|
||
| . |
||
|
||
| Kısa metrajlı bir filmde vardı o konu arkadaş anlatmış falan hikaye olmuş biraz sanki. | ||
|
||
| evet,öle bi kısa film vardı.bende seyretmiştim | ||
|
||
SONBAHARIM Beni bir mevsime benzetmek istersen eğer; Sonbaharım... Kimi zaman köşeden gülümseyen bir güneş olurum, Kimi zaman döne döne düşen bir yaprak. Kimi gün usul usul yağan bir yağmur olurum, Kimi gün deli deli savuran bir rüzgâr. BEN SONBAHARIM... Beni bir çiçeğer benzetmek istersen eğer; Çiğdemim... Sapsarı rengiyle içini ısıtan, Koparmak istersen ellerini kanatan, Erişemeyeceğin kadar derinde Korkacağın kadar narin. BEN ÇİĞDEMİM... Beni bir renge benzetmek istersen eğer; Griyim... Ne beyaz kadar saf, berrak ve katkısız, Ne siyah kadar net, kasvetli ve asil, Tam ikisinin ortası. BEN GRİYİM... Beni bir kavrama benzetmek istersen eğer; Sevgiyim... Bir bebeğin gülüşü kadar içten, Güneşin doğuşu kadar sabit, Gecenin rengi kadar etkileyici, Yaşam kadar gerçek. BEN SEVGİYİM... YA SEN TUZ TANEM??? |
||
|
||
| http://www.ordugercek.com/index.php?option=com_content&task=view&id=1060&Itemid=27 | ||
|
||
| EFSANE BAŞKAN, TERZİ FİKRİ ANILDI ...komiteleriyle öncelikle kentin çamurdan, rüşvetten ve karaborsadan kurtarılmasını sağlayan Sönmez, uygulamalarıyla Türkiye’nin her köşesinde örnek alınmaya başlayınca ... ...“Ben ne yaptımsa halkım için ve halkla birlikte yaptım” sözleri şimdi mezar taşında ve hafızalarda duruyor... “1979 yılında Fatsa’da halkın kendi kendini yönetmeye başlaması, sorunlarını elbirliği ile çözmesi, bütün Türkiye kan gölüne dönerken Fatsa’nın huzur ortamına sahip olması Devrimciler için bir başarı, egemenler için ise bir korku kaynağıydı. Faşist güçlerin saldırılarıyla yaratılan iç savaş ortamı bütün Türkiye’de hayatı bir karabasana çevirmişken Fatsa’da Terzi Fikri ve arkadaşları o kan denizinin içinde bir umut ışığı gibiydiler. Kan davalarını, karaborsayı, kumarı, faizciliği, tefeciliği ve kısa bir süre sonra tank paletlerinin gezineceği yolların çamurunu yok etmişlerdi. Terzi Fikri ve arkadaşları Fatsa’da siyasetin devletin varlığı ve bekasından ibaret olduğu, toplumun devlet korkusu ile hizaya getirildiği bir yönetim anlayışının karşısında; halkın özne olduğu, kendi yaşamı hakkında söz, yetki ve karar sahibi olma iradesini gösterdiği anlayış arasındaki farkı hayata geçirdiler... halk tarafından özlenen, güçlerce tehdit görülen lider... |
||
|
||
| Kurtlar Sofrası - Ebru Gündeş Dinlemem dinlemem gücüme gidiyor dinlemem Anlamam anlamam yüreğim acıyor anlamam Dört yanımı sarmışken ihanet Yüreğimdeki çocuk sana emanet Bir sen varsın gözümde sazımda Bırakma beni bu kurtlar sofrasında Dinlemem anla, duramam anla, gençliğim yorgun Dinlemem anla, duramam anla, yüreğim dargın Susamam susamam başımda efkar susamam Duramam duramam sazımda fırtınalar duramam Küskünlüğüm dostan; ele değil Yorgunluğum dilden; saza değil Seninle geleceği düşünürken Bırakma beni bu kurtlar sofrasında http://www.malhanga.com/musicafrancesa/adamo/jaime.htm |
||
|
||
| Dost Kevser havuzuna dalanlar,Ölmezden öndün ölenler Nefsini düşman bilenler,Konar tuba dallarına Alem düşman olur ise,Beni dost'tan ırımaya Dost kanda ise ben anda,Düşmanlık arımaya Dost ehli bizim ile hem,Dost burdadır bize ne gam Yüz bin cehd ederse düşman,Dost mahfili duramaya Düşman bana nide bile,İşim gücün dost'tan yana Dost makamı can içinde,düşman eli eremeye Kime kim dost kapı aça,Düşmanı elinden kaça Yunus ağzı güher saça,Değme arif değemeye. Yunus Emre |
||
|
||
| AH NİDEYİM ÖMRÜM SENİ Yok yere geçirdim günü Ah nideyim ömrüm seni Seninle olmadım gani Ah nideyim ömrüm seni Geldim ve geçtim bilmedim Ağlayıp güssa yemedim Senden ayrılam demedim Ah nideyim ömrüm seni Hayrım şerim yazılacak Ömrüm ipi üzülecek Suret benden bozulacak Ah nideyim ömrüm seni Gidip geri gelmiyesin Gelip beni bulmayasın Bu benliğe sermayesin Ah nideyim ömrüm seni Hani sana güvendiğim Guveniben yuvandığım Kaldı külli kazandığım Ah nideyim ömrüm seni Miskin Yunus gideceksin Acep sefer edeceksin Hasret ile kalacaksın Ah nideyim ömrüm seni |
||
|
||
| N`eyleyeyim Şu Dünyanın Ziynetin N`eyleyeyim şu dünyanın ziynetin, Akibeti ölüm olduktan geri? İstemem bahçemde bülbüller ötsün, Benim gonca gülüm solduktan geri. Çöze idim düğümelerin döşünden, Öpe idim gözlerinden, kaşından; Güzelliğin soyha kalsın başından Ben inli, boranlı olduktan geri. Yalanmış dünyanın ötesi, yalan. Felektir muradım elimden alan. Mısr`a sultan olsam istemem kalan, Dost ağlayıp düşman güldükten geri. Karac`oğlan der ki: Bu, ne hal bilmem? Gelmişim dünyaya, bir daha gelmem. Alem bir yan`olsa, o yari vermem, Yarin gönlü bende olduktan geri. Karacaoğlan çok Karacaoğlan gördüm kendimi...
