|
||
| Tek amaçları AKP'yi kapatmak olamaz. AKP kapandıktan sonra en aşağı beş yıllığına seçimleri erteletecek bir başka plan daha olması gerekiyor akıllarında. Seçimleri erteletmek için ne yapmayı planlıyorlar? Ve, bu planın ordu içinde bir uzantısı var mı? Eğer, böyle bir planları varsa, bunun anlamı açık.... Önümüzdeki bir iki hafta içinde �korkunç� bir olayla karşılaşacağız demektir. Darbeciler, Türkiye'yi yörüngesinden saptıracak kadar �korkunç� bir olay planlarken� Demokrasi yanlıları da derhal Ergenekon çetesinin dışarıda kalanlarını tutuklayacaktır. Ahmet Altan/Taraf 'Darbeci Kemalizm devletten kazınacak' "Bizim hukukçuların hukukla da, bu ülkenin halkıyla da ilişkilerini kestiklerini artık herkes biliyor. Yargıtay Başkanı'nın mafyayla ilişkilerinin ortaya çıkmasından, Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararından, Danıştay Başsavcısı'nın darbeyi öven konuşmalarından, Yargıtay Başsavcısı'nın iddianame diye ortaya koyduğu tuhaflıktan sonra kimsenin �Türkiye'de gerçek bir hukuk sisteminin varlığına� inandığını sanmıyorum. Ben buna inanana rastlamadım. Hukukçularımız bunun böyle olmadığını düşünüyorlarsa, kendilerine açık kimlikleriyle Anadolu'da bir tur atmalarını tavsiye ederim. Bakalım nasıl bir hüsnü kabul görecekler? Artık biliyoruz ki hukukçularımızın bu yaptıklarının hukukla alakası yok. Peki, neyle alakası var? Bütün dünyanın �gülünç� diye nitelediği bu son iddianame hukukla alakalı değilse, neyle alakalı? Bu başsavcı, ülkeyi altüst eden hukuk dışı bir saçmalığa tek başına mı girişti? Ben doğrusu tek başına olmadığından kuşkulanıyorum. Devletin içinden birilerine danışarak bu işe giriştiyse hiç şaşmam. Ama, bu insanlar tümden kör olamazlar. AKP'nin kapatılması halinde, yapılacak ilk seçimde bu partinin yerine kurulacak partinin yüzde ellilerin çok üstünde bir oyla iktidara geleceğini onlar da görüyor olmalı. Herkesin gördüğünü onların görmediğini düşünmek yanlış olur. Onlar da bu gerçeğin farkındadır. O zaman, tek amaçları AKP'yi kapatmak olamaz. AKP kapandıktan sonra en aşağı beş yıllığına seçimleri erteletecek bir başka plan daha olması gerekiyor akıllarında. Böyle bir planları olmadan AKP'yi kapatmaya kalkmak gibi bir çılgınlığa kalkışmazlardı. İşte asıl endişe verici soru da bu: Seçimleri erteletmek için ne yapmayı planlıyorlar? Ve, bu planın ordu içinde bir uzantısı var mı? Eğer, böyle bir planları varsa, bunun anlamı açık. Önümüzdeki bir iki hafta içinde �korkunç� bir olayla karşılaşacağız demektir. Seçimleri erteletecek kadar �korkunç� bir şey. Bu, çok tedirgin edici bir ihtimal. Ama böylesi planın uygulanması için bu da yetmez. Türkiye, tek başına ayakta durma gücüne sahip değil. Mutlaka ekonomik ve siyasal bir dış desteğe ihtiyaç duyuyor. Avrupa ve Amerika çok net bir biçimde böyle bir plana destek vermeyeceklerini açıkladılar. Bu hazırlıkları yapanlar bunu da daha önceden kestirmiş olmalılar. O zaman ikinci soruyla karşılaşıyoruz. Böyle bir girişimi başarıya ulaştırabilmek için kimin kendilerine yandaşlık yapacağını düşünüyorlar? Bu soru da, bir zamanlar emekli generallerin televizyon televizyon dolaşıp anlattıkları o eski planı ve onların önerdiği yandaşı akla getiriyor: Rusya� Asker ve hukuk bürokrasisinin içinde, kendi gizli egemenliklerini sürdürebilmek için Türkiye'nin kampını değiştirmeyi göze alacak kadar kendini