyhine destekleyen bir politik duruş mevcut değildir.
Liberaller bu noktada sağda otururlar. Nasıl ki komünist sol ile sosyal demokrat ya da ingiliz işçi partisini bir araya koyamıyorsanız, ben de sosyal devleti inkar eden ve salt sermaye özgürlüğünü öneren,lider sultasına önem veren ve bunu demokrasiden önde tutan, gelenekleri ve çoğunluğu savunup, farklı yaşam biçimlerine ve yabancılara hoşgörü göstermeyen sağ partilerin içine sosyal demokrat ideolojiyi sokamam yapı olarak tamamen birbirine zıt bunlar.

Öyle ki, bu oluşum taa köle ayaklanmalarından beri iktidara karşı duran bir eşitlikçi anlayışın hareketidir. Mutlak eşitlik ülküsü noktasında otoriter hiyerarşiye bağlılığı savunan geleneksel sağ ile salt anti kapitalist mücadeleye illegal yani sistem dışından katılmayışı nedeniyle tüm anti kapitalist örgütlenme dışı partileri sağ ile aynı kefede görmek de hem politik hem de tarihi gerçeklerle uyuşmamaktadır. En özgürlükçü bilinen liberallerin dahi sol olmayıp sağ olma nedenleri de basitçe söylersek;

*Emeğin değerine makul ölçülerde denkleştirme politikası yerine sermayeden taraf oluşu
*Bireysel özgürlükleri yine mülkiyet çerçevesinde düşünüp, sosyal haklar ve kamusal olarak belli hizmetlere özel teşebbüsün kar amacı dışında hiç önem vermemesi
*İşbirliğine,sivil hareketlere, kadın hareketlerine,çevre hareketlerine vs hiç önem vermeyip taleplerine öncelik tanımayıp salt rekabet ve ihtilafa dayalı düşünmesi
*İnsan hakları,sokak insanları,yaşlılar, çocuklar vs gibi yardıma muhtaç veya yoksul kesime insan haklarının ulaştırılması yerine yine ekonomik bahaneler ve sermaye lehine politikalar belirlemesi
*sağlık,eğitim,konut gibi temel ihtiyaçların önceliğinde sağcıların sol cular aksine hiç ısrarcı olmaması,
*rasyonel tartışmalar, geleneksel dogmaları eleştirebilme, eleştiriye ve fikir özgürlüğüne dayalı muhalif bir ahlaki yapılanmayı, dini veya otoriter dayatmaları reddeden ve özgür iradeyi pratiğe uygulamaya çabalayan sol a karşın sağ ın bunun tam tersine nasyonal,dini,geleneksel ve hiyerarşik bir otoriteden yana tavır alması.

Liberaller emperyalizm ve kapitalizm ilişkisi içinde global sermayenin lehine bazı özerklikler talep etseler de hiç bir zaman bu talep sermaye aleyhine olamaz. Bu noktada ise sol un en özgürlükçü yanı tartışılabilecek ütopyalara ulaşırken liberaller sağ ın en özgür yanını temsil ederler. Sosyal demokratlar da ulusal olsalar bile, enterasyonal açıdan hem kendi kültürlerini korurlar fakat karşı kültürlere karşı nasyonalist atakları veya ırkçı oluşumları desteklemezler.
Bu nokta da sol u sağ dan ayıranın anti kapitalist olması olmadığı bunun marksist ve ona yakın anti emperyalist ideolojilerin farklı bir yapısı olduğu ortaya çıkar. Yani anti emperyalizm sol dan çıkmıştır fakat bu durumun oluşabilmesi için geçen tarihi süreç içersinde sadece avrupaya bağlı olmayan halk hareketleri de dahil olmak üzere bir çok unsurun katılımı söz konusudur. O nedenle ilk yazımda sol un oldukça geniş bir yelpazeyi barındırdığını söyledim, fakat bu onu sağ ile karıştırmayı gerektirmez anti kapitalizm açısından bakılarak. Çünkü anti kapitalizm de sol dan sonra ve kapitalizm den sonra ortaya çıkmış tarihi bir sürecin sonucudur.

