SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Din Felsefesi

Konu: dine karşı din

Sayfa: [ 1 ] 2 3

05.03.2008 03:12:21
UYUŞTURUCU DİN

Din karşıtlarının da söylediği gibi, şirk dininin ana unsurları, cehalet, korku, ayrımcılık, sermayedarlık ve bir sınıfın insanlarını diğer insanlara karşı üstün tutmaktır. Din karşıtlarının bu değerlendirmesi, hak din için değil, şirk dini için doğrudur. Doğru olan bir şey daha vardır ki, o da şirk dininin, zillet, sıkıntı, çaresizlik ve cehalet içinde yüzen halkları, içinde bulundukları durumun kendileri, ataları ve çocukları için ilahî bir takdir olduğuna inandıran ve buna teslim olmaya çağıran bir uyuşturucu görevini görmesidir.

05.03.2008 03:13:00
Ali Şeriati'nin şaheserini herkes okumalı:

http://www.aliseriati.com/kitaplar.php?Kat_id=29

05.03.2008 03:14:05
Okuyayım dedim de dakka bir gol bir...

"Oysa ben, son zamanlarda anladım ki -şimdiki kadar açık olmasa da, çok zamandır böyle bir şey hissediyordum- tarih boyunca din, din ile savaşım vermiş ve düşündüğümüz gibi hiçbir zaman din, dinsizlik ile savaşmamıştır."

Nasıl ya? ilk insanlar ateistti be kardeşim sonra din peydah oldu yani din olmasaydı bu çatışma hiç olmayacaktı yani bu çatışmanın sorumlusu din olgusu ise eğer nasıl olurda din dinsizlik ile savaşmaz. Ya da neden yayılmaya çalışır bir din bu çatışma değil midir? Saçmalık ya.

Pek bir şahesermiş nerden bulursunuz bu zibidileri ne tarih bilirler ne de mantıktan anlarlar.

Not: Adam bizi rahatsız etmeye gelmiş zaten. Ben acaip rahatsız oldum mümkünse gönderebilir misiniz? Misyonunu tamamladı nasıl olsa.

05.03.2008 03:14:36
alıntı penniless;
Nasıl ya? ilk insanlar ateistti be kardeşim sonra din peydah oldu yani din olmasaydı bu çatışma hiç olmayacaktı yani bu çatışmanın sorumlusu din olgusu ise eğer nasıl olurda din dinsizlik ile savaşmaz. Ya da neden yayılmaya çalışır bir din bu çatışma değil midir? Saçmalık ya.

bu bir varsayım ispatlamak ve metin getirmek sana düşer
iddanızı ispatlayın
misyonunu bizler devraldık kendisi şahın ajanları tarafından şehit edildi
ayrıca kendisi paul sartrenin ögrencisi olup kendi dilinden
"eger bir din edinmek isteseydim bu alinin dini olurdu"sözü pna ait
üslubunuzu insanları incitmemek üzerine kurarsanız
bizlerde bu tür sıradan laflar yüzünden incinmeyiz

05.03.2008 03:15:11
TARİHE KÜFÜR DİNİ EGEMENDİR

Peki, birinci bölümde sözünü ettiğimiz savaşta hangi taraf galip oldu? Tevhid / (benim dinim banadır) dini mi, yoksa kâfirlerin dini mi? Tarih boyunca kâfirlerin dini galip olmuştur. Toplumlara baktığımızda, hak olduğuna inandığımız peygamberler, tarihin hiçbir döneminde dinlerini, istendiği gibi tam olarak topluma hâkim kılamamışlardır.

Peygamberler, daima kendi dönemlerindeki mevcut dinlere karşı bir devrim şeklinde dinlerini ortaya koymuşlardır. Ancak ellerinde güç olan kâfirler, her seferinde statükoyu muhafaza eden dinlerini toplumda daha kuvvetli bir şekilde hâkim kılmışlardır. Çünkü ekonomik, sosyal ve siyasî güç daima onların elinde olmuştur. Tarihin başlangıcından şimdiye kadar hak din, toplumda tam olarak yaşama imkânını bulamamıştır. Bundan ötürü de toplumlar, tarih boyunca küfür dininin tasallutu altında yaşamak zorunda kalmışlardır.

