|
||
teşekkür ederim bu şarkı için konu ile pek ilğisi olamasada esmer olsun yeter ![]() |
||
|
||
| http://www.youtube.com/watch?v=541_WJmmq6s | ||
|
||
yok bea sanaldan işim olmaz real olacak gönlüm akacak görecem ve işte ben bunu istiyorum diyecem reeldede sanal kızlar çok be ejder
|
||
|
||
| BENİM HİÇ SENİM OLMAMIŞ GİBİ! Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa ...? Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış gibi... Semih Tanrıver http://www.youtube.com/watch?v=5ibc17UD9BI&feature=related |
||
|
||
| sevgili ''sabır,, bu ne hoş bir alıntı böyle.. bayıldım doğrusu.. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. |
||
|
||
| teşekkür ederim sino. http://www.youtube.com/watch?v=UCAylHY7SP8 Bu şarkı senin olsun. Böyle bir erkek varmıdır. Dünyaya tekrar gelse seni arayıp bulacak birisi.seni seni seni,yine seni,yine seni,sadece seni... |
||
|
||
Yok'tur,, teşekkür ediyorum
|
||
|
||
| olsa ne olur! Daima kendini özel hissettirecek biri! YAŞAM NEDİR ? Gökyüzünde dünyayı yaşarken sonsuz özgürlüğümle birlikte, yaşamı arıyordum ne olduğunu bilemeden... Bir su damlasıydım, güneşin ışıklarında renklerle oynayan, karanlıklarda yıldızlarla konuşan... Mutluydum rüzgarla birlikte maviliğe savrulurken, mutluydum kuşlarla kanat çırparken, mutluydum gökkuşağı olup renkleri saçarken... Takılmışken bir bulutun peşine, görürdüm yaşayanları yeryüzünde... Hepsi zamanla koşar gibi, hep bir şeylerin peşinde... Bazen bir kuşun kanadına karışır, uçardım onunla, rüzgâra karşı çığlıklarla birlikte. Yaşamı sorardım kuşlara, nedir diye? Özgürlük derlerdi bana... Göklerde özgürce kanat çırpabilmek, rüzgâra baş kaldırmak. Ama yağmur yağdığında özgürlükleri elinden alınır, ağırlaşan kanatları daha fazla çırpınamazdı damlalar karşısında... Sığınırken bir kaya kovuğuna, özgürlüklerini teslim ederlerdi yağmura, sessizce... Karıştım bir gün yağmur damlalarının arasına, gücü hissedebilmek için...Toprağa karışmak istedim, çoğalmak istedim, azgın bir nehir olup akmak istedim, deniz olmak istedim, yaşamı bulmak istedim, yaşam olmak istedim... Terk ettim gökyüzünü güneşe veda edemeden... Altımda gittikçe büyüyen yeryüzü beni kendine doğru hızla çekerken daha da büyüdüm, çoğaldım. Koşmaya başladım bir an önce toprağa kavuşabilmek için. Yaşamı hissedebilmek için... Yaşam olabilmek için... Toprağa ilk dokunuş, ilk sarılış... Sıcaktı toprak, gökyüzünün olamadığı kadar... Beni sarmaladı şefkatle, beni içine aldı sevgiyle... Sevdim onu... Seviyorum dedim yaşamayı seninle birlikte...Toprağın derinliklerinde, karanlık sıcaklıklarda güveni hissettim... Zaman geçtikçe büyüdüm, çoğaldım... Yerimde duramaz hale geldim... Güneşi özledim... Yıldızlara merhaba demek istedim.... Terk ettim toprağı. Sıcaklığını, şefkatini. Bir sabah çiçekler açarken gökyüzünü gördüm yeniden... Öylesine mavi, öylesine sınırsız, öylesine özgür... Aktım, gittikçe büyüyerek... Beni sarmalayan toprağa dokunarak aktım... Nereye gittiğimi bilemeden... Sadece yaşamı ögrenebilmek için aktım... Benimle çiçekler açtı ağaçlarda, topraktan otlar fışkırdı delicesine... Ben onlara yaşamı sunarken, cevap veremediler bana yaşam nedir diye sorduğumda... Büyümek istedim... Daha hızlı akmak, denize kavuşmak istedim... Aktım gökyüzünün görünmediği ıssız ormanların arasından, yıllardır kımıldamaktan korkan taşları peşimde sürükleyerek, başkaldırırcasına ... Başakların rüzgârla dans ettiği ovalara geldiğimde duruldum... Onları