|
||
| .. | ||
|
||
| etki tepki bilinçsiz bir tavırdır. bilinç sahibi bir hareket etkiye etkiyi yaratan güce benzer bir şiddeti kullanarak tepki vermek zorunda değildir. butür tepkiler duvara kafa atmak gibidir. şiddet meşru olmayan bir yoldur. iktidar sahipleri şiddeti kendilerince kullanırlar. ama meşru olmayan bir kullanımdır bu. şiddet şeklinde gelişen bir etki yine şiddetle tepkisel bir karşılık bulur ise tepkiyi gösteren makam etkiyi yaratan makamdan meşruiyet açısından farksız olur. amaca giden yolda amaca ait işaretler olmalı. şiddeti yok etmeyi amaçlarından biri olarak gören bir hareket, şiddeti kullanmamak üzere bilincini muhafaza etmelidir. |
||
|
||
| Şiddetin meşruiyetinin nedenini açıklarken; karşı olmanın nedenlerinide yeterince açıklamak gerekir. Öncelikle şiddet; nedenine göre şekillenir. Yani, çok kötü, can yakıyor...vs. gibi nedenlerle boş bir şiddet karşıtlığı şiddeti kavrayamamak demek olur. Şiddetin kullanım alanlarıdır asıl önemli olan. Çıkar ya da salt zarar amaçlı şiddet; bireysellik haklarına saldırı ya da özgürlüğe müdahale olabilirken; savunma amaçlı şiddet gerçek anlamda gereklilik içerir. Hatta müdafaa durumuna rağmen şiddetsizliği savunmak; ahmaklığın diğer adı olarak bile kabul edilebilir. Burada savunma alanının belirlenmesi; şiddet sınırlanırının belirlenmesine eşdeğer olur sanuçta... Birde benzetmelerin yanıltıcı olduğunu düşünürüm her zaman. Bunu anarşinin suya benzetilmesi örneği için söylüyorum. İki olgunun benzeşen noktaları olması her noktalarının aynı olduğu sonucuna götüremez bizi... |
||
|
||
| bir de atlanılan bir nokta var sürekli. zulme karşı mücadeleyi yürütenler her zaman zulüm sahiplerinden daha adil olmayabiliyorlar. yani zulme karşı mücade ediyorum diye kendilerine, cemaatlerine, insanlığa karşı olduklarından daha büyük zulümler getirebiliyorlar. çünkü çoğunlukla bu tür gruplar kontolsüz ve duygusal hareket ederler. eğer ki kendilerine şiddet uygulanmşısa onlar çok daha büyük şiddetle cevap verirler. hatta daha az hümanist ve özgülrükçü olabilirler. tüm bunlara oldukça sık karşılaşıyoruz. |
||
|
||
| İşte burada bir tepkisellik sözkonusu. Dışarıdan bir etkiyle o toplumda bir kırılma noktası yatattıysan; patlamanın ve verilecek tepkinin sınırlarını belirleyemiyorsun. Çünkü burada bastırılan olgular; patladığında daha büyük hacme ulaşıyor; bunun nedenide, gücün güçle yokedilmesi durumunda daha fazlasına ihtiyacın olası. Farklı bir birimden bir karşıdireniş oluşturduğunda; eşitlik ya da fazla güç kavramına gerek kalmaz. Tepkinin ne şekilde verileceğide bir seçim konusu sonuçta. Ama bunu belirlerken sadece kuyruğuna basılan kedi gibi amaçsız, sonrasız bir tepkisellik sonuca ulaşamıyor çok zaman. Özetle refleksiv davranış yerine stratejik davranış daha verimli gibi.. |
||
|
||
| :evet: aynen. güzel özetledin |
||
|
||
