SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Atatürkçülük

Konu: Karşı Devrime Karşı!

Sayfa: [ 1 ]

23.02.2008 23:01:22
Önce küçük bir doğrulanmayla başlamak gerek. Demokrasiyle yönetildiği var sayılan bir ülkede şeriatçı bir parti iktidara geliyorsa; iç ve dış güçlerin desteğindeki hükümet devleti ele geçirmek, laik, demokratik esaslar üzerine kurulu cumhuriyeti dinci bir cumhuriyete dönüştürmek istiyorsa; o düzenin adı demokrasi olmaz. Demokrasiyi kullanarak karşıdevrim yapmaya kalkışmak olur, şeriata giden yolu döşemek olur. Buna demokrasi süsü veren, bunu “demokratlık” adına savunmayı üstlenen sözde aydınlar ve solcular da düpedüz karşıdevrimin yandaşları olur. Bütün demokratik hakları ve açılımları yok edecek bir şeriat karanlığının alkış tutucuları olur. Kuşkusuz ki “gaflet”i, “dalalet”i çoktan aşmış, “ihanet”le karaya vurmuşlardır. Bu yürüyüşün artık gizlenecek bir yanı yoktur. Son vuruşa kadar kendilerini gizleme gereğini bile duymadan türban eşliğinde tören yürüyüşü yapıyorlar. Yandaşları “artık hazırız, bizim de ellerimiz armut toplamıyor!” türünden demeçler veriyor. Ulusal egemenliğe karşı çıkan, “Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır”… “Elhamdülillah şeriatçıyız” diyen, bu bakışını dolaylı yollardan sık sık yineleyen başbakan araç olduğunu söylediği demokrasiyi eğip bükerek ülkeyi cemaatleştiriyor, yurttaşları “bizden-bizden olmayan”, “dinli-dinsiz” diye ikiye ayırtıyor. “Faiz haramdır, kar payı helaldir” üçkağıdı üzerine kurulu ekonomisini emperyalist odakların yol göstericiliğinde borçlanarak paralandıryor, ardı sıra yolsuzluk batağına gömülüyor. “Tuzun” koktuğunu söyleyenleri partisinden atarak susturmaya bakıyor. Öne çıkmış cemaatlerden birisinin başı, ABD’de de yatırıldığı pusuda bekletiliyor. Bütün bunlardan çıkan sonuç şu: Çırak, kadayıfın altını kızartmış, artık “kanlı” olmasını da göze alıyor...

Hiç kimsenin bilmediği değil ki, bu iktidarın taşları Atatürk’ün ölümünden sonra adım adım döşendi. Erken cumhuriyet döneminde büyük atılımlarla başlatılan çağdaşlaşma sürecinde köşe bucak sinen gericilik; devrimlerin hız kestiği, özellikle de altyapı dönüşümünün yetersiz kaldığı yıllarda palazlandı. Halkçılık, aydınlanma yürüyüşünden halk dalkavukluğuna, halkı aldatarak oy avcılığı yarışına yöneldi. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki paylaşım dalgaları arasında emperyalist ülkelerin güdümüne giren Cumhuriyet ilk büyük sapmayı yaşadı. Devrim ilkelerine, kendini var eden Cumhuriyet değerlerine ters düştü. Ondan sonrası çorap söküğü gibi geldi. 27 Mayıs’ın doğrultuyu düzeltme çabası yetmedi. Kitlesel birikimini olduramadı. Kimlik yitirme ve yozlaşma hızla sürdü. AKP iktidarının oluşumunda Atatürk sonrasının tüm hükümetleri ve ulusal birliği bütünleyen tüm yurttaşlarımız sorumlu. Herkesin payına bir düşeni var.

