|
||
| 27 Mart 2000, Adana Gercege Tecavuz Ustun Ongel Onceki hafta Yargitay Ceza Genel Kurulu'nun, tecavuzcu babaya verilen 25 yillik cezayi kili kilina 13'e 12 tek oy farkla onaylamasi uzerine saskina donduk milletce, sanki cocuga yonelik cinsel taciz, tecavuz ve genel anlamda istismar konularina cok duyarli bir ulkede ve dunyada yasiyormusuz gibi. Dunyanin sozum ona gelismis ulkelerinin de, bizim gibi gelismeye calisan ulkelerinin de, bu konulara duyarsizlikta sicili fevkalade bozuk. Bu bozuk sicilin arkaplanini anlamak icin, bu konulara en duyarli olmasi gereken 'ruh sagligi' alaninda yuzyildir neler olup bitmis, gelin birlikte bakalim. Bakalim ki, o 12 hakimin nasil bir kulturden/kaynaktan beslendigini anlayabilelim: Freud'un Buyuk Geri Adimi/ Psikanalizin kurucusu Freud, 21 Nisan 1896'da, Viyana Psikiyatri ve Noroloji Toplulugu onunde meslekdaslarina hitaben 'Histerinin Nedenleri' (Ueber die Aetiologie der Histerie) baslikli bir konusma yapar. Bu konusmada bastan sona, yetiskinlerin (babalarin) cocuklara (kiz cocuklarina) yonelik cinsel taciz, suistimal ve tecavuzleri uzerinde durur. Histeriye yol acan temel nedenin cocuklukta yasanan cinsel icerikli travmalar (orselenmeler) oldugunu savunur. Fransa'da bulundugu yillarda babalarinin tecavuzu sonucu hayatlarini kaybetmis kiz cocuklarinin otopsilerine girmis, sonraki yillarda da kendisine psikanalize gelen kadinlarin bircogundan cocukluk yillarina ait cinsel taciz ve tecavuz anilari dinlemistir. Iste 1896'da yaptigi konusma bu bulgulara, 'somut gerceklere' dayanir. Konusmasini bitirdiginde, salonda buz gibi bir hava eser. Meslekdaslarinin tepkisi, o gunle sinirli kalmaz. Konusmayi takip eden yillarda, Freud tam anlamiyla tecrit edilir, kimse ona 'hasta' yollamaz, ailesinin gecimini saglayamaz hale gelir. Freud, tecrit edilmisligin agir yuku, taciz ve tecavuz hikayelerinin sayisal fazlaligini mantigina sigdiramamasi, ve cocuklugunda kendisini ezen babasina da 'sapik' demek zorunda kalacagi korkusuyla, 1902 yilinda cok buyuk bir geri adim atar: Yasanmis cinsel taciz ve tecavuzlerin, insanlarin (kadinlarin) hayal dunyasinda olustugunu soyler. Bunlar sadece fantezidir, gercek degil. Alti yil onceki konusmasinda savundugu gorusler basit bir yanilgidan ibarettir. 1901'de kaleme aldigi, fakat ancak 1905 yilinda yayimladigi, 'Dora Vakasi' hakkindaki makalede, yetiskinlerin cocuklara yonelik cinsel taciz ve tecavuzlerine artik inanmadigini, kadinlarin cocukluk donemine iliskin bu cinsel fiilleri 'hayal ettiklerini' umuma karsi da ifade eder. Kabahat yetiskinlerin omuzundan alinmis, cocuklarin sirtina yuklenmistir. Oysa, tam da fantezi kuraminin baslangic ornegi olarak sundugu Dora Vakasi bile gosterir ki, aslinda Dora, babasinin arkadasinin cinsel tacizine ugramistir (babasinin da arkadasinin karisiyla iliskisi vardir). Zaten Dora, ugradigi cinsel tacize inanmayarak kendisine ikinci kez travma yasatan Freud'la gorusmeye devam etmez. 