Peki, bu din, hangi dindir ve bu dinin mensupları kimlerdir? Dinin mahiyetini aydınlığa kavuşturmak ve daha basit ve anlaşılır bir açıklama yapmak için dinî metinlerden farklı isimler ve sıfatlar da çıkarılabilir, fakat Peygamber (s), bu dinler için “Sizin dininiz size, benim dinim banadır.” ifadesini kullanmıştır. Muhatap bakımından ‘insan dini’, öz, eksen ve davet yönü bakımından ‘Allah'ın dini’ olarak nitelendirilebilecek dini, Peygamber (s), “Benim dinim banadır!” şeklinde ifade etmiştir. Tarih boyunca mevcut dine karşı bir itiraz ve devrim şeklinde ortaya çıkan ve peygamberler tarafından tebliğ edilen hak dinin muhatabı insan, ulaşmak istediği hedef ise Allah’tır.

http://www.aliseriati.com/kitaplar.php?Makale_id=142&Kat_id=29


05.03.2008 03:16:01
diğer dinlerinde özünde allaha ulaşmak vardır... hepsinin özü birdir...

05.03.2008 03:17:14
Diğer din dedikleri ateizm şimdi temcit pilavı gibi tekrarla işin yoksa sonu da yok ki biri geliyor diğeri gidiyor.

akell;

Din olgusunun oluşması için yetkin bir bilincin oluşması gerekir yani daha kendini tanımayan insan dini yaratamaz veya algılayamaz bu yüzden ilk insan ateisttir. Ha şimdi zaten allah kavramı içseldir ve sezgiyle ulaşılır dersen o zaman kuran yalandır ne gerek vardı kitaba biz içsel olarak bulurduk zaten. Oldu mu sayın akell?

05.03.2008 03:18:25
DİN BİR KURUMLAR MANZUMESİ DEGİLDİR
DİN İNSANDIR ve özüdür
zaten sorunda insanların bencillik ve açgözlülügünün bir neticesi olarak
dini kullanma isteklerinden kaynaklanıyor
evet dinin özü aynı tıpkı insan gibi
ama üretim araçları degişti ve tüketimini vahşiligi
tarihi aratır hale geldi
bu vahşilin içine dini bir kullanma aracı olarak dayatanlarda yine insanlar

05.03.2008 03:18:55
İnsanın en baskın ihtiyacı ve dürtüsü hayatta kalmak ve üremektir. Modern yaşam insanın doğasını bozduğu için bu boşluğa din sıkıştırılır.

İyiden kantarın topuzunu kaçırdınız insan din için diyeceksiniz biraz daha zorlarsanız. Tam bunu diyordum dedi adam 2funny

Birde bu adamdan ve bu gruptan başka referansınız yok mu ya da başka bir şey okumaz mısınız?
size katılıyorum
hayatta kalma ve üretim duygusu yüzünden savaşlar,katliamlar ve mücadeleler gerçekleşti
ben din insan içindir diyorum

05.03.2008 03:19:56
müslümanlıktan bahsediyorsak bu durumda olma sebebi yanlış yaşanıyor olmasıdır... araplara bi bakın kuran anadilleriyle yazılmış ancak ne derece ona vakıf olabilmişler...

05.03.2008 03:20:33
akell  anlattığın durumda din in bir suçu yokki
adamlar dini afyon şeklinde alıyorlarsa sen niden,din nide. işte tam burda marks haklı oluyor. islam dini tüm uyuşturucuları şirk olarak kabul eder,kendisini dahi uyuşturucu olarak alıp inanan adamıda uyuşturucu kullanıyor diye hapse atar  Smiley