| KENDİNİ SAVUNMA Anarşistler her türlü şiddete karşıdırlar; bunu herkes bilir. Şiddetin insan ilişkilerinden soyutlanması Anarşizmin temel dayanağıdır. Bu jandarma'nın herhangi bir müdalesi olmadan, bireyin özgürlüğüne dayanan bir yaşamdır. İşte bu nedenle biz, işçilerin kendilerinin sömürülmesini [kabullenmeye] mecbur kalmaları için --hatta onları sömürmek patronların çıkarlarına olmadığı zamanlarda onları boştagezer ve aç bırakmak için, jandarmanın korumasına dayanan kapitalizmin düşmanlarıyız. İşte bu nedenle, biz toplumun zorbaca ve şiddetle örgütlenmesi olan Devlet'in düşmanlarıyız. Ama eğer onurlu bir insan çıkıp da, [sadece] elinde bir sopa [varken] arzularını başkalarına silah zoru ile dayatan birisiyle, bunun [bu yaptığının] adaletsiz ve şeytanca olduğunu tartışmanın aptalca ve kaba olduğunu inandığını belirtirse; bundan muhtamelen bu centilmenin kendisine dayak atılmasına, ve kendisini savunmak için daha şiddetli araçlara başvurmadan başkalarının iradesine kendini tabii kılınmasına müsade edeceğini çıkarsamak mantıksal mıdır? Şiddet, ancak kendini ve başkalarını şiddete karşı savunmak gerekli olduğunda savunulabilir. Gerekliliğin sona erdiği yerde suç başlar ... Köle her zaman geçerli bir savunma durumundadır, ve bu nedenle onun patrona, zulüm yapana karşı uyguladığı şiddet her zaman ahlaki olarak savunulabilir; ve [bu] yanlızca insan çabası ve insan ıstırabından meydana gelen en iyi ve en ekonomik kullanım gibi şeyler gözönüne alınarak kontrol edilmelidir. [01] Aynen aramızdaki en iyilerimizin sahip olduğu gibi, samimi bir şekilde genel iyilik'den [etkilenerek] hareketlenen başka bazı insanlar, partiler ve düşünce okulları vardır. Fakat Anarşistleri diğerlerinden ayıran şey gerçekte onların insan ilişkilerindeki şiddete [karşı] olan nefretleridir ... Ama o zaman, Anarşistlerin, ilan edilmiş nihai amaçlarına ters olmasına rağmen, neden bugünkü (Faşizme karşı) mücadelede şiddeti savundukları ve kullandıkları sorulabilir. Bu eleştiriler o kadar ileri bir noktaya varmakta ki, çok azı iyi niyetle ve çoğunluğu kötü niyetle [olmak üzere], bazıları Anarşizmin ayırd edici özelliğinin gerçekte şiddet olduğuna inanmışlardır. Soru sıkıntı verici gibi gözükebilir, ama bir kaç kelime ile cevaplanabilir. İki insanın barış içinde yaşaması için her ikisinin de barışı arzulaması gerekir; eğer birisi diğerini, kendisi için çalışmaya ve hizmet etmeye mecbur kılmak amacı ile şiddet kullanmakta ısrar ederse, işte o zaman diğeri, insan olarak onurunu korumak ve sefil bir köle durumuna düşürülmemek istiyorsa, barışa olan düşkünlüğüne rağmen uygun araçlarla güce karşı koymaya mecbur olacaktır. [02] SİYASİ-EKONOMİK DEVRİM Hükümete karşı mücadele son kertede fiziki ve maddidir. Hükümetler yasa yaparlar. Bu nedenle, yasayı yürülüğe koymak için maddi güçlerini (polis ve ordu) kullanmak zorundadırlar, aksi takdirde ona [yasaya] sadece isteyenler itaat edecektir; ve [bu durumda da] bu artık yasa olmayacak, herkesin kabul ya da reddine açık bir öneriler manzumesi olacaktır. Hükümetler bu güce sahiptirler, ve kendi gücünü sağlamlaştırmak için olduğu kadar; emekçileri baskı altında tutarak ve sömürerek, yönetici sınıfların çıkarlarına hizmet etmek amacıyla da, bunu [bu gücü] yasa aracılığı ile kullanırlar. Hükümetin zulmünün karşısındaki tek sınır, insanların kendi kendilerine buna karşı çıkma yetisine sahip olduklarını gösterdikleri güçleridir. Çatışma açık ya da örtük olabilir; ayaklanma tehlikesi ile