|
||
| 'Newroz saldırıları merkezi ve düşmanca' AMED (23.03.2008)- DTP Grup Başkanı Ahmet Türk ile Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş'ın Newroz kutlamalarının olaysız geçmesi için görüştüğü İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın "gerekli talimat verilecek" sözüne rağmen, birçok yerde kan döküldü. DTP’liler saldırının merkezi ve ‘düşmanca’ olduğunu söylediler. Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde İkbal Yaşar (20), Van'da Zeki Erinç (35) polisin silahlı müdahalesi sonucu hayatını kaybederken, 20'si kurşunla olmak üzere onlarca kişi yaralandı. DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, güvenlik güçlerinin olayları yatıştırma değil, öldürme amaçlı davrandığını ifade ederek, "Sayın Bakan dün Van olayları için üzgün olduğunu belirtti, ancak bugün Yüksekova'da aynısı yapmaktan çekinmediler. AKP Ergenekon çetesi ile yükselen tansiyonu Kürtleri katlederek düşürmeye çalışıyor" dedi. Türkiye'de bu yıl ki 21 Mart Newroz kutlamaları, geçen yıllara oranla hem kitlesel, hem de olaylı geçti. DTP'nin merkezi kararıyla 13 Mart'ta Diyarbakır'da başlatılan Newroz kutlamaları, 10 gündür başta bölge illeri olmak üzere Türkiye'nin ve dünyanın birçok kentinde coşkuyla yapıldı. Kutlamaların sorunsuz geçmesi için DTP Grup Başkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk ile DTP Grup Başkanvekili ve Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş, geçen hafta İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ı makamında ziyaret etti. Görüşmeye ilişkin bilgi veren Demirtaş, şunları söyledi: "Sayın Bakan'a partimizin belirlediği yer ve tarihlerde kutlamaların yapılması durumunda sorun çıkmayacağını, aksi takdirde olayların çıkabileceğini söyledik. Bakan Atalay da 'Partinizin kutlamaların sorunsuz geçmesi için yapacağı planlama önemli. Bundan memnuniyet duyarız. Olaysız geçmesi için gerekli yerlere bildireceğim' dedi." OLAYLARIN SORUMLUSU AKP HÜKÜMETİDİR Van'a giderek yaralıları hastanede ziyaret eden Selahattin Demirtaş, 3 yaralının durumunun kritik olduğunu söyledi. Bu kişilerin özellikle kafa ve göğüs bölgesinden kurşun yarası aldığını belirten Demirtaş, olayların büyümesinden İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve AKP Hükümeti'ni sorumlu tuttu. "Dün görüştüğüm Sayan Atalay üzgün olduğunu belirtti. Ancak bugün aynısını Yüksekova'da yapmaktan çekinmediler" diyen Selahattin Demirtaş, güvenlik güçlerinin aşırı güç kullanımından öte öldürme amaçlı davrandığını söyledi. Demirtaş, "Aşırı kullanımının ötesinde düşmanca tavır var. Van, Hakkeri, Yüksekova ve Siirt'te aynı manzara yaşandı. Polis yetkisini yasalardan alır. Yetkileri yasalarda gayet açıktır. Bazı hallerde bu yetkiyi aşabilir ama burada yaşananlar bunun ötesinde bir şey. Doğrudan hedef gözeterek, ateşli silahlarla insanların üzerine ateş açılmış. Burada öldürme amacı var" diye konuştu. SALDIRILAR MERKEZİ Newroz kutlamalarının 1 haftadan bu yana devam etmesine rağmen son iki günde olayların tırmandığına dikkat çeken Demirtaş, şunları kaydetti: "Son