SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Diğer Dinler

Konu: Osiris ve Osiris Dini

Sayfa: [ 1 ]

28.02.2008 21:20:35
Ezoterik Bilgilere göre Mu?ya indirilen ilk tek tanrılı din ?Sirius Öğretisi? adlı kozmik öğretidir. James Churchward?ın Tibet?te okuduğunu ileri sürdüğü tabletlere göre, Atlantis?li bir inisiye olan Osiris bu dini zamanla yozlaştırılmış yanlarından arındırarak tekrar ortaya koymuştur. Atlantis?te başlayıp Mu?da devam eden ve Mısır?da şekil bulan bu ilk monoteist din hakkında neler biliyoruz?

1868¢te Ingiliz Ordusu?nda deniz subayı olarak Hindistan?da görev yaparken bir tapınak rahibiyle yakın dost olan ve ondan yüzyıllardır tapınak mahzenlerinde yatan çok eski tabletlerin nasıl tercüme edileceğini öğrenen James Churchward, bu tabletlerde bizim uygarlığımızdan çok önceleri muazzam bir uygarlığın doğduğunu, geliştiğini ve yok olduğunu öğrenmiştir. Churchward?ın okuduğu tabletler, yaklaşık 18.000 ya da 20.000 yıl önce yaşamış Osiris hakkında şu bilgileri aktarmaktadır:
?Osiris büyüyünce bilgisini derinleştirmek üzere doğduğu ülke olan Atlantis?i terkedip Mu kıtasına gitti. Oradaki Naakal (bilgin ve rahip) okullarında din ve kozmik bilimler konusunda öğrenim gördü. Orada üstadlık derecesine ulaştıktan sonra ülkesindeki insanları aydınlatmak üzere Atlantis?e geri döndü. Tüm yaşamını Atlantis halkını aydınlatmaya, onlara doğru yola göstermeye adayan Osiris, bir takım çıkarları uğruna dini yozlaştırmış olan Atlantis rahip sınıfının etkisi altında oluşan yanlış anlayışları ve uydurma kavramları düzeltmeye çalıştı. Halkın büyük bir sevgi ve saygıyla bağlandığı Osiris, Atlantis?in ruhani lideri oldu ve liderliğini son günlerine kadar sürdürdü. Kendisini Kral Uranos?un yerine geçirmek istedilerse de o bunu kabul etmedi ve kendi kardeşi tarafından katledildi. Osiris?e bağlı inisiyeler adının anılması için yaydığı saf dine Osiris Dini adını verdiler.?

Osiris?in öldürülmesine karşın bu kozmik kökenli öğreti Atlantis?te varlığını sürdürdü. Öğreti Churchward?a göre Mısır?a İ.Ö. 16.000 yıllarında Atlantis?li bir bilge olan Hermes-Thot tarafından getirildi. Mısır?da bu öğretinin yayılması ve korunması, Thot zamanından Menes zamanına kadar (İ.Ö. 5.000) Horus ünvanı verilen birer din adamının denetimiyle sağlandı. Kayıtlara göre Mısır, Hermes-Thot zamanından Menes zamanına kadar Horus?a bağlı bir rahipler kurulu tarafından yönetilmiştir. Kimileri bu öğretinin ilkel Mısır halkı tarafından anlaşılamayacağından ötürü Mısır?da iki şekilde (ezoterik ve egzoterik) yayılmış olduğu kanısındadır. Mısır?da Osiris?in yolu denilince dinin herkese yönelik dışrak (egzoterik) kısmı, Horus?un yolu veya İsis misterleri denilince içrek (ezoterik) kısmı anlaşılmaktaydı.
Gelelim Mısır Mitolojisi?nde İsis ve Osiris?in yerlerine? İsis Osiris?in kızkardeşi ve eşidir. Mısır metinlerinde Sirius gibi vericilik özellikleriyle nitelenen İsis aynı zamanda Osiris?in beden parçalarını bir araya getirmeye çalışan bir ilahtır. Bu sembolü biraz açarsak okültizmdeki mikrokozmos-makrokozmos kavramıyla karşılaşırız. Okültizmde canlı bir valık olarak kabul edilen Dünya gezegenine Anima Mundi adı verilir. İnsan bedeninde aralarında iş bölümü yapan birçok organ olmasına benzerşekilde Güneş Sistemi gibi yıldız sistemleri de bir takım kozmik bedenlerin çeşitli organlarını oluştururlar, her gezegen de uydularıyla birlikte, parçası olduğu organın içinde ayrı bir rol veya işlevde bulunur. İşte Osiris?in organlarının dağıtılması sembolizminde de bu bilgi sembolize edilmekteydi. İşin ilginç yanlarından biri de şu: Aynı sembolizm Dogon tradisyonunda Nommo?nun organlarının dağıtılması şeklinde de karşımıza çıkar; bu organlar arasında kan dolaşımı gibi bir dolaşım söz konusudur ve merkez Sirius?tur!!! Ve? Bu sembolizme Amerika yerlilerinde de rastlanır.