'Tedavi' tamamlanamaz. Freud, Dora'yi 'iyilestiremez', hayal urunu oldugunu iddia ettigi cinsel taciz anisindan Dora'yi kurtaramaz. Dora'nin anlattiklarinin gercek olabilecegine hic ihtimal vermez, zira olusturmaya basladigi psikanaliz kuraminin temel onermelerine uymaz boylesi bir kabul (bunu kabul etse, ornegin odipus kompleksi gecerliligini yitirecektir). Ardindan 1911'de 'Schreber Vakasi' gelir. Paranoya teshisi ile uzun sure timarhaneye kapatilmis Almanya'da Bas Yargiclik yapan Paul Schreber hakkinda, Schreber'i bir kez bile gormeden, sadece Schreber'in 'Anilar'ini okuyup, Schreber'in babasini 'kusursuz bir baba' diye niteleyerek, Freud, Schreber Vakasini psikanaliz ogretisi isiginda inceler ve Schreber'in paranoyasinin fantezilere dayandigini soyler. Oysa sonradan anlasilir ki, Schreber'in 'kusursuz' babasi, kelimenin tam anlamiyla bir iskencecidir. Oglunu 'adam etmek' icin geceleyin yataga baglamaktan tutun da, cene ve dislerin uygun gelisimi adina cocugun basina sabitlenen bir cene bandi ve kask takmaya kadar, fiziksel siddet uygulamistir bu 'kusursuz baba'. Freud, Schreber Vakasina, mimari oldugu psikanaliz ogretisi olguya nasil bakmayi ongoruyorsa, oyle bakar. Olguyu inkar eder. Gercege tecavuzun psikanalizcesini sunar insanliga. Sandor Ferenczi/ Yillardir Freud'un yakin cevresinde yer alan Macar psikanalist Sandor Ferenczi, Freud'un 1896'da savunup sonradan ortbas ettigi cocuga yonelik cinsel taciz ve tecavuz gercegini, 1932'de Uluslararasi Psikanaliz Kongresinde yaptigi konusmada yeniden gundeme getirir. Psikanalist ile 'hastanin' seans aninda rolleri degistirdikleri 'karsilikli analiz' gibi bu alanda cok onemli arayislarin da icine giren Ferenczi (bu arayislarini ancak 1985'te Fransa'da yayimlanan gunlugunden ogrenebiliriz), psikanaliz seanslarinda cinsel taciz ve tecavuz anilarina oyle sik rastlar ki, bunlarin fantezi degil, gercek olduguna inanmaya baslar. Ortada, psikanaliz ogretisinin fevkalade yanlis bir yonlendirmesi vardir. Kimse ebeveyniyle cinsel iliski kurmayi hayal ediyor degildir; ebeveynler (babalar), cocuklari taciz etmekte, cocuklara manevi/fiziksel/cinsel anlamda tecavuz etmektedirler. Ferenczi'nin bu karsi cikisi, 1896'da ayni turden bir konusma yapan Freud'un nasil bir anlamda basini yemisse, 1932'de de Ferenczi'nin basini yer. Freud, 36 yil once kendisine reva goruleni, Ferenczi'ye reva gorur, yanindan uzaklastirir, dislar, aforoz eder. Ferenczi bir yil sonra, muhtemelen kahrindan olur. Calismasi uzun zaman sonra yayimlanir. Yillar sonra 1980'lerin basinda, Turkiye'de neredeyse hic taninmayan Jeffrey Masson adinda bir arastirmaci, Freud'un sansurlenmis mektuplarinin tamamini da yayimlayarak, bu konuya yeniden doner. Freud'un temel savlarini curutecek cok kuvvetli verilerle, hem cocuk tecavuzlerini hem de psikanalizin ve psikoterapinin cocuk tecavuzleri basta olmak uzere gercek yasam sorunlarina nasil sirtini dondugunu tartisir. Onun akibeti de, aynen Ferenczi gibi olur. O da aforoz edilir. 