karşılaşıldığı zamanlar hariç, hükümet memnuniyetsizliği ve halk direnişini dikkate almadığı için, [çatışma] her zaman vardır. İnsanlar ayak sürüyerek [de olsa] yasaya uyduklarında, ya da protestoları zayıf ve kelimelerle sınırlıyken, hükümet kendi çıkarınca çalışır ve insanların gereksinimlerini gözardı eder; protestolar canlı, ısrarlı ve tehditkar olduğunda ise, anlayışının az ya da çok olmasına bağlı olarak, [hükümet] ya taviz verir ya da bastırma yoluna gider. Eğer hükümet taviz vermezse bu insanların ayaklanmasına yol açacağı için; ve [aksi durumda] da, yani eğer hükümet taviz vermenin önünü açarsa, yine insanların kendilerine olan güveni artacağı ve giderek daha fazla taleplerde bulunmaları, ve özgürlük ile otorite arasındaki uyuşmazlık iyice açık bir hale gelip, şiddet içeren mücadelenin işin içine girmesi kaçınılmaz olduğu için, ayaklanma hep olacaktır. İşte bu nedenle, [ayaklanma] olduğu zaman insanların zaferle çıkması için, ahlaki ve maddi olarak hazırlanmak gerekir.[03] Her ne kadar şiddetin kendisi bir şeytan olsa da, bu devrim zorunlu olarak şiddet içerecektir. Bu şiddet içerecektir, çünkü insanlığın büyük bir kısmını hizmetkarlık altında tutmak için kullanılan çok daha büyük ve kalıcı şiddete son vermenin tek yolu geçici ve devrimci şiddettir. [04] Burjuvazi (Üst Orta Sınıf - kapitalist sınıf) asla mücadele etmeden kendisinin tasfiyesi edilmesine müsade etmeyecektir; ve yasal olmayan araçlarla yasal düzenin ihlal edilmesine, yani coup de force [güç kullanımı kaynaklı şiddetli bir darbe, saldırı] başvurmak zorunda kalınacaktır. [05] Biz de bu şiddet içeren mücadele gereksiniminden son derecede mutsuzuz. Sevgiyi kutsallaştıran, ve insanlar arasında anlaşma ve sevginin mümkün olduğu bir toplumsal durumu başarmak için mücadele eden bizler; yönetici sınıfların şiddetine karşı kendimizi şiddet kullanarak savunma mecburiyetinde kalan bizler, herkesten daha çok acı çekmekteyiz. Ama bu, insanlığa eziyet eden, her gün yaşanan acıları ve vahşice kasaplığı sona erdirmenin tek yoluyken, özgürleştirici şiddetten vazgeçmek; onaylamadığımız sınıf karşıtlıklarını [ing. antagonisms] ve onlardan kaynaklanan şeytanlıkları görmezlikten gelmek olacaktır. [06] Biz ne bir şeyi zorla uygulatırız, ne de şiddet kullanılarak yapılan dayatmalara teslim oluruz. Biz hükümete karşı şiddet kullanma eğilimindeyiz, çünkü hükümet tarafından güç kullanılarak köleleştiriliyoruz. Biz mülk sahiplerini mülksüzleştirme eğilimindeyiz, çünkü onlar güç kullanarak hammaddeleri ve insan emeğinin meyveleri olan refahı ellerinden tutuyorlar, ve onu [şiddeti] kendi çıkarları için diğerlerini çalışmaya zorlamakta kullanıyorlar. Kendi iradesini dayatmak ya da diğerlerinin emeğini sömürmek, gerekli araçları elinde bulundurmak veya tekrar ele geçirmek amacıyla kim güç kullanırsa, biz de güç kullanarak direneceğiz. Devrimde kendini kitlelerin üstünde yükseltmek isteyen her güce, her "diktatörlüğe" veya (Komünistler veya Faşist) "bileşenine" karşı direneceğiz. Ve nasıl iktidara gelmiş olursa olsun, eğer cumhuriyetle insanları itaat ettirmek için yasalar yapan, askeri ve cezai güçlerini kullanan bir hükümet [ifade ediliyorsa], nasıl monarşiye karşı savaşıyorsak, cumhuriyete karşı da savaşacağız. Güce karşı savunma amacı ile güç kullanımının geçerli olduğu bu durumlar haricinde, biz her zaman şiddete karşıyız, ve özbelirleme [kendi kaderini tayin hakkı, ing. self-determination] taraftarıyız.