|
||
| DESTUR -------------------------------------------------------------------------------- Müsaade, izin, icazet, ahid, söz, resmî yazıları yazan kişi, ruhsat, ahde vefa. Destur, tasavvuf ehli katında izin ve ruhsat anlamlarında kullanılır. Yapılacak herhangi bir işe başlamadan önce veya başlanırken söylenen, bir yere girilirken izin isteği yerine kullanılan bir tabirdir. Bir işe başlamak için "destur almak"; bir iş ile ilgili olarak birisine izin vermek için de "destur vermek" sözleri kullanılır. Destur kelimesi ata sözlerimizde de mevcuttur. Meselâ "Destursuz bağa girilmez" ta biri buna en güzel örnektir. Biz bu tabiri, hem bağa izinsiz girip üzüm yenmeyeceğini, hem de herhangi birisinin harîmine izinsiz varılamayacağını anlatmak için kullanırız. Halk, desturu "savulun, yol verin" anlamında kullanmaktadır. Aynı zamanda, herhangi bir gerçeğe, olgun mürşidin ve insanı kâmilin ruhsatı olmadan erilemeyeceğini de ifade etmekte kullanılan bir sözdür. Halkın ve bilhassa ihtiyar kadınların inançlarına göre gün battıktan sonra, "iyi saatte olsunlar", "bizden iyiler", yani, cinler ortalığa çıkarlar. Toplandıkları yerler de çeşme başları, su kuyuları ve süprüntülük olan yerlerdir. Halk arasında böyle yerlerden geçerken, böyle mekânların üzerinden atlarken ve böyle yerlere su dökerken, çarpılmamak için "destûr" denmesi gerektiğine dair batıl bir anlayış vardır. Gene kadınlar ve yaşlılar ayıp sayılabilecek bir şey söylerken "bağışlayın" demek yerine "destûrun" derlerdi. Mevlevîlerde; kapısı kapalı, hatta aşık bir eve, bir odaya girilirken, kapı açılsa içeri bakmamak üzere kapı dibinde durulup ikinci heceyi kalınca çekip uzatarak "destûûr" denmesi, içeriden "hû" denirse eşiğe niyaz edip sağ ayakla girilmesi icab eder. "Destûûr" diyen kişiye "hû" sesi gelmezse, bunu, iki kere daha tekrarlar ve dinler; üçüncüsünde de yine ses gelmezse, bir mazereti olduğuna hükmederek dönüp gider. İçeriye ancak, bir hastalık, bir ölüm gibi şüpheye düşülürse girilebilir. (Abdülbaki Gölpınarlı, Tasavvuftan Deyimler ve Atasözleri, İstanbul 1977, 92-93). Tasavvufî hayat ve tarikatların adâb ve erkânı geliştikçe, teknik terimlerden başka günlük münasebetlerde kullanılan ifade ve deyimler de ortaya çıkmıştır. Bu deyimler için özellikle Mevlevîlik ve Bektaşîlik zemin hazırlamada önemli fonksiyonlar icra etmişlerdir. İçeriye girme izni olan destur'dan başka "agah ol", "aşk olsun", "pir aşkına" gibi diğer bazı tabirler kullanılmaktadır. (Mustafa Kara, Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi, İstanbul 1985, 270) Hasan Fehmi KUMANLIOĞLU |
||
|
||
| mason ne demektir dusmanları birleştirelim, birlikten kuvvet dogar mantalitesindeki insanların paranoyalarını yaymak amacı ile sarf ettikleri sözlerden biri. aslında eksiktir. bir zamanlar "komunistler masondur, masonlar yahudidir" şeklinde kullanılır, bir taş ile üç kuş vurulmuş olurdu. artık kimse gomunistleri iplemediğinden olacak farklı bir forma girmiş. "Masonluk Siyonist bir kuruluş değildir. Yahudilikle ve Yahudilerle hiçbir ilgisi yoktur. Siyonizm, Masonluğun kuruluşundan çok sonra ortaya çıkmış bir olgudur. Masonik semboller ve alegoriler Hz. Süleyman tarafından inşa edilen