SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sanat Felsefesi

Konu: Ekspresyonizm

Sayfa: [ 1 ] 2

25.12.2004 03:15:19
Ekspresyonizm
Dışavurumculuk

Seyretmekten ve etrafını övmekten sıkılan insan kendini keşfetmek gözlerini kendini döndürmek istediğinde dışavurum gibi aslında kolaylıkala keşfedilmesi gereken kelime terimsel bir nitelik kazandı insan hayatında.

Resimde kendini evrene afişe etme arzusuyla başlayan tavır bir çok akımın aksine keskin ,belirleyici yanlarından dolayı değil yaşama yayılışındaki gücünden içeriğini kazandı.

Çünkü insan kendini dışına aktarmaya başladığında sıkıntılı bir varoluşu haykırarak yansıtmak durumundaydı.Resmin içeriği,çizgileri,fırçanın tabloda yarattığı öfke ve renklere kadar çoğu zaman bunalımlı bir tiz ses oluşu dışavurumcuları bir akımın insanları haline soktu.

Çünkü insan kendine baktığında fazlaca üzerine yığılmış bir hayatın sıkışıklığından kaynaklı yorgunluğuna öfkeli buldu kendini.
Anarşizme yakın bir akım olarak da ifade edilir.


Sert karemsi hatların,koyu bunalımlı ama parlak renklerin ressamı Oscar Kokoschka..SOn döneminde resimlerine hakim olan yumuşaklık çok daha az sıkıntı barındırıyordu bence ve artık içi açığa çıkartılan insan flulaşmıştı.


25.12.2004 03:16:18
Ekspresyonizmin tek başına evrimini yaratan insan.Doğayı çözümlemekten başlayan sanatsal yolculuğu yaşamın içsel parçalanışında oluşacak en hayal edilemez ayrınntıları yaratamasına kadar genişledi.Vassily Kandinsky
(not:bu resmi dışavurumcu bulan şahıs -topik genelinde olduğu gibi-bizzat ben oluyorum,sorumluluk kabul etmem. :rolleyes: )


25.12.2004 03:21:50
Kendini evrene yaymakta sanata özgü bilimsel bir incelik,sistem yaratmış insan..Renklere dair bilgilenişi insan adına en çok derinleştirmiş kişi belki..Dışavurumculara özgü çalışmalarında bu alanın önemli bir düşünürü.Paul Klee

"Doğaya yönelik çalışmalarımla taze bir güç kazanmış olarak yeniden kendime özgü doğaçtan yaratma  ortamına atak bir giriş yapabilirim.Artık doğaya dolaylı olarak bağlandığımdan,ruha baskı yapan şeylere bir biçim vermeyi yeniden deneyebilirmKoyu karanlık çizgiye dönüşen deneyimleri saptamak istiyorum."

(sıfır'da paul klee için tıkla!)




 

25.12.2004 03:22:39
Durgun gibi gözüken resimlerinde örneğin kızıl yangınlı gök,arkada umarsız sohbet eden iki kişi,sağırlaşmak isteyen figürler gibi mütevazi bir şekilde resmedilmiş imgelerle insansı çığlığı daha boyutlu vermeye çalışan kişi.Edvard Munch


25.12.2004 03:23:27
Keskin sonuçlarını içsel olarak yuvarlatılmış alaycı hatlarla dışavuran bir katliamdır hayat diyen insan.Max Beckmann


25.12.2004 03:24:20
insan parçalıdır ve düşle tıkabasa ama buruk bir şekilde doldurulmuştur..bence dışavurumculukta çok önemli bir tarzdır marc chagall.


25.12.2004 03:25:08
kübizmden ekspresyonizme geçen ters gidişli ressam(genelde tersi makbuldür.)
henri  le fauconnier


25.12.2004 03:26:02
sadece fırçasıyla tabloya daire çizse bu daireden dışarıya saf melankoli taşırabilecek türden biri işte.Joan Miro



Ya dışına taşarsın ya içine göçersin..böyledir bu. Wink

06.01.2006 10:26:44
ewet sanat felsefesi türlerinden biri varmış bu forumda..

taziko 23.04.2007 23:37:13

BASELITZ

Çağdaş Batı Sanatı'nın en önemli temsilcilerinden Georg Baselitz Retrospektif Sergisi geçtiğimiz günlerde sanatçının da katılımıyla açıldı. Satışa sunulan bu kapsamlı kitap, Baselitz'in “ters” dönen dünyasına girebilmek için tam bir rehber. Tamamı renkli olan ve kuşe kağıda basılan kitap, sergideki resimlerin yanı sıra Baselitz üzerine ilginç metinlere de yer veriyor.

