|
||
| yada artık carpmayan kalbın zararı nedır? artık benı sevmıyor son asık degıl |
||
|
||
eğri kalbin zararı nedir abi? sanırım eğri bir kalp görüyorum düzeltmeni bekleyen, zararı bu olabilirmi? üstteki üyeye sormalı cevabı?
|
||
|
||
| sonu ılk gordugum gunu hatırlıyorum asık olmustum ona saclarına ve gulusune sonra ne mı oldu aldatıldım ıste benım atmayan kalbım pekı ya onun egrı kalbı? |
||
|
||
| son tango sahne sizin? nasıl eğri bırakmışsanız bir kalbi öyle düzeltmelisiniz hünerlice sırça bir saray misali! eğri kalbin zararı nedir abi? zararını çeken bilir. Bu nedenle bir standardı olmaz. Kur'anı Kerim Nur suresi ...50. Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir. ... ERKEKLERİN DUASI Elham duruşu ile Kızlar sürüsü ile Sabah birisi ile Akşam birisi ile Aminnnnnnnnnnn Allahım... Karımı her türlü tehlikeden koru Gerekirse ben tehlikeye atılayım Onu hiç yorma Gerekirse ben yorulayım O çalışmasın ben çalışayım O hasta olmasın ben olayım Allahım... O aldatmasın ben aldatayım benim güzel karım dul kalmasın Ben kalayım Aminnnnnnnnnnn Allahım... http://www.sadiks.com/fikra/default.asp?PG=950 |
||
|
||
| 2. ayrılık zor geldi bana Sensiz olmadı anladım geç olsada Yalnızmısın sende sensiz gecelerde Hiç düşündün mü naparım diye Bir adım önüm sensiz gözükmüyor Kalbimdeki düğüm sensiz çözülmüyor sensiz çözülmüyor Yollardasın evsiz mutlumusun bensiz Söyle bana sebepsiz biter mi aşk? Yollardayım evsiz bin dertliyim sensiz Söyle bana sebepsiz affeder mi aşk? Eski sevgili merak edilmez mi? kaç senelik aşk unutup silinmezki Korktum aramaktan başkası çıkar diye Hep tanrıya sordum seni iyimisin diye Bir adım önüm sensiz gözükmüyor Kalbimdeki düğüm sensiz çözülmüyor sensiz çözülmüyor Yollardayım evsiz bin dertliyim sensiz Söyle bana sebepsiz hapseder mi aşk? Yollardasın evsiz mutlumusun bensiz Söyle bana sebepsiz biter mi aşk? Nerdesin yine yolculuk nereye Telefonda sesin ısıttı ya işte Sinirle topladım tüm eşyalarını Nolur almaya gelme Bırak izlerin kalsın bende Yollardayım evsiz bin dertliyim sensiz Söyle bana sebepsiz affeder mi aşk? Yollardasın evsiz mutlumusun bensiz Söyle bana sebepsiz biter mi aşk? Kalpsiz Kalpsiz Kalpsiz … Sen ağlama dedim hani dönecektin Bir damla gözyaşım silmeye bile gelmedin. |
||
|
||
| ANLATAMIYORUM Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Göz yaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum Orhan Veli Kanık |
||
|
||
| Bunu yaşamak çok güzel,,, *** Bir şiiR, asla şaiRiyle kıyaslanmamalı,,,O kendine yetiyoR,,, Ve şaiR şiiriyle olan bütün bağlarını kopardığı an,,,ancak, başka bir denizde kulaç atmak için artık hazır olabiliR,,, |
||
|
||
| Yaşanmamış Yıllar - Sezen Aksu Ben beni kendi içimde Bilmem arasam bulur muyum Yaşanmamış genç yıllarımı Ve sebebini suskunluğumun Buluşsam orada kendimle Ve yaratsam ellerimle Küçük bir sırça köşk misali Dostlarımla benim evrenimde Boş yer değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil yaşatan Boş yer değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil, bil yaşatan Cesaretim olur o zaman Düşünmeye içtenlikle Açık seçik ve hiç korkmadan Sonuna dek dürüst ve sevgiyle Boş yer değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil yaşatan Boş yer değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil, bil yaşatan Radye Temel (Radye Jeneral) Gönderen: Bilal Bilgi 7 Eki Radye Jeneral olarak da isimlendirilen u temeller, dolma zeminlerde yada emniyet gerilmesinin çok düşük olduğu ve temel zeminin fazlaca sıkışabilme özelliği gösterdiği veya temel duvarı ve kolonların birbirine çok yakın olması durumlarında uygulanır. Burada bina, zemini tamamen örten ve tersine çalışan bir döşeme üzerine oturtulur Bakınız: Düz radye temel Kirişli radye temel a) Alttan kirişli radye temel b) Üstten kirişli radye temel Mantar şeklinde radye temel Ters Kemer Şeklinde radye temel Rijit temel |