Bu noktada avrupada nazizm ve amerikan emperyalizminin ardından sol un işlevini ve etkinliğini tamamen uluslararası politikada ezilen uluslar açısından yitirdiğini söyleyebilsek de ulusal varlığı koruma noktasında anti emperyalist veya anti kapitalist noktada bulunmayan sol un tamamen kendi ulusal çıkarlarını düşünmeden örneğin ingiliz işçi partisinin ingiliz halkı yerine ırak halkını düşünbnmesini beklemek biraz komik olacaktır bu durum sol un değil hala hakim olan emperyalist savaş gerilimi ile paylaşılan global dünyanın temel bir başka tarihi sorunudur. Sol bundan komünizm referansı ile suçlu tutulup duruşu noktasında toptan aforoz edilemez benim kanımca.

sfer 11.04.2008 12:34:07
      Anti-Kapitalist olmayana "solcu" denir mi?

      İlk mesajımda belirttiğim gibi, bu sorunun cevabının Khaos tarafından, “Sol un yelpazesi geniştir…” denilerek verildiğini düşünüyorum. Daha sonra bu geniş yelpaze içerisindeki bazı görüşlerin, sol kabul edilemeyeceğine dair itirazlar gelince tartışma “solcu kime denir”e dönüştü. Elbette bundan sonra da, solcunun tanımının yapılması gerekli hale geldi. Ben, kralın solunda yer alan herkesin solcu olduğunu düşündüğümden, hatta CHP’nin bile bir sol parti olduğunu iddia ettiğimden, böyle bir tanımlamayı gereksiz gördüm. Kendisine solcu diyen, ilerici, aydın fikirleri olan, özgürlük, eşitlik, kardeşlik gibi konuları savunan herkesin solcu olabileceğini düşünüyorum. Elbette onlar eleştirilebilir, görüşleri kabul edilmeyebilir, hatta çoğu zaman sağ görüşlerin ekmeklerine yağ da sürebilirler; fakat bu onları sırf tanımlama olarak, kategorize etmek adına “solcu” diye adlandırmanın önündeki bir engel değildir.

      Nesnellikten uzak olma.


      “…şeklinde nesnellikten uzak tespitler yapmış, bu tespitlerde ana tartışma konusunu gözetmemiş, en sona da çözüm sosyalizm de demiş ve konudan çıkmışsın.

      Konu tartışılırken bazı tespitlerde bulunulmuş, ben de bunlardan katılmadıklarıma, yanlış olduğunu düşündüklerime cevap vermek istedim. Şimdi benimkiler ne kadar nesnellikten uzaksa, bu yazılanlar da o kadar nesnellikten uzaktır. Örneğin Khaos,  “Sovyetler slav ırkçılığı yapmıştır” diyor, ben de “yapmadı” diyorum. O halde bu görüşlerimizi kanıtlamak için, nesnel hale getirmek için çeşitli alıntılar mı yapmalıyız, bilgiler, belgeler mi sunmalıyız? Bulgaristan’a giden Rus, Bulgar makamlarından üstünmüş… çok nesnel, çok etkileyici bir kanıt!

      Bundan başka, “sosyal demokrasi mi, sosyalizm mi?” gibi konular, gerçekten uzun tartışmaları gerektirir. Söylenebilecek pek çok söz vardır. Ben de bu uzun tartışmalara sadece bir “değinmek” istedim, hatta kendim de itiraf ettim, “bu sözlerim propaganda gibi oldu” diye. Amacım okuyanı uyarmak, sadece bu geniş konular üzerine biraz daha düşünmesini sağlamaktı.
      Ana tartışma konusunun dışına çıkmam da, yanlış bilgilerle doğru sonuçlara ulaşılamayacağını düşündüğümden.

      Bu savunma niteliğindeki mesajımı, son olarak bir düzeltmeyle bitireyim. Khaos, sanırım bir yanlış anlamadan dolayı, benim söylemediğim şeyleri yazmış. “rus sosyalizmini eleştirenler sadece kapitalistlerdir marksistler o kadar eleştirmez, yıkılma nedeni sadece emperyalizmin kışkırtmasıdır

      Rus demeyelim de Sovyet sosyalizmini eleştirenler yalnızca kapitalistlerdir, Marksistler o kadar eleştirmez şeklinde bir şey söylemedim. Enthogenic de sanırım yanlış anlamış, ben de anlatamadım, benim demek istediğim pek çok marksistin Sovyetler Birliğini desteklediği, onun deneyimlerinden yararlandığı şeklindedir. Eleştirmekten kastettiğim, onu karalamak, kötülemek; hatta Kautsky gibi varlığına dahi karşı çıkmak anlamında. Kurulması dahi kötüydü, hiç olmamalıydı, zaten orada sosyalizm hiç kurulmadı diyenler benim karşı çıktığım, yoksa elbette eleştirilecek pek çok yönü vardır, herkes gibi ve her şey gibi. Bu eleştiriler bazen bir yanılgı olarak, bazen de satın alınarak (örneğin George Orwell’ın CIA ile ilişkileri olduğu ortaya çıkmıştı) da yapılmıştır. Yanılgıya da en iyi örnek sanırım, L. Althusser’in Marx’ı ve Lenin’i göklere çıkarıp Stalin’i kötülemesi verilebilir. (konu sapmasın da)