seyredebilmek için yavaşladım... Sordum uçuşan kelebeklere yaşamı... Rüzgarla dans mı diye?.. Cevap vermediler bana... Denizi aradım uzaklarda, görebilmek için köpürdüm, taştım ona bir önce dokunabilmek için. Sonra bir sabah, daha güneş ışıklarını serpmeye başlamamışken dünyaya, uzaklarda maviliği gördüm... Gördüm orada canlılığı, başkaldırmışlığı, hasreti... Kavuşmak istedim bir an önce, sarılmak istedim... Koynuna girmek istedim bir sevgili gibi... Sevişmek istedim onunla... Yaşamı istedim ondan... Dokunduğumda denize, balıklar kaçtı benden, suyum karıştı denize... Bir oldum onunla... Ufacık bir damlaydım, bulut oldum, toprak oldum, deniz oldum, okyanus oldum. Kapladım dünyayı canlılığımla. Dalgalarla oynarken derinliklere karıştım... Derinliğin sessizliğinde güzellikleri buldum... Yaşam gizlenmiş güzellikler midir diye sordum denize? Cevap alamadım... İnsan olmak istedim... Yaşamın ne olduğunu öğrenirim diye...Döl oldum genç bir erkeğin ateşli vücudunda... Yıldızlı bir gecede can oldum bir dişiyle... Büyümeye başladım içinde olduğum insana fark ettirmeden... Büyüdüm, büyüdüm... Aynı toprak gibi sıcak ve karanlık bu yer bana güven verdi, huzur verdi... Zaman geçtikçe, yerime sığamaz hale geldim... Güneşe sarılmak istedim... Yıldızları görmek, denizle konuşmak istedim... Yaşamı insanlara sormak istedim... Işıkla tekrar kavuştuğumda özgürlüğümü hissettim yeniden... Küçük bir su damlasıyken gezdiğim gökyüzünü yeniden görebilmek mutluluk verdi... Büyüdüm zamanla... Diğer insanlarla birlikte, zamanla birlikte... Sordum insanlara yaşam nedir diye?.. Cevap veremediler... Bir gün aşık oldum birisine, neden diye sormadan kendime... Bir kuş gibi özgürce, bir nehir gibi delicesine akarak, bir deniz gibi sınırsızca sevdim birisini... O zaman anladım ki; YAŞAM SEVGİDİR... SADECE SEVGİ. http://hikaye.balca.net/hikaye10034.aspx http://www.youtube.com/watch?v=-FObUl6V-iI&feature=related Bir sevgi istiyorum. |
||
|
||
| http://www.youtube.com/watch?v=Tvgghi7qE8U Bana kara diyen dilber gözlerin kara değilmi. SEVENLERİN KADERİ Ne olurdu Tanrım sevenler ayrılmasa Aşka dolu şu kalpler yalnız kalmasa Hayat acı, zor yaşamak Sevip sevip de sonunda unutulmak Çok sevenin kaderi bu Bir köşede yalnız kalmak Ne olurdu Tanrım sevenler mutlu olsa Bütün bir ömür aşkla sevgiyle solsa Hep gözyaşı hep ayrılık Sevenlerin de yüzleri gülsün artık KAYITDIŞI SENİN DE YÜZÜN GÜLSÜN. |
||
|
||
| http://www.youtube.com/watch?v=n3OLRn7BdcY sana gelsin sabır... |
||
|
||
| teşekkür ederim. http://www.youtube.com/watch?v=C9EexWtpHY4 ya seninle yada sensiz. Buda sana gelsin. |
||
|
||
| http://www.youtube.com/watch?v=BYQyU0KXyuI | ||
|
||
| ATEŞ PAHASI Kanuni Sultan Süleyman, adamlarıyla birlikte avlanmaya çıkmıştı. Bir ceylanın peşinden koşarlarken zamanın nasıl geçtiğinin ayırdına varamadılar. 'Biz nerelere geldik böyle?' diyerek çevrelerine bakındıklarında hava kararmaya yüz tutmuştu. Gök kararmakla kalmamış, şiddetli bir rüzgar ve ardından da savruntulu bir yağmur bastırmıştı. Hünkar ve adamları, bu dağ başında bulabildikleri bir kulübeye kendilerini zor attılar. Sığındıkları kulübede, geçimini odunculuk yaparak sağlayan yoksul bir köylü yaşıyordu. Adamcağız bu Tanrı konuklarını içeri aldı, onlara elinden geldiğince yardımcı olmaya başladı. Padişah kendini özellikle tanıtmak istememişti; ama yoksul oduncu onun kim olduğunu anlamakta gecikmedi. O nedenle ocağa büyük büyük odunlar atıp kulübeyi iyice ısıttı.Bir