kaybetmiş birileri var mı? �Asla yoktur� diyemiyorum doğrusu. Eğer varsa� O zaman da önümüzdeki günlerde çok ciddi bir güç çekişmesine şahit olacağız demektir. Türkiye devletinin kadroları, Batı tarafından desteklenen demokrasi yandaşları ve Rusya'ya göz kırpan darbeciler olarak ikiye ayrıldıysa� Karşılıklı hamleler yapılacaktır. Darbeciler, Türkiye'yi yörüngesinden saptıracak kadar �korkunç� bir olay planlarken� Demokrasi yanlıları da derhal Ergenekon çetesinin dışarıda kalanlarını tutuklayacaktır. Belki ikisi birden olacak. Önümüzdeki günlerde bir şeyler yaşayacağız. Ama ne olursa olsun, Türkiye bir daha geri dönülmez biçimde değişecek. Başsavcının iddianamesi, Kemalist devletin bitimini ilan ediyor bence. Bu �darbeci� güçlerin bir türlü �uslu� durmaması, sürekli sorun yaratmaya uğraşması, darbe planları hazırlaması; Türkiye'yi Batı müttefiki olarak tutmak isteyen devlet kadrolarını da, istikrarlı bir Türkiye isteyen gelişmiş dünyayı da bence bu sefer alarma geçirdi. Devletin içindeki bu darbeci Kemalist güçlerle birlikte yaşanamayacağını, buna mutlaka hukuki bir çözüm bulunması gerektiğini sanırım herkes anladı. O hukuki çözüm de kısa vadede yürürlüğe girecektir. Darbeciler planlarına uygun olarak �o korkunç şeyi� yapsalar da, onu yapamadan yakalansalar da, Türkiye mutlaka demokrasi hamlelerine hız verip darbeci Kemalizmi devletten kazıyacaktır. Başsavcı, AKP'yi kapatayım derken Kemalizm'i kapattı bence. Dünyayı ve Türkiye'yi yok saymanın bedelini devletin içindeki bütün güçlerini kaybederek ödeyecekler. Bunu göreceksiniz. Şimdi yapılacak tek şey� Onların aklındaki �ikinci� adımı atmalarını önlemek için derhal tedbir almak� Ve, bir dönemin huzur içinde bitmesini sağlamaktır." |
||
|
||
Biraz abarma var sanki. Rusya G-8 üyesi zaten tek başına hareket etmez öyle, onun derdi ortadoğu petrolü ve doğalgaz pazarı gibi görünüyor. Diğer yandan bu dava ergeç açılacaktı. Sonuçta yasalar belli iktidarlar belli. Sonuçta bir de DTP sendromu var. Bu sendroma karşı evrensel ölçülere ulaşamamış paranoya katliamı üreten 80 anayasası var. İktidar partisine açılması zavallı bir muhalif partiye açılmasından iyidir. Sonuçta bu yasalarla onlar kapatılınca kimse ses çıkarmıyordu. Youtube kapatmak da aynı mantık misal neymiş bi video varmış Atatürk e hakaret ediyormuş. EE? Görmesin kimse kapat hepsini. Akp yi kapat DtP yi kapat, Darbe yap meclis i kapat. Kapat da kapat. Neymiş Cumhuriyeti iç mihraklardan koruyoruz. O kadar koruman gereken mihrak varsa zaten Cumhuriyeti de kapat bari oldu olacak kimse bu kapatma meraklısı bu kadar. Bir de Türbana karşıymışlar sözde. Hiç olmazsa onlar sadece kendi başını kapatıyor her yeri, herkesi tamamen değil
|
||
|
||
| Ahmet Altan, açık açık <ordu darbe yapacak> demeye getirmiş, reçeteyide vermiş<darbenin içinde olacaklarını düşündüklerinizi hemen hemen tutuklayın> demiş. Yada ben bunu anladım yazıdan, ama zaten artık ordunun darbe yapmasına gerek kalmadı ki, başsavcı yaptı zaten ''darbe''yi. | ||
|
||
| Çorbaya döndü birçok şey fakat suyu biraz fazla kaçmış,,,kıvamı iyice bozuldu! Neymişşş,,,hukuk devletiymişşş,,, |
||
|
||
