|
||
| http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=10606&p=1&rid=4369 130 madde halindeki iddianame başlıkları burada. Tamamı basına yansıyan eski beyanatlardan ve tabu devlet tapınıcılığına karşı söylenmiş olan inanç beyanatlarından ibaret. Suç unsuru olarak büyük çoğunluğunda laikliğe sistem olarak karşı olan bir beyanat yok. Zaten iddianame söylemde böyle birşey olmadığını söylemiş olmasına rağmen bir paranoya üzerine oluşturulmuş. Paranoya da şu: Böyle diyorlar ama bunlar önceden şu parti de bu partide görevliydi asıl niyetleri başka olabilir iddiası. Böyle bir iddia nın kendisi demokrasiye aykırı bir suç unsuru iken bu tarz bir iddia ile dava açılabilmesi ise Türk sözde demokrasisinin komedisi. İşin içine türban serbest kalmalıdır, dini insanlar kendileri kitap dan öğrenmelidir beyanatları bile konmuş. Hatta "laiklik bir sistemdir kişiler laik olmaz" tanımı dahi konulmuş. Hiç bir mantığı yok. İşin komiği AKP nin garip söylemleri bu söylemlerin dava edilmesi sebebiyle haklı çıkmış böylece
|
||
|
||
| Zaten bu tür olaylar, AKP'nin biraz daha mazlum ve dolayısıyla haklılaşmasına neden olmuyor mu? Gerçek demokrasiye ulaşıncaya kadar (ki her şeye rağmen umutlarımı hala koruyorum) çekeceğiz bu aymazlıkları. Bir yanda düşüncelerini beyan eden politikacıların basında yer alan açıklamalarını delil olarak görebilen ve bununla Anayasa Mahkemesi'ne giden bir yargı organı, öte yanda seçimle iktidar olmuş, kendisi dışında özgürlüklerden yana olmayan, hatta işine geldiğinde DTP olayında olduğu gibi özgürlükleri hiçe sayan bir parti. Ciddi olarak öfkeleniyorum davacıya ve davalıya. Bu nasıl bir mantık, nasıl bir anlayış ki, özgürlük ve demokrasiyi savunması gereken iki taraf da bu kavramları yok etmek üzere güçbirliği yaptıklarını farketmiyorlar. Nerede kaldı demokrasinin temel taşı, kuvvetler ayrılığı ilkesi, yasama-yürütme-yargı bağımsızlığı? Yargı bu tür kararlarla öyle ya da böyle, işimize gelsin ya da gelmesin, bu hükumeti seçen halkın iradesini hiçe saymış olmuyor mu? Politikacıların politikalarını tartışma platformu kamuoyu ve parlamentodan askeri ve yargısal makamlara geçti artık. Tabii ki amaç demokrasi ve özgürlükler değil. Bu kavramlar sadece ilgili olanlara dokunduğunda önem kazanıyor, bunun dışında amaç değil, malzeme/araç olarak kullanılıyor. Yerleşik (ve bozuk) sistemin bozulması istenmiyor ve bu uğurda hak, hukuk, adalet, demokrasi ilkeleri ezilip geçiliyor. Bunu asker yapsa "darbe" deriz adına, ya yargı yaptığında? |
||
|
||
| Haklısın. DTP sendromu açısından davanın AKP ye açılması aslında güzel oldu. Ancak ben hiç umut etmiyorum nedenine gelince. Birincisi dava açıldığından beridir kendini ilerici gören kesim alkış tuttu resmen. Yani ülkede muhalif kanat diye demokrasi yanlısı diye adlandırabileceğimiz bir kesimin olmadığı,darbeler ve vatan millet edebiyatı ile demokrasi arzusunun tamamen törpülendiği gün gibi ortada. Bu ezik ilericiler, çağdaşlığa bekçi dikerek çağdaş olunabileceği sanrısı içindeler. Militer Türk halkı askerden ve yargıdan medet umup ona güveniyor hala yasalar 80 anayasası olsa da. İlginç bir biçimde de iktidar ve iktidara yakın oy oranındaki partiler içinde en demokrasi yanlısı parti AKP görünüyor tam bir komedi. İkincisi muhafazakar yapısı ve yaslandığı kitle açısından AKP nin demokrasiyi getirebileceğini düşünmek fazla iyimserlik olur. Çünkü dediğin gibi bunlarda kendine demokrat. Hatta muhalefet olmasın istiyorlar. Bu konuda bir düzenleme yapacaklarını sanmıyorum. Ancak parti kapatmayı engelleyebilirler. Bazı hayalperest gazetecilerimiz kemalist diktatörlüğün sonu demiş halt etmiş. Parti kapatmayı engellersin siyasi partiler yasasına bakar. Düşünce ifade suçunu engellemedikten sonra parti kapatmayı nasıl engellerler bilemeyiz. Ancak AKP bu sayede DTP ile aynı kulvara düştü, hadi çıksın şimdi o bakımdan güzel oldu. Bizim demokrasi adına çıkan yasalarımız da bir garip. Çıkartılan yasalara rağmen bazı maddeler sayesinde suçlamak her daim mümkün oluyor pusuda bekliyor. Yasalarımız demokrasilerin tersine "aksi ispatlanana kadar herkes suçludur" prensibine göre oluşturulmuş paranoyak darbe iktidarlarınca. Yasalar baştan aşağı değişmek zorunda tek tek maddelerle olabilecek gibime gelmiyor. Tabi o cesaret yok kimsede bunca paranoyadan sonra. Hatta bunca etnik ve kültürel çeşitlik için tek anayasa da zor iş kaldırsınlar anayasayı. Anayasası olmayan ülkeler de var
|
||
|
||
Radikal çözüm Anayasa ve binlerce yasa olduğu halde işin çorbaya dönüştürüldüğü bir yerde yasa olmasaydı ne olurdu bilmem. Belki de en iyisi bu olacak, kaos çıkıp dibe vurulacak ve ardından kaos kendi düzenini yaratacaktır. Olmayacak şey değil yani.