||
|
||
| Eylülde Gel - Alpay Tatil geldiği zaman Ağlarım ben inan Gidiyorsun işte Arkana bakmadan Nasıl geçer bu yaz Ne olur bana yaz Sen sen sen Sen bir ömre bedel Yok yok yok Gitme gitme gel Eylülde gel (3) Okul yolu sensiz Ölüm kadar sessiz Geçtim o yoldan dün İçim doldu hüzün Yapraklar solarken Adını anarken Bekletme ne olur Gelmek zamanı gel Yok yok yok Gitme gitme gel Eylülde gel (3) Eylülde gel Eylülde okul yoluna Konuşmadan yürüyelim gireyim koluna Görenler dönmüş hem de mutlu diyecekler Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi Yaprak dökecekler (3) |
||
|
||
daha okullar kapanmadan eylül e gelmişsinbile..yapma allahaskına,2 milyon örenci yazı dört gözle beklio ..sahi,4 göz smiley i var mı? bi bakiim,varsa koycam onu.. bu olabilirmi acaba?
|
||
|
||
| son tango kıl olmadaki dokunuşlardan sözetmişsiniz. Sizin dokuşlarınızı ben bilmem. Fakat gördüğüm kadarı ile bir erkeğin konuşma esnasında dokunuşu; ya tik halini almış alışkanlığa dönüşmüştür, ya da bayandan bir zılgıt yiyene kadar dokunduğu kardır. Ben böyle adamı döverim. Dokunuşun güzelliği benim lügatımda karşılıklı olan güzelliktir. Yoksa fırsat kollayanların punduna getirip kendi isteği doğrultusunda birşeyler yapma çabası değildir. Sopa atılacak böyle adamlar çıkıyor işte. Söyledim forumda belki kuşlar iletir belli mi olur. | ||
|
||
| DUACI İLE MECZUP Bir gün bir alim dua etmekte, dünyalar dolusu insan da amin demekteydi. Meczubun biri: - Ben bilmiyorum, bu amin ne demek ki? dedi. Ona dediler ki: - Hoca, allah''tan ne diliyorsa" öyle olsun, öylre olsun, öyle olsun" diyoruz. Meczup feryat ederk dedi ki : - Hocanın dilediği ne olursa olsun, öyle de olmaz, böyle de olmaz. Onun dediği olmayacağına göre ne vakte kadar böyle uğraşıp duracaksınız? Allah ne isterse eksiksiz, fazlasız o olur ancak. Öyleyse artık kendiliğinizden ne istersiniz ki? Ey oğul! Sana bir şey nasip olmayacaksa ne kadar böyle uğraşıp dursan da gönül yanışından başka bir kismetin olmaz. Fakat o bir şey diledimi olur. Dilemezse gülünde diken biter ancak. Meczubun Başına Gelen Dolu Bir meczup vardı. Çocuklar onu taşladıkları için canı çok sıkılmış, kızmıştı. Kaça kaça bir hamamın köşesine sığındı. Sığındığı köşede bir penceresi vardı hamamın. Biraz sonra dolu yağmaya başladı, pencereden giren her dolu da meczubun başına geliverdi. Doluyu taş sandığından kızgınlığı arttı delinin. "Neden bana taş atıyorlar" diye atana bir hayli sövdü, saydı. O sırada güneş, bulutların arasından çıkıp olduğ uyeri aydınlattı. başına gelenin taş olmayıp da dolu olduğunu anlayınca küfrettiğine pişman olup dedi ki: -Yarabbi, şu bulunduğum yer karanlıktı, farkedemedim, yanıldım. Ne söylediysem geri alıyorum. yakın tarihimizdeki bir çok olayda tetikleyici rolü üstlenen insan modelidir "meczup". bir kod adıdır. "suyu bulandırmak" isteyenler uygun bir senaryo yazıp ortaya bir "meczup eylemi" patlatmakta pek mahirdirler. meczup