| 27 nisan muhtırasından önce aydınlar artık darbe,muhtıra vs olmaz,türkiyede demokrasi gelişti,diyorlardı.muhtıranın ertesi hepsi şok içindeydiler.şokun etkisi halen sürüyor galiba.daha temkinliler.olmaz olmaz demeyin modunda...bu söylenenler olmasa da,yargı darbesinin maliyeti şimdilik 50 milyar dolar.28 şubatta hiç edilen para kadar...burası türkiye sözünün bilinçaltındaki karşılığı bu ülkede kabullenmek olsa da,bu durumu kabullenmeden,burası türkiye,diyorum... | ||
|
||
olacak beklıyoruzama once mevzuat sınavından gecmek ıstıyorum |
||
|
||
| 'Dünyayı ve türkiyeyi yok saymanın bedelini devletin içindeki bütün güçlerini kaybederek ödiyecekler'sanırım türkiyenin ödiyeceği bedel daha büyük olacak,tüylerim ürperiyor bu durum karşısında, hayati konular gündemde iken akp bu olaylar karşısında dibe vururken birden kapatma davası,birilerinin hedeflerinin gerçekleşmesi için akp nin güç kazanması gerekiyordu,güzel bir yöntem bundan daha iyisi düşünülemezdi,ya darbe çığırtkanlarına ne demeli kanal türk, cumhuriyet gazetesi vs harekete geçti(cumhuriyetinize sahip çıkın) diye,28 şubat hiç birşey anlatamamış bu ülkeye,sona yaklaşıyoruz sanırım,hepimizin silah kullanmayı öğrenmesi lazım,bölgede olan bitenler bir felaketin habercisi... Ben öğrenmeye karar verdim gerçi kullanmayı biliyorum ama iyi nişancı olmam lazım
|
||
|
||
| Not: İlk haftanın içinde korkunç bir olay olmadı.. Gönderildi : 24.03.08/22:23 Yeni Not : Halk olarak artık bağımlısıyız korkunç olayların, Bizi kesmez öyle danimarka, hollanda almanya gibi sorunsuz, derli toplu ülkelerde yaşamak. |
||
|
||
| Danimarka da neo-naziler 16 yaşında bir Türk ü öldürmüştü geçenlerde kafasına çekiçle vura vura. Korkunç olay her yerde. | ||
|
||
| Türk işte, Dayanamamış durağanlığa, hemen korkunç olay şeyetmiş kendine
|
||
|
||
| Düşman: AKP-ABD-AB ittifakı AKP-ABD ve AB’nin bir araya gelmesini sağlayan bu büyük plan, Türkiye’nin bölünmesi planıdır. Bölünmeye karşı çıkan ise Ordudur. ABD-AB ittifakının programı ortada: Türkiye parçalanacak. Bunun önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmalı. Dışarıdan ABD ve AB artık Ordu düşmanlıklarını açıklamakta sakınca görmüyorlar. İçeride ise Batının desteğiyle ayakta durmaya çalışan AKP, bu programa sonuna kadar destek veriyor. Tüm alanlarda Ordu’yu kuşatmaya ve etkisizleştirmeye çalışan ittifak, oldu-bittilerle, keskin çıkışlarla, yalanla dolanla Ordu’yu yıpratmaya çalışıyor. Bu direniş mevzisi de kırılınca, karşılarında hiçbir engel kalmayacağını hesaplayan koalisyon güçleri, vargüçleriyle Ordu’ya saldırmaya devam ediyorlar. Ordu, konumunu gözden geçiriyor Karşısında böyle bir ittifak bulan Ordu, Türkiye’nin rotasında kendisine biçilen rolü ve buna karşı alınacak tedbirleri gözden geçirmeye başlıyor. “Batı paradigmasının sorgulanması”, Türkiye’nin güvenlik ve tehdit algılamalarında da önemli değişikliklere yol açmaya başlıyor. 29 Mayıs’ta Genelkurmay 2. Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın “Küreselleşme ve Uluslararası Güvenlik” Sempozyumu’nda yaptığı açış konuşmasıyla, bu değişikliklerin hangi boyutlara vardığı da ortaya çıkıyordu. Büyükanıt konuşmasına, “Küreselleşmeye; gelişmiş ülkeler penceresinden bakmakla, gelişmekte olan veya gelişmeyen ülkeler penceresinden bakıldığında görüntü ve algılama aynı olmamaktadır.” sözleriyle başlayarak, uluslararası sistemin Türkiye gibi ülkelerin güvenlik anlayışlarında “güçlü ülkeler” lehine bazı dayatmalarda bulunduğunu, ancak bunun Türkiye’nin ulusal çıkarlarına paralel bir anlayış olmadığını vurguluyordu. “Acaba, güçlü