|
||
| insanlar var olduklarını bir şekilde göstermeye çalışıyorlar. kimisi üreterek ve iyi olarak, kimisi de tüketerek ve kötü olarak. |
||
|
||
| burda dikkat çekmek istediğim bir şeyi de gözden kaçmaması için özellikle açıklıyayım: üretenler, katanlar, faydası olanlar hep iidir. tüketenler, eksiltenler, zararı dokunanlar da kötü. insanlar tabii ki hiç bir zaman kendilerini kötü olarak görmezler. her durumda ii olmalarına bir bahane bulurlar kendilerince. ama onlar eğer üretemiyor ve katamıyorlarsa farkında olmadan kötü olarak varlıklarını bilmeden ortaya koyma imkanı bulurlar. hatta bazıları da hak adalet arıyorum gibi zırhların arkasına sığınarak tüketme yolunu seçerler. bu durumda tüketici ve yokedici olup/olmamak yeterli ve gerekli bir ölçü olmaz mı ? |
||
|
||
| hayır, yani niye kötü olsunlar ki? yeni doğmuş bebek kötü mü? ne demek bu şimdi? çocuklar, gençler kötü, yetişkinler iyi? nedir bu y aw? ama şu var. lokomotif olanlar bir de vagon olanlar var. bi toplumda lokomotiflerin sayısı ne kadar artarsa işler o kadar iyi gider. herkes lokomotif olursa zaman kavramı çöker ve yeni bir dönem başlar... ve bu sorumlu olmakla ilgili. kendi gücünü üstlenip kendi hayatını yönetmektir... bu bilinçtir. |
||
|
||
| şu an belkide bu mesajları yazmamda ki neden; - var olmaya çalışmaktır - bu gargaşanın içinde bir yerlerde... |
||
|
||
| iyilik ve kötülüğün bununla alakalı olduğunu düşünmüyorum.. ama 'tüketim' bir var oluş biçimi değildir. üreterek var olunur.. yaratarak var olunur.. yaratmak üzere yıkarak var olunur.. üretmek üzere bir tüketimi kuramıyorum
|
||
|
||
| bense bunun tam tersini düşünüyorum.. bence plastik aydınlanma çağındaki fransız aydınlar gibi konuşmuş da, günümüzdeki liberal yönetim şekline bakarsak denizin dediğin tam tersi geçerli gibi görünüyor. bizler tükettiğimiz ölçüde var sayılıp, birey olabiliyoruz. ne kadar levis giyersen o kadar varsın, ne kadar kırıntıya gidersen o kadar varsın , bunun dışında bir yaşam şekliini benimseyenler aksine yok sayılıyor. alternatiflerin bile asimilasyona uğrayıp törpülendiği çağımızda hepimiz birer küçük tüketiciyiz.. düşünsenize şundan 2 yıl önce tophanede nargile içmek son derece alternatif bir keyif olup, alternatif hayatlar yaşayan grupların tercihi iken artık reinadan çıkınca uğranılan bir mekan haline geldi..yani, alternatif diye bişey kalmadı. her alternatif 1 yıl sonra sıradanlaşmaya başladı.. buda ışık hızıyla tüketmeye başladığımız gösteriyor.ve bu dünyada tüketmek hiç te kötü sayılmıyor |
||
|
||
| yaw emel.. neyin ne sayıldığına niye bakıyosun ki ne düşündüğünü söyle ..