      “yıkılma nedeni sadece emperyalizmin kışkırtmasıdır

      Gibi bir cümle de asla yazmadım. Demek istediğim, Sovyetler içindeki çeşitli uluslara –ayrıca– sürekli emperyalist devletler tarafından kışkırtma geldiği ve buna rağmen, bununla birlikte dağılmadığıdır. (Sovyetlerin dağılması da ayrı bir konu) 

11.04.2008 14:17:10
Nasıl dağılmadı? 1991-1917= 74 yıl. Yani devrim 74 yıl dayanabilmiş. Şimdi dağılmadan sonraki devletlere bak hepsinin üzerinde slav Rus devletinin emperyalist hakimiyeti var. Demek ki nasıl oluyor bu? Bu konuda bir sürü sürgün edilmiş rus yazarı var. Sen kendi söylemlerine kanıt aramıyorsun da ben kanıt sunmak zorunda mıyım? Orwell CIA ile ilişkiliymiş. Yok artık rusyayı yazdığı kitap ile yıktı adam kitabı da CıA yazdırdı. Ne bu Doğu Perinçek tarzı paranoyakça komplo teorileri. Gerçekler ortada. Adlarını hatırlamıyorum şimdi politbüro nun eylemlerini bilmek için çok da derine inmek gerekmiyor. Stalin ise tiran dı. Bütün parti örgütünün denetimini ele geçirdi sosyalizm den anladığın tiranlık ise sana birşey demiyorum. Marx ve Lenin ile karşılaştırılabilecek bir şahsiyet değildir Stalin. Avrupa da Brunoyu ateşe yollayan Mocenigo nun yaptığını sovyet sosyalizmine yapmıştır Cugaşvili Stalin coşkusal veba literatüründe ikisinin adı birleştirilip "Mocu" olarak anılır çünkü neden oldukları zarar Adolf Hitler den daha vahimdir. Mocu lar her türlü toplumsal konumu sonuna dek kendi çıkarlarına kullanır ve başka hiçkimseyi düşünmezler. Stalin de bunlardan biridir neden olduğu sürgün ve katliamların haddi hesabı yoktur. Politbüro ve KGB yıllarca kök söktürmüştür. Yani şimdi bunları eleştirenler kapitalistler mi Marksistler mi? Bir çok rus yazar bu noktalara parmak basmıştır. Rus slav faşizmi şu an için de rusya da oldukça hareketlenmiş durumda olan bir tehdittir. Ayrıca sovyet rusya döneminde politbüro nun varşova paktı üyelerine yaptığı otoriter baskıyı göstermek için sana belgeli kanıt sunmamı istersen ciltlerce kitap bulmak gereklidir salt sosyalizm propagandası için bazı nesnel gerçekleri görmezden gelerek anti kapitalist siyasi mücadele yapılamaz. Marksizm sovyetleri ve politbüro yu stalin i eylemde onaylamaz ekim devrimini desteklemiş olması,Lenin i desteklemesi de Sovyetleri desteklediği anlamına gelmez bir umuttur emperyalizme karşı,fakat o umut kabus a dönüşmüştür maalesef ve dağılmayla birlikte de uyanılmıştır. Şimdi Rusya G-8 üyesi buyrun buradan yakın ne derece ulusallığa ve ırkçılığa karşı durmuş. Bütün Sovyet zamanı topraklarda slav kökenli rus devlet organlarınca atanmış görevlilerr var. Rus emperyalizmi kuzey avrupanın diğer ulusal devletlerine hala adım attırmıyor,yugoslavya da makedonyanın bağımsızlığına slavlar lehinde açıklamalar yapıyor. Tüm bunlar da gösteriyor ki devrim slav ırkçılığını yok edememiş bunun için gerekli belgeler ve kanıtlar da ortada. Orwell i CIA ajanı yapmakla, emperyalizmin saldırısından dem vurmakla bu gerçekler yok sayılamazlar.

