SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Din Felsefesi

Konu: Tarihsel Süreçte Tanrı

Sayfa: [ 1 ]

01.03.2008 01:08:14
Bu yıl içerisinde yapılacak olan illimunati deneyinin sonuçları öncelikle bu tartışmaları sonsuzadek kapatacaktır.eğer yapılan deney başarılı olursa madde vardan yok yoktan varolabilecektir.avrupa merkezli olan bu bilimsel araştırma topluluğuna avrupada birkaç ülke ve Türkiye üye değildir.bügün , Tokyo üniversitesi kök hücreden kurbağa gözü yaratarak bunu kurbağaya nakletmiş durumdadır.aynı selikde kalp,karaciğer ve böbrek yapıp nakil olayını gerçekleştirebilmektedir.dünya üzerinde yasaklanmakmak istenen bu olayı, yasaklamak isteyen ülkelerin başında ABD ve Türkiye gelmektedir.belki yakın bir a kullandızaman sonra teşekkürler tanrıya değilde gen bilimine yapılacaktır.ha şöyle düşünülebilir, hücre olmasaydı bunlar yapılabilirmiydi, tabiki yapılamazdı ama bilimin hücreyi yapamayacağını kimsede söyleyemez.insan düşündüğü her şeyi yapar.

ikibinli yıllara girdiğimiz şuanda batılı düşünce adamları tarihin başlangıcını isanın doğumuyla ele alıp bütün tarihsel olaylar ve düşünceler bu milada göre tanımlanmak tadır. Burda asıl amaç insanları insanları yöneten ve yönetilen sınıf olarak ikiye ayırmak ve yönetilen sınıfların yöneten sınıflara olan başkaldırısını bir yaratıcı bir din yoluyla engellemektir.
Konuya analitik olarak yaklaşırsak batı düşünce sistemleri sadece entelektüel olarak ele alınmakta tarihsel süreçlerde meydana gelen değişiklikler gözardı edilmektedir.Felsefe sözcüğü bile gerçek anlamından uzaklaştırılarak bilgiye olan sevgi biçimine girmiştir.

Tanrı kavramını anlayabilmemiz ve süreçleri daha iyi analiz yapabilmemiz için antik yunanında öncesine geçmek zorundayız.eğer düşüncelerimizi buradan başlatırsak hepimizin çıktığı nokta aynı olur.felsefenin gerçek noktası olan ‘’tanrısal bilgelik’’ ancak antik yunan öncesine uzanılarak anlaşılır.

Antik grek in başlangıcı olan Orpheus (iö.1000), solon (iö.650),thales (iö.6009),pisagor (iö.580), mısırda thebes ve Menphis tapınaklarında 20 yılı aşkın sürelerde eğitim aldıkları kanıtlıdır.thebes ve menphis Tapınaklarının içine girdiğimiz zaman ,solon hukuk,pisagor sayı mistiği ve matematik,orpheus yunan mitolojisinin oluşum kaynağı,thales felsefe konularında eğitim Almışlardır.
Thebes ve menphis tapınaklarının eğitim yapısı incelenirse hermes öğretisinin Uygulan dığı  görülür.bu öğreti dışa kapalıdır.rahip ve kral öğretisidir.doğa bilimleri,astronomi
Hukuk,matematik,mistisizm ve mitos u kapsar dönemim üniversitesi niteliğindedir.bu öğreti içinde öğretilen dinsel yapının içine girersek sezgi ve sağduyu ile örülmüş çoğu zaman duygularla örülmüş olduğunu görürüz.(bkz.hermes metinler).temel kavramlarını incelediğimiz zaman H – R – M

Saint Thomas aquiston dan örnek verirsek grek dillerinin Latin yapısına karşın mısır dillerinin yapısı İbrani,arami,asur,keldanidir.bu kavrama intentional denir.kısaca yazı dilini sadece ünsüzler oluşturur.hermes H R M olarak kodlanır H i R a M olarak nlendirildiğinde nurlanmış anlamına gelir.bu gün çeşitli dinlerdeki tasavvuf Yolunun kaynağıdır.

Hermes,hiramus,hermese olarak gecer.terzi olarak ün salmıştır.islamda İdris olarak geçer.idris terzi demektir.hermesin mısır dilindeki ismi thot tur.thot inisiyasyon
Yöntemiyle insana hal elbisesi giydirir.bunu belirli aşamaları vardır.ve bu konunun yazıldığı Mısırlıların kara kitap ı bugün ülkemizdede yayınlanmıştır.alınıp incelenirse bugün tasavvuf Yolu ile insana giydirilen hal elbisesi mısırlılarınki ile birebir aynıdır.anadoluya hermes ,ermiş olarak girmiştir.tanrıya kavuşma halinin ortak ismidir.hermes artık o konuma gelmiş İnsanlar için kullanılmaya başlanmıştır.RA ya ulaşmış kişi,Ra ışık tanrı,nur tanrı,güneş tanrı.

Hermetik öğreti ile Yahudi kabalası Müslüman hurifilik ve ebced hesapları oluşmuştur.bir kaç örnekle herhesi açarsak,

HRM = HİRAM
RHM = RAHİM
HMR = HAMUR
Takı olarak
HMRB = HAMURABİ
RHMN = RAHMAN
İ-HRM = İHRAM
MHR-M = MAHREM
HRM =HARAM
Mekan olarak
EHRAM
MESCİD-EL HARAM
EL HAMRA
HİRA DAĞI
HİRA MAĞARASI

Süleymanın mabedi hiram adında bir bilge mimar tarafından yağılmıştır.
RA ile ilgili olanlardan bazıları.

ABA-RA-HAM
İS-RA-EL

AM-ON –RA
Saf aklın bilgiye ve hikmete kavuşması bütün uygarlıklarda güneş ve nur simgeleri ile belirtilir.sanskrit öğretilere karşın aydınlanmayı amaç edinen batı, Ortadoğu dahil düşünce yapısıNı veren antik mısır Hermes öğretisidir.halka daima kapalıdır.üç temel üzerine inşa edilmiştir.

Kavramsal olup akla,simgesel olup sezgiye,mistik olup iç deneyime hitap eder.bu öğretide insan 7 mertebeden oluşur.1-maddi beden 2- hayat kuvveti 3- kalp,nur 4- hayvansal ruh 5- kutsal ruh 6- akli ruh 7- ilahi ruh. Bir öğrenci için son amaç nura ulaşmaktır.buda 3 aşamalı bir eğitimdir. 1-beden eğitimi2-hayvansal ruh eğitimi3-insani ruh eğitimi.

RA : NUR.GÜNEŞ
OS-İR-İS : TÜMEL ZEKA

AM-ON-RA : KOZMİK SEVGİ GÜNEŞİ (arasıra tv lerde çıkıp sapkınlık olarak değerlendirilen asıl gerçek)
Hermes derki

- Osiris semadadır fakat osiris aynı zamanda her insanın kalbindedir.kalpteki osiris semadaki
Osirisi tanırsa o zaman insan tanrısal bir ermiş olur.
- Tanrılar ölümsüz insanlar,insanlar ise ölümlü tanrılardır.nur sizsiniz ve bunur daima parlasın Bilgiyi toparlama birleştirme ve üretme konusunda antik yunan ın beslendiği en önemli yer Mısır olmakla beraber Hitit,asur,Fenike gibi Anadolu uygarlıklarıda azda olsa etkili olmuştur
Ama asıl sentez mısırdır.antik mısır bilgi ihracını sadece yunan a ihraç etmemiştir.musanın Öğretisi olan Musevilik mısır kökenlidir ve bu konuda araştırma yapanlar bugün hayrete Düşmüş durumdadırlar.Musa kesinlikle Musevi asıllı birisi değil hermetik öğretiyi öğrenmiş Rahip-prenstir.konuyla ilgili mısırda yüzlerce yazılı kanıt olmasına karşın insanlara açıklanmaz.mısır uygarlığında ilk büyük devrimi yapan 4.Amonethep, günümüz dünyasının İlk aydını sayılır.mısırda halk arasında bulunan yüzlerce öğretiyi birleştirmiş tek din haline Getirmiştir.monist anlamda tek tanrı anlayışını ilk kez o ortaya koymuştur.bu tanrının adı Aton dur,kendi adınıda IKNATON olarak değiştirmiştir.ruhban sınıfın eğemenliğni sona Erdirerek seküler dünya yaşamına geçişin ilk temelidir.Musa tarafından Kenan diyarına
Götürülen Yahudi toplumunca inanılan tanrının ADONAİ denmesinin bu tanrının ATON
Dan başkası olmadığını gösterir.yunanda ADONİS olması gibi.

MU-SA : su ile gelen demek
MU-SU-İSİUS : suyun oğlu
ADONAİ : efendimiz.