05.03.2008 03:21:04
Tüm Dinler birbiri üzerine kurulmuş iktidar pekiştirme araçlarıdırlar. İktidar aileden başlar isyan günah ile geleneği veya baskıyı reddetme ahlaksızlık olarak beyinlere çakılır. İçselleştirilen bu ezilmişlik duygusu bireylerde otoriteye karşı gelememe alışkanlığını yaratır. Diktatörlerin hiç bir zaman ezdiği halk tarafından doğrudan iktidardan indirilmeme nedeni bu ahlaki baskıdır. Ceza ve korku ile bilinçaltına çakılır. Zorba da olsa yönetici Baba ya da ebeveyn figürünü canlandırır.
Din, hiyerarşik yapılanmayı hukuki olarak temellendirmek adına isyanın her türlüsünü ki bu ilk önce ana babaya isyandır; tanrıya ve onun adaletine karşı bir davranış olarak addeder. Böylece boyun eğme alışkanlığı çocuk yaştan itibaren beyinlere çakılır. Din kendini tek doğal gerçeklik olarak dayatırken; doğanın kendisini de ve kendi varlığı dışındaki her şeyi Tanrının mülkü ve iradesi olarak ortaya koyar. Bu ise her şeyi olduğu gibi düşünme biçimini de temelden köleliğe alıştırır. "Düzen" düşüncesi, insan esaretinin bir sonucu olarak çobansız hiç bir şeyin sürdürülemeyeceği varsayımını mutlak surette düşüncelere kazır. Başıboşluğun kaos anlamına geleceği düşüncesi aslında tasmasız hayvanın kendi arzusu yüzünden başkasının arzusunu gerçekleştirmemesi durumunun yaratacağı özgürlük karşıtlığının bir ifadesidir. Her türlü Din, yaratıcılar vasıtasıyla insanlığın özgürlüğe olan inancını yok etmek manasını taşır. Bu temel yanılgı vasıtasıyla da zincirleme bir reaksiyon misali tüm kitle, kaderinin artık değişmeyeceğine inanır. Örneğin bir ağaç doğadaki madde enerji çevriminin ürünlerinden biri olarak insana ihtiyaç duymaz iken, insan yanılgısı doğadaki çevrimde insan eylemleri dışında bir işleve sahip olmayan saat e bakarak kendisi ile doğayı eşleştirip doğayı saat gibi algılama hatasına düşer. Aslında sebeb ile sonucun ters döndüğü bu örnekteki sofizmi yani saat in doğa ile eş olmadığını da unutup; "saat var çünkü onu ben yaptım, öyleyse doğayı da Allah yapmıştıre" şeklinde bir alakasız ilişki kurar. Oysa saat için doğa kanunları oluşturmaya ve onu yapacak materyale ihtiyacı olan insandır. Dahası saat belli kanunlar yaratan insanın kısa ve keskin hedeflemelerinin bir sonucu olarak doğa işlevleri sınırlandırmasının ve kendi ihtiyaçları için dönüştürmesinin bir sonucudur.
Fakat inanç açısından baksak bile Tanrı nın hiç bir ihtiyacı yoktur dolayısıyla alet de yapmaz. Alet ise insanın ön lob işlevlerinden biridir ve doğaya uyum aracıdır. Burada yine egosantrik insan algılayışı hatasının doğal işlevlere aktarılarak düşünce hatasına neden olduğunu görmekteyiz. Bu mantık ve akıldışı düşüncenin işlevi ise kendi sorumluluk almak istemeyen suçluluk psikolojisi vasıtasıyla sorgulanmadan kabul görebilir. Hata yapmaktan korkan insanlar olguları görmemezlikten gelirler. Böylelikle de kendileri için çizilmiş rol gereği salt bir üst aşamaya geçmek gayesiyle varolan sisteme yaranma yarışına girerler.
Bunun sonucu olarak da özgürlük düşüncesi düzensizlik,ahlaksızlık, kaos olarak algılanır çünkü bireyler eylemlerinin sonuçlarını kendilerinin yarattığını artık bilmemektedirler.
Bu nedenle de çoğunluk diktatoryasının da yardımıyla yani "sen ve kimse hiç bir şey bilemez öyleyse önceden ne denmiş ve uygulanmış ise o doğru kabul et ve boyun eğ" fikriyle güdülür. Bireysel güvensizlik de bir yandan kendine sürekli "ben kimim ki benim fikrim olsun,önemli olsun, ben neyi değiştirebilirim ki" düşüncesi ile varolan durumu onaylar. Bu küçük insanlar topluluğu yeni nesillere de sürekli "saygı" dayatmasıyla bu anlayışı empoze etmeye çalıştıkça genç nesillerin buna direndiği oranda "kuşak çatışması"ndan bahsedilebilir. Gençler hep kendini arzularından dolayı suçlu hissederken, ebeveynler hayatın tokatını yemiş acılı kişiler i oynar. O yüzden yetişkinler her zaman genelde yaşlandıkça kaderci bir anlayış geliştirmeye başlarlar. Bu korku, "yaşlılık dönemi bir ayağı çukurda" dindarlığının da nedenidir.