Bir başka bilgi ise tarihçi Diodoros kaynaklı: Diodoros?a göre yeniden doğuşunu kurt kılığında gerçekleştiren Osiris, Eski Mısır?da kurtla ilişkilendirilen Sirius-B yıldızıyla bağlantılıdır. İşin ilginci, Eski Türk tradisyonlarında da, Gök-Kurt, tanrının yerdeki şekillenmiş sembolü olarak kabul edilirdi. Hatta daha da ilginci, Çin tradisyonlarına göre ?Göksel saray?ın (Büyük Ayı) bekçisi ?Göksel-Kurt? Sirius yıldızıdır? Konuyu Osiris?ten Sirius?a çekerek dağıtmak istemiyorum ama son bir şey daha eklemeden yapamayacağım: Sirius sisteminin üç yıldızdan oluşması nedeniyle kullanılan ?trident? veya ?trisula? olarak adlandırılan bir üç dişli asa vardır. Peru?daki Nazca Vadisi?ndeki dev çizimlerden biri olan bu sembol eski Yunan tradisyonunda Poseidon?un, Hinduzim!de Şiva?nın, Hitit tradisyonunda Teşub?un ve Urartu tradisyonunda Teişeba?nın elinde görülür. Ankara?ya yolu düşenler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi?nde elinde tridentiyle resmedilmiş Teşub?u görebilirler? Gerçekten etkileyici?

Osiris ve İsis?in sembolize ettikleri hakkında yazacak daha çok şey var. Eski Mısır?da İsis?in ?Ast?, Osiris?in ise ?As-ar? adıyla anıldığı bilinmekte? Acaba zaman içinde As-ar, Atlantis?li bir rahip olan Osiris?le özdeşleştirilmiş mi? İkenderiye Kütüphanesi?yle birlikte yanıp kül olan bilgilere ulaşmak mümkün olsaydı (bunların bir kopyasının Keops piramidinde gizlendiği iddia edilir) Osiris?in kimliği ve öğretisi hakkında çok daha sağlam bilgilere ulaşmak mümkün olurdu?
kaynak:Ezoteria

28.02.2008 21:23:51
mevlananın felsefesi ve osirisin felsefesi hangi alanda buluşuyor

28.02.2008 21:24:27
bu inanca sahip olanlar sadece mevlana değil yunus emre hacı bektaş veli vs vs de sahipleniyorlar

28.02.2008 21:24:51
ben sizden osirisin mevlannı felsefesiyle alaksını soruyorum
biliyorsanız cevaplayın
bilmiyorsanız cevap vermeyin

28.02.2008 21:25:14
Mevlenanında hermetik köklerden etkilenerek bu yok çıktığını düşünüyorlar