1963 yılında Berlin'de açtığı ilk sergiden bu yana Avrupa resminin üzerinde en çok konuşulan ressamlarından biri olan Baselitz, özellikle ilk olarak 1970'te Köln'de sergilediği baş aşağı duran insan figürleriyle, soluğunu çağdaş dünya resminde günümüze dek gündemde tutmayı başaran bir sanatçı.

Gala 20.05.2007 11:28:37
1900'lü yıllarda Fransa, Rusya, İsveç, Norveç, Çekoslavakya ve Polonya ile tek tük İnğiltere ve Amerika`da görülen bu akım gerçek anlamda kendini tüm sanatlardaki gelişmesiyle kendini Almanya'da sinemada dışavurumculuk olarak göstermiştir. Normal olanın dışına taşan, insanın bilinç altındakileri dışarı taşıması, yansıtması olarak söyleyebilir.Öncelikle resimde görülmüş, daha sonra heykel, mimari, edebiyat, tiyatro ve müziğe yansımıştır.

sirelis 07.09.2007 20:20:19
Ekspresyonizm başlığına, Van Gogh'un resimlerini koymamalı.
Her ne kadar empresyonizmin aykırı bir örneğiyse de, Van Gogh ekspresyonist kabul edilemez.
Ekspersyonistler hiç bir zaman sıcak renkler kullanmayı düşünmediler. Renkleri çiğ kullanmak onları daha iyi açıklar.

sirelis 08.09.2007 10:54:23
Birinci Dünya savaşı öncesi ve sonrası yıllarda kimin ne kadar düşündüğü biraz karışık olmalı.
Travmatik bir dönemin sanatı ekspresyonizm.
Dışavurum , evet ama duyguların dışa vurumu değil. Acı, dehşet, endişe, karmaşa dolu duyguların dışa vurumu.
Korkunç bir savaş sırasında, sanatçıdan da mutluluğu, yemyeşil kırları, sakin denizleri resmetmesi pek beklenmezdi.
(aslında bu bile beklenebilir, iç savaş sırasında büyükelçilik yaparken, Yahya Kemal, zil şal ve gül görmüştü İspanya'da)

sirelis 10.09.2007 22:21:19
Dışavurumculuğu öfkeye indirgemek pek haklı olmaz. Diyelim öyle yaptık, bu zaten dışavurumculuk olarak kategorize dilmiş.
Sanat akımlarıyla içinde bulundukları zaman ve mekanı birlikte anlamak gerek.

Doğa üstülüğün ne olduğunu tartışmalı sanırım.
Sanatçı hiç bir şeyin üstünde değildir. Bildiğin insan. Aynı şehirde yaşıyor. Aynı sıkıntılarla karşılaşıyor.

sirelis 11.09.2007 18:17:18
Konunun ekspresyonizmden dışarı taşmasına uygun bir kılıf bulmak için, en uygun başlık burası gibi bir bahane uydurup;
Doğa üstülük ile sürrealizme dolaysız bir geçiş yapıyorum. (doğa üstülükten, gerçek üstülüğe)

Sürrealizm derneği(derneği) kurulduğunda diyelektiğin sanattaki yansıması olarak başlamışlardı. Devrim olduğunda en başarılı örnekleri Sovyetler'de verilmeye başladı. Sonra Faşizmi desteklediği için Dali bu dernekten kovuldu. Ne tuaf ki, sürrealizm deyimce o akla geliyor. Kaderin cilvesi sanırım.
Diğer yandan iktidarını sağlamlaştıran sovyet rejimi, sanat için sosyalist gerçekçiliğin daha uygun olduğuna karar vermişti.
Yaratıcılık değil, itaat lazımdı, Bu yüzden Stalin döneminde hiç bir başarılı ressamın adı yoktur.
İnanılmaz bir Sovyet sineması yok edilip, yerine ajitasyon sineması getirilimiştir.
Kendisine ne yapacağı dikte edilen feodal dönem sanatçısı gibi.
İyi olanın kazandığı, bazen de iyi olanın bile harcandığı kapitalist sistem sanatçının en rahat çalıştığı yer oldu.



Sayfa: [ 1 ] 2