Tüm bu olgular temelini doğa ötesi mutlak ilkelerden alır. Çünkü hiçbirinin somut delili yoktur sınanıp özgür değerlendirmeler yapılarak içlerinden seçim yapılamaz. Din, in iyi niyet gösterileri de mesnetsizdir çünkü tıpkı aklak gibi kendi varlığını gerekli kılmış olan sosyal olumsuzlukların ilk yaratıcısıdır. Din in ve yaratıcı anlayışının tek yarattığı da budur kendi kendine insanlığın kendi kaosuna ve yıkımına olanak yaratmak. İnsanların öz den kötülüğüne inanç olmadan Din in varlığı temellendirilemez. Eğer insan iyi ise Din gereksizdir kendiliğinden zaten iyiyi seçecektir. Yok kötü ise birilerinin düzeltmesi gerekir ki aslında bu noktada düzeltmekten çok hükmetmek maksadıyla bu düşünceye sığınılır. Ve insan kötü ise asla iyi yi anlayamaz. Kimi iyi kimi kötü ise Tanrı oyun oynuyordur ve her şeyi buna aklını nasıl kullanacağı bilgisi de dahil bildiğinden dolayı adaletinden ve rahmetinden bahsedilemez. Demek ki tüm bu düşünceler ve inançlar insanları gütmek için yine insanlar tarafından yaratılıp geleneklerin kemikleşmesi sonucu Din haline gelmişlerdir. Zaten tüm dinlerde aynı efsanelerin varolması kökenlerinin ilahi olmaktan ziyade sosyal zorunluluklardan oluşturulduğunu göstermektedir. Çünkü hepsinde ana unsur zulüm e karşı trajik bir kahramanlık öyküsünün anlatımıdır. Ancak her nedense tarihin hiç bir döneminde bu zafer yani altın çağ yoktur. Ve yine tarihin hiç bir döneminde varolan Din gerçek din olarak düşünülmez hep insanlar onu kötü yorumlayıp çarpıtmış durumdadır.
Öyleyse bu hiç doğru yorumlanmamış anlaşılmayan sözde iyiliğin işlevi nedir?
Pek tabii ki küçük insanların,yani kendilerinin yaptığı yaşamsal fedakarlık ve çektikleri cefa nın dengelenebileceği sırtlarına tırmanmış Büyük adamlar yardımıyla aslında artık kontrolünü çoktan yitirdikleri toplumsal durumu sürdürmek. Din bu zorunlu bütünlüğün son kilididir. O olmazsa insanlığın birbirini yok edeceği inancı da hurafedir aslındda kötülüğün binbir tanımı ve anlatımıyla çocukluktan itibaren akla hayale gelmeyecek düşünceleri o zihinlere yerleştirmekte,yarattığı korku ile vahşeti hayalden gerçeğe taşımaktadır.
O nedenle de tarihin hiç bir döneminde masum olmamıştır olmayacaktır da. Çünkü amaçladığı insan değil sistem dir. Ancak bu sistem de bilimsel değildir çünkü çalışmaz dayatır. Fabrikadaki makinayı inanç ile çalıştıramazsınız ancak o makinada çalışanı inanç ile sömürüp makinacı sistemin kölesi haline getirebilir ve hiç isyan edememesini dse sağlayabilir; dahası bu tür düşünceleri ispatlarıyla ortaya koyanları dinsiz imansız ahlaksız diye yaftalayıp, gerçeği hayal ile değiştirdiğinizden, ideolojik ve siyasi olmakla da itham edip aklanma yolu seçebilirsiniz. Bunu yaparken dayanak kanıtsız önyargılara dayalı varolduğuu iddia edilen hayali bir iradedir ve bu kesinllikle bir insan iradesi olmadığından da bilinemez içinde yüceltilip sorgulanamaz hale getirilir. Din budur. Cansız bir makina. Asıl cansızlığın, ölümcüllüğün ve makinacı anlayışın mistisizm de olduğunu görmek uzun yıllar sürecek uygarlık analizine ve kitle psikolojisi bilgisi dışında doğa bilimleri hakkında deneysel tecrübenin varlığına bağlıdır. Sıradan bir birey uygarlık dışında kendini şans eseri izole bir ortamda yetiştirmemiş ise bu kıskaçtan kurtulması mümkün değildir. Çünkü bu makinasal anlayışı yaratan akıl en iyi kendini tanımaktadır ve onun hem parçası hem avcısı hem avıdır.