müdahalelerin merkezi olduğu anlaşılıyor. Anlaşılon o ki AKP Ergenekon operasoynu yaparken, aynı zamanda Kürtlerin yaptığı gösterilere de sert müdahaleleler gerçekleştiriyor. Yani Ergenekon operasyonuyla yükselen tansiyonu Kürtleri katlederek düşürmeye çalışıyor. Yine Diyarbakır Newrozu'nda ortaya çıkan mesajların etkisini ortadan kaldırmaya çalışıyor." Demirtaş, konuyu TBMM gündemine taşıyacaklarını kaydetti. NEWROZ’UN BİLANÇOSU 20 Mart * Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde korucular Newroz kutlaması yapan halkın üzerine kaleşnikof marka silah ile ateş açtı. Olayda Nedim Ertan (25) ayak ve çenesinden, Reşit Kolanç (35) kolundan, Nurettin Kolanç (50) yüzünden, Feyruz Kolanç (25) bacak ve kalçasından, Şerif Turan da (17) ayaklarından yaralandı. Silopi İlçesi'nde ise polis, gaz bombaları ve panzerlerle müdahale etti. Olayda Recep Aşan (15) adlı kişi kalçasına isabet eden gaz bombasından, onlarca kişi de arbede sırasında yaralandı. * İzmir'in Narlıdere İlçesi'nde düzenlenen Newroz kutlamalarına polisin müdahalesinde 4 kişi yaralandı. * Suriye'nin Qamişlo kentinde Newroz'u kutlayan kitlenin üzerine askerlerin ateş açması sonucu 3 kişi öldü. 21 Mart * Urfa'nın Viranşehir İlçesi'nde Newroz kutlaması sonrası meydana gelen olaylarda 11 kişi yaralandı. * Mardin'in Nusaybin İlçesi'nde yapılan Newroz kutlamaları sonrası yürüyüş yapan yüzlerce kişiye polis panzer, gaz bombaları ve silahla müdahale etti. Olaylarda 23 yaşındaki Kadri Bilen karnına isabet eden kurşunla ağır yaralandı. Vesile Kaçmaz adlı kadının kolu kırılırken, gaz bombasından etkilenen Netice Elçioğlu, Rumeya Arık, Sebahat Bilgiç, Halime Konak, Bahar Karlan, Kadriye Ekine ve Türkan Alaca da Nusaybin Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. 22 Mart * Van'daki gösterilere yönelik müdahalede 14'ü polis 65 kişi yaralandı. Durumu ağır olan Gülşah Aslan, Ayhan Kurt, Yüksel Sönmez ve Ayhan Mayan adlı vatandaşlar Van Araştırma ve Devlet Hastanesi'nde yoğun bakıma alındı. 35 yaşındaki Zeki Erinç hayatını kaybetti. * Hakkari'de DTP İl binası önünde yapılan basın açıklamasına polisin müdahale etmesi sonucu aralarında Hakkari eski Belediye Başkanı Metin Tekçe'nin de aralarında bulunduğu 23 kişi yaralandı. * Siirt'te çıkan olaylarda Ahmet Bartık ve Sosın Özalp adlı kişiler, aldıkları kurşun yarası sonucu Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne sevk edildi. 23 Mart * Hakkâri'nin Yüksekova İlçesi'ndeki gösterilerde vücutlarına kurşun isabet eden Selim Akbaş, Raif İren ve Savaş Babalıtaş adlı kişiler, Van'daki hastanelere kaldırıldı. Göğsüne kurşun isabet eden 20 yaşındaki İkbal Yaşar yaşamını yitirdi. ANF NEWS AGENCY |
||
|
||
| peki bu newroz kutlamaları.. pkk probagandası yaılan yermi onu açıklasınlar sonra sağa sola bok atsınlar... | ||
|
||
