|
||
[/DÜNYA TİYATRO GÜNÜ KARŞI BİLDİRİSİ 27 Mart Tiyatrocular için bir bayram günü değildir. Pazartesiye denk gelirse tiyatrocuların tatil günüdür, tiyatro kapalıdır. Tiyatroyu unutmuş kalabalığa onu hatırlatmak. Bildirilerle tiyatronun altını çizmek için düşünülmüş bir gündür. Her yıl Evrensel bir bildiri ve ulusal bildiriler yayınlanır. Evrensel bildiri tiyatronun erdemini, değerini ve olmazsa olmazlığını dile getirir. Ulusal bildiriler de evrenselden geri kalmamak derdiyle ülke tiyatrosunun sorunlarına pek değinmez. 27 Mart 2007’de Türkiye Tiyatrosu’nun bildirisi farklı olmak zorundadır. Tiyatromuzun başına örülen çorabın farkında mısınız? Geçtiğimiz tiyatro mevsimi sonunda, Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü Lemi Bilgin’in görevden alınmasının ardından özel tiyatrolara yapılan yardımın ortadan kaldırılması, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın bilet fiyatlarının 1 lira, 50 kuruş gibi fiyatlara indirilmesi, özel tiyatroların turnelerde sembolik bir kira ödeyerek oynadığı devlete ait salonların kiralarının fahiş fiyatlara çıkarılması, yasaklanan oyunlar birbirini izleyen halkalar. Devlet Tiyatrosu ve Şehir Tiyatroları’nda yaşananlarsa, akıl alır bir aymazlıktır. Sistem bu kurumları gözden çıkarmıştır. Yeni yasalar hazırlatarak sözcüklerimizi ezip, yok etmeyi hesaplıyorlar. Bunlara başka halkalar da eklendiğinde, özel tiyatrolar bir bir kapanacak, kurum tiyatroları çökertilecek ve son halka ilk halkayla birleşince, birileri tespih çekecek. Amaç açıktır; ya siyasi iktidarın yani emperyalizmin dümen suyunda tiyatro yapılacak ya da gereği yapılacak. Yağma yok! Tiyatro başı dik ve onurlu yoluna devam edecektir. Tiyatroda neyin nasıl yapılacağına tiyatrocular karar verir. Bu gün 27 Mart 2007 Dünya Tiyatro günü. Dünya ve Ülkemiz üzerinde oynanan kirli oyunların farkındayız. Bizler, perdelerimizi her zamankinden daha çok bağımsızlık için, eşitlik için, özgürlük için açacağız. Seslerimiz uçuşup gitse de, sözcüklerimiz bilenip kalacak yeryüzünde. Sahnelerimiz barışın ve kardeşliğin çiçek bahçesi olacak. Ülkemizde, tiyatroya savaş açmış bir anlayış iktidardadır. Savaş karşılıklıdır. Türkiye tiyatrocuları direnecektir. Yalnız olmadığımızı biliyoruz. İzleyiciler, halkaları birleştirip tesbih etme telaşını fark ettiğinde direnişe katılacaktır. Yaşasın direnen Türkiye Tiyatrosu! ORTA OYUNCULAR / NÂZIM OYUNCULARI / DOSTLAR TİYATROSU / TOBAV Genel Merkez / TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği) / TİYATRO… TİYATRO… DERGİSİ / TİYATRAL İSTANBUL / SEMAVER KUMPANYA / TİYATRO Z / DON KİŞOT TİYATRO / BİZİM TİYATRO / NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ / TİYATRO ALKIŞ / MASK-KARA TİYATROSU / TİYATRO SİMURG / TİYATRO KARŞI KIYI / BEYAZ TEBEŞİR TİYATROSU / DEĞİŞİM ATÖLYESİ OYUNCULARI (İstanbul) / DEĞİŞİM ATÖLYESİ OYUNCULARI (Ankara) / SINIR TANIMAYAN OYUNCULAR / OYÇED (OYUN YAZARLARI VE ÇEVİRMENLERİ DERNEĞİ) / TOBAV İstanbul Şubesi / ÇOGED (Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Derneği) / İŞTİSAN Her yıl 27 Mart'ta kutlanan Dünya Tiyatro Günü nedeniyle, yayınlanan "Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi"ni bu yıl Kanadalı sanatçı Robert Lepage kaleme aldı. Lepage, yayınladığı bildiride tiyatronun kökeninin ne olduğunu sorgularken, tiyatronun, eski zamanlarda, taş ocağında ısınmak ve hikayeler