Mısırda genel anlamda THE dir ve mısıra kavkaslardan geçmiştir.
BETH – BEYT-BETHES ev anlamında kullanılır
THE-BEHT : tanrının evi demektir.
THE kavramı proto-türklerde TEO olarak geçer.çinde ise TAO
Antik yunan yoluyla batıya geçen tanrı işte bu THE – TEO – TAO –DİO dur.
THEO – LOGİ : tanrı bilimi.
Ünlü mısır tanrısı Am – On Türklerden alınmıştır. Kozmik sevgi anlamını taşır.
Am : sevgi,vajina
On : Kozmos,varlık
Batıya geçişi AM – OR , AM- UR diye aşk anlamında geçmiştir ve Proto Türklerin bir armağanıdır bu.
Varlık anlamındaki ON yine yunan kanalı ile batıya eçmiştir.
ON-TO-LOGİ : tanrısal varlık bilimi.

Dionisos kültü,orpheus tarafından antik mısırdan egeye taşınarak mitologia biçimine
Getirilmiştir.
DİONİSOS – Dİ-ON-İSİUS : THE –ON-İSİUS , tanrısal varlığın oğlu,hermetik geleneğin
Devamı.
Pisagor mısırda öğrenim görmekte iken Perslere esir düşmüş,babilonyaya götürülerek orda
7 yıl boyunca ezoterik kurumda matematik ve astronomi eğitimi almıştır.daha sonra yunan a
geçerek kendi sentezini sayı-mistiği öğretmiştir.daha sonraki yüzyıllarda ritüellerini BEKTA-
ŞİLİK ve MEVLEVİLİK takip etmiştir.ünlü sayı pi : 3,14
Pİ ( 3,1416) THA ( tanrı) GORAS ( karanlıktan aydınlığa çıkan) , mısırda ilk tanrı olarak
Bilinen pyth , pythagoras tarafından ilk ve düzenleyici ilke olarak kabul etmiştir.ona göre evren armonik bir bütündür.armonik ise , ayrılıkların birliğidir.pi ise sınırlı sonsuzluğu
İfade eder.pisagorun bu değerleri gelenek ve inançları sarsmaya başlayınca katledilmiştir.
Pi sınırlı sonludan sınırsız sonsuza akıl yoluyla bağ kurma çabasıdır.bu daha sonra HEGEL
Kulanılmıştır.mısır hermetik öğretisi butür üçlemelerden oluşur.piramitlerin inşasında bu dik
Üçgen yöntemi kullanılmıştır.ayrıca yunanlılar hermese üçkere bilge hermes der.bu öğretilerin öğretildiği dünyanın diğer köşelerine bakarsak.
Mısırda : thep ve menphis
Eski yunanda : pisagor okulu,elois okulu
Eski iranda : Zerdüşt tapınağı
Filistinde : esensiler tapınağı (isa esensidir.)
Kudüste : Süleyman tapınağı
Doğuda : Tibet
Hintte : Brahma,krishna,buda
Üçlemeli triadlara fazla girmeyeceğim merak edenler inceleyebilir.anadoluda yunus emre,Mevlana,alevi-bektaşı üçleme triadlarını benimsemişlerdir.çünkü tamamen hermetik
Tirler.mistik simgesel anlatımlar teo-sophia arap kanalında tasavvuf adıyla anılmıştır.
Teo-sophia, teo-logia dönüştündüğünde aklın kendi yöntemlerine başvurarak açıklamalar bulma çabası başlamış ve metafizik felsefe doğmuştur.en temel sorun bilmek ve aydınlakmaktır.şimdi bu aydınlanma etkilerini dinler başlamadan bir göz gezdirirsek.
TİBET : İ.Ö 7 yy. hermes öğretisine paralel olarak tapınaklarda yapılmıştır.daha sonra
Bölge adı olan Tibet aslında tapınağa ver,ilen isimdir.ve…THE – BETH (tebet) olup
Anlamı tanrının evi demektir.zor ulaşılır yerlere kurulur,baskı görmemek için,laboratuar
Gibidir,katılımcılar inisiye edilir,sadce doktrinsel olmayıp mistik öğretiyide kapsar.
HİNDİSTAN : tibetteki bu çalışmalar hindistana yayılmıştır.ve binlerce din oluşmuştur.
5 grupta toplarsak
1-vedizm : tek evrensel gercek Brahman ile birleşmektir.
A-THA-MAN : tanrısal insan
BRAHMAN : ABA – RA – H- MAN insanların ra babası.
2-brahmanizm : din adamlarının vedaları yorumlaması sonucu ortaya çıkmıştır
upanishadlar :barahmancılardan farklı inanç ve mistik önermelerinin yerine düşünce önermelerini kullanırlar,bir anlamda felsefeye geçiş.
3-janizm : önce güzelliğe sonra nirvanaya ulaşmaktır asıl olan.
4- Budizm : Budizmin kurucusu GAUTAMA SHAKYAMUNİ adında Bir TÜRK prensidir.
(Not: Türk tarihini batılılardan öğrenenlerede bilgi olsun,Yüce önder Türklüğün medeni
vasfı bir güneş gibi doğacaktır demesiyle,bunların hepsini biliyordu ve seçtiği Güneş kavramı
önmelidir.)
hinduizmin temelinde mitolojik ve ritüel yapısına karşın tamamen pisikolojiktir.Budaya göre
hiçbirşey kendisiyle özdeş kalmaz akar gider./anımsayınız hHerakleitos.budalık hermes gibi
bir isim değil sıfattır.
5-Hinduizm :kökleri vedizm ve brahmanizmden kaynaklanır.kurtuluşa ermenin 6 yolu vardır

01.03.2008 01:09:08
ya şey utanarak ve sıkılarak söylüyorum ben yarısına kadar okuyabildim sonrasında gözlerim el vermedi Smiley bunu bir saygısızlık olarak algılama ama çook kısa olmuş (gözlerim için)Smiley
bence insanlar tarih boyunca en fazla gereksinim duydukları ve çözüm bulamadıkları zamanla merak ettikleri konularda tanrıya baş vurmuşlardır yani tarihsel süreçte tanrı insanların gereksinimlerine göre ortaya çıkıordu.Toplumlar farklı tanrıları benimsemişlerdi kendilerine yaşamlarına gereksinimlerine en uygun olanını...BAzı toplumlarda hükümdarların tanrı tarafından gönderilen kutlu kişiler olduları düşünülmüştür.BAzı toplumlarda bereketin simgesi yani ihtiyaç duyulan ve onlar için en önemli olanın nkaynağı tanrıydı...yani tarihsel süreçte tanrı böleydi:) umarım mkonuyla ilgili olduğu düşünülür:)

01.03.2008 01:09:48
bence insanlar tarih boyunca en fazla gereksinim duydukları ve çözüm bulamadıkları zamanla merak ettikleri konularda tanrıya baş vurmuşlardır yani tarihsel süreçte tanrı insanların gereksinimlerine göre ortaya çıkıordu.

Tamam, darkblood; Tanrı kavramı gereksinimlerimiz için en doyurucu kavram. Ünlü bir gereksinim örneğin: Ölümden korkar insan, Tanrı da ölümsüzlük verir. Üstelik "topu taca atmak" için de uygun. Bir şeyin yanıtını mı bulamadık: Allah'tandır.

Ama bence Tanrı ruhumuzda, aklımızda keşfetmemiz gereken bir tohum gibi. Doğa'da da var. Schelling'in çok sevdiğim sözü "doğa uyuklayan tin'dir"i hatırladım şimdi. Ama insan daha üst bir aşama bence. İnsan kendini yükseklere çıkarabildi mi, şeylerin derinliklerinin izini sürdü mü dinlerden, ideolojilerden, şu bu toplumsal kültürün, grubun, iktidarın kullandığı Tanrı düşüncelerinden sıyrılabilecek bir ruhu taşıyabildi mi, Tanrı'yı da keşfedebiliyor... gereksinimlere karşıt değil ama gereksinimlerin ötesinde bakmanızı isterim/dilerim bir kez de...

01.03.2008 01:10:35
Üstümde tanrı , dışımda dünya , içimde insansal tin.......Kant.

01.03.2008 01:11:09

"Üzerimdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki evrensel ahlak yasası" ünlü deyişiyle Kant'ın. Ama ben Hegel'in tarafındayım. "Gökyüzündeki cüzzam yaraları" dermiş Hegel. Hegel'e göre İnsan Doğa'dan (şu dirimsiz/cansız doğadan) kat be kat üstündür. "İçimdeki Tin" herhalde Kant'ın bu sözüyle anlaşırdı...