mabedin yapımına ilişkin efsanelere dayandığından, masonluğa yanlış olarak bir Yahudi kuruluşu olduğu izlenimi vermekte olmasına rağmen gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Nitekim Hristiyan dünyasında, piskoposlar ve rahipler; islâm dünyasında şeyhülislâm, imam ve diğer önemli din önderi masonlar vardır." kaynak : türkiye hür ve kabul edilmis masonlar büyük locası resmi web sitesi. http://www.mason.org.tr/ssssoru5.htm (bkz: bütün kötülüklerin başı amerikadır) (bkz: komünistler moskavaya) (bkz: komplocu kurtlar vadisi gençliği) -turkiye hur ve kabul edilmis masonlar büyük locası resmi web sitesine ithafen- masonluğun temel hakkında kapsamli bir araştırma yapıldığı taktirde masonları yahudi sempatizani olarak nitelendirmenin ne kadar doğru olduğunu göreceksinizdir. kesinlikle degildir ama bir ortak yanları vardır mesela. her iki tarafta kendilerini diger insanlardan üstün görür özellikle masonlar bunu daha da fazla düsünür... yahudi olabilmek için israiloğlu olamak şartı vardır bu dine mensup olan sözlükçüler bilirler. şayet yahudi olamıyorsanız bu kısıttan ötürü onların yardımcısı mason olabiliyorsunuz. israil yahudidir, amerika masondur genelleme yapacak olursak. ama bu iki kavram da siyonizme hizmet etmektedir. bir olay daha vardır ki o da sabetayciliktır. sabetaycılık da israil devleti yokken osmanlı zamanında şu andaki kudüs topraklarında devlet kurmayı amaçlayan sabetay sevi'nin kurtarıcı olarak çıkması sonucu doğmuş. daha sonra padişahın ya ölüm ya islam demesi üzerine islamiyeti seçmiş şeklen ama kalbi olarak yahudiliği benimsemiştir. bu akım da böyle süregelmiştir. ama bilinmektedir gözü açık insanlar tarafından neyin ne olduğu. (bkz: ben nurcu bir masonum) (bkz: mason artı yahudi bölü nazi eşittir sıfır) her önüne gelenin atıp tuttuğu önermelerden. mason demek yahudi demekse, nurculuk demek de yahudi demektir; hatta ucunu zorlarsanız ideal bir toplum örgüsü de yahudidir. ortak bir amaç uğruna, daha iyi bir yarına ulaşabilme dürtüsü ve bir topluluğu savunma isteği milyonlarca yıldır çeşitli localarda, topluluklarda hüküm sürmüştür. zaten sürekli bok atılan olgularda yüksek bir olasılıkta rant kavgası olduğu da istatiksel bir gerçektir ve bu bağlamda da bilimseldir. bırakın dogmalarla aksın kanlar. biz halimizden memnunuz. (bkz: doğru söze ne denir) yanlış bir önermedir. masonluğun kuruluşuna bakılırsa şayet, ingilterede ortaya çıktığı ve marangozların başlattığı bir oluşum olduğu görülebilir. ayrıca gul hac cemiyetini bilenler de bu önermenin yanlış olduğunu farkedecektir, zira öyle olsa "gül yedi kandilli şamdan" olurdu sembolün adı. ancak şu olabilir; yahudilerin mistisizmi olan kabalaya ve onun ritüellerine inanan masonlar çoğunluktadır bu bir neden olabileceği gibi, mason olmak için gerekli olan köklü aile, para sahibi olmak ve yahudilerde de bundan çok olması dolayısıyla da böyle bir inanış doğmuş olabilir. ayrıca yahudiler, hitler döneminden kalma bir kopuş korkusu yaşarlar, masonluk asla onlardan kopmayacak bir güç sembolüdür bu nedenle, masonluğu daha çok yahudilerin tercih etmesi normaldir. ayrıca müslümanlar da mason olabilir, semavi dinlere inanmak mason olmak için ilk