|
||
![]() “ULAK” Zamansız ve mekânsız bir öykü… Düzeni yekten bozulmuş bir köye, köy köy dolaşan bir seyyahın, Zekeriya’nın gelişiyle ve beraberinde getirdiği sırlarla başlar film. Zekeriya ile gelen sırlar köye, geri dönülmez bir değişim yaşatacaktır. Filme adını veren “Ulak İbrahim”, ocak ayında seyirciye yüzünü gösterecek ve tüm sırlar su yüzüne çıkacak…YÖNETMEN / SENARYO : Çağan Irmak YAPIMCI : Şükrü Avşar MÜZİK : Evanthia Reboutsika İDARİ YAPIMCI : Esi Gülce GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ : Mirsad Heroviç GENEL SANAT YÖNETMENİ : Mustafa Ziya Ülkenciler KURGU : Ruşen Dağhan KOSTÜM TASARIM VE UYGULAMA : Kulis Kostüm ÖZEL MAKYAJ TASARIM VE UYGULAMA : Kulis Tasarım & Ben Nye YÖNETMEN YARDIMCISI : Irmak Çığ SES : Levent İntepe / GRAMOFON IŞIK : Hakkı Yazıcı / ORION OYUNCULAR: ÇETİN TEKİNDOR HÜMEYRA YETKİN DİKİNCİLER ŞERİF SEZER KAYA AKKAYA MELİS BİRKAN FERİDE ÇETİN ŞENER KÖKKAYA MAHİR İPEK ZUHAL GENCER ERKAYA MAHMUT GÖKGÖZ HAVARİLER: ÜMİT ÇIRAK TİMUR ACAR DENİZ KURTOĞLU GÜVENÇ DAĞÜSTÜN ÇAĞLAR YİĞİTOĞULLARI RIZA KOCAOĞLU VE YÜKSEL AKSU – CEMAL HÜNAL – SELDA ÖZER - FÜSUN KOSTAK Çağan IRMAK, filmin müziklerinde, bir önceki filmi Babam ve Oğlum’da da beraber çalıştığı müzisyen Evantia Reboutsika ile birlikteliklerini devam ettirdi. Babam ve Oğlum’un film müziğiyle “Dünya Film Müzikleri Ödülleri- Yılın Keşfi” ödülünü alan Reboutsika ‘ULAK’ için yeni ve farklı bir müzik yarattı. Müzikleri Greek String Orkestra çaldı. Filmin görüntü yönetmeni,2003 Uluslararası Saraybosna Film Festivali’nde En İyi Film-Kodak Ödülü’nü ve 1990 Belgrad Film Festivali’nde Altın Madalya ödülünü alan Mirsad Herovic. Dört kez Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Sanat Yönetmeni ödülünü almış olan Mustafa Ziya Ülkenciler filmin genel sanat yönetmenliğini üstlendi. Filmin çekimleri Mayıs ayında, Ayvalık’ ta başladı ve Temmuz ayında 7 haftalık çalışmanın ardından İstanbul’ da sonlandı. Filmin genel sanat yönetmeni Mustafa Ziya Ülkenciler denetiminde İstanbul Kısırkaya köyünde, senaryoya uygun olarak tasarlanan bir köy inşa edildi. Zaman ve mekân aşırı bu proje için çeşitli kostüm ve ayakkabı üretildi. Projede yer alan tüm oyunculara özel makyaj uygulandı. Filmde oyuncular ve ekip kadar atlar ve diğer hayvanlar da çok önemli bir yer tuttu. Çekimler sırasında hiçbir hayvana zarar verilmemesi için at eğitmenleri ve hayvan sorumluları ile birlikte çalışıldı. Türk sineması ve tiyatrosunun önemli isimlerinin bir araya geldiği filmde, 25 kişilik bir çocuk oyuncu kadrosu da rol alıyor. Performanslarıyla, yönetmeni mutlu eden çocuk oyuncularıyla, “ULAK” izleyenlere umut veren bir film. |
||
|
||
Geç kalınmışta olsa bu başlık her daim sıfırda durmalı efenim 'bazen tek çare bir hikayeye inanmaktır' hikayelere tutunmaya ihtiyaç duyan herkesin mutlak suretle izlemesi gereken bir film.
|
||
|
||
| Son zamanlarda izlediğim en iyi Türk filmi diyebilirim. Çok derin ve şiddetli bir toplum eleştirisi içerir. "Kıyam başladı, suçlu kadar bilip de söylemeyen, görüp de anlatmayan da suçludur. Kıyam başladı..." |
||
|
||
| “Dinleyen kulak yoksa ben ne anlatıyorum ki?” Söylediğin gibi cosinus78 ne derin anlamlar ve eleştiriler vardı. |
||
|
||
| bugün sinemaya gittim ve bu filmi izledim.ben begendim,bir daha gitmeyi düsünüyorum.. aklimda kalan bir iki cümle -dudaklar sussa bile,kalbin yüz dili vardir. -yapan kadar bilipde susan da sucludur. bir cümle daha vardi,dinle ilgiliydi,körü körüne inanmak sorgulamamak gibi bir seydi ama unuttum ![]() |
||
|
||
| Bir hikaye ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Bilirsiniz, hikayenin kendisi kadar hikayenin anlatılması da önemlidir. Fakat bence bu filmde hikaye biraz zayıftı. Bir filmi oluşturan en önemli unsurlardan biri senaryodur, bence bu filmde senaryo pek güçlü değildi, eksikti. Bence bu zayıflık, anlatacağını tam anlatamadığından değil, anlatacak bir hikayesi olmamasından kaynaklanıyor. Hikaye anlatımı müthişti, sinema dili mi diyorlar, işte o. Seyirciyi sıkmıyor, yormuyor, oldukça akıcı, köy muhteşem tasarlanmış, oyunculuk, yönetim, görüntüler... bunlardan pek anlamam, ama sanırım birinci sınıftı. Fakat hikaye... Daha iyi olsaydı belki bir başyapıt olabilirdi. Filmdeki toplumsal eleştiriler, yukarıda söylenenin aksine derin değil yüzeyseldi, genellemelerdi. -Kötülükler karşısında toplum susar, susmamak da gerekir, susan da suçludur. -Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar(peygamberlerin öldürülmesi,köyde hekime gösterilen tepki) -Çocuklar babaları tarafından baskıya maruz kalır vs. |
||
|
||
hikayenin zayif olusu konusunda sana katiliyorum sfer,evet sanki bir seyler eksikmis gibi,hikaye yarim kalmis gibi geliyor insana,hani bazi filmler vardir film biter ama insan oturdugu koltuga civilenmistir sanki ayaga kalkamaz,,,öyle bir film degildi yani,ancak son zamanlarda o kadar kötü film seyrettim ki onlardan sonra iyi dedim,zeten fazla da övmemisim farkindaysan ![]() dedigin gibi keske senaryo üzerinde biraz daha fazla calisilsaymis...yüzeysel deginilmis olaylara. |
||
|
||
| Filmin ilk 10-15 dakikasında çok heyecanlanmıştım, büyük bir hikayenin başlangıcı gibiydi. Yollara düşmüş bilge bir adam, okumaya meraklı bir genç, zalim bir adam, zincire vurulmuş bir genç kız... | ||