|
||
|
||
| bir de yok olma gayreti var... açıkla olm hades hemen... baane yaa.. |
||
|
||
| NE ve NİÇİN var olmak?kalabalığın içinde yürürken kimse bizi farketmezse ne olur ki? inanılmaz düşüncelerin ve bir çok insanın başaramadığını başarsan bile..yada HADES in dediği gibi YOK OLMA GAYRETİNE karşı mı?.. | ||
|
||
| Varolma gayretinin temelinde öne geçmek, başkasından önce bir şeyleri yaptığını gösterme düşüncesi yatar. Böylece başkalarından öne geçen kişinin daha güçlü daha iyi olduğu gibi bir izlenim doğmuş olur. Bu aynı zamanda cazibe merkezi olarak, tüm karşı cinsi kendisine çekme düşüncesinin de başka bir dışavurum biçimidir. Üretim tüketim ilişkilerinin iyilik ve kötülükle ilgisi olmadığı gibi, üretmek ve tüketmek de kişinin isteğine fazla bağlı değildir. Çünkü üretemezsen yok olursun ! Birilerinin üretmesi, birilerinin tüketmesine gelince, bu doğadaki dağılımın adil olmamasından kaynaklanır. Yani Allah akıl dağıtırken ağacın arkasına gizlenenlerle gizlenmeyenler yukarıdaki örnekte olduğu gibi lokomotif ve vagon görevlerini üstlenirler. Bu durum gerçekte biraz da kaçınılmazdır ve seçim gibi görünmesine karşın içgüdüseldir diye düşünüyorum. Örnek vermek gerekirse, Deniz'in böyle bir forum açmasına neden olan içgüdü, bizim de burada yazılarımızı yazıp kendimizi göstermek, daha iyi olduğumuzu kanıtlamak şeklinde görüntüleniyor. Böylece toplumsal rekabetin sanal yansımasıyla kendimizi tatmin edip mutlu olmaya çalışıyoruz. |
||
|
||
Denizin düsüncesi dogru buluyorum ama sorun hic üretmeyen insan yoktur. |
||
|
||
| Yani Allah akıl dağıtırken ağacın arkasına gizlenenlerle gizlenmeyenler yukarıdaki örnekte olduğu gibi lokomotif ve vagon görevlerini üstlenirler. Ne lokomotif yada nasıl adlandırırsan adlandır senin düşünce sisteminde olduğu gibi kendini göstermeye, kanıtlamaya veya açıklamaya çalışan İNSANLARIN da bu kavram ve kuramlar kargaşası içinde olabileceğini anlamalasın. ama şu konuda sana KATILA KATILA gülüyorum; bana verilen (o bahsettiğin tanımlama) sana da eşit olarak verilmiştir.Bulmaya çalış..ANCAK akıl verilmez sonrada oluşturur.. VE sen gibileri bir dağın yamacında doruğa tırmanırken ben gibileri de dağlar arasında zıplayarak dolaşır..sen gibiler yaptıklarıyla düşündüklerinin nasıl birbirine tezat olduğunu göremezler..yada görürler ama görmezden gelirler..ben yanlızca İÇİMDEKİ BENİN önderi olur ve sırtlarım...saygılarımla... |
||
|
||
| varolmanın önemli şartlarından birisi "farkedilmektir". torq un "öne geçme" fikrinin temelinde bu yatar. fark edilmek için ise orta yerde soyunsanız bile buna yeter. bu bile sizi var eder. ama plajda soyunmanın bir anlamı yoktur. o halde içinde bulunula şartlar içinde olmayanı üretmek, sosyal çevreye farklı perspektifler kazandırmak var olma argümanlarından görülebilir. herkesin einstein olduğu bir yerde einstein doğar mıydı ? |
||
|
||
| İşte bu noktada seninle ayrılıyoruz.Ben var olma nedenimin insanların beni nasıl bulacağı yada ortaya çıkardığım yapıtlarla beni omuzlara almalarının olduğunu düşünmüyorum.benim hedefim aslında diğer insanlar gibi görükse de aslında BENİM.yapı taşlarını toplayarak daha iyi bir düşünce yapısına sahip olabilmek ve bunu sonucunda DİKKAT çekmeden o insanların bu yapıtlardan yararlanmalarını sağlamak.tabii ki bu yarar benim dışımda gelişecektir.biliyorum ki ben biryerlerde bu insanlarla görüşeceğim..eğer farkedilmek isteseydim inan beni farkederdiniz..ayrıva belki bir einstein çıkmayabilir (benim böyle bir hedefim deyok) ama hiç olmazsa kendimizi geliştirebiliriz.ne dersin? | ||
|
||
| evet dediğin anladım. benim söylemeye çalıştığım farkedilme yoluyla varolmanın gerekliliği değil. yani bunu olumlamıyorum. senin de dediğin gibi insanın varolduğunu öncelikle kendine kanıtlaması lazım. varoluşunu farkettirerek gerçekleştiren insanlar aynı oranda kendi benliklerini kaybederler. konunun başında da dediğim gibi iyi veya kötü olmakla bir şekilde dikkat çekmek "ben de varım" demek dürtüsü genel bir insani eğilimdir. amacım insanın varoluşu böyle yanlış bir temel üzerine oturtmasını sorgulamaktır. |
||