|
||
| yine yalnızlığımı kat kat ediyorum, öyle birşey ki içimdeki kalabalıkta boğulurken sadece bir avuca sığınam dürtüsü geliyor benliğimin derinlerinden..bir çift göze sığnıp kalma isteği, bastıramadığım çoğu zaman ve sadece gizlemeyi öğrendiğim, diğerleri gibi. saklambaçlar...ebeleri ve ebelenecekleri hep karıştırdığım, hani sadece içimdekileri ebelenmesinler diye gizlemeyi becerebildiğim, dışarıdaki "ben"liğiminse hep ebelendiği.. saklambaçlar...oysa hep çürük yumurta olurdum ben küçükken..küçük..evet küçüktüm ve büyümek istemeyecek kadar çok şey biliyordum küçüklüğümde. İçimdeki çocuğun bildikleri belki saysam benimkilerden fazladır; büyümek istemezdik beraber hiçbir zaman ama olmadı..doğanın kanunlarına boyun eğmek zorunda kalıp, içimde hapsedip yalnız bıkratım onu. aslında tam da yalnız bıraktığım söylenemez, hani uğruyorum yanına günde birkaç sefer, dudaklarımdan sarkan yersiz tebessümlerimin de bir diğer sebebidir bu... alıntı |
||
|
||
|
||
|
||
| Gözü karaymış gecenin, gecenin içi karaymış, rengi bile yokmuş aslında acının, acı saf şeffafmış... İçimdeki sessizliğin sebebi öfkeymiş, öfkem bile sessizleşip içimdeki acının karşısında sinmiş.. İçimde öyle bir yıkım olmuş ki, öyle gürültülüymüş ki acının yıkımı, sinmiş herşey... Herkes bulduğu bir köşeye saklanıvermiş. İçimdeymişsin... İçindeymişim.. Sonra zaman gelmiş.. Silmiş geçmiş.. Yıkmış, talan etmiş acı.. İçimde acı kalmış.. İçimde herşey susmuş.. İçimde gece kararmış... İçimde gün kaybolmuş.. alıntı |
||
|
||
| Oysa düşlemek ne güzeldi çocukken. Nerden bilirdim yaşamın Böyle parçalanarak süreceğini Ve ömrümün,kendimi toplamakla geçeceğini... Bir yap-bozum sanki, Tek parçamı bile bulamadan, Yeniden dağılıveriyorum Çevreme bakındım,yalancıların çoğu unutkan ya da aptal,Kötü ve korkak Yalanı böylelerinin eline düşüren büyük zekalara kızdım. Özdemir Asaf |
||
|
||
| bilmek istemediklerim, zihnimde dolanan geçmiş rakamlar..hep bilinmeyenlerin bir yere oturtulamayanın ben olduğu anlamını yitirmekten ziyade amacını kaybetmiş denklemler..kısaca milyonlarca tilki işte yüreğimden beynime çığlıklar atarak koşuşturan... "sadece yürümek vardı hani, yolun serinliğine kaptırmak çıplak ayaklarını ve batan dikenleri bile hissetmeden özgürce savurmak rüzgara fısıltılarını.. şimdiyse heryer ve herşey sessiz bilmediğim, öğrenmeyi de pek arzulamadığım bir sebeple.. mesela kaldırım taşları konuşmadı bugün hiç benimle ya da altında ıslandığım sokak lambasının buğusu fısıldamadı bana o güzel hikayelerinden; damlalar da sessizliğe uyum sağlarcasına o kadar sessiz o kadar usulca iniyorlardı ki yere... canımı acıtacak kadar sessizdi bugün İstanbul... onun sessizliğinde mezarlarımın çığlıkları yankılandı kulaklarımda..bütün gece..." alıntı |
||
|
||
| Dünyanın meşgalesi Ey Sultan! Bil ki, dünyanın işleri ilk göründüğünde, insan onların hemen biteceğini ve fazla devam etmeyeceğini zanneder; halbuki onun işleri ve halleri birbiri peşi sıra gelir, hiç bitmez; bu uğurda bir ömür sermayesi harcanır. Hz. İsa (as) şöyle demiştir: “Dünyanın peşinden koşanın durumu, denizden su içen kimseye benzer; o ne kadar çok içse o kadar susar ve harareti artar. Bu kişi ölene kadar içer, fakat susuzluğu gitmeden kendisi helak olur gider.” Bu konuda Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Denize düşenin ıslanmaması mümkün olmadığı gibi; dünyaya dalanın da kirlenmemesi mümkün değildir.” (İmam Gazali, Yöneticilere Altın Öğütler) |
