SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sinema

Konu: İyi Oyuncu?

Sayfa: [ 1 ] 2

25.12.2004 14:26:13
İyi oyuncu...rolünü yaşar..örneğin rolü bir katil olmasını gerektiriyorsa sette o artık bir katildir.

Ya da

iyi oyuncu rolünü iyi oynar.Bir katil olmaz ,bir katilin nasıl olduğunu ikna edici bir şekilde gösterir.

Aynı gibi gözüküyor aslında değil.

İlkinde kendinizi empati aracılığıyla bir katilin profiliyle özleştiriyorsunuz ve katil olmanız halinde zaten olacak olan sizi ortaya çıkarıyorsunuz.Elbette oyunculara özellikle özgü görsel canlandırma yeteneği gereksiniyor.

İkincisinde ise katil profilini yorumlayarak giyinir.O katil tiplemesi içinde giyindiği karakteri ustalıkla yönlendiren ve hala kendi olan kişidir.Katilin anlarını hisseder ama yaşamaz.

Ve bana oyuncuyu usta yapanın esas ikinci tavır olduğuna inanıyorum.Çünkü içinde yaşadığı konumu canlandırdığı konumla birlikte aynı anda neredeyse farkında olmayı ,oyunculuk kavramını iyi analiz etmiş,kuvvetli bir dramatize etme yeteneğine otopsi yapabilecek yaratıcı bir şuura sahip olmayı gerektiriyor.

Ancak bir yönetmen olsaydım birinci tip oyuncuları tercih ederdim çünkü daha kolay yönlendirebilirdim sanırım,hatta kötü oyuncuları iyi oyunculara yeğlerdim.
 

25.12.2004 19:28:50
ben olsam gerçek katil bulurdum.gerçeği varken neden sahtesini yaratmaya çalışayım?

25.12.2004 21:43:29
Belki de filmlerde çocuklar çocukları,kediler kedileri ,köpekler köpekleri katiller de katilleri oynamalı ki hayat birebir taklit edilmiş olmasın.  Wink
 

28.12.2004 11:43:45

yaşamalı mı rol yapmalı mı derseniz, ben yaşamalı derim.
gerçekten kötü olmalı, uyuşturucu kullanmalı, dövmeli, o set botunca o olmalı..
nasıl ki gerçek hayatın taklidi yoksa, en gerçekçilik iddası olan sanat dalı sinemanın da yoktur.
mış gibi yapmak tiyatroda çoğu durumda çok göze batmamakla beraber, o sofisitike görüntü hoşluk bire yaratır. ama sinemanın tiyatrodan çok daha fazla gerçeklik iddası vardır. işte bu yüzden mış gibi yapmak değil, o olmaktır asıl olan.
sinemada mış gibi yapanlar çabucak göze batar, sakil görünür ama tiyatroda bu göze batmaz.
yoğun dekorlar silsilesi içinde zaten seyirci bir sahnede geçen hayatın gerçekliğinin hangi boyuttta olduğunun farkındalığıyla oturur tiyatro koltuğuna. gördüğü ancak o sahneden ona geçen bir gerçekliklir.
ama sinema öyle değildir. sinema o perdenin içindeki gerçek hayattır. dediğim gibi en gerçeklik iddası olan sanat dalıdır sinema. kurgusal olduğu çoğunlukla unutulur. gerçek bir yaşammış gibi algılanır.

28.12.2004 14:08:00
Emel ,

Haklısın.Tiyatroda roldeki teknik becerisini oyuncu özellikle hissettirmeli..Sinemada ise oyuncu filmin içinde erimeli bir nevi.

O yüzden zaten sinema daha çok yönetmenin tiyatroysa oyuncunun ustalık ya da yaratıcılık gösterisi gibi.

28.12.2004 14:09:41
Alıntı

O yüzden zaten sinema daha çok yönetmenin tiyatroysa oyuncunun ustalık ya da yaratıcılık gösterisi gibi.
kecinlikle çok doğru bi söz

Çetin 28.12.2004 20:38:16
bence sinema denince iki şey var. biri eğlendirmeye bakıyor, hisleri kucaklamaya,güldürmeye korkutmaya vs. yapmaya ve böylece yüksek rakamlara ulaşmaya çalışıyo. ikincisi ise kendini sanata daha yakın hissediyor. ben ancak bu ayrımdan sonra ticari sinemayı bir kenara ayırdıktan sonra bir sinema ile karşı karşıya kalabiliyorum. burda da oyuncu değil ama yönetmen diyorum. böyle olunca da oyuncu ünlüymüş, fiziki düzgünmüş, hatta asıl işi manavlıkmış pek önemli değil diyorum  

02.01.2005 18:18:02
İyi bir yönetmen daha doğrusu deha sahibi yönetmen ; çirkin bir oyuncu da dahi dünyanın en güzel kadını hissini seyirciye algılatabilir.