[07] TOPLUMSAL DEVRİM Şeytandan kaçınma ve onu yoketme amacı ile uyuşmaması nedeni ile teorik olarak; ve insan dayanışmasının ve bundan kaynaklanan zayıf ve baskı altında olanı savunma görevinin reddedilmesi nedeni ile pratikte ahlaki olarak; her tür olası ve uygun yoldan şeytana karşı "aktif" bir şekilde direnç göstermemenin manasız olduğunu daha önce binlerce defa tekrar ettim. Şiddetle doğan ve şiddetle varoluşunu sürdüren bir rejimin bunu karşılayacak uygun bir şiddet olmadan yıkılabileceğini sanmıyorum; ve [aksini savunanların] ya aptal ya da zulüm edenlerin kendi amaçlarıyla uyumlu şekilde yasaları değiştirebileceği yasallığına güvenen aldatılmışlar olduğunu düşünüyorum. Ama insanlar arasında barışı, herkes için adalet ve özgürlüğü amaçlayan bizler için, şiddetin özgürlüğün kazanıldığı anda --yani savunma ve güvenliğin artık tehdit altında olmadığı bir noktada-- sona erdirilmesi gereken hoş olmayan bir gereklilik olduğuna; aksi takdirde ise insanlığa karşı bir suç haline geleceğine, ve yeni baskıların ve adaletsizliklerin kaynağı olacağına inanıyorum. [08] Biz ilke olarak şiddete karşıyız, ve bu nedenle de toplumsal mücadelenin olabildiğince insani yürütülmesini arzularız. Ama bu bizim onun daha az belirgin, daha az derinlikte [ing. throughgoing] olmasını arzuladığımız anlamına gelmez; aslında yarım [uygulanan] tedbirlerin sadece mücadeleyi uzatacağına, kaçınmak istenen şiddet biçimini daha da cesaretlendirirken, onu [mücadeleyi] etkisizleştireceğine inanıyoruz. Bu ne de süregiden ve olası saldırılara karşı kendini savunma hakkımızı sınırlamamız anlamına gelir. Bize göre tahakküm altındakiler her zaman geçerli bir savunma durumundadırlar ve ateş açılmadan ayaklanma konusunda tamamen haklıdırlar; ve saldırmanın genellikle en iyi savunma olduğu gerçeğinin de tamamen farkındayız ... Üstesinden gelindiğinde yenilene karşı intikam, hiç bitmeyen bir nefret, acımasızlık anlaşılabilir tepkilerdir; ve hatta çatışmanın en ateşli zamanında, onuru acımasızca çiğnenenler ve en derin duyguları ayaklar altına alınanların [bu yaptıkları] bağışlanabilir. Ama vahşi insani olmayan duyguları mazur görmek ve bunu bir ilke seviyesine yükseltmek, onları hareketin bir taktiği olarak tavsiye etmek (aynen Faşistlerin yaptığı gibi) hem şeytanidir, hem de karşı-devrimcidir. Bizim için devrimin anlamı bir zorbanın başka bir zorba ile, onun [uyguladığı] tahakkümün bizimkiyle yer değiştirmesi değildir. Biz insanın maddi ve tinsel gelişmesini, yenen ile yenilen arasındaki tüm ayrımların ortadan kalkmasını, tüm insanoğlu arasında candan bir kardeşliğin sağlanmasını istiyoruz --bu olmadan tarih, aynen geçmişte olduğu gibi, gerçek ilerlemenin zararına ve yenilenden hiç de az olmamak üzere yenenin de, yani tüm herkesin zararına olacak şekilde tahakküm ile isyanın birbirini takip edip durması şeklinde sürüp gidecektir. [09] Düşmanın