şarttır. (bkz: sallamak) (bkz: hangi mason) masonlar, 1. dereceden 33. dereceye kadar ibrani, hristiyan ve silamiyet kültürünün aşılandığını dolayısıyla mason demek yahudi demektir sözüne karşı olduklarını ifade etmektedirler. sizofren arastirmaci-yazarlarin ve komplo teorileri ureterek rizkini kazanan kimi gazetecilerin dillerinden dusurmedigi mantiksiz onerme. bugun bir turk, alman, fransiz, kambocyali eger isterse ve zenginse mason locasina kabul edilebilir. masonlugun politikasi yahudi politikalariyla belli zamanlarda paralel cizgi izliyor diye mason esittir yahudi demek sacmadir. zaman zaman abd ile turkiye'nin cikarlari da ayni olabilmektedir, o zaman da abd esittir turkiye mi demeliyiz? #2158545 (hezekiel, 19.08.2007 05:03) HiRaM’In ÇoCuKLaRı BENİ BU ÜLKENİN ŞEREFSİZLERİNİN ŞEREFSİZLİKLERİ ŞAİR ETTİ İki Cihan Harbi’ni peş peşe çıkarttılar İnsanlığın katili Hiram’ın Çocukları Yahudilik adına dünyayı çökerttiler İnsanlığın katili Hiram’ın Çocukları Bunlar tüm insanlığa kasırgalar musonlar İnsan demek ne mümkün insanlığı fasonlar İsrail’in uşağı mason ve farmasonlar İnsanlığın katili Hiram’ın Çocukları Şu zavallı millete türlü kazıklar atın Terörist İsrail’in yıldızını parlatın İnsanlığa hizmetmiş külahıma anlatın İnsanlığın katili Hiram’ın Çocukları Şerefsizlik yolunda silinmeyen izsiniz Milletlerin bağrında ihanetten gizsiniz Hitler’i iktidara getiren de sizsiniz İnsanlığın katili Hiram’ın Çocukları Umarsız bir dertsiniz dünya denilen hana Dilerim Allah’ımdan her yanınız budana Endamınız görünsün çıkın hele meydana İnsanlığın katili Hiram’ın Çocukları İnkâr edip geçmişi zemmederek dedeni Elinize bulaşan kanlı bebek bedeni Localarda eldiven takmanızın nedeni İnsanlığın katili Hiram’ın Çocukları Kadınlar kabul görmez baş tacıdır kocalar Eğer siz dürüstseniz neden gizli localar Sayenizde insanlık tarih boyu bocalar İnsanlığın katili Hiram’ın Çocukları HİDDETÎ der bunların kırılmalıdır dizi Yer yüzünden tamamen silinmelidir izi Köpeğe döndürmüştü Mustafa Kemal sizi İnsanlığın katili Hiram’ın Çocukları Fikret Oğuztürk Mason haberleri OKTAR'DAN "ERGENEKON TUTUKLULARININ MASONLARLA İLİŞKİLERİ İNCELENİYOR" İDDİASI 'Masonluk Teşkilatı'nın Baskısı ve Türkiye'deki Masonluğun Siyaset ile Yargıya Etkisi' Konulu Basın Toplantısında Konuşan Bilim Araştırma Vakfı'nın Fahri Başkanı Adnan Oktar, Ergenekon Soruşturmasında Tutuklananların Mason Locaları ile İlişkilerinin İncelendiğini İddia Etti. ''Masonluk Teşkilatı'nın Baskısı ve Türkiye'deki Masonluğun Siyaset ile Yargıya Etkisi'' konulu basın toplantısında konuşan Bilim Araştırma Vakfı'nın Fahri Başkanı Adnan Oktar, Ergenekon soruşturmasında tutuklananların Mason locaları ile ilişkilerinin incelendiğini iddia etti. Divan Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Bilim Araştırma Vakfı Başkanı Tarkan Yavaş, Fransa'daki bir Mason locası tarafından Türkiye'deki Mason localarına gönderilen 8 adet mektubu ele geçirdiklerini ifade etti. Yavaş, mektuplardan birinin özellikle Bilim Araştırma Vakfı'nın faaliyetlerinden ötürü baskı altına alınması olduğunu söyledi. Türkiye'de yargı, basın ve Masonluk arasında bir bağ olduğunu iddia eden Tarkan Yavaş, yargı ve medyanın