Savunma kompleksi içine girmeye lüzum yok sadece sovyet sosyalizmini savunmakla ne sol u tanımlamış oluyorsun ne Marksist sol a yeni katkılar sağlayabiliyorsun bu noktada. Ayrıca da hala sol u tanımlamış değilsin bunu gereksiz görüp çözüm sosyalizm de diyorsun fakat nasıl ı noktasında tıkanıyor, Marksist literatürdeki salt sovyet-slav sosyalizmini savunman dolayısıyla da Ortodoks Marksistler olarak tanımlanmış kitleler arasındaki konumunu korumuş olyorsun o kadar.

sfer 11.04.2008 16:35:19

      “Sen kendi söylemlerine kanıt aramıyorsun da ben kanıt sunmak zorunda mıyım?

      Bunu nereden çıkardınız anlamıyorum? Nesnellikten bahseden sizsiniz, oysa yaptığınız çeşitli iddialardan başka bir şey değil. Bense bu iddialarınıza katılmıyorum, fakat siz bunu pek hazmedemiyorsunuz. Hatta yazdıklarımı kendinize göre değiştirip yorumluyorsunuz.
      “Orwell CIA ile ilişkiliymiş. Yok artık rusyayı yazdığı kitap ile yıktı adam kitabı da CıA yazdırdı. Ne bu Doğu Perinçek tarzı paranoyakça komplo teorileri.
      Komplo teorisi yaptığımı zannetmiyorum, sadece, Sovyetlere yöneltilen eleştirilerin kaynaklarından birini yazdım ve örnek olarak da G. Orwell’ı verdim. Evet, bazı yazarlar, emperyalizm tarafından direk parayla satın alınıp Sovyetler aleyhinde yazdırılmışlardır. Görünen o ki Orwell da bunlardan biridir.
      Marksizmi ve solu tanımlamak için Sovyet sosyalizmini anlamak ve bazen de ona yöneltilen yanlış eleştiriler karşısında onu savunmak şarttır.

      Konu dışına saptık, o halde ben de bir şeyler yazayım Sovyetler ve Stalin hakkında. Lenin’in de bahsettiği gibi, SSCB bir proleter diktatörlüğüdür. Bu bir zorunluluktur. Burjuvazi ile proleter sınıf arasında bir savaş vardır ve bu savaş en yüksek aşamasına ulaşır. Yapılanları bu koşullar içerisinde düşünmek gerekir. Ancak elbette, bu koşullar kimseye bir “keyfiyet” vermez, savaştayız, birilerini öldürelim, yurt dışına sürelim şeklinde. Nitekim, genel olarak SSCB’de de böyle keyfi uygulamalara karşı çıkılmıştır. Örneğin politbüro zamanında Troçki’nin tutuklanmasını isterken Stalin buna karşı çıkmış, Zinovyev, Kamenev gibi isimler pek çok kez özeleştiri yapmış, gidip gelmiş ve sonunda (bazılarına göre düzmece) mahkemeler tarafından idamları istenmiş. Stalin, Hitler gibi kimseyi fırınlara koyup yakmamış.
      Bundan başka Stalin’le Sovyetler Birliği, Çarlık Rusya’sı gibi geri bir devletten dünyanın en güçlü devletini yaratmış. Bu sözde çok kolay ifade edilebilir, fakat hiç de öyle kolay değildir. Eski Varşova Paktı ülkelerinden gelen insanlarla konuşmak gerekir, nasıl bir yaşamları olduğuna dair. Muhtemelen konuştuğunuz insan üniversite mezunudur, İngilizce bilir. Köylerinde sağlık ocağı, kütüphane, elektrik, traktör vb. şeyler mutlaka bulunur. Bir sürü kitapları vardır ve gençliklerinde spor yapmış olmaları da muhtemeldir. Türkiye’nin yıllardır süren kalkınma mücadelesini düşünürsek, Sovyetlerin bu başarısı bir mucize gibidir. Bu mucizeyi de yapan sosyalizmdir.
      Şimdi, peki bu kadar güçlüydü de neden yıkıldı sorusu gündeme gelir. Elbette G. Orwell yıktı demeyeceğim. Tamamen nesnel şartlar Sovyetlerin yıkılmasını sağlamıştır. Devrim dünyaya yayılamamış, kapitalizm kendisini korumasını bilmiş, bunun sonucunda Sovyetler Marksizmden uzaklaşıp kapitalizmi yeniden inşa etmiştir, ancak 74 yıl dayanabilmiş. Bu bir korkulu rüyadan uyanma değil, bir deneyimdir. Tarih düz bir şekilde ilerlemez, SSCB’nin yıkılmasını bu sarmal yapı içerisinde düşünmek gerekir. Bu gün yıkılmıştır ama yarın yeniden kurulacaktır gibi.
      Sovyetleri, Bolşevikleri eleştirenler; örneğin II. Enternasyonalciler aynı zamanda I. Dünya savaşı diye adlandırılan emperyalist savaşta işçilerden kendi ülkelerine destek vermelerini isteyecek kadar akıl almaz fikirleri savunmuş, marksizm dışına çıkmışlardır. Menşevikler, sol-sosyalistler Rusya’da iktidarda olmalarına rağmen ülkeyi yönetememiş, düşmüşler; sonra da Bolşeviklere karşı beyaz ordunun yanında yer almışlardır. 20. Yüzyılın ortasında ise Avrupalı sosyal demokratlar kendi konumlarını korumak adına, kapitalizmle uzlaşmaya gitmiş, devrimden vazgeçmiştir. Böylece Sovyetleri eleştirmelerin nesnel koşulları da ortaya çıkmıştır. Elbette buna Sovyetlerdeki bozulma ve kapitalizmin inşası ön ayak olmuştur.