şiddetine direnmek için şiddetin gerektiği oldukça açıktır; ve eğer insanlığın büyük bir kısmının etkisi altında bulunduğu bugünkü örtülü kölelik durumunun devam etmesini ve daha da kötüleşmesini arzulamıyorsak, onu [şiddet kullanımını] desteklemeli ve hazırlanmalıyız. Ama şiddet kendi özünde hiçbir ülkü ışığı kalmadan ve hiçbir faydalı sonuç elde edilmeden, devrimi vahşi bir mücadeleye dönüştürme tehlikesini barındırır; ve işte bu nedenle, hareketin ahlaki amaçları ve şiddeti kesin gereklilik sınırları içinde yapma gereği ve görevi vurgulanmalıdır. Biz şiddetin biz kullandığımızda iyi, başkaları bize karşı kullandığında kötü olduğunu söylemiyoruz. Biz şiddete inananların talepleri karşısında, kendisini ya da diğerlerini savunmak amacı ile kullanıldığında şiddetin geçerli, iyi, "ahlaki" ve aynı zamanda bir görev olduğunu; [ama] eğer diğerlerinin özgürlüklerini ihlal etmeye hizmet ederse şeytani ve ahlaksız olduğunu söylüyoruz ... Pasifist değiliz, çünkü barış her iki tarafça istenmedikçe mümkün değildir. Biz şiddetin savunma amacı ile, ama yanlızca savunma amacı ile kullanılmasının bir gereklilik ve görev olduğunu düşünüyoruz. Ve biz [bunu] sadece doğrudan, ani, fiziksel saldırılara karşı bir savunma anlamında değil, aynı zamanda da insanları hizmetkar konumunda tutmak için güç kullanan tüm kurumlara karşı savunma anlamında kullanıyoruz. Faşizme karşıyız ve onun şiddetine daha büyük bir şiddetle karşı çıkarak gücünün zayıflatılmasını arzuluyoruz. Ve her şeyin ötesinde, kendisi kalıcı şiddet [demek] olan hükümete [devlete] karşıyız. [10] Bana göre şiddet kendini savunmanın ötesinde de geçerlidir, [yani] bize karşı kullanıldığında da geçerlidir, ve bunu protesto etmemizin hiç bir bahanesi yoktur. [11] DEVRİMDEN SONRA İnsanların sözde yetersizliğine konusunda, biz kendimizi eski zorbaların yerine geçirme şeklindeki bir çözümü (Komünist ve Sosyalistlerin yaptığı gibi) önermiyoruz. Ancak özgürlük veya özgürlük için mücadele, özgürlüğün okulu olabilir. Ama diyeceksiniz ki, bir devrimi başlatmak ve onu sonuçlandırmak için silahlı olan bir güç [zor] gerekecektir. Bunu kim inkar ediyor ki? Ama silahlı güçler ya da birçok silahlı devrimci gruplar, eğer insanları özgürleştirmeye hizmet ederlerse ve otoriter bir hükümetin tekrar ortaya çıkmasını engellerlerse, devrimci bir görev yapmış olacaklardır. Ama belirli bir toplumsal örgüt biçimini ya da belirli bir partinin programını dayatmak amacıyla kullanılmak için hazırlanmışlarsa, onlar tepkinin araçları olacaklardır ve kendi başarılarını bizzat yok edeceklerdir ... [12] Şeylerin gerekliliği itibari ile [doğası itibariyle], bir şiddet eylemi olan devrim, şiddetin ruhunu sönümlendirmekten ziyade geliştirme [arttırma] eğilimindedir. Ama Anarşistlerce anlaşıldığı şekli ile devrim, en az şiddetli olanıdır; hükümet ve Burjuvazinin [şiddetine] karşı koymak için [kullanılan] güç kullanma gereksinimi sona erer ermez, tüm şiddeti durdurmayı amaçlar. Anarşistler şiddeti sadece geçerli [geçerliliği savunulabilir] bir savunma aracı olarak kabul ederler; ve eğer bugün şiddetin tarafındaysalar, bu tamamen kölelerin her zaman geçerli bir savunma durumunda