01.03.2008 01:11:39
içimdeki evrensel ahlak yasası.. ile ne demek istiyor kant.. bunu biliyormusun

01.03.2008 01:12:07
içimdeki evrensel ahlak yasası.. ile ne demek istiyor kant.. bunu biliyormusun

Bu konuda filozof üzerine yorumumu yapabilirim arkadaşım. (Yorumumun doğru olduğuna güveniyorum ama yine de bir yorum)

Kant için Akıl Doğa'da (Evren'de) kendinde bir gerçek olarak var mıdır, bilemeyiz. Aslında varolan tek bir şeyin bile gerçekliğine erişemeyiz. İnsan aklı bunun için yetersizdir. Biz Uzay-zaman ile anlamaya koşullanmış varlıklarız. Bunlar duyusal algılarımız (Kant'ın dilinde sezgilerimizdir) Ve böyle anlayan bir insan da gerçekleri ancak kendi duyusal evreninden görebilir. Aklımız da asla yanıtlayamayacağı sorularda boğulur. Örneğin: Evren sonsuz mu, sonlu mu ya da Tanrı var mı, yok mu... vb gibi. Böyle sorulara Akıl iki yönde de makul yanıtlar verebilir; ama bir ispat sunamaz. Çünkü Varlığın tözü bir bilinemeyen şeydir: X'dir, "kendinde-şey"dir.

Ahlak nereden gelir peki? Kant bilgiden ahlaka varamaz. Bilgi yukarıdaki paragrafta anlattığım gibi gerçeğe götürmeye elverişsizdir. Pratik yararlığı vardır, kabul. Bilim, Akıl bize pek çok yararlılık sunabilir, ona da kabul. Ama herhangi bir şeyin aslı varlığı/asıl doğası, bilgi bizi ona götüremez. Her şeyden önce Akıl yetersizdir. "İnanca yer açabilmek için bilgiyi terk etmek zorunda kaldım" der filozof bu yüzden... İçindeki ahlak yasası, Tanrı fikri ve ruhun bengiliği: insan iyi bir insan olabilmek için bunlara inanmalıdır -ona göre. Bu inançlar Kant için birer postulat'tır. Yani akla dayanan apaçık doğru önermeler değil (aksiyom değil) bir özel konuya ilişkin, bir referans noktasına göreli olarak doğru önermelerdir... Kant burada çok eleştirilir: Tanrı kavramı, evrensel ahlak yasası, ruhun ölümsüzlüğü... kendi felsefesine göre neye dayandırabilir ki, bunları? Bir tür sanki'nin bilgisidir bunlar bence. İçimdeki evrensel ahlak yasası, bu dünyanın bilgisinden gelemiyorsa bir yerlerden sızıyor demektir, gibidir bence.

Bana pek uygun düşmeyen bir büyük filozof hakkında umarım yardımcı olabilmişimdir arkadaşım.

01.03.2008 01:18:03
BÖLÜM 2

ÇİN : mısır ve hint uygarlıkları gibi eski bir uygarlıktır.sürekli ortaasya Türkleri ile ilişki İçinde olmuşlardır. Kurumsal anlamda hiçbir dine sahip olmamışlardır.öğretiler bilgelik niteLiğindedir.konfüçyüs öğretisnde budadan etkilenmiştir.metafizik hiçbir öğeyi içermez.

PERSLER VE MEDLER : veda kültürünü hindistandan irana taşımışlardır.persler arasında
Benimsenen öğreti ilkel mazdekçiliktir.medlerde güçlü bir din adamı sınıfı vardır.İlkel mazdekçiliğin yerine klasik mazdekçiliği oluşturmuşlardır.zaten daha sonra bu Yahudilikle
Birleştirilerek Hıristiyanlığı doğurmuştur.Bir türlü anlaşılamayan veya anlaşılmak istenmeyen NIETZSCHE ninde etkilendiği Zerdüşt dinidir.İ.S 3 yy.iranın resmi dini olarak kabul Edilmiştir.Zerdüşt iran üşüncesine ikiciliği getirir. Ahura- mazda’da HÜRMÜZ (iyi,güzel,Işık,yaşam) Ehrimen ise (kötü,çi,rkin,karanlık,ölüm) karşılığı vardır.bu iki güç arasında sürekli bir kavga mevcuttur.HÜRMÜZ incelendiği vakit HERMES ten başkası değildir.hayat Daima kavgadır.zerdüşt rahiplare magi denir.

SÜMERLER : günümüz tarihinin başlangıç noktası.kendisinden sonra gelenleri etkileme bakımından önemlidir.dil kökenleri konusunda ırkçı söylemleriyle karşılaşmamak için bilgi
Vermiyorum isteyen araştırıp baksın.ünlü gılgamış destanı İbrani mitosunu beslemiştir.kendine konşu olan tüm devletleri etkilemişlerdir.tanrı kavramı bütün sami dillerinde aynıdır.

Akad : ilu

Kenan : il

İbrani : el

Aramide : el ve elah
Güney arapta : il ve ilah

Süryanilerde : aloho ve aloha

Babilde : ba al

Semavi dinler içerisinde yer alan melek sözü, Süryani ve İbranilerde Molek,Araplarda melektir.

İBRANİLER : ibranilerdesami dir.araplar gibi.bir babanın farklı yönlere gitmiş 2 oğlundan
Biridirler.akrabaları Araplardır.göcebeyken bunlara habiri denirdi.eski ahitte Abraham a İbrani denmektedir. Daha sonra ismini İSRAEL olarak değiştirmiştir.dünya din tarihini derinden etkilemişlerdir. Eski ahitin oluşum kronolojisi, Debora ve efsaneler i.ö 1000 den sonra Yahwehciler i.ö 850 den sonra
Elohimciler i.ö 550 ye doğru Musa,yeşu,samuel,kitapları işleyen tesniyeciler, i.ö 550 ye doğru.
Kahinler,levniniler i.ö. 444 Musa 5.kitap yeniden işleme i.ö 450 den sonra Tarihler,ezra ve nehemya i.ö 300 e doğru.
Bugün semavi dinlerin ne olup olmadığını daha iyi anlayabilmemiz için Yahudi dinini ve gelişimini çok iyi bilmemiz gerekir.bunula ilgili olarak , Ezoterik gelişim ,,,ezoterik okullarda inisiye olanların isimleri değiştirilir.eski ahitten örneklersek, abram yada Abraham ın adını aba-ra-him olarak değiştirmiştir.halkın ra babası Anlamındadır.

‘’’’işte ahdim seninledir ve birçok milletlerin babası olacaksın ve adın Abram çağrılmayacak,
fakat adın ibrahim olacak’’’’’’’(tekvin17/5)

is-ra-il : ilahi nurun ruhu

is : zeka ruh
ra : nur
il : tanrı
‘’’’’artık sana Yakup değil ancak İsrail denecek’’’’’(tekvin32/28)

Kenan diyarına yolculuk : mısırdan çıkan musa,çıkış hikayelerini ve musayla ilgili hikayeleri
Anlatmayacağım,çocuklar bile inanmaz.yolculuk esnasında toplanma çadırında mısırdaki gibi Hermetik, ezoterik ve ritüel çalışmaları yapar.bu çadır toplantılarında kahinlerle birlikte bulunur.toplantıların rabb denilen kişiler yönetir.toplantı çadırının etrafında koruma ve hizmet Alayı bulunur ve bunlara levnililer denir.başlarında musanın inisiyatik kardeşi Harun(aron) bulunur.harun aynı zamanda çadırdakiler ve dışarıdaki halk arasındaki tercümandır.çünkü dil Mısırca dır.musa ve çadırdakiler ibranice bilmez.musa mısırdan bize anlatıldığı gibi firavun baskıları yüzünden değil, tarih dikkatli incelenirse iç savaş ve kargaşadan dolayı çıkmıştır.Musa mısır tanrısı Aton (ibranice Adonai), İbrani geleneksel tanrısı el ile birleştirmiş ve iki tanrıyı YHWH diye kodlayarak tek tanrı olayını getirmiştir.YHWH halka kapatılmıştır.halkın Adonai olarak tanrıya seslenmesi istenmiştir.musa TORA(Tevrat) adlı kitabında YHWH nin Tanımını,ben olan ben diye yapmıştır (çıkış3/14), bugüne kadar doğa parçalarına ve fetiş ve Totemlere tapan insanlık için musa YHWH ile soyut tanrı kavramını öğretmiştir.daha sonra
Bu soyut kavram adonai olarak kişiselleştirilmiştir.Bu rabb çadırı daha sonra davud un planlarını hazırladığı ve oğlu salamon tarafından gerçek Leştirilen görkemli anıtsal bir tapınağa dönmüştür./süleymanın mabedi. Musadan süleymana kadar olan süreçte gezgin olan İbraniler mabedle birlikte toplum niteliği
Ne bürünmüştür.