Cumhuriyet’in 2 Haziran 2006 tarihli Vaziyet köşesinde okumuşsunuzdur. Deniz Som, Reşit Çağın’ın iletisini aktarmış okurlarına. Bir kez daha altını çizerek okuyalım. Türkiye’yi komünizmden ABD’nin kurtardığını söyleyen Bush’un nasıl “kurtardığını” George Kennan’ın Foreign Affairs dergisindeki makalesinden alıntılayarak anlatıyor Çağın: “… ‘ABD olarak dünya servetinin yarısına sahibiz, nüfusumuz ise dünya nüfusunun yalnızca yüzde 6.5’i. Dünyaya yayılmamız, Sovyet tehdidi olmaksızın sağlanamazdı. Bu tehdit yayılmacı politikalarımıza meşruiyet kazandırdı. Bu sayede demokrasiyi korumak ve hür dünyayı desteklemek gibi çekici söylemler de kullandık. Kızıl tehlikeyi sürekli körükledik’… Şimdi 1945’lerde apar topar demokrasiye geçişimizden günümüze kadar hür irademizle (!) seçilen iktidarları ve liderlerini, ihtilalleri, burnumuzun borçtan kurtulmayışını; uçak yapar durumdan kullanılmış silahlar hibe edildiğinde sevinir hale gelişimizi; Atatürk devrimlerinin aydınlığından türban karanlığına girişimizi; toplumu uyandıran gazeteci, bilim adamı kim varsa faili meçhule kurban gidişlerini; terörün her çeşidini ve daha birçok şeyi bir film şeridi gibi hatırlayalım. ABD’nin bizi komünizmden kurtarışına her sabah uyandığımızda şükrederek güne başlayalım!”

Dün Sovyetler vardı bugün terör var. Yarınlarda yeni düşmanlar yaratılacak. Gerçek düşmansa sistemin kendisi, emperyalizmin doymak bilmez iştahası. Ucuz işgücü olarak kullandığı ajanları, ülke satıcıları, fon avcıları, bilmem kimin çocukları. Gericiliği ve ırkçılığı “demokrasi, insan hakları, özgürlükler” bağlamında topluma yutturanları… Kuşkusuz, şeriata karşı Cumhuriyet kendini savunulacaktır. Arkalarında hangi emperyalist güçler olursa olsun, mütareke basını hangi telden çalarsa çalsın bu oyun tutmayacaktır. Atatürk devrimleri Cumhuriyet’in kök tutmuş temelleridir, ulus olmanın kaleleridir. Çağdaşlaşma atılımını sürdürecektir. Bunun için her yolu deneyecektir. Söylemeye gerek yok. Elbette demokrasi içinde çözüm önceliği vardır. Ulusalcı-yurtsever tek bir cephe er geç oluşacaktır. Oktay Akbal’ın dediği gibi, “Anayasadan ‘din’ ilkesinin kaldırılıp yerine ‘laiklik’ ilkesinin konulduğu günlerde Başbakan İsmet Paşa’nın şu sözlerini hiçbir zaman unutmamalıyız: ''Bir gün yeniden hilafet orduları kurulabileceğini asla gözden uzak tutmayacağız. Tarihin herhangi bir devrinde bir halife, kafasından bu memleketin mukadderatına karışma isteğini geçirirse, o kafayı mutlaka koparacağız. Bunları memleketin hayat ve varlığıyla taban tabana zıt sayacağız, hareketlerini vatana ihanet olarak kabul edeceğiz.'' (Cumhuriyet, 01 Haziran 2006 köşe yazısı).

Ne yazık ki o günlere yeniden dönmüş görünüyoruz!

- Yetkin ARÖZ -

Sino AtriaL 23.02.2008 23:27:03
Bölücülük malesef heryerde hükmünü sürmekte,ta ki ilkokul sıralarına kadar indi.. Bu gösteriyorki şeriatçi düzene dine hizmet adı altında destek veren kara cahiller etrafı epeylice sarmışlar.. Lakin hala bişiylerin su yüzünde olduğu ayan beyan gerçek -ki o da M.Kemal'in asla din,dil,ırk gözetmeksizin kurduğu TürkiyeCUMHURİYETİ...


Vural SAvaş'ın Emperyaizmin Uşakları adlı kitabının arka kapağındada yazdığı gibi:

''Ülkemizi ''Yeni Sevir'i '' hedefleyen ve Kurtuluş Savaşımızın öncesinde olduğundan daha sinsi ve daha geniş kapsamlı bir emperyalist saldırıyla karşı karşıya...Bu saldırı karşısında,tüm kurumlarımız çözülürken ve emperyalizmin uşakları(yerli işbirlikçiler) giderek azgınlaşıp,inanılmaz ihanet örnekleri sergiliyor.''



''


Sayfa: [ 1 ]