28.02.2008 21:26:00
trismegustus' mu islam felsefesine yakın
yoksa mevlanamı bu zattan etkilenmiştir
bu konuda bir karşılaştırma yapabilirmisiniz

hermetizim osiris dinin bu güne kadar uzanan bir yansıması olarak kabul edilir
 hatta bu konuda hermetizmin
osiristen dahada gelişmiş kuralları ve ilkeleri var
bunlar
# Fiziksel alem süptil alemin aynasıdır.
# Ezeli ve ebedi olan Tanrı, düşüncelerle anlaşılmaz.
# Ruhlar yeryüzüne sınavlarla gelişim için gelirler, almaları gereken dersleri alana kadar tekrar tekrar doğarlar.
# Kişiyi ölüm sonrasında vicdanı yargılar, kişinin yeryüzünde yaşarken yaptıkları unutulmaz.
# Bu ruhlar bir zaman sonra büyük ışığa doğru çekilirler, onlara yol gösterilir.
# Eski insanların kökeni Dünya-dışı’dır.
# Evrende kozmik yasalar işlemektedir.
# İnsanlar kaderlerini yaptıkları iyi ya da kötü hareketlerle belirler.
# İnsanlar yaşadıkları dünyayı kirletmeleri halinde dört unsurun başkaldırmasıyla karşılaşacaktır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Osiris_dini

28.02.2008 21:26:21
oiğer taraftada belirtiğim gibi benim böyle bir iddam yok... benim bakış açım çok farklı... konu bu değil ben sadece mevlanın neden tüm dünyada bu derece sahipleniliyor olmasının bi sebebininde bu inanış olduğunu vurgulamak istedim.. anlıyormusunuz..

28.02.2008 21:26:39
Araştırılması gereken konular var içinde ancak bazı önemli hatalar da var. Örneğin bilinen arkeolojik bulgulara göre, yeryüzündeki ilk toplu kent yerleşimi Diyarbakır Bismil dedir ve tarih olarak M.Ö. 9000 lere gider. Göçebe eski kültürlerdeki efsaneler ise totem kökenlidir. Buradan da Mısır kültürünün en eski pagan merkezi olarak niçin tüm tanrı ve tanrıçaların özellikle de daha eski olanlarının Hayvan başlı oldukları anlaşılır. Toteem anlayışına sahip en ilkel insanlar kendilerini uygar ve doğadan kopmuş torunları gibi hayvanlar dünyasından ayrı tutmazlar herkes içinde bir hayvan ruhu taşır. Bu kültürlerde kişilere verilen hayvan isimlşerinden de bunu anlayabiliriz. Bugün sadece kızılderililere özgü olduğu zannedilen bu anlayış aslında kendi efsanelerimizden de bildiğimiz gibi tüm uygarlık öncesi ata kültürlerde ortaktır.

Dünyanın ruhu denilen animist doğa-tanrı anlayışı da yine anaerkil dönem tanrıçalarda görülür bu da doğrudur ve kökenleri oldukça eskidir. (Aslına bakılırsa bu anlayış yanlış da sayılmaz tam anlamıyla. Çünkü Dünya sudan enerji absorbesi ve devinimi vasıtasıyla can yaratan bir varoluş karmaşası olarak düşünülebilir ve gerçekten canlı bir gezegendir.)