SÜLEYMANIN MABEDİ : mısır piramitlerinden sonra dünyanın en görkemli yapısıdır.musa dan miras kalan ahit sandığı burada saklanmıştır.tapınak içlerinde hermetik Geleneğe bağlı olarak öğretim verilir ve mısırda olduğu gibi derecelendirilir.bir üniversite Ve bilgi bankasıdır.süleymanda bir bilgedir.hem devletin hem okulun başıdır.tapınak utsalaRının geçimleri devlet tarafından sağlanır.süleyman devrinde öteki inanç mabedlerinin yaPımına izin vererek devrinde bir ilki gerçekleştirmiştir.diğer dinlerde bulunan iyi olan öğRetileride alarak inisiye etmiştir.fakat ona göre bu tapınakta verilen eğitim ve bilgi halk için
Doğrudan doğruya sürmek oldukça sakıncalıdır,toplumsal kargaşaya yol açar.tapınakta öğreTilen bütün bilgiler yazıdiliyle değil sembollerle yazılır.bugün Yahudilere ait olduğu söylenen Davudun yıldızı denen iç içe geçmiş üçgen aslında mısırdaki triadları temsil eder.bugün hala Dünya bu sembollerle yönetilir. mabedin girişinde üçgen içinden bakan göz vardır.bu göz asla Yahudi sembolü olmayıp,osiris dinindeki isis in gözüdür.(bakınız 1 dolar),Hıristiyan olduğu Söylenen Vatikan binası beşgendir,abd pentagon binası beşgendir.dünyayı ve insanları yüzyıllardır ezoterik öğreti almış gruplar yönetir.sınırlar sadece kağıt üzerinde vardır.konuyla İlgili yüzlerce örnek yazabilirim.(nazi gamalı hacı ), tapınak içinde müzik,şiir,şarkı,önemli Bir yer tutar.bu şiir ve şarkılar genellikle öğüt niteliğindedir ve buna süleymanın mezmurları denir.daha sonra babilliler bu ülkeyi istila edince mabedi yıkarlar İbranileri esir alarak,ahit
Sandığını kendi ülkelerine götürürler.(ünlü babil sürgünü.i.ö.587)

SÜLEYMAN : Arabi dilde

İBRANİCE : ŞELOMOH (barış adamı)

EZOTERİK ADI : ŞAL-AM-ON : kozmik sevgi emini.

İbrani Süleyman mısır firavunu 22.soydan 1.Şoşenk in kzıyla evlidir.(çok garip değimli) Tapınağın daha diplerinede inersek karşımıza kabala ve zohar çıkar.zohar nur demektir.Öğretinin mistik yolla avranılması ve varlık birliğine ulaşmaktır.kabala harfler sayılarla Eşleştirilerek matematiksel kurallara göre anlamlar üretilmiştir.hatırlayınız pisagor.

KABALA : üç temel kavramı vardır.sefar,sipur ve sefer.
Sefar : sayı nicelik demektir.varolanların birbiryle olan ilişkilerinde birinci derece rol
Oynar.

Sipur : yazı demektir ve tanrının yazısından da evrende varolanları anlamak gerekir.
Sefer : varlığın en temel ve genel biçimidir. ON (10) sayısına uygun olarak yapılır.
Bu konu çok detaylı ve ilginçtir bu konuyu ayrı bir forumda açarak,kabalayı öğretmeye
Çalışacağım.
RİTÜELLER : batını/ezoterik öğretide ritus önemli bir yer tutar.
Ritüel gaybı anlamak için yapılan bir yöntemdir.XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Mitik güçler(mitos) belli bir törenle(ritus), bireyde (inisiye) içselleşir,yani mitos ritus ile
Ozmoslaşır.

Bu olay İbrani kültüründe: aday akarsuya dalıp yıkanır.beyaz elbiseler giyer.sonra oruç
Tutar ve şu dua yapılır.’’’tanrının sesi suların üstündedir’’’’herhalde bu işlemler size çok
Tanıdık gelmiştir.sonra dualarla olay bitirilir.

Hıristiyan ve İslamda ise : önce sufi aday boy abdesti alır.(vaftiz),temiz elbiseler giyer,mürŞit eline verilen bir bardak su ya dualar okunur üfler ve adaya içirilir.sonra kutsal bir kelime İle zikir yapılır.
Ritüellerde mitos gibi simgeseldir.bu simgeler anlaşılmadan kavranılamaz.simgeler her şeyin anahtarıdır. bir çok kabalacı kutsal sözcüklerden sakınır.eski ahitte şöyleder.

‘’’’’tanrının adını boş yere ağzına almayacaksın’’’’’’

hermetik öğretinin dördüncü kuşağı olan Endülüs musa ibn meymun,muhyiddin ibn Arabi en ünlü mistiklerdir.diğer taraftanda İslam tasavvufunu şekillendirmişlerdir.yahudiler aracı lığı ile anadoluya yayılmışlardır.Melamilerde ve Bektaşilerde önemli etkilere sahiptirler.bu konuyla Osmanlıda çok uğraşmıstır. 1626 kabalaist sabetay sevi Mesihliğini öne sürmüştür. Batı dünyasında Yahudilere uygulanan baskının temelleri atılmıştır.asıl bastırılmak istenen Ezoterik öğretinin halka yayılmasını önlemektir.insanlar teist bir anlayışla yönetilmek istenMiş ve panteist düşünce günümüzde dahi zor anlaşılır ve öğretilemez duruma gelmiştir.ülkeMizde bunlara bir örnektir ezoterik öğreti ile şekillenen alevi-bektaşiler sürekli baskı altındadır.batı dünyasında baskıdan kaçmaya çalışan Yahudilere marrano Osmanlıda dönme denmiştir.bunlar daha sonra ittihat ve terakkiye önemli destekler yapmışlardır.
İBRANİ GELENEĞİ : TORA 4 AKIM DİKKAT ÇEKER.

Yazıcılar-ferisiler-saddukiler-esseniler. (not.isada essenidir)

Yazıcılar : kutsal yazıları yazmak ve korumakla görevlidirler.taşıyıcı ve tarihçidirler.
Ferisiler : tanrıya inanır,ruhları,peygamberi tanır şeriatı savunurlar.
Saddukiler : tanrıya inanır fakat meleklere inanmaz,peygambere ayrıcalık tanımazlar.ruha ve
Ölümden sonra hayata inanmazlar.
Esensiler : ezoterik olanlardır.lut gölü ve mısır civarında örgütlenmişlerdir.isanın hayatının bir
Döneminin gizlenmesinin sebebi budur.ezoterik mabedlerde eğitim almıştır.tamamen RA öğ
Retisi kullanırlar.


MERMETİK ÖĞRETİNİN ÜÇÜNCÜ KUŞAĞINDAKİ PHİLON :

Mısır iskenderiyesinde öğretiyi yayan İbrani soyundan philon, (i.ö 25-i.s. 50) En başta Hıristiyanlık olmak üzere Yahudi ve İslam tasavvufunu derinden etkilemiştir.öneMi ise mısırdan çıkıp 2 ayrı yolla yayılan hermetik öğretiyi yeniden birleştirmiştir.Musa ile İbranilerde , platon ile yunanda yayılan öğreti yeni bir sentez ile birleştirilmiştir.

YENİ AHİT ‘ te isanın çocukluğu mısır a götürüldüğü yazar ama bu insanlara söylenmez ve 25 yaşında birden ortaya çıkıp öğretiyi yaymaya başlaması bu sürecin karanlık kalmasını sağlar ,en azından bilmiyenler için.isanın öğretisi ile philon un öğretisi incelendiği zaman birebir aynı olduğu görülür.yoksa tanrı philonmudur. ?

İSA : JESUS := YESUS = YHWH nin kısaltımışı…garip değimli.

EVET ŞİMDİ MEŞHUR PLATON VE ARİSTOYA BİRAZ BAKALIM.

Platon ideaları zamanın ve mekanın üstünde gerçek reel olarak görür.PHİLON ise ‘’’tanrı nının onları düşünmesiyle ideler varlık kazanır.’’’ Demesiyle Platon ve Aristoda görülen Mimar_Tanrı kavramı yerine Yaratan-tanrı kavramını ortaya koymuştur.

Philon a göre tanrı saltık ve en yetkin varlıktır.o her şeyin nedeni,tümel kudrettir.o her şeyin içindedir ve araçları melekler ve ruhlardır.

‘’’’Tanrı oğlu logos aracılığı ile kaostan kozmosu yaratmıştır.’’’’

‘’’’’algıladığımız seyler önce ruhumuzda saklanır ki buna içe ait logos denir.dışa çıkınca ise söz biçimini alır.’’
‘’’’tanrının yüzü esrime ile içe bir nur olarak görülebilir.bunun için arınmalı ve ruhu bilgi ve
nur ile yüceltmelidir.

Ve philon un ezoterik söylemleri, hırıstiyanlık üzerinde derin izler bırakmıştır.piyasada bulunan İncil (bedava veriyorlar) alıp okursanız bol bol ezoterik hikayelerle karşı karşıya
Kalırsınız.
Diğer taraftan Philon düşüncesi , Yeni Platonculuğun temellerini atmıştır artık.

