|
||
Öğrenci Andı "Türküm, doğruyum, çalışkanım, İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir. Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene!" Her sabah okullarda yüzlerce ince ses tarafından coşkuyla okunur “andımız”. Türkiye’de bir çocuk sekiz yıl boyunca her sabah günde bir kez yüksek sesle varlığını Türk varlığına armağan eder. Çevreyi, arkadaşlığı, bilimi, düşünmeyi, araştırmayı öğrenmesi gereken yere bu yemini ederek girer. Kimi yedi yaşında kimi on dört, Bir ağızdan ve gür bir sesle “Türk” olmanın verdiği şerefle, coşkuyla bunu kendisine sağlayan atasına ant içer. Sabahın ilk ışıkları gibi onun ağzından da çıkan ilk kelimdir; “Türk” Söylediği en büyük yalandır beklide her sabah zorla ettirilen yemin. Büyüyecek bir gün bu çocuk, unutacak sekiz yıl boyunca her sabah ettiği yemini, ya da unutmuş sanacak. Bir başka yemin bir başka bağla bağlayacak kendini ruhunu ve en önemlisi de beynini. Daha yedi yaşındayken yemin ederek girdiği okula başka başka yeminler ederek girecek başka kurumlara, ama kafasında hep başka şeylerle. “Türk” “vatan” millet” için hep armağan edecek varlığını. Ya da öyle göstermek isteyecek kendini, sürdürebilmek için varlığını. |
||
|
||
| Evet katılıyorum,belkide bunca kutuplaşmanın bir nedenide bu anttır,ırkını söylemekten çekinmenin sebebi,türkün belirtilen üstün vasıfları karşısında diğer ırkların aşağılık duygusuna kapılması,sonrasıda kürdün ben daha doğruyum,hem daha iyiyim o yüzden ayrı devlet istiyorum demesidir!.. | ||
|
||
| Gobilibozo Yorumun biraz Erbakanvari olmuş sanırım. Böyle bir sonuç da çıkarılabilir ancak bir olumsuzluğu temel bazı promlemlere indirgemek o sorunun çözümünü ve kavrayışını engeller diye düşünüyorum. |
||
|
||
| orda geçen türk ten kasıt bu memleketin ekmeğini yiyen bu memlekete hizmet eden bu ülkenin tüm insanları dır yoksa ne mutlum türküm diyene sözünün hiçbir anlamı kalmazdı biz uzak diyarlardan bizi öldürmek için gelmiş genç ama gerçek askerleri bile evladımız saymışız biz binbir çeşit etnik kökeniyle türk milletiyiz | ||
|
||
filozof ![]() Senin eski yazılarını okudum, o zamnlar profesördün. Şimdilerde filozofluğa terfi ettiğin halde bir değişme göremedim sende ![]() Memleket kimseye ekmek vermez, o ekmeği biz ellerimizle yapıyor ve yiyoruz. Utanmadan anarşistim diyorsun bide ayıp ayıp |
||
|
||
| Andımız... Papağanca eğitim sisteminin ilk dersi... Anlamlarını bilmeden ezberlediğimiz sözcüklerin dizilimi... Küçücük çocukların "yükselme ülküsü"nden ve "varlığını armağan etme"den ne anladığını düşünmeyenlerin zorunlu kıldığı bir hamaset metni... Çocuğa "öz" benliğinden daha çok sevmesi gereken bir vatan olduğunu öğretmeye çalışan ama önce kendisini sevmesi gerektiğini es geçen bir yanlışlık... Öğrenciler için karda, kışta, yağmurda, güneşte, sabahın köründe gerçekleştirilen bir işkence yöntemi... |
||
|
||