Bİr de oyuncu sinemada ne kadar iyi olursa olsun filmi yaratmaz rolünü yorumlar daha çok ve bu noktada sanatçı tanımına uygunluğu tartışmalıdır bence.
 

17.01.2005 19:21:25
Bence sinema iyi fotoğrafların canlanmasıdır. Ki gerçekte de fotoğrafın hareket halindeki şeklidir. Yani fotoğraflar hareket eder. O yüzdendir ki usta bir fotoraf sanatçısı olan Nuri Bilge Ceylan o inanılmaz canlanan fotoğraf karelerini yakalamıştır. Evet sinema tiyatrodan ayrılır. Sinemada fotoğraflar mesaj verir. Tiyatroda mesajı veren vücutlardır. Enstruman vücuttur. Sinemada ise kameradan çıkar sahneler . Kameradan geçer . O kameradır ki bir açıyla sizi avlar. Oyuncuların hiç konuşmadığı bir film bile çekilir belki oyuncuya bile gerek kalmaz..... Bence......

17.01.2005 22:14:07
sana tamamen katılıyorum
burada bi soru geliyor aklıma
evet sinema fotoğraf sanatının hareketleridir belkide.
ve doğaldır ki birçok iyi yönetmen fotoğraf kökenlidir.
soru şu

sence bu sinemada biçemciliğe sebep olmazmı?

18.01.2005 01:15:18
Doğru haklısın biçemciliğe sabep olur  . Ama burda şu da var sırf diyaloglara dayalı gibi gözüken filmler oluyor . Hatta tek mekanda çekilen ama unutulmamalı tek mekan kamerada yüzlerce defa farklılaşır. Bir açı yaşanılan hissi verir bence.

Çetin 18.01.2005 01:43:55
evet sinamanın  bir öndeki adım fotograf, fakat artık sinemayı yalnızca görüntüye indirgemek  bizi hataya düşürmez mi? yani sinemayı fotograftan ayrıran en keskin şey hareket-akış ken fotograf sabitlemeye yönelen bir sanat. ayrıca sinema yalnızca görme duyumuza hitap etmiyor, bir de duyuyoruz. bu da işin içine anlamlar giriyor demek. yani hem diyalog hem de müzik. hatta modern çağımızda kokuyu bile kullanan bir yere vardı sinema. yani bizi epeyce kuşatır bir hale geldi. böyle olunca da seyreden aslında repliğini iyi ezberlemiş ve rolü ile bütünleşmiş olanı değil filmi çekeni yani yönetmeni -adı üstünde yöneticiyi, son kararı vereni, eserin öyle olmasını sağlayanı- alkışlamalı. yani yönetmen yalnızca bir anlamda fotografçıdır. ama o aynı zamanda bir edebiyatçı, bir müzisyen ve bir kukla oynatıcısıdır, yönetmen hepsinden bir parçadır. iyi oyuncu ise yönetmeninin istediğini en az seferde uygulayandır.  

18.01.2005 23:29:31
şunu unutmayalım gerçek sinema sessiz sinemadır.. daha önce de bahseetim, yapacak hiçbişey kalmadığında diyalog kullanılmalıdır.
bakın birçok sessiz sinemacı sesli filme geçildiğinde başarısız olmuştur.
sinemada görüntünün dilidir. yönetmenin asıl işi anlatmak değil göstermektir derler.
yani bu asla biçemcilik değil, görüntüde de üslupçuluğa kayılabilir.
bakın bunu bir örnekle anlatıyım.
bir hithcock filminden bir sekans.

adam kadına evlenme teklif ediyor. kadın ona gece 12 de telefonda cevap vereceğini söylüyor.
ve oradan kesme ile santralcı kıza geçiyor. kızın kolundaki saate.
santralcı kızın kolundaki saat gece 12 yi gösteriyor. ve telefon düğmelerinden biri yanıyor. kız onu dinlemeye başlıyor.
kızın yüz şeklinden kadının adma evet dediğini görüyoruz. kız gayet heyecanlı ve mutlu bir ifadeyle olanları dinliyor.
bakın diyalogsuz konuşan görüntüler. işte asıl sinemanın gücü burada.

bu diyalog konusundaki düşüncelerim

son tango 04.04.2007 04:44:37
blöf haklı,su ve et beraber olmalı..görüntü,hikayeyi hayal ettemizi engeller..budur der,ama görüntü hersey diil,dialogsuz sinema olmaz..haa,olabilir de tabii,ama sizi cok zorlar..yoksa,sessiz sinema döneminde ses kullanılabiliyorda kullanmamışlar diil..mecburiyetten kaynaklanmıştır..

data_grrr 04.04.2007 04:57:22
sanırım tam aksi olacak görüntü hayalimizi çalıştırır ama metin onu rayına oturtur.. sessiz sinemada daha çok hayal tahmin etmemiz gerekiyor çünki.. belki müzik eşliğinde deneysel bşiler mümkün olabilir ama bu çağda..


Sayfa: [ 1 ] 2