Ne kadar umudun yoksa o kadar özgursundur.
Çok güzel söylemiş. Ne kadar umutluysak o kadar büyük bir yanılsama içerisindeyiz; ama buna karşın umutsuzluğa düşmek değil de, sadece bizi esrik eden o umut duygusundan kurtulmak gerekir.
Örnek: Okulda devrimci arkadaşlarla konuşurken biri bir an şunu demişti bana; "Devrimden sonra heralde filanca yere çekilirim" tarzında birşey (tam olarak hatırlamıyorum). Bunu duyunca şok oldum, çünkü Türkiye'de devrimci dinamikler çok büyük bir bunalım ve tıkanıklık içerisinde, bunu kendisi de biliyordu, ama bilmesine rağmen nedense bunu göremiyordu, o tıkanıklığı sanki kavrayamıyordu. Böyle olmasının sebebi de devrime büyük bir umut beslemesi. Bu durum, herşeye rağmen "yarabbi şükür" demeye eşdeğer bence. O adam, ki Marksist ve bilgin biriydi, bu açık gerçeği göremiyordu, ve onun yaşıyor olacağı zaman dilimi içerisinde bir devrimin gerçekleşebileceğine yürekten inanıyordu; ve bu durum birçok solcuda var.
Kendine inanmak ve birşeyi başaracağını umut etmek belki kötü değil ve bizi motive eder, fakat birçok durumda da aptallaştırıyor ve gerçeklerden uzaklaştırıyor; bu nedenle de tehlikeli olduğu kadar zararlıdır da. Halbuki umut olmadan, tamamen gerçekçi oluruz, kendimizi kandırmayız, ve gelecek hakkındaki planlarımız hakkında çok daha iyi hesaplar yaparız. Umut kendini kandırmaktır bir anlamda... bence Nietzsche umut hakkındaki aforizmasında bunu söylemeye çalışmıştır.
|