|
||
| İzlenimciler(empresyonistler ) izlemeseydi resim sakat büyürdü. Gerçeğe dair kabul ettiğimiz herşeyin hatta keyfi nedenler için dahi havaya uçurulup yerle bir edilmesi gerektiğini hatta aslında varolmadıklarını düşünen biri olarak söylüyorum bunu.. izlenimciler dünyayı pür dikkat izlemeselerdi resimde bombalanarak imha edilecek bir gerçeklik olmayacaktı. Resme dair en ilkel beğenilerin bugün yansıtıldığı ve alalade tercihlerle evlerin duvarlarını süsleyen nehir manzaralı resimler için bir şey diyemem.Aslında suni renklendirmeden alınan haz nedeniyle bir manzaranın sıradan fotoğrafı yerine sıradan tablosunun tercih edilebildiğini -çizgi filmlerde parlak ya da pastel renklendirilmelerle sevilmez mi mesela- biliyorum.Ve doğada varlığını gördüğü herhangi bir gerçeği bir tabloda yeniden canlandıran insan bir tür oranın parçası hatta müdahale edebileni olmanın hazzını da alır. Ama esas önemlisi insanın resimsel dolayısıyla sanatsal ve dolayısıyla düşünsel tarihini izlenimciler olarak yazan insanların doğayı izlerken inanılmaz bir gayretle ışığı ,gölgeyi,simetriyi,kaosu,şunu bunu çözmeye çalışmaları ve ardçıl bir çok akımın onlara karşı duruşlarında bile onlardan etkilenmek durumunda kalması. Çünkü gerçekle oynayabilmek için önce gerceğin anatomisinin titiz bir uğraşıyla keşfedilmesi gerekiyordu. Renoir
|
||
|
||
| Teknik açıdan bakıldığında empresyonist ressalar, biçim ve rengi olamsı gerektiği gibi değil ; ışığın çarpıcı etkileri altında ,gerçekten gördükleri gibi resmettiler.Bu ,onları sanatın bir çok geleneksel ilkesini terketmeye yöneltti.Nesnelere biçimlerini veren ve hacim etkisi uyandıran kesin çizgiler bundan böyle bırakılarak ,yerine birbirinden ayrı ,tek tek fırça dokunuşalrından yararlanıldı.Geometrik kurallar üzerine kurulmuş perspektif artık kullanılmıyordu; ama onun yerine ,boşluğu ve hacmi belirlemek için önplandan başlayarak geride ufuklara kadar uzanan dereceli tonlar ve renk çeşitlerinden yararlanılıyordu:Burada renk çeşitleri deyimini ,bir rengin gerçek niteliği anlamında kullanıyoruz,zümrüt yeşili -koyu yeşil-krom yeşili vb.Öte yandan ton sözcüğü ,en açıktan koyuya doğru değişien renk yoğunluklarını belirtmektedir.Empresyonist ressamlar ,güçlü ve şiddetli kontrastlarıyla ışık gölge alanalrı kullanmakatan vazgeçtiler.Siyahlar ,griler ,saf beyaz ,çeşitli kahverengiler ve aşı boyası,koyukoyu kahverengi, kırmızımsı kahverengi gibi toprak renkleri paletlerden çıkarıldı.Sadece prizmatik renkler ; maviler ,yeşiller ,sarılar,portakal rengi ,kırmızı ve menekşe rengi kullanılmaya başlandı.Nesnelerin daha önce bildikleri gibi değil, nasıl görüyorlarsa öyle resmini yaptılar.Sözgelimi toprağın rengi o an gözlerine nasıl göründüyse mesela pembe ve ya turuncu öyle resmedebiliyorlardı.Sık sık renklerin optik olarak kaynaşmaları tekniğini kullandılar.(boyaları palette karıştırmak yerine iki saf rengi tual üzerinde yanyana koydular.)Ressamın arzu ettiği renk karışımını seyircinin gözünde oluşturması gerekiyordu.Örneğin fırça darbeleri aracılığıyla yan yana konulan kırmızı ve mavi arasında oluşan titreşimler sayesinde seyreden rengi mor görecekti.Bu durum Chevreul gibi fizikçileri kuramlarına uyuyordu. İnsanın evrimi açısından bakıldığında ,tonun ve rengin en karmaşık bileşimlerini yakalayıp sunma yetenekleriyle empresyonistlerin gözü en fazla gelişmiş olandır. maurice serullaz |
