|
||
| İnsan gittiği her yere kendini götürmez,kendini götürdüğü her yerde gene bütününü taşımaz.. Taşı(ya)madığı için ayrıca gösterilecek ,yansıtılacak parçalar içeride, dipte kalabilir.. Yansıtmak..tek başına bu bile gösterir ki insan kendi içine göçmüş bir yaratıktır ve arada içinden bir şeyleri dışarı savurmalıdır.Yoksa boğulur..Çünkü giderek içerisi daha sıkışık olur. Dışavurmaya mecburdur yani. Dışa-vurmak..ne demek? İnsan esas içinde mi saklı ki dışına ayrıca kendini göstermesi gerekiyor?Hem görmeseler ne olacak ki? |
||
|
||
| Dışavurmayı içinde varolupta birikeni bir biçimde yansıtma olarak anlıyorum. Estetikte bu bir ekoldür bunun yeri ayrı ancak dışavurumu gündelik hayattaki insan davranışları bağlamında ele alırsak onun iki vehçesini tartışmak gerekir. Birincisi içte biriken duygu ve düşüncelerin bireyin kendini gerçekleştirmesi bağlamında başkalarına ikinci şahıslara yansıtılması, ifadesi, varolanın tutumun, tavrın saklanmayıp, içe bırakılmayıp söz, davranış yada hareketlerle dışa dökülmesi ki bu olumlu bir fiili ifade eder. İkincisi bireyin kişilik denetimi aygıtlarınca denetlenemeyen tavır ve davranışların ikinci tekil şahısları hesaba katmaksızın olmaması gereken biçimlerde dışa vurulması eylemidir ki bu da olumsuz bir fiili ifade eder. sağlıcakla, |
||
|
||
| Dışavurumda birinci hedef bastırılan ya da gömülmüş benliği keşfetmek ve bu keşfin eksikliğinde yaşanan huzursuzluğu yok etmek,bu gizli parçayı yansıtarak önce kişinin kendi için var etmek gibi geliyor bana. Sonra kendinde birikeni,birikerek rahatsız edeni insanlara göstererek hayat içinde hem özün olarak varolmak hem de bu öze yapılan yabancı tanıklıklarla yükü azaltmak. |
||
|
||
Alıntı Dışavurumda birinci hedef bastırılan ya da gömülmüş benliği keşfetmek ve bu keşfin eksikliğinde yaşanan huzursuzluğu yok etmek,bu gizli parçayı yansıtarak önce kişinin kendi için var etmek gibi geliyor bana. Kesinlikle katılıyorum. Bence buna kendini gerçekleştirmek, varetmek yada ortaya koymak da diyebiliriz.Sonra kendinde birikeni,birikerek rahatsız edeni insanlara göstererek hayat içinde hem özün olarak varolmak hem de bu öze yapılan yabancı tanıklıklarla yükü azaltmak. :evet: |
||
|
||
| ewet insan içini en sonunda dışa vurur bu kaçınılmaz bir sondur |
||
|
||
| kendini attığın her adımda dışa vurursun zaten. çoğu kez içimde biriktiriyorum sandıkların dışarı sızmıştır. bunun haricinde, amaç olarak edinilmiş bir dışavurum iki insanın (bir kadının da denebilir.. daha çok bilincine varır ve hisseder çünkü) çocuk sahibi olması gibidir. bir sanat eseri buna güzel örnektir mesela. ruhunun somut hali.. ve senin yaratımın.. içinden çıkmalarına izin vermemek anlamsız zaten düşüncelerinin mesela çünkü dışarısı kimseye ait değil; ve yaşarken, adımını atarken, konuşurken.. onların bilip bilmemelerinin önemine.. ya da bunun bir gereksinim olup olmadığına dikkat etmeden yapa bunu sadece yapar yani ![]() |
||
|
||
| kendimi, içimi sakınmadan dışavurabildiğim için seviyorum. yaralanmalarım, ağlamalarım, kahkahalarım, gülümsemelerim, başarılarım ve sairelerim hep bu vuruştandır. içimde tutunanlar da vardır elbet.. o tutunanların sonu ya 'keşke'dir ya da 'iyi ki'dir. bazıları gümrükten pasaportsuz, kaçak olarak dışarı çıkarken.. bazı dışarı çıkması gerekenler içimde kaçak yaşar. içim'in kimliksiz vatandaşları.. ama iyi ki vuruyoruz oraya buraya kendimizi. sertliğini ayarlarsak, ettiğimize karşı gelecek tepkiye de hazırlarsak kendimizi değmesinler tenine..
|
||