Ancak Atlantis olgusu batının Yunan kültürünü dayatma efsanesinden başka bir şey değildir. Gidip hindistanda Atlantis i bulmak kadar bilim dışı bir düşünce şekli daha yoktur. Avrupalılar dil olarask köklerini Hint kültürüne borçlu olmalarının yani kökenlerinin bu eski kültür olmasının varlığına bir türlü tahammül edemediklerinden olsa gerek; alternatif bir tufan efsanesinin anlatımını sürdürmüşlerdir. Atlantisle ilgili aslında tek kayda değer kaynak Platon un kendisidir. Platon böyle bir mükemmel kültürden bahseder ama Poseidon kızıp yok etmiştir. Aslına bakılırsa Platon un kendisi Poseidon a inanmaz o dönem bu pagan kültür varlığını sürdürüyor olsa da. Sokrates in yani Mantığın öğrencisidir.
Platon döneminde sofistler de içinde olmak üzere tam bir bilgi düşmanlığı olduğunu anlamak hiöç zor değildir ustası Sokrates İsa dan da önce kendini feda etme pahasına Mantık yoluyla evrenin kavranabileceğindeki ısrarını sürdürmüştür. Bu noktada Atlantis uygarlığının teknik bir devlet oluşu da dikkat çekicidir. Çünkü o dönem Yunan devleti öyle değildir. Platon un "Devlet" adlı eserinde ideal devleti yönetim biçimi ile tanıttığını da düşünürsek Atlantis den neden bahsetmiş olabileceğini de anlarız. Atlantis ve Mu uygarlığı zihinlerdeki bir tasarıdan öte gerçekte bir anlam ifade etmez.
Türlü zamanlarda batı uygarlığı,Mısır ı da yok sayıp sanki her şeyin tek kaynağı yunanmış gibi birtakım efsaneler uydurmuştur. "Martin Bernal" ın "Kara Athena" adlı çalışmasında güzelce betimlediği bu tutum varolan boşluklar nedeniyle bu tür efsanelere kaynak oluşturmaktadır. Uydu teknolojisinin yeraltı kaynaklarına kadar indiği günümüzde Atlantis Kent i bulunamamaktadır. Sümer in Nuh tufanı efsanesinin başka bir versiyonu olan bu anlatılar gerçeğin imlemini saklamaktan başka bir işe yaramamaktadır.
Kaldı ki M.Ö 16 000-18 000 yılında yazı olarak düşünülebilecek tabletler varmış da neden yazının icadı Sümerler ile kısıtlanıp M.Ö. 4000 lere tarihlenmiştir. Mısır ın resim yazısı Hiyeroglif ler bile o denli eski değildirler.
Kaldı ki göçebe bir kültür durduk yere yazıyı kullanmaya başlamaz ticaret yapıyor olması gereklidir. Ticaret için ise ortak ve gelişmiş bir kentleşme adımı yani komün-köy ü aşan ortak kullanılan yapıların varolması gereklidir. Oysa en eski tarihli kent M.Ö 9000 lerdedir ki bu da 11 000 yıl önce Mezopotamyadır. Mezopotamyanın dünyanın en erken uygarlaşmış bölgesi olduğu da coğrafi ve kültürel açıdan reddedilemez.
Tüm bu veriler ışığında Batı kaynaklı olan bu "Yeni Atlantis" denemesinin de James Churchward menşei li uyduruk tarih den ibaret olduğunu söyleyebiliriz. Kaldı ki Hint kültürünün Mezopotamya kadar eski olmayan dinsel mitolojisine göre Hindu lar kendi tarihlerini M.Ö yüzbinlere milyonlara dayandırıp en eski kültür olduklarını iddia ederler ki bu onların dini inancıdır geçerliliği yoktur. Bizim ingiliz de eşeleyip oradan kendi kökenini bulmuş sadece bu. Yoksa böyle bir şey yok 18-20 000 lerde muhteşem batı kökeni uygarlıklar falan. Bu da bir çeşit batı kaynaklı hurafe. Atlantis. Hint var, Mısır var onlardan gelişmiş Yunan var ama her nedense yunan ın kökeni bulunan bu uygarlıklara değil de hiç bir iz olmayan Atlantis e dayandırılır.

28.02.2008 21:27:14
bu konuda çok fazla iddialar var... tarihin türklerle başladığı türklerin kökenini mu'ya dayandığı hatta atatürkünde buna inandığı gibi...

28.02.2008 21:27:48
O resmi tarih. Resmi tarih zaten bilimsel bir tarih değil. Onlar inanadursun o ayrı tabi.


Sayfa: [ 1 ]