|
||
| Devletin asli görevi din ve dindar üretmek değil, çağdaş bireyler yetiştirmek olması yönünde mesaj vermiştir. Zaten Hukukun ABC si bile, bize zorunlu din eğitiminin, hukuk, demokrasi ve laiklik açısından kabul edilemez olduğunu söyler. 8. Danıştay ve AİHM'nin aldığı bu kararlar, artık Türkiye’de zorunlu din derslerinin mevcut haliyle uygulamasının mümkün olmadığını göstermiştir. BASINA VE KAMUOYUNA • YARGI 25 YIL SONRA HUKUKUN EVRENSEL DEĞERLERİ VE İLKELERİ BULUŞTU. • ALEVİLER HAKLI ÇIKMIŞTIR: DEVLET DİN VE DİNDAR ÜRETEMEZ. • AKP HÜKÜMETİ KARAR VERMELİDİR; TÜRKİYE’DE SİYASET VE ÖZGÜRLÜK DİNDARLIK KURALLARIYLA MI ŞEKİLLENECEK YOKSA EVRENSEL HUKUK DERĞERLERİYLE Mİ? 25 yıldır devlet eğitimi olarak, Sünnilik anlayışı doğrultusundaki mezhep endeksli “zorunlu din eğitimi” işkencesine son verilmesi gerektiğini ifade eden sevindirici karar nihayet 8.Danıştay tarafından açıklandı. Dün evrensel hukuk değerlerinin ve insan hakları hukukun dünya adresi olan AİHM’in kararından sonra, dün ulusal yargı düzeyinde 8. Danıştay, zorunlu din derslerinde “ülkemizde çoğulculuk anlayışı içerisinde, nesnel ve rasyonel bir şekilde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi verilmediğini” ve “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin bu içeriği ile zorunlu tutulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” gerekçeleriyle, 25 yıllık hak ihlallinin son bulmasına işaret etmiş ve karar vermiştir. Yıllardır Türkiye’de “İnanç özgürlüğünün olmadığı” konusunda görüşlerimizi ifade ettik. Kamuoyu, hükümetler, siyasiler ile paylaştık. Alevi ve diğer inançtan kesimlerinin çocuklarının 12 Eylül darbesi ve yeşil kuşak projesinin bir parçası olan zorunlu din dersleri konusunda karşılaştıkları hak ihlalleri ve asimilasyoncu eğitim konusunda siyasilerin ve hükümetlerin paslanmış kulaklarını açamadık. Ne zaman hukukun evrensel dilini devreye soktuk, paslanmış kulaklar açılmaya, kemikleşmiş kanatlar yumuşamaya başladı. AKP hükümetini sesleniyor ve uyarıyoruz; Asırladır süre gelen ve AKP hükümetleri döneminde katlanarak artmaya başlayan, Alevilere yönelik ayrımcılık ve Alevilerin özgürlük alanlarına yönelik tecavüzlere son verin. Nasıl ki Sayın Başbakanın özgürlük alanına tecavüz edilmesine tahammülü kalmadıysa, Alevilerin hem tahammülü, hem de sabrı kalmamıştır. Artık tribünlere konuşmaktan ve gerçekleri türbanla örtmekten vazgeçip, Alevilerin özgürlük haklarını tanıyın ve gereğini yapın. Hükümet boş konuşmaktan vazgeçsin. Ulema yerine, evrensel hukukun referanslarını başvurarak, zorunlu din derslerini derhal kaldırsın. Zorunlu din dersi uygulamalarının, din, vicdan ve inanç özgürlüğünü güvence altına alan Anayasa'nın 24. maddesine, evrensel hukuk değerlerine, çocuk haklarına ve laiklik anlayışına aykırı olduğunu anlatmaya çalıştık. Alevilerin laiklik ekseninde verdiği mücadelenin haklılığını dün AİHM, bugünse DANIŞTAY anladı. Gariptir ama AKP halen anlamadı. Burada anlama ile ilgili bir arıza ya da ideolojik barikatın olduğu belli. Bu sorunu gidermek için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. 8. DANIŞTAY’ın bu sevindirici kararın gerekçelerini çok yönlü okumak mümkündür. Danıştay aslında, eğitimde İslamizasyona son verin demiştir. Devletin asli görevi din ve dindar üretmek değil, çağdaş bireyler yetiştirmek olması yönünde mesaj vermiştir. Zaten Hukukun ABC si bile, bize zorunlu din eğitiminin, hukuk, demokrasi ve laiklik açısından kabul edilemez olduğunu söyler. 8. Danıştay ve AİHM'nin aldığı bu kararlar, artık Türkiye’de zorunlu din derslerinin mevcut haliyle uygulamasının mümkün olmadığını göstermiştir. Zaten laik bir hukuk devletinde “Zorunlu Din Kültür ve Ahlak Bilgisi dersi”nin Anayasa'da güvence altına alınması ise ayrı skandaldır. Sosyal bilgiler, Biyoloji, Türkçe, matematik, sanat, fizik, kimya gibi dersleri Anayasa da zorunlu olarak ele alınmıyorsa, din derside alınmamalıdır. Bu dersin 25 yıldır Anayasal güvence ile zorunluluk altına alınmasını savunan ideolojik niyet zaten hukuk dışı referanslardan beslenmiştir. 12 Eylül Anayasası evrensel hukuktan değil, ideolojik terciklerden beslenmiştir. Bilimden, çağdaşlıktan ve aydınlıktan yana yurttaş yerine, din ve dindar üretmeyi hedefleyen ideolojik metindir. ABF olarak hukuk mücadelesinde yer alan Hasan Zengin, Ali Kenanoğlu ve Hatice Köse’ye açtıkları ve kazandıkları davalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Hükümet bu karar doğrultusunda gereğini yerine getirmediği taktirde ABF olarak Türkiye çapında Hasan, Ali ve Hatice’nin davasın emsal niteliğinden dolayı milyonlarca yeni davacı ile buluşturma kararlığımızı buradan ifade etmek istiyoruz. Hükümete Mayıs ayına kadar yargı kararları doğrultusunda derhal değişimi uygulamaya koymasını talep ediyoruz. ABF olarak talebimiz gayet açık ve net; Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır ve Anayasa'da konu edilmekten çıkarılmalıdır. Aksi taktirde hukuktan doğan tüm haklarımızı kullanarak, çocuklarımızı zorunlu din dersleri sokmayarak, yeni toplu davalara açarak bu mücadelenin sonuç alana kadar sürdüreceğimize dair kararlığımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz., 04 Mart 2008 Saygılarımızla Alevi Bektaşi Federasyonu Turan ESER, Genel Başkan www.alevi.com |
||
|
||
| Türkiyede inançsal kısıtlamanın büyüğü Alevi olmıyan müslümanlara yapılmaktadır ve bunu dişyanetle sağlmaktadır devlet | ||
|
||
| yada bütün dinler öğretilsin.. elyazısı ile yazma zorunluluğu getirilmesi arapça harfleri kullanımına geçişe bir hazırlık olarak düşünülüdüğünde din(islam) dersinin kaldırılması mümkün değil.. |
||
|
||
| paranoya yapmayalım (c; dünyada böyledir el yazısıyla yazma teşvik edilir | ||