1999 Nisan'inda, Adana'da gerceklesen Cocuk Psikiyatrisi Kongresi'nde, davetli konusmaci olarak yaptigim 'Terapisiz Yardim' baslikli konusmayla, benim bilebildigim kadariyla, bu konuyu -Freud'un cocuk tecavuzleri gercegini ortbas edisini ve psikiyatri/psikoterapi/klinik psikoloji camiasinin gercek yasam sorunlarina duyarsizligini- Turkiye'de umumun ortasinda muhtemelen ilk kez dile getiren kisi oldugumda, benim akibetim de Ferenczi ve Masson gibi olur. Psikiyatristler can havliyle kursuyu isgal ederler, mikrofonu elimden alarak konusmami engellemeye calisirlar. Asil Kizmamiz Gereken/ Sayisiz taciz/tecavuz kurbani, dogrudan yardim goreceklerine, yani taciz ve tecavuze iliskin sikayetlerini dinleyen, inanan ve acilarini paylasan birini bulacaklarina, 'psikolojik tedavi/terapi' adi altinda yuz yildir suistimal edilmis durumdalar, zira son care olarak 'terapiste' basvuran ve yardim arayan insanlar, hemen her seferinde, bir duvarla -terapistin superegosuyla- karsilasarak ve anlattiklarinin gercek degil de fantezi oldugu kendilerine soylenerek, ikinci kez travmaya maruz kalmislardir. Iste bu sozde terapi eliyle yasatilan ikinci ve hatta zincirleme travmanin bas sorumlusu, bir yanilsama/yanilgi uzerine insa edilen psikanaliz kuraminin ve yeni 'ruh sagaltimi' anlayisinin kurucusu Freud'dur. Dusunsel kisirliktan ve entelektuel lafazanliktan mustarip psikiyatri/prikoterapi camiasinin onde gelen isimlerinden varoluscu psikiyatrist Engin Gectan, 'hastasiyla' kurdugu iliskiyi soyle tanimlar: "...tedaviye gelen kisilere bazen odada uc kisi oldugumuzu soylerim. Ben, o ve o. Ya da, benim egom, onun egosu ve onun superegosu (benim supergomun ortalikta olmadigi varsayimi ve umuduyla)." (Varolus ve Psikiyatri, s. 136, vurgu benim. U.O.) Ne vahim, vahim oldugu kadar da tehlikeli bir varsayim ve yanilsama. Freud'un icat ettigi superegonun, kendisinden yardim isteyen, tacize/tecavuze ugramis kadinlara karsi, bizzat Freud'un kendi kisiliginde terapi surecine nasil hakim oldugunu goruyorsak, psikiyatrist kimligine ve statusune siki sikiya sarilan Engin Gectan'in da (bkz. Varolus ve Psikiyatri), ondan cok daha geri bir psikoterapi pratigi icinde olan digerlerinin de, terapi uyguladiklari ofislerinde nasil bir tavir sergilediklerini bir yana biraksak bile (bunu bilebilmemize imkan yok, cunku her sey islerine geldigi uzere gizlilik prensibine sadik bir sekilde yurutuluyor), bu konulara iliskin umumun ortasinda hicbir tavir gostermedikleri icin, superegolarinin 'ortalikta' oldugunu gorebiliriz. Ortaliktadir, zira, arastirmalara gore, genel populasyonda 18 yasin altindayken cinsel tacize ugramis kadinlarin oraninin yuzde 10 ila yuzde 40 arasinda oldugu (kesinlikle yuzde 10'un altinda degil), psikolojik yardim almak icin psikiyatriste basvuranlar arasinda ise bu oranin yuzde 70'lere ciktigi tespit edilmis durumda (fiziksel ve manevi tacizi buna ekleyince oran nereye yukselir acaba?). Dusunebiliyor musunuz, bir psikiyatriste basvuran her 10 kadindan en az yedisi, hadi insafli davranalim, en az dordu-besi, 18 yasin