|
||
![]() … söyleyeceğim ilk söz:şiir durağan olmadığı için şu an buradayım. Şiir durağan değildir; çünkü ne onu yazan kişi, ne onun yazıldığı dil, ne seslendiği toplum, ne içinde bulunduğu çağ, hiçbiri onu durduramaz. Hatta dile getirdiği duygular, taşıdığı düşünceler, yarattığı görüntüler, yol açtığı çağrışımlar – hiçbiri, hiçbiri. Şiir durağan değildir; çünkü başlangıcında duyum var. Şiir, daha yazılmadan başlar. Bir duyumla. Bu duyumun kaynağı bir insan olabilir, bir olay, bir ortam ya da bir nesne. Bu duyumun kaynağında bakış var: o insana, o olaya, o ortama ya da nesneye. ‘Bakılan’ı bakmakla kalmayıp ‘görülen’e dönüştürendir şiir. O dönüştürücü gücün bir adı. ‘Bakılan’ı ‘görülen’e götüren o devinim – şiir o devinimi yakaladığımız zaman yazılmış olur. Şiir durağan değildir; çünkü başlangıcında dönüşüm var: insandan, olaydan, ortam ya da nesneden dile, yazıya, söze. Onlar baktıklarımız olmaktan çıkmıştır artık. Gördüklerimiz olmuştur. Dile, yazıya, söze dönüşmüştür. Şiir durağan değildir; çünkü bir üretim sürecinin içinde yer alır. Yazılmakla, dönüştürücü gücü donup kalmış olmaz. Üretim süreci işlemektedir. Ozanın aldığı duyumla başlamıştır şiir, ‘bakılan’ı ‘görülen’e dönüştüren devinimi yakalamakla yazılmıştır, ama üretim süreci okurla bütünlenecektir: ‘Görülen’i okurun yeniden üretmesiyle. Şiir durağan değildir; çünkü bu üretim sürecini ne ozan durdurabilir, ne dil, ne toplum, ne çağ. ... ***** -Kendi söylemiyle- şöyle anlatıyor, şair; ... Şiir yazmak ve yayınlansın diye dergilere göndermek, sıkılgan biri için o kadar güç değildi. Ama başarılı olacağıma o kadar inandığım sporda, birtakım işlemler yaparak yarış alanına çıkmak bayağı ürkütücüydü. İlk büyük cesareti gösterdim, kendi başıma Beden Eğitimi Bölge Müdürlüğünde sağlık denetiminden geçip kart çıkarttım. İnönü Stadı'nda atletizm yarışlarına katıldım. Uzun ve yüksek atlamada dereceye bile girdim, madalya aldım. Ne yazık ki sürekli olamadı, daha ötesini becerip spor yaşantımı sürdüremedim. Yeni serpilmekte olan bedenime atletizm çalışmaları ağır gelmişti. Sanıyorum, sporda bu yarım kalan isteklerim şiire daha çok yönelmeme neden oldu. Yılmadan gönderdiğim şiirlerden biri sonunda basıldı. Ankara'da, Harika adlı bir dergide. “Bir Yer Var” adını taşıyan ve 25 Ağustos 1951'de basılan bu şiir şöyleydi: Ağaçsız, gölgesiz bir yer var İçinde gezdiğim; Ayaklarım, ellerim dünyadayken İçinde olduğunu hissettiğim. Bir yer var; İçinde olduğum halde Nerde olduğunu bilemediğim, Hududunu göremediğim. Bir yer var; Ben uyuyunca uyuyan, Uyanınca uyanan, Benimle birlikte yürüyen. Bir yer var; İçinden insana sesler gelen, Benimle konuşan, dertleşen Halimizi bilen ve gülen. Ağaçsız, gölgeliksiz bir yer var Benimle birlikte büyüyen... ***** Benim çok beğenerek okuduğum şiirlerinden biri,,,,, 'MacarlaR' Filmini Seyrederken Fısıldaştığını duydum ardımda iki gevezenin. Bu nasıl ağa -dedi biri çiftlik sahibi için- bir kamçısı bile yok elinde dolaşırken çizmelerini dövmeye. Fırsat da çıktı -dedi öteki fırsat da çıktı ama çekip almadı yatağına onca kadından birini. İzleyen iki geveze düşen görüntüleri perdeye bir büyük gölgenin titreştiğini görmeden görüntülerin üstünde. |
||
|
||
| DENİZ ORAKÇISI Sor kendine bir sabah, av hazırlığına başlarken; sulara kim salar ilk güneşi sen kayığına binmesen, orağını almasan eline ilk ürünü kim biçer denizden? Kent niye bir büyük gergeftir, geçirmiş ilmiğini alın terine? Niye aç ağızlardan örülü bir martı çığlığıdır gök; iner kalkar başının üzerinde, küçük dalışlarla yoklar tekneni? Bir başınasın yaşamı üretirken zıpkın çizer, kürek acıtır, ağ yorar. neden elleri bulunmaz elinin yanında, yorgunluğu neden paylaşmazlar sofrasına çökerken yeryüzünün, sor kendine bir sabah. |
||
|
||
| ŞaiR 'Kemal ÖZER' ve eserleri için ne söylemişler,,,?,,, “Gül Yordamı özenle kurulmuş sıfat tamlamalarıyla dolu. Fiilden çok sıfatlara yaslanışı, şiirini benzetmelerle kuruşu, hiçbir şey söylemek görevini yüklenmeyen yeni şiirin dış görünümünü kolayca yansıtabiliyor.” Ferit Öngören not:Gül Yordamı, şair 'Kemal ÖZER' in ilk kitabıdır. |
||
|
||
| Ağıt annem mi bir kadın geciken bir kadın gece yatısına ölüm kendini göstereli babamın saçlarından günübirlik bir kadın üsküdar'la istanbul arasında babamdı sakalıydı babamın bir akşam göle batırdı çıkmamak üzere bir daha hepsi de ekmek kokardı sayısı unutulan parmaklarının akşam bir attır bütün ülkelerde serin esmer bir attır terkisine çocukların bindiği ***** Şairin en ünlü şiirlerinden biridir AĞIT,,,,, |
||