SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Tarih

Konu: Ortadoğu Tarihi

Sayfa: [ 1 ]

deniz 31.12.2004 08:34:02
Ortadoğu Tarihi

Tarih, insanlık toplumunun biriken tecrübeleri açısından saygıyı hakkeder. Ve insanlar,yaşamları boyunca akıl ve tecrübeden başka nesi var ki? Zaten akıl da tecrübelerden yararlanın diye hükmeder. Bu söz çok ünlüdür: tarihten ders almayan, geçmiş hatalarını tekrarlamak zorundadır...

Ancak Ortadoğu adını neden seçtik? Her milletin iyi kötü günleri, asırlar boyu yaşadığı bölgenin gelişmeleriyle bütünleşmiştir ve gelecekte de böyle olacaktır. Ortadoğu bizim kaderimizdir.

Burada hemen şu hatırlatmada bulunalım ki Ortadoğu adını Avrupalılar takmıştır ve bölgede yaşayan ülkelerin tarihi adlarıyla hiç bir ilgisi yokur. Akdenizi dünyanın ortası zanneden Avrupalılar, bu bölgenin doğusunda bulunan ülkelere doğu ülkeleri adı verirken doğuyu da uzak, yakın ve orta olmak üzere üçe ayırmıştır.

Eskiden yakın doğu olarak da anılan Ortadoğu, 5 bin yıllık bir maziye sahiptir. Tarihçiler ilk medeniyetlerin hiç kuşkusuz bu bölgede ortaya çıktığı konusunda hemfikirdir. Vil Dorant gibi birçok seçkin tarihçi Ortadoğunun kültürel, bilimsel, felsefi ve sanat alanlarında beşeri toplumun beşiği olduğuna itiraf ediyor.

Eski Mezopotamyanın tarihi atlası adlı eserinde Norman Benkraft Hant şöyle yazıyor: bu bölge ilk medeniyetlerin beşiğidir. Bu bölgenin insanları ziraat, hayvancılık ve sanayi ile uğraşan ilk insanlardır. Bu insanlar bir çok yenilik ve icada imza attı. Tekerleğin icadı, metalürji, aritmetik, mtematik, yazı ve alfabe, edebiyat,... Bu topraklarda büyük imparatorluklar kuruldu, ilk medeni kanunlar yazıldı ve daha sonraki medeniyetler, bu medeniyetleri örnek aldı.

İnsanlığın en büyük hazinesinin alfabe olduğunu kabul edecek olursak, Ortadoğu halkının beşeri topluma ne denli büyük bir hizmet sunduğu daha iyi anlaşılır. Ancak beşeri toplumun Ortadoğu halkına borcu bununla sınırlı değil ve binlerce konu söz konusudur. Tarihte yakın doğu adlı eserinde Amerikalı Dr. Filip Hori Hiti şöyle yazıyor: Ortadoğunun tarihi ve coğrafi önemi, Afrika, Asya ve Avrupayı birleştiren noktada bulunmasıdır. Ortadoğu ayrıca insanların en büyük keşiflerini gerçekleştirmesi açısından da önemlidir. Ortadoğu daha sonraki kuşaklara sanat, felsefe ve edebiyat alanında eşsiz bir miras geride bırakmıştır. Hiç bir bölgede medeniyetin 5 bin yıllık geçmişe dayandığına rastlayamazsınız. Ortadoğunun biz batılılara verdiği sadece tarım ve hayvancılık, sanayi ve diğer maddi konular değildir, bizim haftanın 7 günü dediğimiz sayı da onların, dünyanın 7 günde yaratıldığı anlayışından gelmektedir. Babil halkı göklerde bulunan 7 gök parçasını gezegenler telekki ederek ilkine haftanın ilk gününü tahsis ettiler. Bu yüzden bizde de haftanın ilk günü ‘güneş günü’ anlamına gelen ‘Sunday’ olarak adlandırılmıştır. İkinci gün ‘aygünü’ yani ‘Monday’dir ve böylece 7. gün ‘Zühal günü’ yani ‘Saturday’dir.

60-li sistem de bu halkın yadigarıdır ve bugün biz, saati 60 dakikaya, dakikayı 60 saniyeye, çemberi 360 dereceye bölüyoruz. Günü 12 saate bölmek, Mısırdan gelmedir. Kısıcası sanatımız, yazımız, dilimiz, çocuklarımıza verdiğimiz adlar, hepsi bizim ne denli Ortadoğu halkına borçlu olduğumuzu yansıtıyor.

Evet, Ortadoğu budur ve belki birçok başka şey, ancak daha da önemlisi, Ortadoğu üç tevhidi dinin beşiğidir ki gerçekte insanlık toplumunu cehaletten kurtarmış ve tevhid faziletine ermesini sağlamıştır...

alıntı


Sayfa: [ 1 ]