altinda cinsel tacize ugramis durumda ve psikiyatristler arasinda bu konuda soz alan bir kisiye bile rastlamiyorsunuz. Rastlayamazsiniz, zira, bu konuda soz almak, mesleki anlamda olsun, toplumdaki konumunuz acisindan olsun size kazanc getirmez. Bilakis, bu konulara bulasmaniz, ozellikle ticari anlamda sonunuzu hazirlayabilir. Ustelik, bu konular, bu konularla ilgileneni de, bu konular hakkinda yazani da, yazilanlari okuyani da, son derece rahatsiz eden konular. Dolayisiyla, inkar edilmesi, en azindan gozen irak tutulmasi, ya da hakkinda konusulmamasi tercih ediliyor. Tecavuze ugrayan kizin 'riza gosterdigini' dusunmeyi tercih eden on iki hakime kizalim kizmasina, ama ondan daha fazla kizmamiz gereken, insana yardim etmeyi, acisini dindirmeyi, sorunlarini cozmeyi veya sorunlarinin cozumune yardim etmeyi amac edinmis bir kurumun -psikiyatrinin- yuz yildir ne yapmis ve hala da ne yapmakta oldugudur Ustun Ongel Sosyal Psikoloji Yardimci Docenti Egitim Fakultesi, Cukurova Universitesi |
||
|
||
| eeee? freud da bir insan. onun da hata yapmaya hakkı var. hata yaparak öğreniyoruz. | ||
|
||
| Hatadan ziyade salak örümceklerin tepkisinden tırsmış Freud. Ki tepkileri gerçekten çok aşağılarca... Günümüzde bile ensest olduğunu söyler dururlar. Ama kimse bilmez milyonlarca insan onun bulduğu yöntemlerle hayata dönüyor. Neyi düzgün kabul ettirebiliyoruz ki zaten insanlara. | ||
|
||
| bence o insanları hayata döndüren freud değil. sonuçta orada iki insan bir araya gelmişlerse. birlikte bişey yapmaya çalışıyolarsa, aralarında sevgi de varsa bu çaba sonuçsuz kalmaz. bende başım ağrıyınca su içiyorum. baş ağrım geçiyo. Ne kadar bilimsel kalıba sürülürse sürülsün. bir defa ben bu bedenden ibaret değilim. güç kuramı, dominant olayı, dişilerle (kadın) ile ilgili görüşleri... bir tek totem ve tabu kitabını okudum. yani duygularımı falan da bastırmadım, üst benim alt benliğimi de öldürmedi. ama insanları seviyorum. yani aç bırakılsam bile... nedir o öyle zayıf erkekler birleşiyo güçlü gorili öldürüyo, ölen güçlü gorilin yasını tutuyolar, böylece insanlar tanrıya inanmaya başlıyor.... Ben mesela askerdeyken küçücük bi kışladaydım. gece nöbete kaldırıyolardı kaçıyodum. şimdi düşünüyorum bu adamların beni eliyle koymuş gibi bulabilmeleri lazımdı. ama her seferinde tapır tapır ayak seslerini duyardım, bu adamlar beni bulamazlardı. bi oda var. sağda kapı, önünde merdiven. merdivenleri çıkardı inerdi küfürler ederdi ama sağdaki kapıyı açmak o adamın aklına gelmezdi... milyonlarca yıl önceki bi şebek... benim baba arayışım mı bu? ben inanıyorum ki beni varlık koruyordu. hala da koruyor. sizi de gözetiyor. Benim freuda karşı öne sürdüğüm sav da bu. |
||
|
||
| doğrusunu söylemem gerekirse pskiyatri dünyasının özellikle de freudcu ekolün çocukların cinsel istismarı olgusuna karşı bu kadar katı olduğunu bilmiyordum. Üstün Öngelin verdiği rakamlar(%10-40) ürpertici ve söylediklerinde de büyük oranda haklı diye düşünüyorum. ve ben burda sistemin eseri çarpıtılmış beyinlerin (ki bununla istismarcı babaları kastediyorum) ve kutsal ailenin yarattığı dehşeti, terorü görüyorum. bu tarz şeyler karşısında erkek olduğum için utanıyorum bazan ama sorunun erkek olmakla falan alakası yok aslında, dediğim gibi sorun sistemin yarattığı hastalıklı beyinler... | ||