|
||
|
||
| sevdan bir ateş oldu bende..... su ile yandığım şu dönemlerde paylaşmak istedim aklımdaki şarkı sözlerini....
|
||
|
||
| DALGIN DALGIN SEYREYLEDİM ALEMİ Dalgın dalgın seyreyledim alemi Renkler ne çiçekler ne koku ne Bir arama yaptım kendi kafamı Görünen ne gösteren ne görgü ne Çeşitli irenkler türlü görüşler Hayal midir rüya mıdır bu işler Tatlı muhabbetler güzel sevişler Güzellik ne sevda nedir sevgi ne Göz ile görülmez duyulan sesler Nerden uyanıyor bizdeki hisler Şekilsiz gölgesiz canlar nefesler Duyulan ne duyuran ne duygu ne Kimse bilmez dünya nasıl kurulmuş Her cisime birer zerre verilmiş Cümle varlık bir kuvvetten var olmuş Gelen ne giden ne yol ne yolcu ne Herkese gizlidir bu sırr-ı hikmet Her nesnede vardır bir türlü ibret Veysel'i söyletir bir büyük kuvvet Söyleyen ne söyleten ne Tanrı ne? AŞIK VEYSEL |
||
|
||
| http://www.izlesene.com/video/oÄŸuz%20aksaç-o/141608 Ben aslında bu şarkının orjinalini arıyorum. En azından ilk kimin seslendirdiğini merak ediyorum. Grup Çığ'ın burda farklı bir şekilde yorumladığı bu çok eski şarkıyı hatırlayan var mı? ![]() yaklaşık 15 yıl kadar önce dinlemiştim. Cem Karacaya benzer bi sesti ve melodinin ritmi ağıt denebilecek şekilde ağırdı. Şiir şöyle GECE GELEN KONUK gözlerin nasıl bulanık gözlerin sisli bir orman saklı korkulardan sanık sanki kaçarkan vurulan kirpiklerin diken diken tel örgüler kirpiklerin yasak sınırlar geçerken geride kaybettiklerin dudakların nasıl ürkek ne kadar uzakta sesin sen gece gelen konuğu hiç kimsenin ve herkesin Yağmur Atsız |
||
|
||
| Ben hatırlayamadım. | ||
|
||
| Denizlerin Üzerinde Pek acayip bir şey bu: Güz mevsiminde olduğumuz halde birdenbire güneş koç burcuna girdi baktım. Baktım birden bire ilkbahar oldu. Birdenbire kaynadı kanım. Nerdeyse hani bulanıp kanıma bir deve gibi köpürecek, bir deve gibi oynamaya başlayacağım. Bir uzaklaşıp bir yakınlaşması kan dalgalarının. Kendisinden geçmiş insanla dolu bir ova. Ölümsüz gözle görülmez bir içki âlemi. Baktım birdenbire canlandı ölü. İhtiyarlar baktım genç oluverdi. Baktım bakırlar kesildi som altın. Daha iyisi geldi yerine, daha güzeli geldi baktım, şehrimizden ayrılanın. İçki, eğlence, tad sarmış şehrimizi. Elinde bir kadeh var her sarhoşun. Kimi doymuş, rahat, kendinde, İçkiye doğru koşmakta kimi. Gürül gürül süt ırmağı bir yanda, bir yanda gürül gürül bal nehri. Pek acayip bir şey bu: Bir şehirde padişah bir tane olurdu. gökyüzünde ay bir tane. Bu şehir padişahlarla dolu, gökyüzü aylarla, zuhallerle. Sen haydi koş var git hekimlere, orda işiniz yok de sizin. Orda ne dermansızlık, ne dert var,de. Orda ne gam, ne kasvet var, de. Orda ne kadı, ne vali. Ne bey, ne beyin vergicisi. Davalar, düşmanlıklar, kavgalar zaten denizlerin üzerinde hiç bir zaman yürüyemedi. Mevlana Celaleddin Rumi |
||