||
|
||
| Bu bir yalan bu bir ceza Bu bir talan gönlüm bu bir veda Ne bir tavır ne bir eda Tutup savur gönlüm bu son elveda Hatırlarım hiç gidemem deyişini Hatırlarım erken ölürüm deyişini Aldanırım ben zaten gülüşüne ahh gülüşüne Aldanırım gülüşüne Bu bir yalan bu bir ceza Bu bir talan gönlüm bu Bu son elveda aşk değil keza Ne bir tavır ne bir eda Savur savrul gönlüm bu bu son elveda Aldanırım ben sana Bu her mevsim söyler misin Mecbur eden buna yar sen misin Soran beni yarım bulur Sen bir tek gül ey yar tamam olur Hatırlarım hiç gidemem deyişini Hatırlarım erken ölürüm deyişini Aldanırım ben zaten gülüşüne ahh gülüşüne Aldanırım gülüşüne Bu bir yalan bu bir ceza Savur savrul gönlüm bu bu son elveda Aldanırım ben sana |
||
|
||
| DUA gitmesin gozlerinden piril piril arzular eksilmesin yuzunden o tebessum o bahar tanrim seni korusun kem gozlerden saklasin agartmasin sacini su gecen zalim yillar sen guzel bir kelebek sen nadide bir cicek sana olan bu askim inan hic bitmeyecek tuttugun altin olsun gonlun neseyle dolsun kader hep gulsun sana mutluluk golgen olsun layiksin ovulmeye layiksin sevilmeye seni uzup aglatan hasret kalsin gulmeye sen guzel bir kelebek sen nadide bir cicek sana olan bu askim inan hic bitmeyecek Necdet tOKATLIOĞLU OLMADI GİTTİ Sana kýzmak gelmiyor artýk içimden çünkü çok üzüldüm Güller açardý yanaklarýmda sarardým süzüldüm Piþman deðilim herþeye raðmen Seni sevdim seni çok sevdim Acý çektim denedim her þeyi Olmadý olmadý olmadý gitti Sen istedin olmaz dedin bu iþ yürümez dedin Ne kadar sýzladý içim nasýl kýrýldý kalbim Ne zor geçti günler senden ne kadar zor vazgeçtim Þimdi nedir bu halin periþan periþan Oh canýma deðsin diyemem yine de üzülürüm Senin için Bir daha mý yok dönemem asla Bu senin kendi seçimin Olmadı Olmadı Gitti - Coşkun Sabah Yüzkere bin kere söylemedimmi Bu aşkın çaresi yok demedimmi Sen dizime kapanıp yalvarırken Ben sanki kahrolupta ölmedimmi Olmadı olmadı gitti Yandı kül oldu bitti Nasıl sevgiymiş bu Anlamadım gitti Bir yılda bin yılda beklerdim seni Görmeseydim eğer tüm gerçekleri Sen yıllardır bir hayal peşinde Bense başbaşayım dertlerimle Olmadı olmadı gitti Yandı kül oldu bitti Nasıl sevgiymiş bu Anlamadım gitti |
||
|
||
| akhenaton,klibinde bir sorun mu var?tekrar izleyemiyorum |
||
|
||
| site ALLAH 'IN gazabına uğramış. (şaka tabiki) BİR İSTANBUL MASALI Öğrenir mi er yada geç Gülmesini yüreğim Sağa sola savrulur yaralanırım Zor bu hayat dediğin Bir yanı demirden kor Bir yanı aklı selim Böylemidir böylemi aşk Kaç yüzü var bireyin İstanbul... Seversem Seversem hiç korkmadan Hiç utanmadan Gör açalım pembeli baharlar misali Bir hayatsa aşkın bedeli Öderim böyle yazar aşk masalı (Melodi) İstanbul seversem Seversem hiç korkmadan Hiç utanmadan Gör açalım pembeli baharlar misali Bir hayatsa aşkın bedeli Öderim böyle yazar aşk masalı KAN ve GÜL (İntro) Kan ve gül gülle diken aşkın ve sen Birbirine dönüksün sen ve ben Kan ve gül gülle diken aşkın ve sen Birbirine dönüksün sen ve ben Bilmem anlatabiliyormuyum Seviyorum seviyormusun Ağlıyorum gülüyormusun Özlüyorum gidiyorumusun Sevdikçe itiyormusun Peki öyle olsun Seviyorum seviyormusun Ağlıyorum gülüyormusun Özlüyorum gidiyorumusun Sevdikçe itiyormusun Peki öyle olsun Bir Veda Havası Vakit tamam seni terk