olduğuna inanmalarındandır. Fakat Anarşist ülkü şiddet faktörünün ortadan kaldırıldığı bir toplum içindir; ve onların bu ülküsü fiziksel bir eylem olarak devrimin geliştirme eğiliminde olduğu intikam ruhunu sınırlamaya, düzeltmeye ve ortadan kaldırmaya yardım eder. Ne olursa olsun, çözüm asla şiddetin hükümet veya diktatörlüğün elinde örgütlenmenmesi ve konsolidasyonu, yani kaba kuvvet ve polis --ve ordu-- güçlerinin otoritesinin kabul edilmesi değildir. [13] "PASİF DİRENİŞ"E KARŞI ... Teröristlerin yaptıklarının tersi olan, başka bir hata Anarşist Hareketi tehdit etmektedir. Kısmen son yıllarda şiddetin istismar edilmesine tepki olarak, kısmen de hristiyanlık fikirlerinin yansımasının bir sonucu olarak, ve her şeyin üstünde de popülaritesini ve prestijini yazarının zekası ve yüksek ahlaki niteliklerine borçlu olan Tolstoy'un mistik öğretilerinin [etkisi ile]; Anarşistler temel ilkesinin saldırgana zarar vermektense bireylerin kendilerinin ve diğerlerinin cezalandırılmasına ve hor görülmesine razı olması olduğu, pasif direnişe ciddi derecede önem vermeye başladılar. Bu "pasif anarşi" olarak adlandırılan şeydir. Benim yararsız ve zararlı şiddetten kaçınmamdan hayal kırıklığına uğrayan bazılarının benim Tolstoycu eğilimler gösterdiğimi belirtmeleri nedeniyle bu fırsatı kullanarak belirtiyorum ki, bence bu doktrin ne kadar fedakarca gözükürse gözüksün, aslında içgüdülerin ve toplumsal görevlerin bir yadsımasıdır. Bir adam, eğer çok iyi bir ... hristiyansa, elinin altındaki her türlü silahı kullanarak kendini savunmazsa her tür kışkırtmadan zarar görebilir, ve hala bir ahlak adamı olarak da kalır. Ama eğer diğerlerini savunmak için hiç bir çaba harcamadan onların cezalandırılmasına --bilinçsizce olsa bile-- müsade ederse, bu halde pratikte en aşırı egoist olmayacakmıdır? Örneğin, eğer o bir sınıfın mutlak sefillik [koşullarına] düşürülmesini, saldıranın kanının dökülmesindense insanların istilacılarca boğazlanmasını, insanın yaşamının ya da hürriyetinin çiğnenmesi gerektiğini tercih ederse? "Pasif Direniş"in etkin bir silah olduğu durumlar olabilir, bu durumda en iyi silah olacaktır; çünkü [bu] insanın acı çekmesi [açısından] en ekonomik [yöntem] olacaktır. Ama çoğunlukla, "pasif direniş"i öne sürmek yanlızca zulmedenlerin [hissetikleri] isyan korkusunu yatıştırmaya hizmet eder, ve bu nedenle de tahakküm altında olanların amacına ihanet eder. Her ikisinin de mistik olması açısından, hem teröristlerin hem de Tolstoycuların, az veya çok benzer sonuçlara varmaları ilginçtir. İlk bahsedilenler [teröristler], ülküleri zafere ulaştığı müddetçe insanlığın yarısını yoketmekten çekinmeyecektirler; sonrakilerse [Tolstoycular], ilkelerini ihlal etmektense tüm insanlığın büyük bir acının boyunduruğu altında kalmasına razı olacaklardır. Ben kendi adıma bir insanı kurtarmak için dünyadaki tüm ilkeleri çiğneyebilirim; buysa aslında şu ilkeyle [ilgili bir] sorunudur, bence tüm ahlaki ve sosyolojik ilkeler şu tek bir ilkeye indirgenmektedir: insanlığın iyiliği, tüm insanlığın iyiliği. [14] Notlar: [01] Umanita Nova, 25 Ağustos, 1921. [02] Pensiero e Volontá, 1 Eylül, 1924. [03] Programma Anarchico, Bologna, Temmuz 1920. [04] Umanita Nova, 12 Ağustos, 1920. [05] Umanita Nova, 9 Eylül, 1921. [06] Umanita Nova, 27 Nisan, 1920. [07] Umanita Nova, 9 Mayıs, 1920. [08] Pensiero e Volontá, 16 Nisan, 1925. [09] Fede!, 28 Ekim, 1923. [10] Umanita Nova, 21 Ekim, 1922. [11] Il Risveglio, 20 Aralık, 1922. [12] Fede!, 25 Kasım, 1923. [13] Umanita Nova, 18 Temmuz, 1920. [14] Anarchia (Numero Unico), Ağustos 1896. |
