SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Oyun - Eğlence

Konu: paylaşmak istedikleriniz

Sayfa: 1 2 3 4 5 [ 6 ] 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21

ejder 14.04.2008 21:03:48
teşekkür ederim bu şarkı için konu ile pek ilğisi olamasada esmer olsun yeter Smiley


KaYıT_DıŞı 15.04.2008 21:07:02
http://www.youtube.com/watch?v=541_WJmmq6s

gobilibozo 15.04.2008 22:17:56
yok bea sanaldan işim olmaz real olacak gönlüm akacak görecem ve işte ben bunu istiyorum diyecem

reeldede sanal kızlar çok be ejder Smiley

15.04.2008 22:52:53
BENİM HİÇ SENİM OLMAMIŞ GİBİ!

 

Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık,
sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak
aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç
satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak,
boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim.
Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin,
haykırabilir miyim şimdi korkaklığını.
Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı,
artık sahiplenilmeyecek olmanın
burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin,
susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa ...?

Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin,
dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı.
Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim.
Var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık,
yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer,
zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için.
Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni
yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan
her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına.
Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı,
yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım.
Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim.
Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı
hatta sana hak verebilmeliyim.
Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni
ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için.
Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış,
sanki bizi hiç yaşamamışız,
sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış
ve sonra yarım bırakmışız gibi.

Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti,
Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
Sanki benim hiç senim olmamış gibi...

 

Semih Tanrıver



http://www.youtube.com/watch?v=5ibc17UD9BI&feature=related

Sino AtriaL 15.04.2008 22:56:16
sevgili ''sabır,,

bu ne hoş bir alıntı böyle..

bayıldım doğrusu..

Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim.

15.04.2008 23:00:17
teşekkür ederim sino.

http://www.youtube.com/watch?v=UCAylHY7SP8
Bu şarkı senin olsun.
Böyle bir erkek varmıdır.
Dünyaya tekrar gelse seni arayıp bulacak birisi.seni seni seni,yine seni,yine seni,sadece seni...

Sino AtriaL 15.04.2008 23:02:50
Yok'tur,,   teşekkür ediyorum Smiley

16.04.2008 01:50:35
olsa ne olur! Daima kendini özel hissettirecek biri!
YAŞAM NEDİR ?

Gökyüzünde dünyayı yaşarken sonsuz özgürlüğümle birlikte,
yaşamı arıyordum ne olduğunu bilemeden... Bir su damlasıydım, güneşin ışıklarında renklerle oynayan, karanlıklarda
yıldızlarla konuşan... Mutluydum rüzgarla birlikte
maviliğe savrulurken, mutluydum kuşlarla kanat çırparken,
mutluydum gökkuşağı olup renkleri saçarken...

Takılmışken bir bulutun peşine, görürdüm yaşayanları
yeryüzünde... Hepsi zamanla koşar gibi, hep bir şeylerin
peşinde... Bazen bir kuşun kanadına karışır,
uçardım onunla, rüzgâra karşı çığlıklarla birlikte.

Yaşamı sorardım kuşlara, nedir diye? Özgürlük derlerdi bana... Göklerde özgürce kanat çırpabilmek, rüzgâra baş kaldırmak. Ama
yağmur yağdığında özgürlükleri elinden alınır, ağırlaşan kanatları
daha fazla çırpınamazdı damlalar karşısında... Sığınırken bir kaya
kovuğuna, özgürlüklerini teslim ederlerdi yağmura, sessizce...

Karıştım bir gün yağmur damlalarının arasına, gücü hissedebilmek için...Toprağa karışmak istedim, çoğalmak istedim, azgın bir nehir olup akmak istedim, deniz olmak istedim, yaşamı bulmak istedim, yaşam olmak istedim... Terk ettim gökyüzünü güneşe veda edemeden... Altımda gittikçe büyüyen yeryüzü beni kendine doğru hızla çekerken daha da büyüdüm, çoğaldım. Koşmaya başladım bir an önce toprağa kavuşabilmek için. Yaşamı hissedebilmek için... Yaşam olabilmek için...

Toprağa ilk dokunuş, ilk sarılış... Sıcaktı toprak, gökyüzünün
olamadığı kadar... Beni sarmaladı şefkatle, beni içine aldı sevgiyle...
Sevdim onu... Seviyorum dedim yaşamayı seninle birlikte...Toprağın
derinliklerinde, karanlık sıcaklıklarda güveni hissettim... Zaman
geçtikçe büyüdüm, çoğaldım... Yerimde duramaz hale geldim...

Güneşi özledim... Yıldızlara merhaba demek istedim.... Terk ettim
toprağı. Sıcaklığını, şefkatini. Bir sabah çiçekler açarken gökyüzünü
gördüm yeniden... Öylesine mavi, öylesine sınırsız, öylesine özgür...