ediyorum Bütün alışkanlıklardan öteye Yorumsuz bir hayatı seçiyorum Doymadım inan kanmadım sevgiye. Korkulu geceleri sayar gibi Birdenbire bir yıldız kayar gibi Ellerim kurtulacak ellerinden Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi. Aşksa bitti gül ise hiç dermedik Bul kendine kuytularda hadi dal Seninle bir bütün olabilirdik Hoşça kal gözümün nuru,hoşça kal Hoşça kal canımın içi,hoşça kal Vakit tamam seni terkediyorum Bu incecik bir veda havasıdır Parmak uçlarına değen sıcaklığı İncinen bir hayatın yarasıdır. Kalacak tüm izlerin hayatımda Gözümden bir damla yaş aktığında Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan Kan tarlası gelincik şafağında. Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın Vur kendini korkularda hadi al Sen bir suydun sen bir ilaçtın Hoşça kal canımın içi, hoşça kal Hoşça kal iki gözüm, hoşça kal Sen bir suydun sen bir ilaçtın Hoşça kal gözümün nuru, hoşça kal Hoşça kal iki gözüm, hoşça kal... Görelim mevlam neyler Hakk şerleri hayreyler Zannetme ki gayreyler Arif anı seyreyler Mevla görelim neyler Neylerse güzel eyler Sen Hakka tevekkül kıl Teslim ol da rahat bul Her işine razı ol Mevla görelim neyler Neylerse güzel eyler Deme niçin şu şöyle Yerindedir ol öyle Bak sonunu seyreyle Mevla görelim neyler Neylerse güzel eyler Her işleri fâyiktır Birbirine layıktır Neylerse muvâfıktır Mevla görelim neyler Neylerse güzel eyler ÖTME BÜLBÜL A bülbülüm uslu musun, Kafeslerde besli misin? Bencileyin yaslı mısın? Garip garip ötme bülbül. Ötme bülbül ötme bülbül Derdi derde katma bülbül Benim derdim bana yeter, Bir de sen dert katma bülbül YUNUS vücûdun pâk derken, Cihanda mislin yok derken, Seher vakti “Hakk Hakk” derken Bizi de unutma bülbül. Ötme bülbül ötme bülbül Derdi derde katma bülbül Benim derdim bana yeter, Bir de sen dert katma bülbül. |
||
|
||
| sakın sevme beni Senin hüznün benim mutluluğum olacaksa Sözler başladığımız yerde kalacaksa Kalp verdiklerinin hesabını tutacaksa Yok istemem Sakın sevme beni Senin kanununda aşkla ölmek yasaksa Gün gelir yüreğin benide unutacaksa Senden yadigar bir resim kalacaksa Yok istemem sakın sevme beni Alışmalı Alışmalı Yıkılıp yeniden kalkmaya Kabullenip sana düşeni dünyaya bırakmaya Yüklenip tüm acılarını kendine yaslanmaya Kimsesizliğin hesabını istanbuldan sormaya |
||
|
||
| Mutluluk, TDK sözlüğünde “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan doğan kıvanç durumu” olarak tanımlanmakta olup, şimdiye dek sayısız değişik tanımları yapılmış görece ve göreli bir kavramdır. Kimileri mutluluğu maddi alanda, kimileri manevi alanda, kimileri ise hem maddi hem manevi alanda edinilebilecek bir ruhsal hal olarak ele almışlardır. Örneğin, mutluğun manevi alanda edinilebilecek bir hal olduğunu düşünen eski Grek düşünürleri mutluluğu erdemin ödülü olarak değerlendirmişlerdir. Mutluluk hakkında mistisizmde, çeşitli dinlerde ve felsefi ekollerde ortaya konan görüşlerde farklılıklar genellikle şu soruların yanıtlarında toplanmaktadır: * Mutluluk bir amaç mı, bir sonuç mu olmalıdır? * Mutluluk, manevi değerlere mi bağlıdır, maddi değerlere mi bağlıdır? * Maddi değerlerin edinilmesiyle edinilen geçici hal mutluluk kapsamında değerlendirilebilir mi? * Mutluluk kişinin diğerleri hakkındaki hareketleriyle ne derecede ilişkilidir, diğer insanlarla birlikte yaşamayan, toplumdan yalıtılmış biri mutlu olabilir mi? * Istırap ya da mutsuzluğu tatmamış biri mutlu olabilir mi? ![]() Bir yudum ekmekteki mutluluk.Yaşam kavgasında ayakta tutacak nimete kavuşma. |
