|
||
| .. |
||
|
||
KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ. ![]() ![]() Bursa. ![]() ![]() ![]() ![]() |
||
|
||
..
|
||
|
||
| Yaşamaya Dair Yaşamak şakaya gelmez, Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın Bir sincap gibi meselâ, Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, Yani, bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksın, Yani, o derecede, öylesine ki, Meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, Yahut, kocaman gözlüklerin, Beyaz gömleğinle bir laboratuvarda İnsanlar için ölebileceksin, Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, Hem de en güzel, en gerçek şeyin Yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, Yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin, Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, Yaşamak, yani ağır bastığından. Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, Yani, beyaz masadan Bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini Biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, Hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, Yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz En son ajans haberlerini. Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için, Diyelim ki, cephedeyiz. Daha orda ilk hücumda, daha o gün Yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, Fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz Belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. Diyelim ki, hapisteyiz, Yaşımız da elliye yakın, Daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız, İnsanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla Yani, duvarın arkasındaki dışarıyla. Yani, nasıl ve nerede olursak olalım Hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... Bu dünya soğuyacak, Yıldızların arasında bir yıldız, Hem de en ufacıklarından, Mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, Yani, bu koskocaman dünyamız. Bu dünya soğuyacak günün birinde, Hattâ bir buz yığını Yahut ölü bir bulut gibi de değil, Boş bir ceviz gibi yuvarlanacak Zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. Şimdiden çekilecek acısı bunun, Duyulacak mahzunluğu şimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaşadım" diyebilmen için... Nazım Hikmet
|
||
|
||
| ne tesadüf bende,yaşam asla ciddiye gelmez,gelmemeli diyorum..her ne kadar nazım abimizi sevsek de her cümlesine de katılacak diiliz dimi.. | ||
|
||
| Kader diyemezsin sen kendin ettin Aşkıma sevgime ihanet ettin Yalvarışın çok geç beni kaybettin Dönme artık seni bende terk ettim Hani mutluluktu bu aşkın sonu Hani sürecekti bir ömir boyu Nasıl yaptın zalim sen bana bunu Kader diyemezsin sen kendin ettin Şimdi gözlerimde boş bir anısın Sen gerçek aşkımın sahte yanısın Bana değil tanrım sana acısın Bu kötü günlere sen sebep oldun |
||
|
||
|
||
|
||
| Bir gün olsun unutunca Dışımda kalıyorsun Oysa seni düşününce İçime sığmıyorsun Zaman zaman o zaman Zaman zaman o zaman Gözlerimi kapatınca Yanımda oluyorsun Seni öpsem,seni okşasam Farkına varmıyorsun Hergün akşam oluşunda Kadehime doluyorsun Yudum yudum, damla damla Düşüncem oluyorsun Sigaramın dumanında Dudağıma konuyorsun Her nefeste derin derin İçime doluyorsun Zaman zaman o zaman Zaman zaman o zaman |
||
|
||
ne tesadüf bende,yaşam asla ciddiye gelmez,gelmemeli diyorum..her ne kadar nazım abimizi sevsek de her cümlesine de katılacak diiliz dimi.. dimi değil.![]() ACABA ŞEN MİSİN Hicâz (Curcuna) Bestekâr : Bimen Şen Acaba şen misin kederin var mı Ne kadar dertliyim haberin var mı Koynunda bana da bir yerin var mı Ne kadar yalnızım haberin var mı Silen yok gözümden sızan yaşımı Yollarda kaybettim can yoldaşımı Uyusam göğsüne koyup başımı Ne kadar yorgunum haberin var mı |
||
|
||
| Nereye gider başını alıp sorarsın Kimbilir durmadan nasıl susarsın Bilmeden boşuna atıp tutarsın Su gibi açıp geçer zaman Gezdin tozdun aman aman Sazdın sözdün aman aman Giderek üzdün bizi zaman Yazdın çizdin aman aman İncecik izdin aman aman Sıraya dizdin bizi zaman Hem kaçıp yeni bir adım atarken Dibine kadar çileye batıp çıkarken İçine atıp atıp yoluna basıp giderken Su gibi akıp geçer zaman |
||
|
||
| işte hayat böyle kardeşim zaman gider ,biz gider deriz bakmışız ,yerinde saymışız elbet, elbet gün doğacak tüm karanlıklara, bilinmezliklere böylemi kabulleneceğiz herşeyi gerçek bu deyip kabulleneceğiz yatacağızmı herşeyin üzerine yüzme biliyormuş gibi bilenler öğretir elbet ama anyayıda konyayıda ayırt etmeli ikisini o zaman bilmiş olurmuyuz yolumuzda hangi şehri |
||
|
||
| Sessiz sedasızdı işte, geldi ve geçti, kocaman bir yıl, en koskocamanından.. Hani senin doğum günündü, senin doğum gününde hatırladım zamanın ne denli hızla kendini geçtiğini, bizi geçip gittiğini... Hep söylediğim gibi, zamansız duruyor saatler ve zamansız akıyor akrep yelkovana... Kocaman sarılıp bir sevdana, gözlerine mutluluk yerleştirmek... İnsan olmak ya da... Ne kadar zor ve ne kadar zoraki olmuşuz... Uçurumları kapatmak için, içlerini bileklerimizi kesip doldurmuşuz.. sonra da kapandı sanıp, buralarda boğulmuşuz... Bak, "mış" hepsi... hepsi gelmiş, gitmiş; bir sel gibi... Sessiz sedasız derken, gürültüsünden sağır etmiş de farketmemişiz kendi gölgemizden... alıntı |
||
|
||
![]() arabayı böyle yollarda kullanmak isterdim. Trafik olmasın. |
||
|
||
insallah emekli olunca
|
||
|
||
![]() inşallah.
|
||