      “Yani şimdi bunları eleştirenler kapitalistler mi Marksistler mi? Bir çok rus yazar bu noktalara parmak basmıştır.

      İşte, bir çoğu da basmamıştır. Biz zannediyoruz ki, aydın, ilerici, sanatçı kim varsa Sovyetleri ve Stalin’i kötülemiş. Böyle bir şey yok, eleştirmiş olsalar bile bir kabus olarak bakmaz herkes.

11.04.2008 17:17:43
Anlaşıldı. Sana ne eleştiri getirsek sen yine sosyalist ajitasyonunu sürdüreceksin. Troçki yi Stalin kurtarmaya çalıştı dedin ya artık sana birşey demeye lüzum yok. Hem konu dışına taşıp,hem madem taştık bari ben de birşeyler ekleyeyim diye konuyu da rus sosyalizminin ve stalinizm in propaganda ekseninde sürdürmekte diretiyorsun ya bravo sana laugh Yoksa stalinist misin onlar gibi dediği dedik hatası yok onlar hep pis emperyalistlerin işi tarzında konuşuyorsun Smiley

kopil118 11.04.2008 17:19:57
solcu ile sosyalist arasında bir fark var mı?
(merak ettim)
bir de nihilist ile sosyalist arasında.

gobilibozo 11.04.2008 17:25:16
sfer neden devrim dünyaya yayılamadı burarada insanlarda değilde sistemin kendisinde bir arıza sös konusu olabilirmi?

kopil118 11.04.2008 17:27:44
devrimi isteyenler çoğunlukta mıydı?
devrimi çoğunluk mu ister de yapılamaz yoksa yapılmamasının nedeni demir güç müdür?sorumlular kimler.

sfer 11.04.2008 21:36:28
     Khaos ben de gerçekten çok yoruldum bu tartışmadan. Şimdi seninkiler eleştiri oluyor, benimkiler ise ajitasyon öyle mi? Sen yazınca nesnel oluyor, gerçekler oluyor, ben yazınca propaganda, ortodoksluk, öznellik vs. Bir bravo da benden sana öyleyse. Bir de ısrarla söylediklerimi kendine göre değiştiriyorsun. Ben Troçki'yi örnek verirken, herkesin bildiğinin aksine Stalin'in nasıl bir yaklaşım içerisinde olduğunu anlatmaya çalıştım. Okuduğum kaynakta, kimsenin Troçki ile konuşmazken Lenin'in ölümü sonrasında politbüro'da Stalin'in nezaketen de olsa onunla konuştuğu, hal hatır sorduğu yazıyordu ve hapse atılmasına karşı çıkmıştı.

      Stalinizmin hatası yoktur elbette demiyorum. Bilmeyenler için örnek vereyim, bizim Nazım Hikmetimiz bile Stalin'i eleştirmiştir. Fakat işte o pis emperyalizm öyle büyük bir propaganda yapmıştır ki Sovyetlere ve Stalin'e karşı, tabir doğruysa insanların bilinç altına yerleşmiştir bu. Şu forumda bir insan yoktur ki hayatının bir döneminde anti-komünist bir film izlememiş olsun. Ben en azından onlarca izledim. En sanatsal filmlerden, James Bond'lara, Rambolara kadar her yerde emperyalizm anti-sovyet propaganda yapmıştır. Sovyetlere olumlu bakanlar ise kıyıda köşede kalmıştır.