| Vedat İlbeyoğlu-vedatilbey@yahoo.com Direnen insanın Newrozu Yine gördük bu günü... Newroz’u... Salçım saçak, çiçeklenmiş meydanlarda... Yeşilden, sarıdan, kırmızıdan... Üç renkli bir denizde, ateşten bir dalga... Direnen insanın bayramını gördük. Çok şükür direnişe! Diyarbakır Newrozuna katılan bir gazeteci arkadaşımız, “Herkes gerilla gibiydi” diyordu... Özeti buydu günün, ve Newroz özetiydi direnişin... O özette, 24 yıllık bir direnişin ataklığı, ağırbaşlılığı ve müthiş özgüveni gizliydi: Biz barış istiyoruz ama kimliğimizi de... Barış istiyoruz ama savaşla da asla yenemezsiniz! Çözebilecekseniz Kürt sorununu çözün, bizi çözemezsiniz... Ve sadakaya muhtaç etseniz bile cebimizi, satın alamazsınız vicdanımızı. Her dem Newrozlarla tazelenmiş vicdanımızı... Direnen Kürt bunu söylüyor işte... Newroz’da bu söylendi... Kaç gündür, Kürdün yurdunda yükselen ses buydu. Bugün İstanbul Kazlıçeşme’de de bu ses yükselecek yine... Direnen insanın sesi bu... Herkes bu sese kulak vermeli... Bu sesi hesaba katmayanlar yanılacaktır mutlaka... Sınırın ötesinde ya da berisinde “bölücü terör” diye kovalayarak... Tepelerinde uçurduğunuz “savaşan şahinler”le korkutabileceğiniz, Rivayet bu ya, 12 milyar dolarlık paketlerle tavlayabileceğiniz, GAP ninnileriyle avutabileceğiniz, TRT’de Kürtçe yayın hokkabazlığıyla kandırabileceğiniz, “İslam kardeşliği” hikayesiyle uyuşturabileceğiniz... O uğursuz kurgularınızdaki Kürt yok karşınızda; geçmiş olsun!.. Bunu gördük Newroz’da... Görmeyenler de görebilecek mi? Mesele budur artık... Diyarbakır’da toplanmış yüzbinlerin üzerinden F-16 uçuranlar mesela... Barajlar yaparak Kürt sorununu çözebileceklerini zannedenler... Görsünler ki, Kürdün barajı da Newroz’dur artık Anlasınlar ki, Newroz, çözümsüzlükte ısrar edenlere karşı kurulmuş Kürt barajıdır Sadece ayaklarıyla değil, yerçekimsiz akıllarıyla da bir türlü yere basmayanlar... Ankara’nın iktidar dalaşlarında, memleket insanının gerçek meselelerini, acılarını sümen altı etmeye çalışanlar... Elbette kolay kolay görmeyecek, anlamayacaklardır Newroz’un dilini... Ya şu kendisine “Komünist” diyen kolejli şımarıklar; Newroz öncesi, utanmadan şunları yazabilenler: “...2008 Newroz’unda Kürt milliyetçi siyaseti özgürlük ve barış sloganlarını bırakıp Nurculuk tarikatında kurtuluş aramaktadır...” !!! Birileri Kürt siyasetine karşı Nurculuktan medet umar, onu dayatırlarken, bu yazılanları nasıl yorumlamalı? Cahillik, bilmezlik telafi edilir de... Galiba daha beter bir durum var ortada, bu hatırlatılmalı... Malum devlet ezberinde de, “irticai ve bölücü tehditler” hep yan yana anılıyorsa... Hayatlarında bir işçiyle bile tokalaşmamış kampüs solcusu ise sınıf mücadelesi diye “irtica karşıtlığı”nı belliyorsa... Bir de üzerine, “Kürt milliyetçiliğinin” de Nurculaşarak irticacılaştığını kanıtlamaya girişiyorsa... En iyimser ifadeyle, “ulusalcı” derinliklerden yana işletiliyor olma olasılığının da olduğunu, hatırlatmak gerekiyor. Gerisini Newroz anlattı zaten... Kendi diliyle... Direnişin diliyle... Çok şükür ki, İnsan, direniyor; Direnebiliyor hala... |
||
|
||