|
||
| Aslında Freudçu ekolle alakası yok bu istismarın. Aslında bu istismar da değil. Gerçeğe yüz çevirmenin alası. İnsanlar hep böyle yapmadılarmı bilime karşı ? Dünya yuvarlak diyenler giyotine gerildi vs vs vs vs... Freudun korkması da bence gayet normal.Çünkü bu korku siyoniklikten öte gelecek için daha fazla şey yapamama korkusudur. | ||
|
||
| Freud'a duyulan tepkinin insanın kendini aynada götrmeye karşı savunması sanırım. Freud ya da bilim ,insana sen şusun dediğin insan o tanımdaki olmuyor , zaten o olduğu için ona şusun deniyor. Ama insan sağırlığını korumak adına gerçeğin ağzına saldırıyor. sıklıkla olduğu üzre. |
||
|
||
| Peki insan neden sağırlığını korumak istiyor dersin ? .. Biz bunu bi çok nedenle ilişkilendirebiliyoruz. İnsanın marjinal bir faydacı olmasını. Peki esas gerçek freudun söylediklerimiydiki insanlar gerçeği söyleyen ağızlara saldırmak için freudu ve diğer bilim adamlarını susturdular... Yoksa Freud sadece bir maşamıydı. Psikoloji karmaşıktır. Sıklıkla çelişki sahibi yapar adamı. Bir husus hakkında düşündüğün ve emin olduğun sandığın bir düşüncen vardır. Ama başka bir husus hakkında düşündüğün ve gene emin olduğunu sandığın şeyle birebir çelişir. Sonrada buna paradoks der çıkarsın işin içinden. O zincirin halkalarını birleştirmek önemlidir. Ama esas husus zincir halkalarını bir arada tutan sürtünme kuwetinin esasını anlayabilmek , hissedebilmek , yaşayabilmek ve görebilmektir... |
||
|
||
| Freusun ve piskoloji biliminin yaptığı olanaksız birşey. Yani kim benim yerime ne olacağıma kim olacağıma karar verebilir? saçma olan bu. çocuk istismarı nedir? ben gerçeğe sırt çevirmiyorum. ebeveynlerim beni istismar etmedi. tanıdığım insanların toplamının içinde babasından dayak yiyen belki istismar edilmiş olan 1 kişi var. bi de lisede tanıdığım bi kız vardı ki bu da varsayım. insan olmak istediği gibi olur. karar verme gücü benim. geçmişimde ne olmuş, bilinç altımda ne var, genetiğimde ne var bunların hepsi boş. sadece karar vererek bütün düşünce akışını kesme gücüm var. beynimi ben yönetiyorum. ne istediğimi de ben seçiyorum. ben böyleyim ve bunu yapmak istiyorum dediğim andan itibaren freud bana ne diyebilir ki? |
||
|
||
| buz da ayna tutmaktan bahsetmiş. yanlış abicim. ben bu değilim. benim elimde de ayna var. ben ebeveynimizi de seçtiğimize inanıyorum. çocuk istismarı ve taciz de bir deneyimdir. Louise Hay de çocuken taciz edilmiş. evden kaçmış ve yine taciz edilmiş. Ama kimseyi taciz etmemiş. taciz etmek yerine insanlara sevgi vermiş. "benim doğam bu" diyen çok güzel "bilimsel" bi bahane bulmuştur. buna gerek yok. insanları taciz etmek istiyosan "ben insanları taciz etmek istiyorum" de. çünkü gerçek bu. |
||