      "sfer neden devrim dünyaya yayılamadı burarada insanlarda değilde sistemin kendisinde bir arıza sös konusu olabilir mi?"

      Lenin'in kurduğu ve Stalin'in devam ettirdiği bir sistemde arıza olmadığını düşünüyorum. Esas bu sistem bozulduğu, bu sistemden uzaklaşıldığı için Sovyetler yıkılmıştır. Bu sistemin bozulması da kişilerle ilgili değil, tarihin, o dönemin dünyasının şartlarıyla ilgili. Avrupa'da sosyal devlet gelişince işçiler dahil tüm emekçi kesim devrimden vazgeçti. Ücretler iyi, çalışma saatleri kısa, işsizlik maaşları, okul, hastane vb. sosyal hizmetler birinci sınıf olunca doğal olarak Avrupalı, ne yapayım ben sosyalizmi, dedi. Avrupalı ortalama bir üniversite mezunu, villada oturup, arabası da mercedes olunca sosyalizmi unuttu. Genel olarak halkın refah seviyesi de yerinde olduğu için, arada bir çıkan olaylar sosyalizmi getirmedi Avrupa'ya. Devrimin merkezi bu sefer tekrar sömürge ülkelere kaydı. Çin'de, Küba'da, Kore ve Vietnam'da devrimler oldu. Cezayir gibi ülkeler "anti-emperyalist" çizgide bağımsızlıklarını ilan etti. Latin Amerika ülkeleri ve Türkiye gibi yerlerde de büyük halk hareketleri yaşandı, bunlar CIA yöntemleriyle bastırıldı. Ama tüm bunlara karşı devrim büyük kapitalist ülkelere yayılamadı. Bu durum sovyetlerde ve diğer sosyalist ülkelerde çürüme sürecini başlattı. Bu seferlik sosyalizm kapitalizm karşısında yenildi.

11.04.2008 21:59:01
Ya sen neden sürekli demogoji yapıyorsun arkadaşım? Benim eleştirilerim herhangi bir ideolojik düşünce sistemi lehine olmadığı için bu konuda ajitasyon a girmiyor. Ama baştan beri tartışmanın ana ekseni anti-kapitalizm ve sol bağlamında bir tartışma olduğu halde sen sürekli Rus sosyalizminin, Stalin in faydalarından bahsediyorsun. Stalin Troçki ye nezaketen hal hatır sormuş diye de kanıt sunmuşun Stalin lehine. Nezaketen nedir?
 Ayrıca kaba bir şekilde rus devrim tarihini anlatmaktan başka birşey de yapmıyorsun. Yani sol un oluşumu fraksiyonları,sınıf savaşımı ve mücadelesi noktasında da diyalektik bir tartışma içinde değilsin. Hem kendin yoruyor hem de sonra yoruluyorsun. Rus sosyalizmi iyi miydi kötü müydü konusu bu başlığın konusu mudur?
Dahası, avrupada sosyalizmden vazgeçen devrimciler kim? Nasolsa maaşım hastane okul var oh oh diye mi vazgeçtiler ne biçim sınıf savaşımı tarihi anlatmak o öyle. Tutmuş strateji oyunu anlatır gibi rus devrimi ve sosyalizm kapitalizm gerilimini maç skoru 1-0 şimdilik kapitalizm lehine bitti önümüzdeki maçlara bakacaz şeklinde sunmuş çıkmışın işin içinden laugh Yani konumuz Rus devrimi olsa neyse de bu konuda bir garip duruyor bunlar. Konu bu değil diyorum anlatamıyorum neyse sen devam et...

sfer 11.04.2008 23:26:46
     Peki Khaos ben de bu tartışmadan çekiliyorum. Sen Sovyetlere (bana göre yanlış) ithamlarda bulununca bir cevap verme ihtiyacı duydum. Bizim tartışmamızda da kararı okuyanlar versin,( eğer böyle bir kitle varsa). Bundan başka konu kaldığı yerden devam etsin, anti-kapitalizm bağlamında sol.


Sayfa: 1 2 [ 3 ]