|
||
| . | ||
|
||
| ANLADIM Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, kendi yolumu çizdiğimde anladım. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil. Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış. Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım. Sevmek ile sevilmenin yolu önce kendini sevmekten geçermiş. Neden kendine aşık olduğunu anladım. Acı, doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden. Neden hiç ağlamadığını anladım. Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş. Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım. Ve sevilenle ağlayamıyor, kaçıyorsan ondan, çaresizliktenmiş. Senin acın için odamda tek başıma hıçkırıklarla ağladığımda anladım. Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek çok sevdiği acıtabilirmiş. Çok acıttığında anladım. Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her bir damla gözyaşını. Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet. Yüreğini elime koyduğunda anladım. Tek başına ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yanında tutanlar varmış. Neden hiç yalnız kalmadığını anladım. Ve Sana ihtiyacım var, gel diyebilmekmiş güçlü olmak. Sana git dediğimde anladım. Biri sana git dediğinde, kalmak istiyorum diyebilmekmiş sevmek. Git dediklerinde gittiğimde anladım. Dostun seni bir kez terk edermiş, bin kez değil. Aslında hep yanımda olduğunu anladım. Ve bir kez terk etti mi seni, affetmek çok zormuş, Ben de affedemediğin şeyin ne olduğunu anladım. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan. Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım. Özür dilemek değil, affet beni diye haykırmak istemekmiş, pişman olmak. Gerçekten pişman olduğumda anladım. Affedemem, çok geç demek gururdan başka bir şey değilmiş hâlâ sevgi varsa içinde eğer. Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım. Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış. Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım. Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi. Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım. Sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş. Anladım... Y.B http://www.youtube.com/watch?v=LgyFPkcekkE sensizliğimin şarkısı |
||
|
||
Efendim, bu rast makamı, göz ve başağrısı olanlar içindir.(Tüm rast makamları onlar için) Hiçbir şeye değişmedim seni Yüzüne bile bakmadım dünyanın Ama neler değişti hayatımda Baharını bekleyen kışlara döndüm Yani aslında lafı dolandırmadan Uşak makamından şarkılar sana Elimde tepsi, sofralar sana Bir kuş sütü eksik Dağıttığın masada Gördüğüm her şeye yapıştırdım seni Sözümü bile tutmadım kendime Ama neler değişti hayatımda Yağmura yalvaran toprağa döndüm Yani aslında lafı dolandırmadan Uşak makamından şarkılar sana Elimde tepsi, sofralar sana Bir kuş sütü eksik Dağıttığın masada uşak makamından şarkılarda ayakları ağrıyanlar için. http://www.youtube.com/watch?v=EXy0vjBVSuc&feature=related rast ve uşak makamları aynı zamanda stresli olanlar için. Böbrekleri ağrıyanlar için hicaz makamı. http://www.youtube.com/watch?v=QXKlT1TxAgU cenin için (anne karnında ters duruyorsa bile dinletince düzelirmiş) ve doğum yapmakta olan anneler için. acemi şiran makamı. kaynak sizmutluferzanmutlu. Düzenlemeyi kim yapmışsa teşekkür ederim,eline ve yüreğine sağlık. Sıfır-bir - Replikas Düşünürsen nefesin söner Makinenin ritmi kaçar Donuk gözlerimizde Gerçek ve komut var Ne yaparsam yapayım Hepsinde hata var Hatalar içimizde Belki de kapanmak var Uzaklarda kaldın Sıfırlar ve birler Tellerdeki sesin Azalmış, çalınmış Ne yazarsam yazayım Hepsinde hata var Hatalar kanımızda Belki de ölmek var İçimde kıvrananlar Bulduklarım, kaçanlar Gördüğüm tüm yüzler Asla anlatamadım Nereye gidersek gidelim Her yerde hata var Hatalar tohumda Belki de unutmak var http://www.youtube.com/watch?v=nibEcEeG3jk&feature=related |
||
|
||
| gozlerime cizdim seni acmaya korkuyorum sevemedim geciyor günler yine benden habersiz gidiyorum gidiyorum buralardan sensiz resmini aldim karsima agliyorum sessiz sessiz poyrazin düstü yüregime esip durdun en derinde yolcuydun son seferinde indirdin beni kayip sehirde bekliyorum sevecegim mevsim bahar gecsede gözlerime cizdim seni acmaya korkuyorum büyümüyorum gözlerinde gittikce kücülüyorum büyümüyorum gözlerinde gittikce kücülüyorum of ne yagmurlar ne bulutlar yagdi icime sönmedin senden baskasini sevmedim sevemedim herseyi sildim gönlümden bir seni silemedim gözlerime cizdim seni acmaya korkuyorum büyümüyorum gözlerinde gittikce kücülüyorum büyümüyorum gözlerinde gittikce kücülüyorum of kehf suresi: ... 7. Biz, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye yeryüzündeki her şeyi dünyanın kendine mahsus bir zinet yaptık. ... 66 - Musa ona: "Allah'ın sana öğrettiği ilim ve hikmetten bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. 67 - (Hızır) dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin. 68 - "İçyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?" 69 - Musa: "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmeyeceğim" dedi. 70 - (Hızır) dedi ki: "O halde bana tabi olacaksın; ben sana sırrını anlatmadıkça, hiçbir şey hakkında bana soru sorma!" 