ülkeler, kendi ulusal çıkarları yönünde tanımladıkları tehdit algılamalarını, güçsüz ülkelere dayatarak, o ülkelerin ulusal çıkarlarına zarar verecek yaklaşımlar içinde mi bulunuyorlar?” diye soran Büyükanıt, bu tür yaklaşımların ulusal çıkarlarla ters düşmesine rağmen, uygulama zorunluluğunun bu ülkelere zarar verdiğini açıklıyordu. Büyükanıt’ın konuşmasında bam teline bastığı yer ise, gerçekten pek çok şeyin değiştiğini gösteriyor: “Bu noktada; hayati konu, gelişmekte olan ülkelerin, savunma politikalarını güçlü ülkelerin dayattığı tehdit algılamalarına göre mi düzenleyeceği veya biraz önce arz ettiğim hususlara göre mi düzenleyeceğidir.” “Batıyla çatışabiliriz!” Büyükanıt’ın açıklamaları, Türkiye’nin tehdit algılamasının artık Batılı devletlerin dayatmaları doğrultusunda değil, kendi çıkarları doğrultusunda olacağını belirtiyor. Bu, NATO’ya girişimizle birlikte tüm güvenliğin Batı paradigması çerçevesinde sağlanması döneminin sona erdiği ve Türkiye’nin ulusal güvenliği hakkında karar alma yetkisini kendi ellerine aldığı anlamına gelmektedir. Bu, bu yönde yapılan ilk açıklama olması nedeniyle önemlidir. Ulusal güvenliği tehdit eden konular bölümünde de bir ilk gerçekleşmektedir: “Ülke çıkarları yönünde, özgün yaklaşımlar ve bu yaklaşımların stratejik sonuçları güçlü ülkelerin amaçları ile çatışabilir. Ve belki de bu kaçınılmaz hale gelebilir. Bu durumda, daha az güçlü ülkelerin, ülkelerinin yaşamsal çıkarları yönünde gösterecekleri kararlılık ve yaklaşımlar, bekaları ile doğrudan ilgilidir.” Büyükanıt, ilk defa Batıyla karşı karşıya gelebileceğimizi ve bunun bir zorunluluk olabileceğini açıklamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin devamının sağlanması için Batıyla karşı karşıya gelmeyi göze almanın, ulusal çıkarlarımız açısından kaçınılmaz bir durum olabileceğinin altını çizen Büyükanıt, TSK’nın güvenlik ve tehdit algılamalarının artık değiştiğini ve Batı kampını tehdit unsuru olarak gördüğünü açıklıyor. Ancak medya yine bu açıklamaları es geçerek manşetlere “Tek adres AB” başlıklarını taşıdı. Müthiş bir çarpıtma kampanyasıyla hem Büyükanıt hem de Ordu AB’ye girmeye en hevesli kesimmiş gibi gösterilmeye çalışıldı. Medyanın bu ABD-AB-AKP ittifakının sözcülüğü görevini üstlenmesi ve Ordu’yu yıpratma kampanyasına devam etmesinde şaşıracak bir şey yok. |
||
|
||
| Alıntı ise belirtir misin sivana... | ||
|
||
| tepkisiz bir halkız. hani herşey yavaş yavaş yerine otursun, kimsenin canı yanmasın diyoruz. ama ülkenin üzerinden rantı azalan güçlerin uzantısı piçler huzursuzluk çıkartmaya devam ediyor. nolur peki. biraz daha beklerim ben kendi adıma. Gönderildi : 24.03.08/22:42 bu arada abd başkan yardımcısının iran sorunu yüzünden yandaş aramak için türkiyede olması ve son olayların arasında bir ilişki olabilir mi? |
||
|
||
| Düşman: AKP-ABD-AB ittifakı başlıklı yazı http://www.turksolu.org/32/kapak32.htm bu sayfadan özetlenerek alınmış (09.06. 2003 tarihliymiş ) |
||
|
||
ooo hoooo. Komplo üstüne komplo. Yani hepimiz salağız. Türk Ordusu emperyalizme karşı. Batı ile savaşacakmış. Neyle? Saf mı değiştiriyoruz? EE artık SSCB de yok. Batı nın karşısındaki belli ama onlar zaten gerici. Kime karşı kimin yanında. Malkoçoğlu sendromu mu bu ne alaka ne saçmalıyorlar sapıttılar iyice ne söyleyeceklerini milleti ajite edecez diye komedi yaa
|
||