bu bağı kullanarak vakıflarına baskı oluşturduğunu belirtti. Ergenekon soruşturmasının üzerine gidilmesi gerektiğine değinen Yavaş, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan bazı şüphelilerin Mason olduğunu ve Mason locaları ile bağlantılı olduğunu öne sürerek, adli makamlarda bulunan Masonların tespit edilerek buralardan çıkartılması gerektiğini belirtti. Basın toplantısında konuşan Vakfın Fahri Başkanı Adnan Oktar ise Fransa'daki bir Mason locasından Türkiye'de bulunan Mason localarına gönderilen 8 mektup hakkında da adli makamlara şikayette bulunduklarını ifade etti. Gönderilen mektuplardan birinin özellikle Bilim Araştırma Vakfı ile ilgili olduğunu ve çeşitli adli makamlara başvurduklarını dile getiren Oktar, yaptıkları başvurular sonucunda konunun Ergenekon soruşturması kapsamında incelendiğini ileri sürdü. Basın mensuplarının ısrarlı soruları üzerine Oktar, konu yargı aşamasında olduğu için fazla detay vermek istemediğini belirterek, "Ancak Savcı Zekeriya Öz, Mason locaları ile Ergenekon tutuklularının bağlantılı olup olmadığını inceliyor" dedi. Konu ile ilgili herhangi bir ifade vermediğini belirten Oktar, "Gerektiğinde ifade veririm" diyerek önümüzdeki günlerde konu ile ilgili yazdığı ''Ergenekon: Masonluğun Kılıcı'' kitabının da piyasaya çıkacağını açıkladı. http://www.haberler.com/mason/ Söylemem gizlerim Kalbimde iki kelime Kim bilir kimleri Yandırır bu iki kelime Sormayın söylemem Aşkı bulmak çok zor Harcamam boş yere Değmiyor hiç kimse Aşktan sarhoş Olsam da söylemem Saklarım her Sorana söylemem Aşktan sarhoş Olsam da söylemem Saklarım da Her sorana söylemem O da seviyor, bu da seviyor Seni seviyor, herkes seviyor Bunu bana sorma ooo ooo Yine duyamazsın söyleyemem Bana bunu sorma ooo ooo Söyleyemem Söylemem gizlerim Kalbimde kalsın İstemem sormayın Gözlerim anlatsın Aşktan sarhoş Olsam da söylemem Saklarım her Sorana söylemem Aşktan sarhoş Olsam da söylemem Saklarım da Her sorana söylemem O da seviyor, bu da seviyor Seni seviyor, herkes seviyor « Grup Hepsi - |
||
|
||
| İnsanlar İnsancıklar Binlerce Yüzbinlerce İnsanlar İnsancıklar Hepsi yaşam derdinde Kimi üzgün kimi şen Kimi sevgiyi arar Evlerine dönerken Kalplerinde umut var Kimbilir belki yarın Dünden güzel olacak Özlenen mutluluk Belki yarın bulacak Bir gün daha başlıyor İnsanlar insancıklar Gözlerinde binbir dert Kalplarinde umut var Kimi üzgün kimi şen Kimi sevgiyi arar Evlerine dönerken Kalplerinde umut var Kimbilir belki yarın Dünden güzel olacak Özlenen mutluluk Belki yarın bulacak füsun önal-insanlar,insancıklar |
||
|
||
| http://www.itoky.com/u/Hisae/ | ||
|
||
| ÖLÜNÜN ODASI Bir oda , yerde bir mum , perdeler indirilmiş; Yerde çıplak bir gömlek , korkusundan dirilmiş. Süt beyaz duvarlarda , çivilerin gölgesi; Artık ne bir çıtırtı , ne de bir ayak sesi.... Yatıyor yatağında , dimdik , upuzun , ölü ; Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü. Bezin üstünde ayak parmaklarının izi; Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi. Son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana; Gözleri renkli bir cam , mıhlı ahşap tavana. Sarkık dudaklarının ucunda bir iz var; Küçük bir çizgi , küçük , titreyen bir an kadar. Sarkık dudaklarında sırlı titrek bir an; Belli ki birden bire gitmiş çırpınamadan. Bu benim kendi ölüm , bu benim kendi ölüm.. Bana geldiği zaman , böyle gelecek ölüm.... NFK güle güle git... |