en önde görünse de, aslında bu tip eylemlerde zurnanın son deliği bile değildir. suyu bulandırmak, ortamı yapılması planlanan büyük talan, vurgun ve soygunlara, toplumun beline beline indirilecek* darbelere hazır hale getirmek için, ilk kıvılcımların çakılması için elzem olan elektriği ortama salar ve kaybolur. rolünü başarıyla oynadıktan, görevini yerine getirdikten sonraki birkaç gün boyunca gündemin baş köşesine yerleşen, manşetlerde arz-ı endam eden, sonra da sahneden çekilen unutulup giden o meczupları daha sonraları kimse arayıp sormaz. örneğin, 1999'da anıtkabir gibi güvenlik önlemlerinin en üst seviyede olduğu özel bir mekânda, bir törende, en üst kademe devlet protokolünün hemen yanı başında yeşil parkası, kirli sakalı ve tüm paspallığı ile peydah edilip hönkürtülmüş olan meczup şimdi nerede, ne yapıyordur acaba? http://www.milliyet.com.tr/.../11/11/haber/hab00.html http://www.radikal.com.tr/...9/11/11/turkiye/ata.html http://arsiv.hurriyetim.com.tr/...1/turkiye/04tur.htm Geçenlerde bir yürüyüş vardı. Duyanlar olmuş bazılarının bu yürüyüşte birşey yapamadık (Olay çıkaramadık)sözlerini." Ya Allah Ya muhammet, Allah'u ekber "diyerek geçiyorlardı kapının önünden bir grup.Dinimiz tellallık değildir, çok güzel bir dindir. onu maşa olarak kullanıp, dinden soğutan çığırtkan insanları kınıyorum. |
||
|
||
| KEZBAN Ates sadece düstügu yeri yakar Nedir bu dünyanin hali Bir sana bir bana al gülüm ver gülüm Sev beni seveyim ki seni Dünyanin hali böyle Al gülüm ver gülüm Bir bakisin yeter Düserim yollarina Dünyalar güzeli Kezban Sari sari bilezigi Takarim kollarina Dünyalar güzeli Kezban Babasi yillarca didinip çabalamis Ogluna bir bag birakmis Hayirsiz evlat üzümünü yemis ama Merak edipte bagini sormamis Kitabina uyduran kervani yükleyip Yüksek daglardan asirir Beceriksiz kisi saga sola bakipta Düz ovada yolunu sasirir Dünyanin hali boyle Yine sensiz geçen bir gecenin Buz gibi sabahında Bu korkunç yalnızlığımda Seni bekliyorum yanıyor yüreğim Yine gözyaşlarım yağmur gibi Yaşıyorum anılarla Birşeyler kopuyor sanki Taa şuramda yanıyor yüreğim Allahım güç ver bana sığındım sana Bu ne dayanılmaz acı sabır ver bana Yeter artık çektiklerim bitsin bu ceza Ümitsiz haykırıyorum ne olur dön bana Sana yazdığım en son şarkı bu Artık kırıldı kalemim Gökler şahidim olsun ki Seni seviyorum yanıyor yüreğim Sonbahar yaprakları gibi Savruldu ümitlerim Son bir kez duymak istersen Seni seviyorum yanıyor yüreğim Allahım güç ver bana sığındım sana Bu ne dayanılmaz acı sabır ver bana Yeter artık çektiklerim bitsin bu ceza Ümitsiz haykırıyorum ne olur dön bana |
||
|
||
| Levh-i mahfuz, ezeli ve ebedi, olmuş ve olacak her şeyin Allahü teâlânın indinde yazılı olduğu kitap, levha demektir. [Şimdi küçük bir diske bir çok kitaptaki yazılar alınıyor. Bu bilinince Levh-i mahfuzun nasıl bir levha olabileceği az çok hayal edilebilir, daha iyi anlaşılabilir.] Allahü teâlâ dilerse Levh-i mahfuzda değişiklik yapabilir. Mesela, insanın işine göre ömrü ve rızkı değişir. İyiler kötü, kötüler iyi olarak değiştirilebilir. Resulullah efendimiz her zaman, (Ey büyük Allah’ım! Kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!) anlamındaki (Allahümme, ya mukallibelkulub, sebbit kalbi, ala dinik) duasını okurdu. Hadis-i kudside, (İnsanların kalbi Rahmanın kudretindedir. Kalbleri, dilediği gibi çevirir) buyurulmuştur. (Taberani) Levh-i mahfuza ilk