Khaos

05.03.2008 03:22:11
varsayılan dinsel yaşayışa dair yapılan  romantik eleştirilerin
okullardaki din kitaplarında okutularak insanlara ekstra ne kazandıracağını ben anlamadim ?
laik olduğu söylenen bir toplumda devlet neden hala din öğretir gerçi onu da anlamıyorum.

en basitinden;
din  iktidar pekiştirme aracıdır..din çekilsin artık biz iktidara geçelimin naif bir yorumu değilse şayet tabi ki
sana göre doğru olan senin hayatına hakim olacaktır.

kötülüğü yok etmek ..kötülükten korkmak..anneye koşulsuz itiat..isyandan korkmak vs..
kişinin doğasını bütünleme çabasına takılabilecek en kötü isim zaten kölelik.
oysa piyano çalmak için adam saatlerce çalışır...yapmak istediğinin doğası gereği çalışmak belli şeyleri öğrenmek ve ona uygun davranmak zorundadır..buna kölelik değil gelişmek denir.
Din içindeki insan da gelişmekte olan insandır..nasıl gelişeceğini de Yaratıcısı ona anlatır...

dindarın işinin kendiyle ve hayatıyla olduğunu görmeden ;
ona uygun hikayeler uyduruyorsunuz..
kendi zemininizdeyken doğru gözüken ama sizden uzaklaştıkça eriyip yok olan hikayeler.

sadece O nu seviyordur belki de....
altında hiç bir sözde dahiyane sosyolojik psikolojik vs vs vs sel bir çözümleme olmaksızın.

aslında;
televizyondaki magazin programları burdaki toplam karşı hareketten çok daha sağlam bir anti din hareketidir..

gerisi kendi dünyandan diğer dünyaları zedeleme çabasından öteye gitmez.

05.03.2008 03:24:18

bildikleriyle mükemmelleşmeye çalışan ama bir türlü emin olamayan  insan huzursuzlukla etrafına saldırır.
mış.

daha az mantık hatası yapmak istendiğinde daha kısa yazmak iyi bir yöntemdir bir de. Tongue
baştan aşağı konuyu okuduktan sonra tam da şunu diyecektim;  peygamberler Allah ın varlığını tartışmışlarmıdır ...kanıtlamaya çalışmışlar mıdır...genelde yaptıkları vahiyleri iletmek değil midir...
öyleyse Allah islama gore zaten apacık görünmek istemediği halde neden insan onu alenileştirmeye çalışır..



Isa korlerin gozunu sadece dokunarak acarken, ellerini acip yiyecek istediginde gokten yiyecek duserken kendi ustunlugunu mu ispat etmistir insanlara? Musa Kizildeniz'den insanlari gecirirken yine tum derdi kendi ustunlugu mu ispatlamaktadir? Ornekleri cogaltmak mumkun.. Inanan insan icin peygamberler bu tip isleri kendi gucleriyle mi yapmistir? Defalarca kez bu gucun yaraticidan geldigini teblig etmemisler midir insanlara? Muhammed Veda Hutbesi'ni okurken sahit ol yarab diye kendi ustunlugunu ispat icin mi seslenmistir insanlara? Bunlar yaraticinin varligini kanitlama degildir de nedir oyleyse? Peygamberlerin tek gorevi vahiyleri mi iletmektir? Kaldi ki bu bile yaraticinin varligini ispattir, inanan icin... Bugun elde olan kutsal kitaplar olmasaydi yaraticinin varligi ve buyruklari nasil bilinecekti ve kusaklarca aktarilacakti?

05.03.2008 03:25:07
çok doğru ...vahiy tek başına kanıttır zaten.
genelde ifadesini bu yüzden kullandım.çeşitli mucizelerin de varlığından dolayı.çünkü İslam mucizesi sadece vahiydir-öyle biliyorum...ki bu tartışarak düşünerek bir fikri geliştirmekten farklıdır.
demek istediğim de bu zaten..


Allah ın getirdiği kanıtlar üstüne bir kanıt getirmeye çalışmamışlardır .öyleyse kendinizi üzmeyiniz anlatabildiğiniz kadarı yeterlidir .



Sayfa: [ 1 ] 2 3