71 - Bunun üzerine ikisi beraber yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul (Hızır) gemiyi deldi. Musa, ona şöyle dedi: "Geminin içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın." 72 - (Hızır:) "Sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi. 73 - Musa dedi ki: "Unuttuğum şeyden dolayı beni suçlama ve bu işimden dolayı bana bir güçlük çıkarma." 74 - Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: "Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın" dedi. 75 - Hızır dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?" 76 - (Musa) dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam bana arkadaş olma! Hakikaten benim tarafımdan ileri sürülebilecek son mazerete ulaştın. 77 - Bunun üzerine yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yemek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır hemen onu doğrulttu. Musa: "İsteseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın" dedi. 78 - Hızır dedi ki: "İşte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim." 79 - "Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula aitti. Onu kusurlu kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı." 80 - "Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk." 81 - "İstedik ki Rabbleri onun yerine kendilerine ondan temizlikçe daha hayırlı ve daha çok merhamet eden birini versin." 82 - "Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur." http://www.tarsus.web.tr/index.php?ind=Kehf_Suresi_Meali |
||
|
||
| Dört duvar arasi kapanmaz ki Sendeki özgür ruh Ölünce parçalanmaz ki Bendeki özgür ruh Sevise sevise azalmaz ki Tendeki özgür ruh Kopyalayarak çogalmaz ki Gendeki özgür ruh babzula özgür ruh |
||
|
||
cesaretin varmı. olmaz olsun. Her günün bitiminde birşeyler öğreniyorsan, ömrün sana vazgeçilmez dostlar kazandırıyorsa, sabaha gülerek açabiliyorsan gözlerini, büyüdüğüne üzülme. Mutlak göçe bir adım daha yaklaşmışsın. Olsun ne önemi var? Geride kalacaklara baktıklarında gülümseyebilecekleri, Seni sevgiyle yad edebilecekleri, bir eser bırakabilmişsen, Ve yüzündeki gülüşü doyasıya yaşayabilmişsen, Büyüdüğüne üzülme! Bırak, günler sende iz bıraksın, Bırak, çizgilerin ve akların artsın. Yeter ki; yarın dünü aratmasın Aydın şahin iyiki doğdun, iyiki varsın. |
||
|
||
zamanda yolculuk. |
||
|
||
| GÖK GÜRLEDİKTEN SONRA GELEN YAĞMUR Sokrat' ın çok huysuz bir karısı varmış. Ünlü filozof, bir gün talebeleriyle otururken Sokrat'a ağzına gelen sözleri söylemiş. Sonra da öfkesini yenemeyip bir kova suyu Sokrat'ın başından aşağıya dökmüş. Sokrat hiç olumsuz bir tepki vermeden gayet soğukkanlılıkla talebelerine dönüp : "Ben size gök gürledikten sonra herhalde yağmur yağar dememiş miydim?" diye cevap verir. Acaba insanlar nasıl biridir? Sokrat gibi mi yoksa eşi gibi mi? öldükten sonrada hangisi gibi anılmak isterdik ki! |
||
|
||
![]() bit pazarından bulunmuş fotoğraflar bazıalrı cam negatiftir 40 lı 50 li yıllara ait 100 den fazla negatif |
||
|
||
Bizdede var siyah beyaz resimler. Demek bit pazarındada var. ![]() onun ismi artık bat pazarı ama. Bir aşk hikayesi. yoksun sen. |
||
|
||
| http://youtube.com/watch?v=PmZyB_ghpa0 | ||
|
||
| bat pazarı mı? batmayla alakalı olarak mı böyle dediniz |
||
|
||
| Bizim burda kayhan semtinde bulunan eskiden bit olarak anılan pazar artık bat pazarı olarak geçiyor ondan. Batmak öylemi? ama ordan alışveriş yapanlar batmış değil, çıkmış oluyor, nasıl yani batıp_çıkmakmı? sapiens,bilmiyorum. FATİH'İN HALKINI İMTİHANI Fatih Sultan Mehmet istanbul’u fethetme plânları yapıyordu. Daha henüz 21 yaşında bulunan hükümdar, İstanbul’un fethine girişmeden önce, halkını imtihan etmek istemişti. Sabahın erken saatlerinde tebdili kıyafet ederek, Osmanlı’nın başşehri olan Edirne’de çarşıya çıktı. Çarşının bir tarafından girip, alış veriş yapmaya başladı. Birinci dükkâna varıp birşey aldı. İkinci bir şey istediğinde dükkân sahibi vermedi. Fatih’i tanımıyordu dükkân sahibi. Fatih Hazretleri mal olduğu halde neden vermediğini sordu. Adam: - “Ben sana bir şey satmakla sabah siftahımı yapmış oldum, ikinci alacağını da karşıdaki dükkândan al. Çünkü o henüz siftah etmemiştir,” dedi. Fatih memnun olmuştu. Öbürüne vardı, bir miktar mal aldı… İkincisini istediğinde o da vermeyip komşu dükkâna gönderdi. Böylece Hazreti Fatih koca çarşıyı baştan sona kadar dolaştı… Hepsinde aynı mukabele ile karşılaşmıştı. Aldıkları erzakı, medresede ilim tahsil eden talebelere gönderdi, kendisi de saraya gelip Allah’a şükür secdesine kapandı ve şöyle dedi: - “Ya Rabbi sana hamdolsun… Bana böyle birbirini düşünen millet ihsan ettin. Ben bu milletimle değil Bizans’ı, dünyayı bile fethederim, dedi ve istanbul’un Fetih planlarını hazırlamaya başladı. 51 gün süren muhasaradan sonra Bizans, Akşemseddin Hazretlerinin de bizzat iştirakiyle fetholunmuştu. İstanbul fetholunduktan sonra, Osmanlı imparatorluğunun merkezi Edirne’den İstanbul’a taşındı. http://www.sitem.gen.tr/?p=1795#more-1795 |
||
|
||
| halvetim kasvet , kem gözlere sishhhh ... | ||
|
||
pek anlamadım ama halvetin anlamına baktım, kasvet görünmüyor.
|
||