||
|
||
| Zavallı delikanlı olacaklardan habersiz karşılıksızca seviordu genç kızı.Soruyordu; askere gittiğimde beni bekliycekmisin? -Evet elbette... diyordu genç kız. Delikanlı sevinç sellerinde boğuluyordu adeta. Günler geçti... Genç artık hazırdı askere gitmeye,vedalaşıldı sevdiğinin alnından öpüp son kez baktı gözlerine ve 'bekle dönücem' dedi.Genç kızda biliyorum dercesine salladı başını. Delikanlı bindi otobüsüne ve gözyaşları arasında yavaşça otogardan ayrıldı. Aradan günler geçti.Delikanlının yazdığı hiçbir mektuba cvp gelmiyordu.Ne yazarsa yazsın genç kızdan ses seda yoktu. Birgün koğuşta otururken geldi beklenen mektup.Delikanlı okuduğunda gözyaşlarına boğuldu. ''Ben seni bekleyemiyorum ve başkasından hoşlanıyorum herşey bitti fotoğraflarımı geri yolla'' yazıyordu. Delikanlı kendini topladı ve asker arkadaslarında ne kdr kız fotoğrafı varsa alıp mektubun içine koydu ve şöyle yazdı. '' Hangisiydin hatırlayamadım kendini belirtte öle yollim fotoğraflarını''' )))) Kim neymiş, ne değilmiş, nasılmış, Kime kime ne demişde asılmış, Yok kimse bişi dememişse bu ortalık niye böyle tozutmuş. Kazanan Kim? Hava günlük güneşlikti. Selim’ in alnından boncuk boncuk terler yanaklarına süzülüyordu. Selim ayağıyla topa sert bir şekilde vuracakken arkadaşı Hasan’ ın ayağına takıldı ve yere düştü. Okulun bahçesinde bir bağırış duyuldu.- Aaah! Gol olacaktı. Senin yüzünden gol atamadım. Selim sinirli sinirli bir taraftan Hasan’ a bağırıyor bir taraftan koşarak Hasan’ ı yakalamaya çalışıyordu. Maç durmuştu. Herkes Hasan’ın ve Selim’ in kavga etmesini önlemeye çalışıyordu. Selim “durun bırakın beni bırakın” diye bağırıyordu. Ahmet: -Selimciğim, sakin ol! Bu bir oyun diyorken, bir taraftan Hasan yemin ederek “bilerek yapmadım” diyordu; ama nafile Selim yenilgiyi kabul etmiyordu. Rakip takımı yenmek istiyordu; ama öfkesine yenilmişti. Herkes bu olayın büyümemesi için Selim’ e penaltı kullandırdılar. Selim öfkeyle topa vurdu; ama gol olmadı. Of of! diye söylenmeye başladı, takımının da moralini bozdu ve ilerleyen dakikalarda maçı kaybettiler. Kimse Selim’ in yanında bir şey demedi ama maçı kaybetmelerine Selim sebep olmuştu. Maçtan sonra Ahmet Selim’ in yanına gitti. Ahmet: -Selimciğim nasılsın? dedi. Selim: -Hiç iyi değilim. Maçı kaybettik, yenildik dedi Ahmet: Selim, sadece maçı değil duygularına hakim olmayı da kaybettin. Diyelim ki oynadığın bütün maçları hep senin takımın kazandı. Bu seni ne zamana kadar mutlu edecek. Maçta önemli olan beraber paylaşarak güzel vakit geçirmektir. Yenilsekte üzüntümüzü beraber paylaşmak kazansakta mutluluğumuzu beraber paylaşmaktır. Selim oturduğu yerden kalktı ve “Haklısın Ahmetciğim sözlerinde haklısın. Ben hatalıydım; ama bundan sonraki maçlarda yenilsem de öfkeme yenilmeyeceğim” dedi ve bundan sonraki maçlarda Selim öfkesine yenilmeyerek hep kazanan oldu. Serdar çalışkan |
||
|
||
| DİLİN AFETLERİ çirkin söz söylenirse, kalp kararmaya başlar; eğer güzel söz söylenirse, kalp aydınlanmağa başlar ve eğer dil sözleri söylemeye alışırsa , kalp de eğri olur.Doğru şeyleri idrak etmekten uzaklaşmaya başlar. http://www.gavsulazam.de/turk/muzmin/dilin_afetleri.htm |
||
|
||
| eğri kalbin zararı nedir abi? | ||