bu da ekşi sözlük'ten... ![]() kulaklarımda halen aşağıdaki şekilde yankılanan resmi tekerleme: tüüür, küm!... tüüür, küm!... dooruu, yum!... dooruu, yum!... çaalış kaanım, çaalış kaanım, yass-sam!... yass-sam!... küüçük, lerimii, kooruu, mak!... küüçük, lerimii, kooruu, mak!... büüyük, lerimii, saay, mak!... büüyük, lerimii, saay, mak!... yurduu mu!... yurduu mu!... milllleeetiiimi!... milllleeetiiimi!... özümden çok sevmektir!... özümden çok sevmektir!... üül, küm!... üül, küm!... yük sel mek!... yük sel mek!... ileri gitmektir!... ileri gitmektir!... eeeyyyyyyyy bugünümüzü sağlayan ulu atatüüürk!... eeey bugünümünümünümünümüzü sağlayan ulu atatüürk!... açtığın yoldaaağ, açtığın yoldaaağ, kurduğun ülküdeeeğ, kurduğun ülküdeeeğ, gösterdiğin amaçtaaağ, gösterdiğin amaçtaaağ, hiç duuuurmadan yürüyeceğimeeeğ... hiç duuuurmadan yürüyeceğimeeeğ... an diçerim!... an diçerim!... varlığım türk varlığına armağan olsun... varlığım türk varlığına armağan olsun... nemutlutürkümdiyene nemutlutürkümdiyene ******************* rusya'dan gelerek ilkokul üçüncü sınıfa türkiye'de devam eden bir rus kızının bir akşamüstü gözleri dolarak yaptığı açıklama: - el loco, ben andı söylerken içimden, "rus'um, ben de doğruyum, ben de çalışkanım" diyorum. ******************* kalabalıkta sesimin nasıl da kaybolduğunu ilk farkedişim. bir söz veriyorduk bir ağızdan, bizden beklenenlerin ezberini yaptırmışlardı, her sabah unutmayalım diye en başından bir daha soruyorlardı. oysa çoktan bir melodiye dönüşmüştü kelimeler. anddan sonra küçükler büyüklerden dayak yemeye devam ediyor, bazı büyüklerin aptallıkları onlara saygı duymamızı durmaksızın engelliyordu. doğru ve çalışkan olduğumuz ise elbette ki tartışmalıydı. her sabah tövbe edermişcesine, kimin sesi en yüsek çıkacak yarışı içinde çığırıyorduk. sonra büyüdük. yeni sözler bulduk kendimize... mesela çok sevdiğim bir arkadaşım, yasemin şenyurt'tan alıntıdır: "yanlışım, tembelim, yasam; buluttan nem kapmak, tavşan gibi dağa küsmek ve incir çekirdeğini doldurmamaktır. " |
||
|
||
| başka devletler olduğu sürece ancak seninde bir devletin varsa anarşist davranabilirsin ve devletin ne kadar güçlü ve demokratikse o kadar anarşist olabilirsin | ||
|
||
| aslında size hak verebileceğim tek nokta benim tanımladığım şekilde olan türklüğü kimse vurgulaya vurgulaya öğretmiyor ve bu öğretilmeden o andın hiçbir anlamı yok | ||
|
||
| Bir yandan kendim bu süreçten geçmemiş olmaktan oldukça memnunum ama diğer yandan Nihat Genç bugün çok önemli bir şey söyledi: Hafta içinde çekilip tekrar yayınlanan programda Vicdanın öneminden, Vicdanın ve manevi değerlerin yitirilmesinin yol açabileceği sonuçlardan, Batıdaki Hippi hareketinin yol açmış olduğu bazı sosyal sorunlardan ve bugünkü manevi gerileyişin yol açabileceği sonuçlardan falan söz etti... Yani bir çocuğun beynine bu şekilde kavram kazımak doğru mu? -Normal şartlarda değil. Ama modern dünyada çok fazla uyaran olduğu için bu bence olmak zorunda. Örneğin Heroes of Might and Magick'i izleyen bir çocuğun beyninde bu tarz bazı şeylerin daha onu izlemeden önce fixe edilmiş olması iyi birşey, Örneğin Sovyetler birliğinde olduğu gibi Medyayı, basın yayın organlarını, belki onlar gibi sindirmeden ama başka bazı yöntemlerle bir şekilde yola getirip insana yakışır bir şekle sokabilirsek o zaman blki bu tarz şeylerin kaldırılmasını tartışabiliriz diye düşünüyorum.* *CCCP'de böyle işci sınıfına yönelik gayet düzeyli tiyatrolar falan olurdu. Bize genelde hep kötü ve baskıcı yönleri anlatılır ama bu ülkeler medya ve diğer araçlarla halkın eğitilmesine önem verilirdi. |
||