||
|
||
İnsanlar ayak sürüyerek [de olsa] yasaya uyduklarında, ya da protestoları zayıf ve kelimelerle sınırlıyken, hükümet kendi çıkarınca çalışır ve insanların gereksinimlerini gözardı eder; protestolar canlı, ısrarlı ve tehditkar olduğunda ise, anlayışının az ya da çok olmasına bağlı olarak, [hükümet] ya taviz verir ya da bastırma yoluna gider. Eğer hükümet taviz vermezse bu insanların ayaklanmasına yol açacağı için; ve [aksi durumda] da, yani eğer hükümet taviz vermenin önünü açarsa, yine insanların kendilerine olan güveni artacağı ve giderek daha fazla taleplerde bulunmaları, ve özgürlük ile otorite arasındaki uyuşmazlık iyice açık bir hale gelip, şiddet içeren mücadelenin işin içine girmesi kaçınılmaz olduğu için, ayaklanma hep olacaktır. protesto anarşist devrimcinin yöntemi değil, olmamalı. protestolar mevcut sistemi zayıflatmak yerine güçlü kılıyor. öngörülmeyen hataların farkedilmesini sağlıyor, sistemin çökmesine bile yolaçabilecek kritik noktalarda sistemi uyarıyor. örneğin bugün nükleer enerji karşıtları protestolarıyla dünyamız için doğru olanı yapmakta ancak bu eylem anarşist devrimciler için bir artı değil çünkü kapitalist sistemi alternatif enerji çeşitlerine yönelterek mevcut sistemin kendini mükemmelleştirmesine önayak olmakta. hepimizin bildiği, benim de ilgi alanım olan bir konudan örnek vereyim: microsoft'un windows işletim sistemini ele alalım. microsoft bu sistemi korumak için öngörülen tehditlere karşı önlemler almış ilk çıktığında. işleyişindeki hatayı görüp bir virüs yollayabilirsiniz sisteme, sistemi zorlayacak yada çökerticek virüs bulmak sorun değil. böyle bir virüs yayılıp birkaç gün boyu bütün sistemleri kullanılmaz hale bile getirebilir, microsoft para kaybeder, şirketler zarar eder. ancak windows her yeni sürümünde ve her yeni çıkan yamasıyla bu tehditlere karşı kendini daha korunaklı hale getirmekte, bir noktadan sonra sistemi tehdit edebilecek virüs üretmek imkansıza yakın olucak. ayrıca şu acı gerçeği de ortaya koymak lazım, microsoft sistemin açıklarını ortaya çıkarmak için yüzlerce mühendisi sistemi çökertmek üzere çalıştırmakta, windowsun açıklarını çıkarmak için uğraşan ve bu açıkları kullanan eylemci bir bakıma bu mühendislerin yaptığı işi bedavaya yapmakta. peki anartşistin yöntemi protesto değil ise ne olmalı? bir model yaratılmalı, anarşist pratiklerin geçerli olduğu, bu model geliştirilmeli, yayılmalı, ve bir model olmaktan çıkıp mevcut sistemin yerini alana kadar gelişimine devam etmeli. microsoft ilk windows çıkarken bütün hataları öngörememişti örneğimde, hatta çok kritik binlerce açıkla ilk denemesini yapmıştı. anarşistler de devrim sonrası doğacak sorunları öngöremez, bu açıdan da bakınca bir model şart. anarşist devrimci