||
|
||
Sanat kendini yarattığı an illa ki yenilikçi ve öncekini yıkıcıdır..Onu katılaştırıp - yosun tutmasına sebep olan sonrakilerdir hep.İzlenimciler de dönemlerinin keskin renk haykırışlarıona sadelik damgasını vurmuş asilerdi aslında. Redon ![]()
|
||
|
||
Değişim doğrusal değildir.Ve değişimin kendisi insan için vazgeçilmezdir.Bu aşma kabını genişletme zorunluluğu insan için hayatidir. monet ![]()
|
||
|
||
Nesneleri görmek istemek ve onun kimyasına değil fiziğine de bakamak arzusu izlenimcilerin özel yanı... renoir ![]()
|
||
|
||
Aklın gözünün alttabakalara nüfusunu sağlamak için üst tabakayı tanıma zorunluluğunu farkedişleri ve optiğin dönemeçlerinin de gerçeğin bir parçası olduğunu sezişleri mükemmel. degas[/color] ![]() |
||
|
||
| van gogh.... için tıkla http://sifirforum.com/forum/index.php/topic,1962.0.html ![]() |
||
|
||
joseph mallord william turner - 1775-1851- deha...empresyonist sanat kalıbına sığmayan ışıkla göründüğü düşünüleni çarpıtarak zihinsel görüntünün çekirdeğini ortaya çıkarmaya çalışan deneysel bir ressam... resmini yaptığı yerlere tekrar gidip ışıksal değişimlerin yarattığı dramatik görüntülerden yararlanarak mekanı sembolik bir anlatıma dönüştüren biri... ![]() ![]() ![]() ![]()
|
||
|
||
| Ek: maurice serullaz renkler.... Güneş tayfı şu yedi renkten oluşur: mor,lacivert,mavi,yeşil ,sarı,turuncu ve kırmızı...Lacivert mavinin bir türü olduğundan tayf aslında altı renktir.Sarı ,kırmızı ve mavi anarenkler, yeşil(mavi-sarı) ,turuncu(kırmızı-sarı), mor(mavi -kırmızı) karışım renkleridir.Bu ara renklerden(karışım) her biri kendi içeriğinde bulunmayan rengin (örneğin turuncu için mavi ) tamamlayıcı rengidir.Her renk çevresindeki boşluğu kendi tamamlayıcı rengi ile doldurmaya eğilimlidir.Bunun sonucunda herhangi bir nesnenin gölgesinin rengi nesnenin renginin tamamlayıcısı ile karışmış durumdadır.Örneğin kırmızı bir nesnenin gölgesi hafifçe bir yeşil ile karışır. Chevreul tarafından açıklanan eşzamanlı renk kontrastları yasasına göre yeşil ve kırmızı gibi tamamlayıcı iki renk ve ya yeşil ve mor gibi birbirini tamamlayıcı iki ara renk birbirine karıştırıldığında biribirini yok eder ama yanyan konulduğunda birbirini güçlendirir.Bu iki renkten herbirinin tamamlayıcısı öteki rengi etkiler.Morun tamamlayıcısı sarı yeşili sarılaştırır-yeşilin tamamlayıcısı kırmızı moru kırmızılaştırır.İkisini de içinde bulunduğu için ranklerdeki mavilik oranı azalır. |
||
|
||
| İzlenimciler İzlemeseydi... oyun olmazdı |
||
|
||
| İzlenimciler aynı zamanda; izlemenin emeğini gözlerinden süzerlerken tuvallerinde sergiledikleri iklim kuşağının her noktasını, her bakışa bambaşka etkiler uyandırabilecek denli ezbersiz çalışmışlardır !! Sadece izleselerdi, bu etkiyi yaratabilirler miydi ?? |
||
|
||
| Turner'in resimlerindeki sis ve dumanı uzun süre anlayamamıştım. Endonezya'da patlayan volkanın bütün dünyada, yazın olmadığı bir sene yaratığını bunun da, tam olarak Turner'in resimleriyle örtüştüğünü sonra öğrendim. Sanatçı gördüğünü resmetmiş. Empresyon, izlenim olarak çevriliyor ama, intiba olarak çevrildiğinde izlemeyle ilgisi azalıyor. Yani onlar bir şeyi izlemiyorlar, izlenimlerini aktarıyorlar. |
||
|
||
| "Yani onlar bir şeyi izlemiyorlar, izlenimlerini aktarıyorlar." Evet sirelis açıklamanız çok güzel !! |
||