Philondan sonra sakasın öğrencisi Plotinos (i.s.270) , philonun felsefesini mistik anlatımlardan urtararak platon benzeri felsefesel kavramları ortaya koymuştur.philon a evren bir sürekli açılımıdır diyerek, bütün dünya üzerindeki tasavvuf anlayışını yeniden şekillendirmiştir.Bu görüş islamiyette İBNİ ARABİ TARAFINDAN VARLIK BİRLİĞİ (vahdeti vucut) Olarak şekillenmiştir.philonun teist yaklaşımına plotinos panteist yaklaşımla cevap vermiştir.

Ve gerçek olanda budur.

MİTLER : ksenophenes , homerosun ve hesiodos un tanrısal mitos anlatımlarını çok eleştirmiş oldukça yadsımıştır.bu eleştiri ve baskılar sonucunda mitler dinden ve metafizikten arındırılmıştır.Yaşamdan örnekler olan bu mitoslarda kopukluklar baş göstermiştir.ancak günümüz pisikolojisi bunu farkına vararak sadece fantastik masallar gözüyle bakmamıştır.zaman ve mekan sınırlaması yoktur.toplumların yaratıp yaşattığı mitler geleneği yaşatmakla birlikte gelecekle ilgili özlemleri dile getirir.çagdaş isikolojide geri dönüş teknikleri uygulamasını bu mitoslardan almıştır.metafiziksek kozmogoni bir yandan felsefesel spekülasyon biçimini Alırken diğer yandan miti dine dönüştürmüştür.Dinsel mit ise tarih bilinci ile aşılmıştır.
İnsan artık kendini toplumsal ilişkilerde varolan birey olarak kavramaya geçmiştir.Paganist Mitlerde eşya ve doğa parçaları yüceltilerek insan üstü varlığa bürünmüştür.Ezoterik okul geleneğinde ise insan aklını özgürleştiren tutsaklıktan kurtaran öğreti ile yoğrulmuştur.Kendinden Önceki mitlere tarihsel olanıda Eklerek hepsini kapsayan dinler artık popüler olmuştur.Yazılı kültürüde benimsemeleri onlara kalıcılık ve
yaygınlık sağlamıştır.
Semitik dinlerde önce aşkın tanrı kavramıyla soyutlaşmaya gidilmiş ve pağanlık aşılmak istenmiştir. Daha sonra Tanrı kulu ile insana indirgenmiş , sonradan ise ikisi birleştirilerek Tevhid Tanrı kavramı oluşmuş
tur (islamiyet)

Dinlerdeki temel mitler :

1- başlangıç (genesis.tekvin.yaratılış)
2- kurtuluş (exodus,çıkış.hicret)
3- kurtarıcı ( Mesih,mehdi,Hızır)
4- son mitosu ( ragedon,kıyamet)
5- diriliş ( ölümden sonra dirilmek, ölmeden önce ölüp dirilmek)
6- ütopya mitosu (paradise,cennet)

yukarıda yazdığım mitler üç din içindede mevcut olup, insanlık yaşamı tehlikeye girdiği zaman bu mitlerden yararlanmıştır.orta çağda geriye dönüş,batı uygarlığı köklerine dönüş antik yunan,roma, rönesansın doğuşu.Hıristiyanlıktaki Protestan anlayışı din baronlarının egemenliğini kırmak için flash-back yapılmış ve incile geri dönülmüştür.Aydınlama döneminin ünlü düşünürü KANT düşüncelerinde tıka nınca , HEGEL tarih bilincinde geriye dönüşle herakleitos un deyalektik yaklaşımlarını örnek almışlardır.
ÜNLÜ KARL MARKS flash-back yaparak ilkel kömünal devlet yönetimini kendine baz almış ve toplumu değiştirme yöntemini, proleteryaya vermiştir.(ütopyamiti)

01.03.2008 01:19:41

VE TÜRKLER   


Dünyanın en eski kavimlerinden biridir.Tarih ve uygarlık bilinci Türklerde başladığını rahatça öyleyebiliriz. Hint kaynaklarında TURUKHA, diye adlandırılmışlardır.Ön-Türk Uygarlığının ana yurdu Hazar denizi 5 parça halinde iken (bugüngü şeklini almadan önce) Ana vatanları burasıdır.karbon testleri hazar denizin dibinden çıkan fosillerin antrometrik ölçümleri bunu göstermektedir.Proto-Türklerin ana yurdu ural Altay bölgesidir.bu bölgede Tarihin ilk piramitlerinide yapmışlardır.

TÜRK = TURUK = KUVVETLİ,GÜÇLÜ

Büyük hun imparatorluğundan sonra kurdukları,Göktürklerdir.ilk kez resmi olarak TÜRK
Kelimesini kullanmışlardır.

KHUN : HUN = ATEŞ

GÖK - TÜRK = TANRISAL HALK

Çeşitli boylar
ON – OKLAR
ÜÇ – OKLAR
BOZ- OKLAR
OK – UR
OK – UZ

Onoklar Altayların Sırderya cevresinde yerleşik Otohhonlardır.
ON = KOZMOS
OK = KABİLE , SOY,IRK
ON – OK = KOZMİK IRK

Anadoluya ilk gelen oğuzlar yaklaşık 7,000-8,000 yıl önce bir boyun adı değil birleşik
Boylara verilen addır.
OK = BOY,
UZ = UZLAŞIK
OK-UZ - = BOYLAR BİRLİĞİ

Bizans kaynaklarına göre anadoluya Türkiye denmesi ilk defa 9 yy. başlamıştır.bu Türklerin bu tarihte geldiğini göstermez.Etrüsklerin Türk olduğu bugün kanıtlıdır fakat emperyalist endişelerden dolayı açıklanmamakdır.bunu bütün batı üniversiteleri bilir.bir tek bizimkiler hariç.At ı ilk evcilleştiren oplumdur ,demiri ilk işleyen toplumdur.tarih boyunca eşyaya değil insana önem vermiştir.benzer kültürlerde kölecilik ve ticareti varken Türk tarihinde asla kölecilik anlayışı olmamıştır.BU DURUM ÖZGÜRLÜK ONURUNUN SADECE KENDİLERİNE AİT DEĞİL TÜM İNSANLIĞA AİT OLDUĞU DÜŞÜNCESİNİN BİR YANSIMASIDIR.

TÜRKLERDE DİN : tarih boyunca 7 dine mensupturlar.
1-KÖK-TENGRİ
2-SHA-MAN
3-BUDİZM
4-MANİHEİZM
5-MUSEVİLİK
6-HIRİSTİYANLIK
7-İSLAM

Proto – Türklerde din adamına kam denir.tanrı soyuttur ikinci derece kutsallaştırdıkları doğa parçaları tanrıya ek olarak alınır.burda konuyu çok dikkatli düşünmek gerekmektedir doğa parçası tanrı olarak algılanmaz, tanrı her şeyin içinde görüşüdür bu.(Vahdeti vucut) Bu konuyu ülkemizde batı tarihçilerinin etkisinde kalarak onlardan beslenen kendini aydın olarak gören büyüklerimiz gerçek olan bu yorumu asla yapmaz.kendini milliyetçi olarak gören ve tarih bilincini talas savaşından başlatan ülkücü-milliyetçi düşüncede asla bu görüşe Katılmaz.ama gerçek budur.

GÖK – TANRI
YER – TANRI
GÜNEŞ – TANRI
AY – TANRI

Bu sahte yorumlar Benimde en çok beğendiğim din olan KÖK-TENGRi nin düşünce olarak kalmasına sebep olmuştur.dinsel törenler yapılmamış mabedler yapılmamıştır.GÖK – TANRI , tanrıya gök yakıştırması tanrının sadece kendilerine değil herkese hitap etme Sinin sebebidir.

EVREN = EVİR = GALİLEO dan yüzlerce yıl önce evrenin durmadan hareket ettiği düşüncesinin ilk önce TÜRK ler tarafından ortaya koyulduğunun kanıtıdır.Diğer bir inanç sistemi olan Sha-man , lık SHA = dişi Man= erkek = dişiyle erkeğin uyumu Anlamında olup hiç ölmeyecek bir felsefedir.ünlü tarihci heredot İskitlerden söz ederken Türk geleneklerindeki Sha-Man törenlerinden bahseder.shaman da kamlar sadece erkek değil bayanlarda kam olabilir.törenler ATEŞ karşısında yapılır.gökte güneş,yerde ateş,evde ocak Türkler için kutsaldır.diğer ortadaki dinleri atlarsak hazar da bulunan Türkler,Yahudiliği seçmişlerdir.ünlü tarihçi arthur koestler avrupada bulunan sarışın mavi gözlü Yahudilerin Türk olduğunu ve Hazardan göç ettiğini kanıtlamıştır.Bunlara avrupada ispanya göçmenlerine Sapharad Hazar kökenli olanlarınada Eskenazi denir.