de sıcacık çorba ikram etti. Dışarıda hem ıslanıp hem üşüyen padişah ve adamları bu durumdan pek memnun kalmışlardı. Geceyi orada rahatça geçirdiler. Hatta padişah bir ara çevresindekilere, 'Doğrusu şu ateş bin altın eder' diye de söylendi. Ertesi gün yola çıkmadan önce padişah oduncuya önce memnuniyetini bildirdi: 'Efendi! Bizi ihya ettin. Harlı ateşin sayesinde geceyi pek rahat geçirdik' dedi ve sordu: 'Söyle bakalım borcumuz ne kadar?' Oduncu, kırk yılda bir eline geçen bu olanağı değerlendi ve parayı biraz yüksek söyledi: 'Bin bir altın yeter, beyzadem' dedi. 'Çok fazla istemedin mi?'diye soran padişaha. 'Yemek ve yatak bedeli bir altın,ateşin bin altın ettiğini de zaten siz söylediniz.'dedi. Padişah adamın kıvrak zekası karşısında gülümsedi ve bin altını ödedi. ATEŞ PAHASI sözü buradan gelir. -------------------------------------------------------------------------------- Çocuklarla takışmayın Küçük bir kız öğretmeni ile balinalar hakkında konuşuyordu. Öğretmen bir balinanın insanı yutmasının fiziksel olarak imkânsız olduğunu söyledi, çünkü balinaların boğazı çok küçüktü. Küçük kız Jonah’ı (Yunus peygamber) bir balinanın yuttuğunu söyledi. Sinirlenen öğretmen balinanın insanı yutamayacağını tekrarladı. Küçük kız “Cennete gittiğim zaman Jonah’a soracağım” dedi. Öğretmen “Ya Jonah cehenneme gittiyse?” diye yanıtladı. Küçük kız “O zaman sen sorarsın” Bir gün küçük bir kız oturup annesinin mutfakta bulaşıkları yıkamasını seyrediyordu. Aniden annesinin saçlarında beyazlar olduğunu fark etti. Annesine baktı ve merakla sordu, “Neden saçında beyazlar var?” Annesi yanıtladı, “Her yanlış yaptığında, beni kızdırdığında, mutsuz ettiğinde, saçlarımdan biri beyazlar”. Küçük kız bu cevap üzerinde bir süre düşündü ve sonra sordu, “Anne, anneannemin tüm saçları nasıl bembeyaz oldu?” Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryasında sıraya girmişlerdi. Masanın başında büyük bir elma yığını vardı, rahibe bir not yazıp elma tepsisinin üzerine asmıştı: “Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor” Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda büyük bir çikolatalı çörek yığını vardı. Bir çocuk not yazmıştı, “İstediğiniz kadar alın. Tanrı sadece elmaları gözlüyor.” -------------------------------------------------------------------------------- http://www.youtube.com/watch?v=EE2KWdWqdOM yüreği sevgiyle ÇARPANLARA... |
||
|
||
| http://www.youtube.com/watch?v=aCUKRRD5yqo Duracağım burada Gidişini seyredeceğim Kıpırtısız, sakin gibi görüneceğim Kavgasız olacak, fırtınasız olacak Saçma sapan olacak Organlarım birbirine vuracak Arkandan sessiz bakacağım Ben yine salağı oynayacağım... Gönlüme bir kor düşer Gitme öyle zamansız Önce hayaller biter Yanar külsüz dumansız Baharlar hiç gelmez Mevsim hep kış olur Günlerime güneş doğmaz Hislerim uyur Dilimden hiç düşmez Adın hasret olur Yüreğimde sızı dinmez Gülmek güç olur Ayrılıklar yara açar yara üstüne Yağmur ağlar sensizliğe iç çekişime Sensiz olmaz bu yerlerde dünya dar olur Eğer gidersen bu aşka çok yazık olur |
||
|
||
| Yüreğinden Uzaklarda - Gökhan Özen Kokun rüzgara dolar eser de Sarar sensizlik her nefeste Bilirim gün gelir yaşanır seninle Bu kadar severken bitemezki böyle Bilirim gün gelir yaşanır seninle Bu kadar severken biz yenilmeyiz Hiç kimseye hiç bir şeye Olmuyor birtanem olmuyor Yüreğinden uzaklarda çaresiz Sen canımın parçası alnımın yazısı Yoksun nasıl yaşarım ben sensiz Tadı yok. |
||