Aktım, gittikçe büyüyerek... Beni sarmalayan toprağa dokunarak
aktım... Nereye gittiğimi bilemeden... Sadece yaşamı ögrenebilmek
için aktım... Benimle çiçekler açtı ağaçlarda, topraktan otlar fışkırdı
delicesine... Ben onlara yaşamı sunarken, cevap veremediler bana
yaşam nedir diye sorduğumda... Büyümek istedim... Daha hızlı
akmak, denize kavuşmak istedim... Aktım gökyüzünün görünmediği
ıssız ormanların arasından, yıllardır kımıldamaktan korkan taşları
peşimde sürükleyerek, başkaldırırcasına ... Başakların rüzgârla dans
ettiği ovalara geldiğimde duruldum... Onları seyredebilmek için
yavaşladım... Sordum uçuşan kelebeklere yaşamı... Rüzgarla dans
mı diye?.. Cevap vermediler bana... Denizi aradım uzaklarda,
görebilmek için köpürdüm, taştım ona bir önce dokunabilmek için.

Sonra bir sabah, daha güneş ışıklarını serpmeye başlamamışken
dünyaya, uzaklarda maviliği gördüm... Gördüm orada canlılığı,
başkaldırmışlığı, hasreti... Kavuşmak istedim bir an önce, sarılmak
istedim... Koynuna girmek istedim bir sevgili gibi... Sevişmek
istedim onunla... Yaşamı istedim ondan... Dokunduğumda denize,
balıklar kaçtı benden, suyum karıştı denize... Bir oldum onunla...

Ufacık bir damlaydım, bulut oldum, toprak oldum, deniz oldum,
okyanus oldum. Kapladım dünyayı canlılığımla. Dalgalarla oynarken derinliklere karıştım... Derinliğin sessizliğinde güzellikleri
buldum... Yaşam gizlenmiş güzellikler midir diye sordum denize?
Cevap alamadım... İnsan olmak istedim... Yaşamın ne olduğunu
öğrenirim diye...Döl oldum genç bir erkeğin ateşli vücudunda...
Yıldızlı bir gecede can oldum bir dişiyle... Büyümeye başladım
içinde olduğum insana fark ettirmeden... Büyüdüm, büyüdüm...

Aynı toprak gibi sıcak ve karanlık bu yer bana güven verdi, huzur
verdi... Zaman geçtikçe, yerime sığamaz hale geldim... Güneşe
sarılmak istedim... Yıldızları görmek, denizle konuşmak istedim...
Yaşamı insanlara sormak istedim... Işıkla tekrar kavuştuğumda
özgürlüğümü hissettim yeniden... Küçük bir su damlasıyken
gezdiğim gökyüzünü yeniden görebilmek mutluluk verdi...

Büyüdüm zamanla... Diğer insanlarla birlikte, zamanla birlikte...
Sordum insanlara yaşam nedir diye?.. Cevap veremediler...
Bir gün aşık oldum birisine, neden diye sormadan kendime...
Bir kuş gibi özgürce, bir nehir gibi delicesine akarak,
bir deniz gibi sınırsızca sevdim birisini...
O zaman anladım ki; YAŞAM SEVGİDİR...
SADECE SEVGİ.
 
http://hikaye.balca.net/hikaye10034.aspx
 


http://www.youtube.com/watch?v=-FObUl6V-iI&feature=related

Bir sevgi istiyorum.

17.04.2008 12:36:32
http://www.youtube.com/watch?v=Tvgghi7qE8U

Bana kara diyen dilber gözlerin kara değilmi.
      SEVENLERİN KADERİ

Ne olurdu Tanrım sevenler ayrılmasa
Aşka dolu şu kalpler yalnız kalmasa

Hayat acı, zor yaşamak
Sevip sevip de sonunda unutulmak
Çok sevenin kaderi bu
Bir köşede yalnız kalmak

Ne olurdu Tanrım sevenler mutlu olsa
Bütün bir ömür aşkla sevgiyle solsa
Hep gözyaşı hep ayrılık
Sevenlerin de yüzleri gülsün artık

 
KAYITDIŞI SENİN DE YÜZÜN GÜLSÜN.

KaYıT_DıŞı 19.04.2008 15:36:41
http://www.youtube.com/watch?v=n3OLRn7BdcY

sana gelsin sabır...

19.04.2008 18:25:10
teşekkür ederim.
http://www.youtube.com/watch?v=C9EexWtpHY4
ya seninle yada sensiz.
Buda sana gelsin.

KaYıT_DıŞı 19.04.2008 22:05:39
http://www.youtube.com/watch?v=BYQyU0KXyuI

19.04.2008 23:26:43
ATEŞ PAHASI



Kanuni Sultan Süleyman, adamlarıyla birlikte avlanmaya çıkmıştı. Bir ceylanın peşinden koşarlarken zamanın nasıl geçtiğinin ayırdına varamadılar.

'Biz nerelere geldik böyle?' diyerek çevrelerine bakındıklarında hava kararmaya yüz tutmuştu.

Gök kararmakla kalmamış, şiddetli bir rüzgar ve ardından da savruntulu bir yağmur bastırmıştı. Hünkar ve adamları, bu dağ başında bulabildikleri bir kulübeye kendilerini zor attılar.