Yine aynı çağda BOLKAR ( Bulgar) Türkleri Slavlaşmış ve Hıristiyan olmuşlardır.ve böylece dinler arasında bir sentez oluşmuş ve Ortodoks yapıdan tasavvufa yönelmiştir.anadoluda sufi geleneği oluşmuş, alp-ernler yaşamda hem düşünsel hemde mistik ve sosyal,siyasal etkilerde Bulunmuşlardır.sufi geleneğine girmiyoruz .
Anadoluda oluşan bu kültürde saf bir kültürden bahsedemeyiz baskın olan daima kazanmıştır.anadolu etkisi altında batı anadoluda felsefe doğmuştur.antik yunandaki ionya Okulundaki felsefecilerin düşüncelerinden burada bahsetmeme gerek yok zaten hepiniz biliyorsunuz.thalesten socrata kadar geçen süreçe doğa filozofları denir.düşünceler hep doğa ya yönelmiştir.çağdaş felsefeyi derinden etkileyen herakleitos un düşünceleri ise hermetik yasaların yeniden yorumlanması şeklindedir ; parmenides buna karşı çıkarak hakikat tektir,sonsuzdur ve değişmez demiştir.ona göre felsefe bilimle yapılmaz akılla yapılır.öğrencisi zenon heraklesin devim ilkesine karşı cıkarak diyalektiği yaratır.ve düşüncelerini ontolojik bir metafiziğe büründürür.felsefe buradan yunan a taşınır anaksagaros doğayı uyum içinde tutan bir yasadan NOUS tan bahseder. Buna karşılık demokritos kısmi olarak hareket
Yasalarının temelini atar ve yer değiştirme olarak tanımlar.ona göre ne nous nede raslantı egemen olan özdeksel yasadır.(Hermetik). Ona göre insanları tanrıya yönelten şey korkudur.Doğacılardan sonra gelen sofistler dikkatlerini doğadan insana çekmişlerdir.

HIRİSTİYAN TASAVVUFU.

***Saint aurelis augustinus…bildiğimiz şeylerin tekrarını yapmıştır.tüm doğa olayları tanrısal
buyruk ile gerçekleşir.kötülük iyiliğin yokluğundan kaynaklanır.en yüksek gerçeklik tanrıdır.
****scotus erigena ….Platoncu…..tanrı reel tözdür.
****anselmus……tanrı saltık olgusaldır der….ünlü sözü ve benim de uygulamaya çalıştığım
ama başarıya ulaşamadığım CREDO UT İNTELLİGAM…..anlamak için inanıyorum.
****roscellinus……(Aristocu)….
****abaelardus…….oda anlamak için inananlardan….
****aqınolu Saint Thomas…gerçeklik bir düşüncenin nesnesi ile bağdaşmasıdır.tanrının düşüncesi en son olgusal nesnelerin kendileridir.öyleyse tanrı kendisinde gerçektir.(biz bu Aristo mantığını daha önce aşmıştık).Tanrıyı görmek için onu sevmek gerekir.onu sevmezsen bu hedefe ulaşamazsın.

01.03.2008 01:21:00
Öncelikle çok yüksek nitelikli bilgiler ve çok iddialı savlarla dolu bir yazıyı, belirli bir tarihsel sürecin konsantresini sunan bu iyi yazı için sn. iknaton'a teşekkürler.

Şimdi bazı bölümleri seçtim: "Kurumsal anlamda hiçbir dine sahip olmamışlardır.öğretiler bilgelik niteLiğindedir.konfüçyüs öğretisnde budadan etkilenmiştir.metafizik hiçbir öğeyi içermez." Yani, benim dilime çevirirsem Çinliler "yaşam felsefeleri" geliştirmişler. Tarihe özgün, büyük bir Metafizik öğreti sunmamışlar. Ben de böyle düşünüyorum. Peki Taoculuk ile karşı çıkılabilir mi? Bence hayır. Bu "dünya yorumu" özgün değil. Ne kadar iyiyi ve kötüyü ayırıyor; ve iyide kötüyü, kötüde iyiyi buluyorlarsa ahlaki açıdan ilke olan yol'un (tao'nun) belirsizliği, herhalde etimolojik olarak da aslında Tanrı'dan başka bir anlama gelmeyecek Tanrı-Bir-Yol'u kapsayan ilkeleri kendilerince de belirsiz. Bence bir sürü mistik şiiri/şiirselliği alıp kötü bir kurgu yapmışlar ki benim bildiğim hakikaten de (Buddha, budizm, Çin'deki Budizm etkisi vb. gibi - yukarıda sn. İknaton'un yazısında olduğu gibi) ne bir kurum olarak (en azından belli ölçüde) özgün bir din ya da özgün bir öğreti ortaya koymamışlar.

"Zerdüşt iran üşüncesine ikiciliği getirir. Ahura- mazda’da HÜRMÜZ (iyi,güzel,Işık,yaşam) Ehrimen ise (kötü,çi,rkin,karanlık,ölüm) karşılığı vardır.bu iki güç arasında sürekli bir kavga mevcuttur." Zarathustra'nın (Zerdüşt'ün) malzemesi de yeni değil, ama o kurguda özgün. Böylesine keskin bir biçimde iyi/kötü ayrımı (Bu arada Ahriman -ya da Ehriman, kelimelerin etimolojisini bilmediğim için bir şey iddia edemeyeceği) yine de nasılsa Ahura Mazda'nın gölgesidir) Hegel insanlık tarihine ilk kez metafiziksel olarak gerçek/yanılsama, mantıksal olarak doğru/yanlış ayırımını İYİ'nin ve KÖTÜ'nün savaşımı olarak Evren düşüncesini Perslilerin getirdiği savındadır. Bu arada Nietzsche -sanırım Ecce Homo'daydı- neden başyapıtı için seçtiği kahramanın adını Zerdüşt olarak seçtiğini kimsenin sormadığını, oysa sormaları gerektiğini söyler... Biz ise sn. İknaton'a şunu soralım: "HÜRMÜZ incelendiği vakit HERMES ten başkası değildir" Perslerin tanrısı nasıl oluyor da bir yunan tanrısı çıkıyor? Eğer öncesinde bu tanrı mısır da ya da başka bir kültürde var ise nasıl oluyor da Pers kültürüne giriyor? Belki Hermes'in izini sürmemizde yardımcı olacaktır sn. İknaton.

"Kenan diyarına yolculuk : mısırdan çıkan musa,çıkış hikayelerini ve musayla ilgili hikayeleri
Anlatmayacağım,çocuklar bile inanmaz.yolculuk esnasında toplanma çadırında mısırdaki gibi Hermetik, ezoterik ve ritüel çalışmaları yapar.bu çadır toplantılarında kahinlerle birlikte bulunur.toplantıların rabb denilen kişiler yönetir.toplantı çadırının etrafında koruma ve hizmet Alayı bulunur ve bunlara levnililer denir.başlarında musanın inisiyatik kardeşi Harun(aron) bulunur.harun aynı zamanda çadırdakiler ve dışarıdaki halk arasındaki tercümandır.çünkü dil Mısırca dır.musa ve çadırdakiler ibranice bilmez.musa mısırdan bize anlatıldığı gibi firavun baskıları yüzünden değil, tarih dikkatli incelenirse iç savaş ve kargaşadan dolayı çıkmıştır.Musa mısır tanrısı Aton (ibranice Adonai), İbrani geleneksel tanrısı el ile birleştirmiş ve iki tanrıyı YHWH diye kodlayarak tek tanrı olayını getirmiştir.YHWH halka kapatılmıştır.halkın Adonai olarak tanrıya seslenmesi istenmiştir.musa TORA(Tevrat) adlı kitabında YHWH nin Tanımını,ben olan ben diye yapmıştır (çıkış3/14), bugüne kadar doğa parçalarına ve fetiş ve Totemlere tapan insanlık için musa YHWH ile soyut tanrı kavramını öğretmiştir.daha sonra
Bu soyut kavram adonai olarak kişiselleştirilmiştir"
Bu bölümü özellikle dinler tarihi ve mitoloji ile ilgilenenler için seçtim. Burada sn. İknaton hiç mi hiç çok özgün bulunamaz. Ama bizler genellikle bu konularda bilgisiz olduğumuz için, toplumumuzun büyük bölümünün inandığı semavi dinlerin izini sürüp bu dinlerde "Hz" Musa'nın nasıl özeksel bir konumda olduğunu ve gerçekte kim olduğunu ve ne yapmak istediğini sorgulamamız için uyarıcı olsun diye aldım.