|
||
|
||
| Partiler mezarlığında bir gezinti İnsan bir cenazeyi defnederken, diğer mezarlara da uğrayıp rahmetlileri yad etmek ister ya; Ben de AKP’nin kapatma davasının ardından şu meşhur “partiler mezarlığı”na uğradım; eskilerle hatıralarımı andım. * * * Maalesef Milli Nizam’a yetişemedim. 1971’de “laikliğe aykırılık” suçlamasıyla kapatıldığında henüz ilkokuldaydım. Ama onun devamı Milli Selamet Partisi yargılanırken mahkemedeydim. 1981’in nisan ayı... Hiç unutmam, bir cuma günü başlamıştı Sıkıyönetim’deki duruşma... Askeri Savcı son seçimde yüzde 8.5 oy alan MSP’nin “laikliğe aykırı olarak bir şeriat devleti kurmak istediğini” iddia ediyor, Erbakan ve parti yöneticilerinin 12 klasörde toplanan değişik konuşmalarından, kanıtlar sunuyordu. Erbakan Mekke’de “50 sene önce Kuran’dan ayrılmışız. Kuran’ın sözünün tekrar geçer hale gelmesi hepimizin vazifesidir. Bunun için de cihat lazım” demişti. 36 yıla kadar hapsi isteniyordu. “İllegal bir cemiyete dönüştüğü” öne sürülen MSP, 1981 Ekim’inde kapatılmıştı. 4.5 yıl süren MSP davası ise, Şubat 1985’te tüm sanıkların beraatiyle neticelendi. * * * Onlar beraat ettiğinde Refah Partisi kurulmuştu bile... Erbakan 1987’de RP’nin Genel Başkanlığı’na geldi. O yıl yüzde 7 oy aldı. 1991’de oyunu yüzde 17’ye çıkardı. 1995’ten yüzde 21.3 oyla birinci çıktı. 1997’de Başbakan oldu. O yıl Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Refah Partisi’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. RP, 1998 Ocak’ında “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle kapatıldı. 75 yaşındaki Erbakan’a 5 yıl siyaset yasağı getirildi. Yeni Yüzyıl’da yazıyordum o zamanlar... 17 Ocak 1998’de şöyle yazmıştım: “Bu karar, Erbakan ve Refah’a ciddi bir darbe anlamına geliyor. Ama Refah’ı var eden koşulların veya ona oy veren 6 milyon seçmenin beklenti ve rahatsızlıklarının sonu anlamına geliyor mu? “Elbette hayır!.. “Biraz sağduyuyla bakabilen herkes görüyor ki, o koşullar orada oldukça Refah’ın misyonu sona ermeyecektir.” * * * Ermedi de... Fazilet Partisi daha Refah kapatılmadan kurulmuştu bile... 1999 seçiminde yüzde 15.4 oy aldı. Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, onun için de dava açtı. Sonuçlandırmak Sabih Kanadoğlu’na kısmet oldu. RP “laikliğe aykırı eylemlerden” 2001’de kapatıldı. Milliyet’te yazıyordum o dönem... 23 Haziran 2001’de şöyle yazmıştım. “Utanıyoruz artık!.. “Karartılan ekranlardan, kapatılan partilerden, bunlara timsah gözyaşı dökenlerden... “Tarih şahit ki, yasaklananlar hep daha cazip hale geldi. Siyasi süreç doğal seyrine bırakılmadığı için Fazilet Refah’tan, Refah Selamet’ten Selamet Nizam’dan daha çok güçlendi. İhtimal bu kez de öyle olacak. Yeni parti, Fazilet’i aratacak.” “Yeni Parti” AKP, Ağustos 2001’de kuruldu. Yüzde 34.2 oy aldı. Sonra oyunu yüzde 46.5’e çıkardı. * * * Şimdi kapatılma sırası AKP’de... Benim çeyrek asırda sadece Milli Görüş geleneğinde tanık olduğum 4. kapatılma bu... Yukarıdaki oy oranları şahittir ki, her gömülen parti, akabinde yeniden dirilip daha da güçlendi. Mezarlık çıkışı sordum kendi kendime: Bu tabloyu yaratanlar, partileri mi gömüyor yoksa engellemeye çalıştıklarını her kapatmada biraz daha büyüterek bizim mezarımızı mı kazıyor? Can Dündarın bugünkü harika yazısını koymak istedim.Yazıyı okurken bir şey düştü içime,%36,%47 bir dahakinde daha fazla bu ülke şeriatın kollarında bulacak aniden kendini... |