Sığındıkları kulübede, geçimini odunculuk yaparak sağlayan yoksul bir köylü yaşıyordu. Adamcağız bu Tanrı konuklarını içeri aldı, onlara elinden geldiğince yardımcı olmaya başladı.

Padişah kendini özellikle tanıtmak istememişti; ama yoksul oduncu onun kim olduğunu anlamakta gecikmedi. O nedenle ocağa büyük büyük odunlar atıp kulübeyi iyice ısıttı.Bir de sıcacık çorba ikram etti.

Dışarıda hem ıslanıp hem üşüyen padişah ve adamları bu durumdan pek memnun kalmışlardı. Geceyi orada rahatça geçirdiler. Hatta padişah bir ara çevresindekilere, 'Doğrusu şu ateş bin altın eder' diye de söylendi.

Ertesi gün yola çıkmadan önce padişah oduncuya önce memnuniyetini bildirdi:

'Efendi! Bizi ihya ettin. Harlı ateşin sayesinde geceyi pek rahat geçirdik' dedi ve sordu:

'Söyle bakalım borcumuz ne kadar?'

Oduncu, kırk yılda bir eline geçen bu olanağı değerlendi ve parayı biraz yüksek söyledi:

'Bin bir altın yeter, beyzadem' dedi.
'Çok fazla istemedin mi?'diye soran padişaha.
'Yemek ve yatak bedeli bir altın,ateşin bin altın ettiğini de zaten siz söylediniz.'dedi.

Padişah adamın kıvrak zekası karşısında gülümsedi ve bin altını ödedi.

ATEŞ PAHASI sözü buradan gelir.



--------------------------------------------------------------------------------

 
Çocuklarla takışmayın

Küçük bir kız öğretmeni ile balinalar hakkında konuşuyordu. Öğretmen bir balinanın insanı yutmasının fiziksel olarak imkânsız olduğunu söyledi, çünkü balinaların boğazı çok küçüktü.
Küçük kız Jonah’ı (Yunus peygamber) bir balinanın yuttuğunu söyledi. Sinirlenen öğretmen balinanın insanı yutamayacağını tekrarladı.
Küçük kız “Cennete gittiğim zaman Jonah’a soracağım” dedi. Öğretmen “Ya Jonah cehenneme gittiyse?” diye yanıtladı. Küçük kız “O zaman sen sorarsın”

Bir gün küçük bir kız oturup annesinin mutfakta bulaşıkları yıkamasını seyrediyordu. Aniden annesinin saçlarında beyazlar olduğunu fark etti.
Annesine baktı ve merakla sordu, “Neden saçında beyazlar var?”
Annesi yanıtladı, “Her yanlış yaptığında, beni kızdırdığında, mutsuz ettiğinde, saçlarımdan biri beyazlar”.
Küçük kız bu cevap üzerinde bir süre düşündü ve sonra sordu, “Anne, anneannemin tüm saçları nasıl bembeyaz oldu?”

Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryasında sıraya girmişlerdi.
Masanın başında büyük bir elma yığını vardı, rahibe bir not yazıp elma tepsisinin üzerine asmıştı: “Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor”
Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda büyük bir çikolatalı çörek yığını vardı. Bir çocuk not yazmıştı, “İstediğiniz kadar alın. Tanrı sadece elmaları gözlüyor.”


--------------------------------------------------------------------------------

http://www.youtube.com/watch?v=EE2KWdWqdOM
yüreği sevgiyle ÇARPANLARA...

KaYıT_DıŞı 20.04.2008 13:44:14
http://www.youtube.com/watch?v=aCUKRRD5yqo


Duracağım burada
Gidişini seyredeceğim
Kıpırtısız, sakin gibi görüneceğim
Kavgasız olacak, fırtınasız olacak
Saçma sapan olacak
Organlarım birbirine vuracak
Arkandan sessiz bakacağım
Ben yine salağı oynayacağım...

Gönlüme bir kor düşer
Gitme öyle zamansız
Önce hayaller biter
Yanar külsüz dumansız

Baharlar hiç gelmez
Mevsim hep kış olur
Günlerime güneş doğmaz
Hislerim uyur

Dilimden hiç düşmez
Adın hasret olur
Yüreğimde sızı dinmez
Gülmek güç olur

Ayrılıklar yara açar yara üstüne
Yağmur ağlar sensizliğe iç çekişime
Sensiz olmaz bu yerlerde dünya dar olur
Eğer gidersen bu aşka çok yazık olur

20.04.2008 14:04:05
Yüreğinden Uzaklarda - Gökhan Özen



Kokun rüzgara dolar eser de
Sarar sensizlik her nefeste
Bilirim gün gelir yaşanır seninle
Bu kadar severken bitemezki böyle
Bilirim gün gelir yaşanır seninle
Bu kadar severken biz yenilmeyiz
Hiç kimseye hiç bir şeye

Olmuyor birtanem olmuyor
Yüreğinden uzaklarda çaresiz
Sen canımın parçası alnımın yazısı
Yoksun nasıl yaşarım ben sensiz

Tadı yok.


Sayfa: 1 2 3 4 5 [ 6 ] 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21