Ve kişisel olarak da Dünya'daki inanan sayısı en çok olan dinin küçük tanrısı İsa'nın hikayesine pek alışılmadık birkaç yaklaşım içeren bu bölümü "bir tür zevkle" seçtim:
"Mısır iskenderiyesinde öğretiyi yayan İbrani soyundan philon, (i.ö 25-i.s. 50) En başta Hıristiyanlık olmak üzere Yahudi ve İslam tasavvufunu derinden etkilemiştir.öneMi ise mısırdan çıkıp 2 ayrı yolla yayılan hermetik öğretiyi yeniden birleştirmiştir.Musa ile İbranilerde , platon ile yunanda yayılan öğreti yeni bir sentez ile birleştirilmiştir.

YENİ AHİT ‘ te isanın çocukluğu mısır a götürüldüğü yazar ama bu insanlara söylenmez ve 25 yaşında birden ortaya çıkıp öğretiyi yaymaya başlaması bu sürecin karanlık kalmasını sağlar ,en azından bilmiyenler için.isanın öğretisi ile philon un öğretisi incelendiği zaman birebir aynı olduğu görülür.yoksa tanrı philonmudur. ?

İSA : JESUS := YESUS = YHWH nin kısaltımışı…garip değimli."
Evet, philon olması da Yehowah olması da garip, çok garip!

Bu da Hristiyan teolojisinin karanlıklarla dolu bir çağından geçilmiş iyi bir özet: "HIRİSTİYAN TASAVVUFU.

***Saint aurelis augustinus…bildiğimiz şeylerin tekrarını yapmıştır.tüm doğa olayları tanrısal
buyruk ile gerçekleşir.kötülük iyiliğin yokluğundan kaynaklanır.en yüksek gerçeklik tanrıdır.
****scotus erigena ….Platoncu…..tanrı reel tözdür.
****anselmus……tanrı saltık olgusaldır der….ünlü sözü ve benim de uygulamaya çalıştığım
ama başarıya ulaşamadığım CREDO UT İNTELLİGAM…..anlamak için inanıyorum.
****roscellinus……(Aristocu)….
****abaelardus…….oda anlamak için inananlardan….
****aqınolu Saint Thomas…gerçeklik bir düşüncenin nesnesi ile bağdaşmasıdır.tanrının düşüncesi en son olgusal nesnelerin kendileridir.öyleyse tanrı kendisinde gerçektir.(biz bu Aristo mantığını daha önce aşmıştık).Tanrıyı görmek için onu sevmek gerekir.onu sevmezsen bu hedefe ulaşamazsın."


Sn. İknaton'un bu yazısını ilk versiyonuyla da okumuştum, bu gözden geçirilmiş ikinci versiyonunun sonunda aslında ciltler dolusu bir bilginin konsantresinin sunulmasında her yazarın çekeceği zorlukları çekmiş görünüyor. Yazının içerdiği iddialı savlara cevapların çok daha detaylı olması gerekebilir. Ulusal kültürler arasındaki mitolojik, dinsel esinlenmeler/araklamalar zincirini daha iyi, daha çok ayrıntı vererek yapabilir... sonuçta dinler tarihi-büyük mitoloji tarihi yazmak gibi zor bir şey bu.

Ben şimdi özellikle Hermes'in Perslere nasıl geçtiğini soracağım. Hermes-Hürmüz etimolojik karşılaştırma yetmedi bana... hatta Hermes'in kökenini ortaya çıkarırsa (bir bağlamda bu konuda başka yazılarını okumuş biri olarak) çok iyi olur. Bir isteğim de bir konuyu daha açması: Philon-İsa bağlantısı.

01.03.2008 01:21:35
İkinci bölümün Türkler kısmı eklentisinin ana konuyla ilgisini çözemedim. Ayrıca diğerlerinin bir kısmını şu yazıma dayanarak onaylasam da (düşündüğümden fazla referans veriyorsun bana çünkü o konuda) Olayın Orta Asya Türklerine dayandığı noktasında ayrılıyoruz.

Din ve İktidar

 Ben orta asya da Çin ve Hindistan dışında merkezi yapıda çok eski ve gelişmiş mozaiğe sahip başka uygarlıkların bulunduğunu düşünmüyorum. Bu konuda somut kanıt yok. Böyle bir uygarlığın izlerinin saklanabileceğini de sanmıyorum biraz fazla komplo teorisi bu. Yunan merkezli tarih anlayışını biliyoruz çünkü tarih araştırmalarını doğu yu bilmeyen Batılılar yapmakta. Ancak Aztekler, Mayalar,Toltek ler vs hakkında da çok az bilgimiz olsa da tapınaklarını, kentlerini, varlıklarını biliyoruz. Ziggurat yapısından gelişmiş basamaklı ya da onun gelişmişi olan basamaksız tam piramitler bir mimari mecburiyet. Yani teknik o çünkü aslında en kolay ilkel teknik piramit. Kum yığarak bir helezon etrafında taş blokları yerleştirebiliyorlar zorba Tanrı-krallar için. Eğer doğu asya da henüz çözülmemiş bazı ilkel kült tapınakları bulunsa bile bunu Türk kültürünün kökeni diye ortaya atmak abartı olur.
Türk lerin savaşçı olarak bilinen göçebe ve hayvancılık geçmişi anadolu ya giriş hikayeleri,osmanlı tarihi,selçuklu tarihinden bilinen bir gerçek. Ayrıca senin türlü şekillerde değindiğin Kök-Tengri inancının da anaerkil-ataerkil geçiş özellikleri içermesinden bu kültürün kuzey Amerikadaki Kızılderililerden daha gelişmiş bir göçebe kültürü olduğunu ancak,merkezileşme noktasında uygarlığa uzun süre direndiklerini varsayabiliriz.
Açıkçası örneğin birdenbire ortaya çıkan Slav kültürü açısından  Asya kültürünün bazı boşluklar barındırdığını söyleyebilirim. Ancak onların da gelişimine bakıldığında Mısır-Ortadoğu-Mezopotamya üçgeninde görülen hiç bir yapısal  özellik yok. Dahası Türk lerin Tanrı-kralları yok. Olsaydı etkileri eminim bugüne dek gelirdi. Tanrı-kral dönemi aynı zamanda en sert ve acımasız köle ticareti ve zorbalık dönemleridir. Ancak zenginlik de had safhaya eriştiğinden dev tapınaklar yapılabilir. Zaten onca köle ve sefil halk ı büyük bir ülkü de birleştirmeden kontrol altında tutmak mümkün olamayacağından tüm Tanrı-Kral dönemleri aynı zamanda Dev tapınaklar yani piramitler dönemidir. Bunun gizem ile, İlahi bir üstün özelliğe sahip olan sanki uzaydan gelmiş bir uygarlığın etkisi ile ilgisinin olduğu sav ı akla mantığa ters düşer. İnsanlar piramit de yaparlar gelişedebilirler. Mısır piramitleri için 300 000 işçi çalışmıştır. bunun iki anlamı vardır.

1. "her şey yapılabilir"
2.demek ki 300 000 işsiz ve aç vardır ve o işe yönlendirilip oyalanmıştır.

Sonuç olarak Batı asya ve Avrupa uygarlığının kökeninin mezopotamya ve mısır olduğunu söylemekte sakınca yoktur senin de sunduğun isim benzerlikleri bunun böyle olduğunu, Din anlayışının efsaneleştirilmiş iktidar aracı olduğunun başka kanıtları.
O halde Asya nın kadim uygarlıklarının da bulunduğu varsayımını ortaya atabiliriz. Yani Çin ve Hindistan gibi iki Dev i yaratan bir öncül olmalıdır. Bilinmekte olan başka bir üzerinde durulmayan gerçek ise merkezi olarak Asya nın daha eski bir uygarlık merkezi olduğu ve daha fazla insan kalabalığı barındırdığıdır. Yani çok daha fazla işçisi olmuş olmalıdır tabi mimari teknik de insan gücü ve kalıcı olması ile bağlantılıdır.