anlatmak için ateşin etrafında toplanmış bir grup insanın hikayeler canlandırmalarına kadar giden eski bir tarihi olduğunu belirtiyor. Bu düşünceden yola çıkan Lepage, tiyatronun bir tehdit aracı olarak değil, birleştirici bir unsur olarak anlaşılması gerektiğini hatırlatıyor. "Tiyatro kendi çağının büyük olaylarına tanıklık etmeyi ne şekilde sürdürebilir ve insanlar arasındaki anlayışı ve açıklık ruhunu nasıl yaygınlaştırabilir? Hoşgörüsüzlük, dışlanma, her türlü füzyona ve kaynaşmaya direnen ırkçılık sorunlarına karşı, kendi pratiklerinde çözümler önererek nasıl kendini onurlandırabilir?" sorularıyla Lepage, tiyatro sanatının hayatta kalmasının onun kapasitesine, yeni araçlarla ve yeni dillerle kendini sürekli yeniden keşfetmesine bağlı olduğunun altını çiziyor. Tüm karmaşıklığıyla birlikte dünyayı anlatmak için sanatçının, yeni biçimler ve fikirler ileri sürmek ve bu kalıcı ışık-gölge oyununda insanlığın siluetini çekip çıkarma yeteneğine haiz olan izleyiciye güvenmek zorunda olduğunu belirten Lepage, bildiriyi şu sözlerle sonlandırıyor: "Ateşle oynadığımız, risk aldığımız doğrudur. Ama aynı zamanda bir şansı da yakalamış oluruz: Yanabiliriz. Ama aynı zamanda şaşırtabilir ve aydınlatabiliriz." 2008 Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisini Bu Yıl Orhan Alkaya Yazdı Her yıl 27 Mart'ta kutlanan "Dünya Tiyatro Günü" nedeniyle, yayınlanan "Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi" bu yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya tarafından kaleme alındı. Alkaya yayınladığı bildiride, Türk tiyatrosunun hayli zamandır bir uzun geçidin tam içerisinde durduğunu ve geçidin darlığının ise hayal gücünü kısıtladığını belirtti... Alkaya yayınladığı bildiride, Türk tiyatrosunun hayli zamandır bir uzun geçidin tam içerisinde durduğunu ve geçidin darlığının ise hayal gücünü kısıtladığını belirtti. Alkaya, "Bu geçitten, binlerce yıllık ayrışık kültürel zenginliğimizle süzülmek, Dünya köyüne, kendi oyun oynama birikimimizle akmak üzereyiz" dedi. Alkaya bildirisine şöyle devam etti: "Küçük bir köyde yaşıyoruz, ısınıyor yahut üşüyoruz, mutlaka seviniyor ve üzülüyoruz, farklı dillerde konuşuyoruz ve ötesi, daima hissediyoruz. Köyün bilgeleri ve onların söylenceleri, uzun, durağan hayat önermelerini kışkırtıyor, hepimizi tekçi dayatmalardan koruyup sakınıyor, yaşamak böyle anlam kazanıyor. Çünkü başlangıçta hayat şekilsizdir. Öyleyse, oyun oynamaktan ne alıkoyabilir bizi? Tiyatro sanatı hayatı sıkıcı, ısrarcı bir düzenekten koruyup kollarken, yaratıcı insandan beslenir, besleniyor. Çünkü insan eşsizdir. Yeni biçimlere ihtiyaç duyuyoruz, çünkü tıkanmak ölümdür. Biçim özün ta kendisidir ve en çok biçim yasaklanır bilinebilen zamanda. Bugün daima yakıcıdır. İkaros'un kanatları elbette acıyacaktır ama kim güneşe o denli yaklaşmayı tasavvur edebilir ki? Çünkü ancak, yanmayı göze alan aydınlatabilir. Başlayalım öyleyse; hayatın gözden geçirilmiş yeni yorumlarına her zaman ihtiyacımız oldu. Bu ihtiyaç olmasaydı tiyatro ne işe yarardı...'' |
||
|
||
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ünde dediği gibi; ''Sanatsız kalmış milletlerin can damarlarından biri kopmuş demektir'' 2007 |
||
|
||
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ünde dediği gibi; ''Sanatsız kalmış milletlerin can damarlarından biri kopmuş demektir'' 2007 |
||