Vedat İlbeyoğlu-vedatilbey@yahoo.com Direnen insanın Newrozu Yine gördük bu günü... Newroz’u... Salçım saçak, çiçeklenmiş meydanlarda... Yeşilden, sarıdan, kırmızıdan... Üç renkli bir denizde, ateşten bir dalga... Direnen insanın bayramını gördük. Çok şükür direnişe! Diyarbakır Newrozuna katılan bir gazeteci arkadaşımız, “Herkes gerilla gibiydi” diyordu... Özeti buydu günün, ve Newroz özetiydi direnişin... O özette, 24 yıllık bir direnişin ataklığı, ağırbaşlılığı ve müthiş özgüveni gizliydi: Biz barış istiyoruz ama kimliğimizi de... Barış istiyoruz ama savaşla da asla yenemezsiniz! Çözebilecekseniz Kürt sorununu çözün, bizi çözemezsiniz... Ve sadakaya muhtaç etseniz bile cebimizi, satın alamazsınız vicdanımızı. Her dem Newrozlarla tazelenmiş vicdanımızı... Direnen Kürt bunu söylüyor işte... Newroz’da bu söylendi... Kaç gündür, Kürdün yurdunda yükselen ses buydu. Bugün İstanbul Kazlıçeşme’de de bu ses yükselecek yine... Direnen insanın sesi bu... Herkes bu sese kulak vermeli... Bu sesi hesaba katmayanlar yanılacaktır mutlaka... Sınırın ötesinde ya da berisinde “bölücü terör” diye kovalayarak... Tepelerinde uçurduğunuz “savaşan şahinler”le korkutabileceğiniz, Rivayet bu ya, 12 milyar dolarlık paketlerle tavlayabileceğiniz, GAP ninnileriyle avutabileceğiniz, TRT’de Kürtçe yayın hokkabazlığıyla kandırabileceğiniz, “İslam kardeşliği” hikayesiyle uyuşturabileceğiniz... O uğursuz kurgularınızdaki Kürt yok karşınızda; geçmiş olsun!.. Bunu gördük Newroz’da... Görmeyenler de görebilecek mi? Mesele budur artık... Diyarbakır’da toplanmış yüzbinlerin üzerinden F-16 uçuranlar mesela... Barajlar yaparak Kürt sorununu çözebileceklerini zannedenler... Görsünler ki, Kürdün barajı da Newroz’dur artık Anlasınlar ki, Newroz, çözümsüzlükte ısrar edenlere karşı kurulmuş Kürt barajıdır Sadece ayaklarıyla değil, yerçekimsiz akıllarıyla da bir türlü yere basmayanlar... Ankara’nın iktidar dalaşlarında, memleket insanının gerçek meselelerini, acılarını sümen altı etmeye çalışanlar... Elbette kolay kolay görmeyecek, anlamayacaklardır Newroz’un dilini... Ya şu kendisine “Komünist” diyen kolejli şımarıklar; Newroz öncesi, utanmadan şunları yazabilenler: “...2008 Newroz’unda Kürt milliyetçi siyaseti özgürlük ve barış sloganlarını bırakıp Nurculuk tarikatında kurtuluş aramaktadır...” !!! Birileri Kürt siyasetine karşı Nurculuktan medet umar, onu dayatırlarken, bu yazılanları nasıl yorumlamalı? Cahillik, bilmezlik telafi edilir de... Galiba daha beter bir durum var ortada, bu hatırlatılmalı... Malum devlet ezberinde de, “irticai ve bölücü tehditler” hep yan yana anılıyorsa... Hayatlarında bir işçiyle bile tokalaşmamış kampüs solcusu ise sınıf mücadelesi diye “irtica karşıtlığı”nı belliyorsa... Bir de üzerine, “Kürt milliyetçiliğinin” de Nurculaşarak irticacılaştığını kanıtlamaya girişiyorsa... En iyimser ifadeyle, “ulusalcı” derinliklerden yana işletiliyor olma olasılığının da olduğunu, hatırlatmak gerekiyor. Gerisini Newroz anlattı zaten... Kendi diliyle... Direnişin diliyle... Çok şükür ki, İnsan, direniyor; Direnebiliyor hala... yazı için tşk
|
||
|
||
| gökdeniz yazı için emeğine sağlık, hakkari, iki gündür direnişte, iki gündür esnaf kepenk kapatmış, iki gündür insanlar adeta oruçlu. İşte benim memleketimin newroz direnişi ve aynı zamanda benim. | ||