Tarih öncesi çok eski ilk atalarımızın buzul çağı biterken buzullar kuzeye çekildikçe Afrikanın kuraklaşmaya başlaması nedeniyle yoğunluklu olarak Asya ya göç ettiklerini biliyoruz. Bu genetik haritalarından bile okunabiliyor.
Kavimler göçü denilen olgunun da Asya kuraklığı olduğundan bahsedilir bu akıldışı bir bakış açısıdır. Sürgünler hiç bir zaman sürüldüklerini, kaçanlar ise asla kaçtıklarını torunlarına anlatmazlar. Mısır ın iktidarı ele geçirmeye çalışan ardıl aristokratları 40 yıl boyunca kendilerine vaad edilen toprakları bulamadıklarına göre şüphe yok ki sürgün edilmiş Mısırlılardır.
Asya dan başlayan göç dalgasının da benzer bir saldırı sonucu olduğunu söylemeliyiz. Örneğin Türklerin dinlemekten pek hoşlandığı bir efsane olan,Çin seddi nin Hunlara karşı yapıldığı sav ı gerçeklerle bağdaşmaz. Her merkezi uygarlık duvarlarını dışarıdan olan korkudan değil,sınırlarını belirleyip kontrol altında tuıtmak ve göçebe kavimlere saldıracağı düzenli orduyu korumak maksadıyla yapar. Orta asya merkezi uygarlıkları bir bir tüm çadır kültürlerini yok etmeye başladığı için Hun ların başlattığı göç dalgasından bahsedilebilir kuraklık dan dolayı olduğu sav ı saçmadır. Çünkü meydana getirdiği etki o denli büyük ve panik yaratıcıdır. Roma yı Attila ile zayıflatıp,batısını tamamen yok edecek kadar amansız olmuştur. Düzenli ordunun teşkilatlanmasının ardından da diğer kültürler ya onlara asimile olmuş ya da batıya yürümüşlerdir. Bu aslında trajik bir dönemdir ve insanlığın zorbalık katsayısını yükseltmiştir. Yani merkezi uygarlıkların yerleşikl hayat ve kent devletleri oluşumunun kaçınılmaz sonucu olduğunu söylesek de zorbalık yaratan ölüm kült leri ile doğal Din leri yok ettiğini eklemeliyiz. Kendimizi kızılderililere daha yakın buluruz örneğin, piramitlere ya da firavunlara, vatikan a tapınak şövalyelerine değil. Bunun sebebi birinin daha natürel öbürünün iktidarın mutlakiyet düşüncesine tabi oluşudur.
O nedenle tüm savlar doğru olsa bile Türklerin piramit yaptığı ya da tüm diğer uygarlıkları yarattığı biraz mantıkdışı bir sav olmaktadır. Osmanlı bile asla bir Avrupa feodal krallık ölçüsünde ya da Bizans gibi aristokratlar sınıfına sahip merkezi yapı oluşturamamış hatta Anadolu-İslam yerleşik uygarlıkları bu sebeble benzerlerinden daha kolay çözülmüştür (Roma-Germen-vatikan merkezli imparatorluklar ile Selçuklu,Osmanlı gibi imparatorluklar karşılaştırılırsa görülür.) Kaldı ki Cengiz Han ın Moğol ganimet uygarlığının da merkezi yapısı yoktur yağmalayıp gitmiştir. Timur gelmiş, (kimbilir niye buraya geldi, niye gitti nerede ülkesi,yok) Yeni oluşmakta olan merkezi imparatorluğu parçalayıp gitmiştir. Merkezi yapısı olsaydı asimile eder kendine tabi kılardı. Roma ya da sonrasında Osmanlı işgal ettiği her yere vali atamış kontrolü sağlayabildiği süre boyunca da o yerlerdeki hakimiyetini sürdürebilmiştir. Aksi imkansızdır.
Herşeyin kökeni olduğu iddia edilen bir uygarlık ise ganimete dayalı salt savaşa dayalı bir yapıda olamaz. Bu bilgiler ışığında Diğer uygarlıkları Türklere dayandıramayız. ÇÖÇin Hindistan vb. uygarlıkların daha eski dönemleri olabilirler. Büyük İskender in neden olduğu Hellenizm akımı Hindistana kadar gitmiştir örneğin. Ancak Asya uygarlıkların savaş liderleri örneğin Cengiz Han ı düşünürsek böyle bir etkisi bulunmaz bağımsızdır. Eğer gerisinde merkezi yapıda bir kültür bulunsaydı olaylar çok değişirdi. Ancak setlerin gerisinde bulunanlar batıya sefer yapmayı pek karlı bulmamışlardır çünkü hala bile kendilerine yetmektedirler.

Alıntı
Am : sevgi,vajina
On : Kozmos,varlık

Bu belli bir şey zaten; bir de yaşam ve kuram var. Birincisi üretken ve canlı yaratabilen gerçek,ikincisinde onun karşıtı olduğundan "U" harfi düşmüş ama bizim sde şu an yaptığımız cansız,ölü,teorik ve yaratabilmesi için uyanması gereken gerçek laugh  Bir de ataerkil derler Dünya ya organik devamlılık açısından bu mümkün değil sanırım o yüzden zorlama olmuş savaş çıkmış laugh

Khaos

01.03.2008 01:25:21
İki dakka ayrıldık hemen didişmişsiniz. Sirelis yunan da Hermes diye geçen Zeus un habercisi sadece yunan malı değildir doğru. Hermetizm diye ayrı bir sistem var hatta. Artemis de örneğin yunan da bakire avcı tanrıça olarak geçmesine ce Orion trjedisi dışında başka aşk hikayesi olmadığı halde, Anadolu Artemis i bereket tabrıçasıdır.

Bakınız:


Yunan Artemis i


Efes Artemis i



Daha eski anaerkil başka Artemis

Aklıma niyeyse Artemis geldi Hermes in ismi değişiyıor o bakımdan farklı kültürlerde. Yunan tanrılarının neredeyse tamamı devşirmedir ancak yeni anlatılar ve farklı üslup ile yunan da başka bir kültürdür.


01.03.2008 01:26:11
benim merak ettiğim tarihte hangi toplumun nasıl bi inanışa sahip olması değil....
asıl kafamdaki soru insanlık tarihinde tanrı, ilk olarak nasıl ortaya çıktı....
şimdi bazı kolaya kaçan cevaplar vereceğinizi biliyorum önce güneşe sonra aya sonra toprağa taptılar falan filan....
benim kafamdaki teori tanrının çıkar amaçlı piyasaya sürüldüğü......
bunun için birkaç düşüncem var.....


yaşayan ilk insan klanlarından birisi güneşin kendileriyle konuştuğunu ve kendilerini kutsadığını söyleyip diğer bir klana yiyecek karşılığında satar.....
yada yıldırımlar sonucu ateşle karşılaşan ilk insan onun sıcaklığından ve parlaklığından yararlanıp diğer insanlara satmış olabilir....
yada bizim şu an bile nasıl yapıldığını anlamadığımız halde uğruna milyonlarca para dökülen ilizyonistler gibi bir uyanık çıkar keskin zekasıyla birkaç numara bulur ve onu tanrı diye diğer insanlara pazarlar....

bunlar ateistçe teoriler.... sizinde bunlar hakkında görüşlerinizi öğrenmek isterim.....

bir de aramızdaki inançlı insanlara sormak istediğim bir soru var......

TANRI NEDEN ORTAYA ÇIKTI?Huh??

01.03.2008 01:30:37
xxx ben bir çok kez tekrar ederekten yazdım
eski yazılarımdan alıntı yaptım iyi oku
...
şimdi Fikren tarihin kaydedilmemiş zamana gidelim
balta girmemiş ormana dalalım
bir adam var avladığı hayvanı yemiş postunu giymiş
kocman bir ağaça yaslanmış ve düşünüyor şimdi
acaba bu mağra adamı neyi düşünüüyor
acaba devlete vergi borçu vardaonu mu düşünüyoo nasıl ödeyecem diye
yooo daha köy teşkilatı yok
o halde ne düşünüyor
ailesini mi düşünüyooo
daha aile teşkilatı yok
evlenemek filan.. bunlar zihin aleminde yeni yeni şekilleniyor
o halde bu adam neyi düşünüyooo
vergiyi değil
ailesini değil
peki ne düşünüyor
derken tam o sırada felekten bir şimşek çakıyoorr
ve bu adam korkuyor  var var diye haykırıyor
ne var var diye
Allah Allah
ismini koyamıyor ama var diyor
onu düşünüyoo ki
bir şimşek çakınca işte canım Allahım diyooooo yerlere kapanıyor

mabedleri meydaha getiren korkudur derler.. ama o korkuyu Allah düşüncesinin meydana getirdiğinin farkına varamayanlar çoktur

yani özetle insan hiçbirşey bilmezken
kendi görünüşteki varlığının iç yüzünden haberi yokken
bir yudum suyun ne ibaret olduğu dahi bilmezken
bile Bir Allah tanımıştır
Fıtrat ilk bunu bize vermiştir

Allahsız yaşayamazsın demiştir....
oluşumuz böyleee
Allahsız yaşayamazsın
onu düşüneceksin

01.03.2008 01:31:11
yapmayın arkadaşlar varlığı bşle belli olmayan birşeye nasıl bu kadr bağlısınız....
bunları size kim öğretiyor......din öğretmenlerinizden öğrendiğiniz 'o heryerdedir o birdir kimseye benzemez' cümlelerini bırakın artık...... inanıyosanızda saygısızlık etmek istemem ama en azından neye, nasıl ve ne için inandığınızı bilin......
bir sorum hala yanıt bulmadı......

TANRI NEDEN ORTAYA ÇIKTI?

NOT:bana o zaten hep vardı demeyin varsa bile sonradan ortaya çıktı, ama nedeni ne....


Sayfa: [ 1 ]