||
|
||
| Gülay-Mutaf -Hüküm- Gülüm yar yar Sar sar Hüküm yazdın bana hiç acımadan O yar şimdi şimdi köle mi ... Köleyim Biz masal olduk şimdi sevdalara Zalim yar yar Dünü sorma bana gel dursun zaman O yar şimdi şimdi köle mi ... Köleyim Bu hüküm ah vuslatsız sevdalara Aşk sunar kucaklara O gül yeminli dudaklara Aşk yakıp tutuşanlara Yasak aşklara eyvah eyvah bana Gülüm yar yar Sar sar Hüküm yazdın bana hiç acımadan O yar şimdi şimdi köle mi ... Köleyim Biz masal olduk şimdi sevdalara Gönül Sakın korkma kime ne günahımdan O yar şimdi şimdi köle mi ... Köleyim Ben isyankar oldumsa sevap bana........ |
||
|
||
| A Canım - Hakan Taşıyan Dön artık ne olur Gel artık ne olur NerdesiN A canım Sensiz yaşanmıyor Sensiz yaşanmıyor NerdesiN A canım Sabah olmaz gecelerin Sen gittiğin günden beri Sonu gelmez dertlerimin Hasret kesti nefesimi Taş değdi bak dizlerime Yaş doldu bak gözlerime Yazık etme gel bu sevgiye A canım dayanmam buna yapma A canım yeter ağlatma A canım ölürüm sana yapma Bahtıma acılar yazma Aşkın bana sürpriz yaptı Hasret oldu armağanın Kalbim büyük yara aldı Umutlarım darmadağın |
||
|
||
| Ne sağnaklar görmüşüz, yarılan gökyüzünden alnımız yıldırımlarla ağmış, ne rüzgarlar çınlamış bağrımızda, coşkusundan kırılmış kaburgamız, dişlenip kayaları ne ateşler yakmışız, aşmışız ne zifiri uçurumlar, yine de ürkütmeden öpmüşüz bir ceylanı gözlerinin yaşından incitmeden tutmuşuz ağzımızda yorulan kelebeği; şimdi asmalardan korukların tadı silinmiş, sesimizde sendeleyen bir keder, uykusuzluk serin serin sızıyor acıyan tenimizden; ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzde aşkın yeri çok derin. Ne azgın canavarlar üstüne yürümüşüz bir demet çiçek için, neyimiz var neyimiz yok vermişiz bir narin dilek için, yıllarını taş duvara örmüşüz ömrümüzün bir hırçın yürek için; şimdi çevremizde yosunlaşmış sessizlik, yabanıyız gittiğimiz her şehrin, çiğdemsiz, kükremesiz, kimsecikler sezmiyor boynumuzdan didişen örümceğin zehrini; ziyanı yok, nasıl olsa nabzımızda durulanır iksiri. Ne güzel sevmişiz, ağzımızda mavi bir tat kekremiş, ne sızılar sarmışız yumuşacık öpüşlerin çığlığını kuşanıp, şafaklar tutuşkunu şarkılar yuvalanıp ne mintanlar yırtmışız, şimdi usulcacık ürpersek kara gece uykumuz kaçacak kadar delik üstümüz çimensiz tepeler gibi bereketsiz, örtüsüz, serin; ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün çayırları ipekten, bakışımız lekesiz. Ne masalar düzmüşüz kıvrımları gümüş, kakmaları sedeften, ne milyonlar yanından başeğmeden geçmişiz, huyumuz değişmemiş, hayatımız günbegün çarpışarak yaşanılan sırların ürünüdür; şimdi kar altında avcumuz, avurdumuz ilaçsız, ıssızlaşmış sabahlar, yoksunluk arsızlaşmış, kaçışır yolumuzdan gölgesini de alıp o şaklabanlar inildesek açlıktan; ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün dağı taşı altından. Ne devlerle dalaşmış kanımızı göstermeden silmişiz. ne kudurgan günlerde elimizi dost eline titremeden vermişiz, bir ömür seğirtmişiz bir nefes beklemeden; şimdi nice anışların dudağı üşüyen bir çocuk kadar uçuk, nicesi elsıkışların sahtekar çıkmış. - Bizi eşkiyalar soymamış abi muhabbet yıkmış! Nihat Behram |