olarak, (Benden başka Allah yoktur. Muhammed aleyhisselam benim resulümdür ve habibimdir ve her şey benim mahlukumdur. Her şeyin Rabbiyim, Halıkıyım) yazıldı. Sonra, Peygamberleri ve kıyamete kadar gelecek insanların iyileri, said olarak, kötüleri de, şaki olarak yazıldı. Rad suresindeki, (Allahü teâlâ, dilediğini siler. Dilediğini değiştirmez. Ümm-ül-kitap, Ondadır) mealindeki âyet-i kerime, levh-i mahfuzu bildirmektedir. Ümm-i kitap, kitabın anası demektir. Ezeli olan kelam-ı ilahinin ismidir. Melekler, bunu anlayamaz. Zamanlı değildir. Yani burada zaman yazılı değildir. Bunu Allahü teâlâdan başka kimse bilemez. Hiç yok olmaz. (Kaza kader risalesi) |
||
|
||
| Muasır Emevilik Emeviler dönemi üzerine tezler üretmek, Emevilerin bozduğu güzellikleri dillendirmek bir zamanların iyi yazar olma göstergelerindendi. Altından sonra bakırı tanımak gibi, baharın ardından kışa yakalanmak gibi anlatılır dururdu. Hilafetten saltanata, adaletten zulme, zühdden dünyevileşmeye geçiş kabul ediliyordu Emevi dönemi. İtibar edilmemesi gereken iddialar da değildi bunlar. O dönemden, iki yıllık Ömer bin Abdülaziz bölümü çıkarıldıktan sonra, üflemeden içilebilirliği yoktur. Elbette, siyasi sistem olarak Emeviliği konuşmakla, Emevi dönemindeki Müslümanları ve akidelerini, hatta meşhur Haccac’ı konuşmak aynı şey değildir. Emevilik, sadece tarihçileri ilgilendiren bir dönemin ve kitlenin adı mıdır? Emevilik öldü mü? Özellikle, insan hakları konusunda ciddi bir bataklık ne yazık ki o dönemin sicilinde vardır. Emeviliğin siyasi boyutunu, insanı tahkir eden karakterini şimdilik, tarihin dosyalarında bırakabiliriz. Bu gün, Emeviler dönemini ve Emevilik dönüşümünü yazıp çizen nesil olarak, başka bir zaviyeden konuyu irdeleyebilir miyiz, bilemiyorum. Nedir Emevilere yöneltilen suç? Saadet asrını, işkence ve eziyet çağıyla değiştirmeleri, zühd hayatını terk edip saray hayatına yönelmeleri... Kullara kulluktan Allah’a kulluğa terfi etmiş bir nesilden sonra, Allah’ın kullarından kendilerine kul seçmeleri... Dine hizmet için yola çıkmış bir nesilden sonra, dini kendilerine hizmet ettirmeye çalışan bir nesil olmaları... Bir yapıp bir bozmaları... Veda Hutbesi’nde Resulullah sallallahu aleyhi ve selemin ayaklarına altına aldığı cahiliyeyi hortlatmaları… Üzerine Cihad Ordularını saldıkları Bizans sarayını aratmaz bir saray hayatını Ümmetle tanıştırmaları… İhtiras ve zevklerine hizmet ettirdikleri insanları Allah ve din adına yönlendirmeleri… Emevilik bir sülale adı olmadan önce bu mantığın adıdır. Nefis muhasebesi kudretimizi kullanarak, on yıl öncemizle şimdiki halimizi karşılaştırdığımızda kendimize hangi unvanı uygun görürdük acaba? Faizden krediye, tesettürden karma düğüne kadar, on yıl önce görmek istemediklerimizle bu gün içinde olduklarımız... On yıl önceki dost ve arkadaş çevremizle bu günkü çevremiz... On yıl önceki gündemimizle bu günkü gündemimiz... Dünkü Avrupa söylemimizle bu günkü söylemimiz... On yıl önce okuduğumuz kitaplarla bu gün okuduğumuz kitaplar... On yıl önce sabah namazına gitme heyecanımızla bu günkü heyecanımız... Halep orada ise arşın burada değil mi? Bizim Emevilerle alıp veremediğimiz ne ki? Onların kaşlarını, saçlarını mı beğenmiyoruz? Emevilik, berrak akideleri bulandırmak, zevkleri ve menfaatleri peşinden gidilir düzeye getirmek değil midir? Emevilik saadeti bulandırmak değil midir? Nureddin yıldız neymiş ki bu. |
||