SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sahne

Konu: Tiyatro ve işadamlarımız..

Sayfa: [ 1 ]

moon 27.02.2008 10:31:37
Tiyatro ve işadamlarımız..

Oyun bitti.. Tiyatronun hemen altındaki şirin cafede toplandık, dünyanın en lezzetli mantısını yemek için.. El yapımı.. Ev yapımı.. Müthiş gerçekten.. Hele de insan karnının hafiften zil sesleri verdiği ilerleyen saatlerde nasıl kaşıklıyorsunuz, olmaz böyle şey..
Yolunuz Duru Tiyatro'ya düşerse ki, düşsün.. Salona girmeden önce büfeye uğrayın ve oyun sonrası için masanızı ayırtıp, mantı siparişi verin.. Evinize hem de nasıl mutlu dönerken, bana da bir hayır duası sallamayı unutmayın..
Tiyatronun kurucusu ve izlediğimiz oyunun baş oyuncusu Emre Kınay da katıldı az sonra bize.. Bir tatlı sohbet açıldı ki, sormayın gitsin..
İşte tiyatro keyfi bu aslında.. Oyunu izledikten sonra pür telaş eve, sonra tumba yatak değil.. Bir yere oturup o güzelliği, bir sohbetle uzatmak.. O uzatmaları oynamadan eve gitmemek..
Emre bana döndü bir süre sonra.. "Hayrola Hıncal Ağabey" dedi.. "Bu gece bir sessizlik var üzerinde.. Yorgun musun?.."
Bir hafta evvel gene ordaydık.. İlk defa izlediğim üç genç ve Kaset adlı oyun beni öyle coşturmuştu ki, susturamıyorlardı.. Bu defa ağzımı taksitle açar gibiyim gerçekten.. Neden peki?..
"Hâlâ oyunun yükünü üzerimden atamadım Emre" dedim.. "Aptal gibiyim.. Hele bir kendime geleyim.."
Son Baskı beni gerçekten aptala çevirdi, inanın.. Ve de utandırdı..
Ben ki, mangalda kül bırakmam, Tiyatro deyince.. En meraklı, en izleyen köşe yazarı gazeteciyim ya.. Halt..
Böyle bir oyunu, böyle bir oyunculuğu üçüncü yılında ancak izliyorsam, bu ayıp bana yeter..
Oysa daha 2006'da, Emre bu oyunu ile Afife Ödülü alırken, Lütfi Kırdar'daydım ve haberim olmuştu her şeyden.. Yani.. Benim eşekliğim dışında mazeret yok..
Oyun mu sarstı beni?.. Oyunculuk mu?.. Emin değilim.. Belki ikisi de.. Ama Emre Kınay olağanüstünün de üstüydü.. Böyle şey olmaz.. olmaz gerçekten..
Yeni kuşaktan böyle yeteneklerin çıkması harika bir şey.. Bir umut ülkemiz için..
Dahası.. Bu Emre bir idealist.. Tiyatrolar birbiri ardına kapanır, haftalık temsileri nerdeyse bire indirirken, tiyatro kuracak, onu repertuar tiyatrosu haline getirip ayni anda dört beş oyunu sahne ışıklarına çıkaracak, yetmedi, gençlere, genç yeteneklere bu işi öğretmek için kolları sıvayıp akademi açacak kadar idealist.. Yoksa "Gerzek" mi demeliydim, dizilerden malı götürüp ömrünün sonuna kadar stressiz, tasasız refah içinde yaşamak varken, bu savaşın içine girdiği için..



....