||
|
||
| sevil paylaşımın için sağol | ||
|
||
sevil paylaşımın için sağol rica ederim
|
||
|
||
| http://www.canliradyolar.gen.tr/ | ||
|
||
| “Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım…”(bi yerde okudum aklımda kaldı... )
|
||
|
||
| Yusuf'u kaybettim Kenan ilinde Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz Bu akl'ı fikr ile Leyla bulunmaz Bu ne yaredir ki çare bulunmaz Aşkın pazarında canlar satılır Satarım canımı alan bulunmaz Yunus öldü deyu sela verirler Ölen beden imiş, aşıklar ölmez İkimizde acemi birer aşıktık o zamanlar Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun Bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan Geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana kadar Ama farkındaydım yinede Ne zaman seninle olsam Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim Hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri Ben sende yolları sevdim Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla Kaplı yolları İkimizde acemi birer aşıktık aslında Ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık yollarda Ben sende ülkemi sevdim Hüzün dolu yağmurları Mor kanatlı turnaları yar... Ben sende rüzgarı sevdim Alıp götüren yılları Saklı kalan umutları yar... Ne yeminler bozdum Geceler büyürken sensiz Ne yeminler bozdum Yıllar geçerken sitemsiz Ne yeminler bozdum Tarifi bile imkansız Senin için ey karagül Ben sende yolları sevdim Yüreğinden gelip geçen Sevda yüklü katarları yar... Ben sende seni sevdim Avuçlarken yüzümü Yahut dokunurken sessiz yar... |
||
|
||
| ben ölünce okullar tatil edilmeyecek,bayraklar yarıya inmeyecek,devlet töreni yapılmayacak... bir karanfil,ne kadar ses çıkarırsa koparılırken,o kadar sesli harf sesi çıkacak hikayemden ! doğal,basit ve sıradan ama gümbür gümbür... olduğum ve öldüğüm gibi ! | ||
|
||
| At savur at sevdayı biryere fırlat Bitti sayıp acıyı kaldır öyle at Sor,herkese sor acılar unutuluyor Ağlayınca gözlerinden silinmiyor Aşk her defasında bak bulunuyor Bırakırım zamanı öyle biraz da Sen olmadan da yine geçer nasılsa Hatırla bunları sakın unutma Diyordun ama o zaman gülüyordun Yanımdaydın,canımdaydın Şimdi nasıl geçer bu ömür? Susma,söyle nasıl yaşar böyle insan! Susma konuş,hadi anlat büyük insan söyle bir aşk mı çare olurdu zaman mı? böyle kaldırıp atardık ya sevdayı! susma söyle nasıl yapar bunu insan susma nasıldı anlat hadi ayrılırsam söyle hayat mı çare bulurdu kendinmi Böyle büyük aşklar böyle mi biterdi? At silip at aşkları biryere fırlat Bitti say ki derdini kaldır öyle at Sor ne olur sor sen benden ayrılırsan Neolur düşümde bir ömrü durdursan Aşk her defasında bende ararsan Bırakırım kendimi öyle biraz da Sen olmadan da ben yaşarım nasılsa Hatırla bunları da sakın unutma Diyordun ama ozaman gülüyordun Yanımdaydın,canımdaydın Şimdi nasıl geçer bu ömür? Susma hani aşk insanı zaten bulurdu? Susma hani yıllar aşka çare olurdu? Söyle yıllar mı daha hızlı bir kurşun mu Böyle sensiz hergün biraz yokoluşum mu? |
||