||
|
||
| kapanması biraz zor gibi geliyor bana | ||
|
||
kapanması biraz zor gibi geliyor bana neden peki? |
||
|
||
akp yi türbana sokup kapatacaklar öylemi artık akp ninde tesettürlüsü olacak desenize haha ![]() |
||
|
||
o mahkemeden olur cevabı çıksada kuruldaki 11 milletvekilinin çoğu zaten akp li adamlar
|
||
|
||
| R.T.Erdoğan bir konuşmasında '' Demokrasi bir trendir, zamanı gelince o trenden ineriz '' demişti. Batıda Mücadeleci Demokrasi denen bir terim vardır. Bakınız Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Kanadoğlu şöyle diyor bu konuda: --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Demokrasinin kendini koruma refleksi bulunduğunu, mücadeleci (militan, savaşan) demokrasi kavramının ilk olarak 1936 yılında Almanya'da dile getirildiğini anlatan Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Kanadoğlu, ''Demokrasi, kimseye kendini yok etme imkanı tanımaz.'' Aldığı oy oranı nedeniyle söz konusu partiye dava açılamayacağını ileri sürenlere katılmadığını ifade eden Kanadoğlu, alınan oyun yüzde yüze yakın olması durumunda dahi, bir hukuk devletinde gereklerin yerine getirileceğini söyledi ve ''Laik demokratik cumhuriyeti, kendi kafanızdaki orta çağ anlayışına dönüştürmek istiyorsanız, yargı bunu engelleme gücüne ve yeteneğine sahiptir.'' diyor. --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- R.T.Erdoğanın sırf yukarıdaki söylemi bile bence AKP nin Demokrasiyi tehdit ettiğine güzel bir örnek, ve sanıyorum ki Mücadeleci Demokrasi, Demokrasinin ve Edinimlerinin göz göre göre yok edilmesine yada aşındırılmasına müsade etmeyecektir. Aksi durumda ''Demokrasi Treninin'' son duraga yaklaştığını korkarım hepimiz görebiliriz, korkarım hem de çok yakında. |
||
|
||
| AKP nin demokrat olduğunu düşünmüyroum ama sakın ban CHP TKP İP MHP DTP DSP ANAP DYP hatta ÖDP ve herhangi partgininin demokrat olduğunu söylemeyin partiler demokrat olamıdğı gibi parti yöenetcielrinde demokrat olmadığını söyleyebilirim AKP Abdurrahman çelebidir | ||
|
||
| keçi olayı he ? koyun olmazsa.. halen süregelen aptal bi düzen.. özelleştirme bağabında satılmış kurumlar.. ve o kurumlardan elde edilen gelirin bizim ülkemize harcanmayışı... kapatın gitsin.. çareyse! |
||
|
||
| sayın sino atrial aptal olmıyan düzen(sistem) var mı? | ||
|
||
| hala kendini akıllı sananlar konuşuyormu demokrasi sevdalısımı oldunuz iki günde başsavcıyı ölümle tehdit edeceksin sonra demokrasi nerede diyeceksin aymazlığada bak hele, | ||
|
||
| Bu tip çamur atmaların yanlızca ortalığı karıştırma niyetli olduğunu, Eleştirilmesi gereken yerlerde yapılan eleştirileri de gölgelediği için, Çamur atılanın avantajlı konuma geçtiği, Hatta AKPye oldukça vurucu noktalardan yapılan türlü eleştiri, hatayı kamufle ettiğinin farkında mısınız.. Değilsiniz, Bu geyet güzel birşey. |
||