Devlet Kültür ve sanata yardım babında tiyatrolara, karınca kararınca, elinden geldiğince yardım ediyor.. Ediyor da, her yıl kıyametler koparan bu yardımlar devede kulak.. O kadar geliyor devletin elinden. O kadarın yetmeyeceğini bildiği için bir yasa çıkarmış.. İş adamlarına demiş ki.. " Tiyatrolara katkıda bulunursanız, bu katkının yüzde 100'ünü vergiden düşersiniz.." Üçte birini, yarısını falan değil.. Tamamını.. Bu yani, "Bana değil tiyatroya verin" demek aslında.. Daha ne yapsın ki devlet..
O zaman iş, iş adamlarında.. Peki nerde onlar?.. Kaçı tiyatroyu biliyor, seviyor, gidiyor, destek olacak kadar?..
Tiyatrocular birbirlerini yiyeceklerine, bir araya gelip iş adamlarına bu işi sevdirme programları yapsalar, koskoca Gencay Gürün yıllardan beri elinde My Fair Lady, sponsor arama peşinde koşar mıydı, köy çerçileri gibi.. İş adamları peşine düşerdi aksine.. "Ben.. Ben" diye..
Şimdi ben mi kolları sıvasam.. En yakın dostlarım iş adamları, Mustafa Taviloğlu'nu mesela.. Ya da Abdullah Kiğılı'yı, veya Hüsnü Özyeğin'i alsam, Kadıköy'e götürsem, orda olan işleri göstersem..
Bu ülkede tiyatro düzeyini Broadway (New York), West End (Londra) düzeyine çıkaracak sanatçılar var, ama arkalarında sermaye yok.. Oysa en azından tiyatro ilk hızını alana kadar, bu desteğe şiddetle ihtiyaç var..
Tiyatro dünyasına girin iş adamı dostlarım.. Sadece parayı verip vergiden düşerek değil.. Hatta provalara kadar uzayıp gençlerin arasına karışarak, içlerine girerek gidin.. Gidin de dünyanızı biraz değiştirin.. Hayatınıza renk katın, heyecan katın, mutluluk katın.. Streslerle dolu dünyanıza bir keyif, bir lezzet, bir tat, yaşam tadı penceresi açın..


Hıncal Uluç

deliçocuk 27.02.2008 11:05:23
tombul hıncal iyi yazmış...


moon 27.02.2008 17:21:46
tombul hıncal iyi yazmış...



ben daha hiç kötü yazdigini görmedim  Smiley

Sino AtriaL 27.02.2008 17:30:59
Güzel anlatmış doğru ama değinmek istediğim idealist tiyatrocu örneği.. Gerçektende tiyatroda maddi köken bakımında  uçlarımız sinema tv kökenine dayanmak zorunda kalabiliyor ama gerçek bir tiyatrocu asla hayalleirnden ve tiyatrosundan vazgeçemiyor çünkü damarlarına sahne işlemiş oluyor..

Moon paylaşımın için teşekkürler..

27.02.2008 17:41:08
Hınçal güzel yazmış fakat Türklerin tiyotrayla pek arası olmadığı için dedikleri zor be kardeşim.

Sino AtriaL 27.02.2008 18:27:23
Arası olmadığı için mi? darth.. saplantılarının sonu yok yahu!

27.02.2008 18:31:56
ben tiyotraya senin yaşın kadar gitmişimdir. Söylesene T.C kaç kişi tiyotraya gidiyor. Ya da yanlış duyumlarmı alıyorum. Tiyatro kimse gelmiyor diye.

Sino AtriaL 27.02.2008 19:43:16
Hımm.. Aynı zamanda müneccimizde ha.. de bakem kaç yaşıdaymışım? laugh

moon 26.03.2008 21:58:10
ben tiyotraya senin yaşın kadar gitmişimdir. Söylesene T.C kaç kişi tiyotraya gidiyor. Ya da yanlış duyumlarmı alıyorum. Tiyatro kimse gelmiyor diye.

yilda ortalama 8 milyon insan tiyatroya gidiyor Smiley

Kuzey 02.11.2008 20:12:54
sponsor yardımıyla bilet fiyatlarını düşük tut,  iyi de bir reklam yap bak nasıl doluyor salonlar.


Sayfa: [ 1 ]