mevcut sistemin hatalarını bulmak ve protesto etmek için harcıyacağı enerjiyi oluşturulan bu model üzerinde harcamalı. işletim sisteminden örnek verdim, aynı örnekten devam edersek bugün linux açık kaynak kodlu ve bedava bir işletim sistemi. windows kapitalizm modeli ise linux anarşizm modeli olabilir. programcı windowsun açıklarını kapamak yerine linuxu geliştirmeli. tabiki kritik bir nokta var burda, mevcut sistem mutlaka çok iyi irdelenip hataları ortaya çıkarılmalı, ancak bu açıklarla windowsa zarar vermeye çalışmak yerine elde edilen bulgularla anarşist model üzerinde çalışmalara katkı sağlanmalı. özetle: anarşist protestolar şuanki haliyle kapitalizm için aşı niteliğinde. yaşlı adama aşı yapmak yerine kendi çocuğumuzu yetiştirelim (anarşist hissettim kendimi bian nası gaza gelmişim )
|
||
|
||
| insanlar sandığından çok windows işletim sisteminin açıklarını bulmak için kasmıyor zaten, temelden çok yanlış olan bir sistemle dalga geçmek adına ve normal bir yazılımcı için bulunması olağan olan şeyler bunlar. demek istediğim linux'u ve özgür yazılımları geliştirmek için uğraşan insanların sayısı kat kat fazla zaten. bulunan açıklar windows'un yamanarak daha iyi olmasına sebep veriyor belki evet, ama burada amaç microsoft ne yaparsa yapsın sisteminin iddia ettikleri gibi güvenli olmadığını vurgulamak ve ayrıca windows temelden yaptığı hataları düzeltmek için sistemi en baştan programlamak zorunda ve bunu da linux'u örnek alarak yapmalı. burada söylenmek istenen şey de bu zaten "windows hiçbir zaman daha iyi olmadı". Ve her zaman gerçekler de o kadar önemli değildir. Keza microsoft'ta gerçekler üzerinde bir pazarlama stratejisi üretmiyor. Microsoft'un en önemli avantajı marka değerinin yüksek olmasıdır. Burada bir amaç da windows'un yamana yamana yamalı bohçaya döndüğünü vurgulamak ve marka imajına zarar vermek. ve açıkçası pratik faydalarını da görmezden gelemezsin. bugün firefox'un giderek yaygınlaşmasının sebeplerinden biri de IE'nin güvensiz bir browser olması. en azından ben bunu düşünerek de kullanmıyorum. ve bir kez kullanan sıradan insan da zaten "aman bu da aynısı (ya da daha iyisi) işte bununla devam ediyim" diyor. ve bir bilgi daha vereyim, internet üzerinde daha çok linux sistemlerine saldırı gerçekleştiriliyor. bu nedenle birilerinin bu açık bulup saldırma işlemini ulvi amaçlarla yaptığını düşünmek de biraz mantıksız oluyor. olsa olsa bundan iğneyi kendilerine batırdıkları sonucu çıkıyor. ama gel gör ki çuvaldız windows'ta böyle beklenilmeyen şeyler yapıyor ![]() sonuç olarak yıkıcı protestolar da önemli, yapıcı eylemler de. bu ikisi ayrılamaz bence. |
||
|
||
| "Anarşistler her türlü şiddete karşıdırlar; bunu herkes bilir." anarşistlerin her türlü şiddete karşı olduğu ve bunu herkesin bildiği teorisi çok abartılı olmuş
|
||
|
||
| olması gereken le olan aynı şeyler değildir anarşizmin şiddete karşı olması anarşistlerin şiddetsiz yaşadıkalrı nmansına gelmez tüğrkiyede bir avuç anarşist bile kendi ararında gruplaşmış hatta kavgalar bile olmuştur bu kavgalardan birini ansımıyorum bir konuşma basılıp konuşmascının kafası yarılmıştı bir adamın kafasını yarmak onu öldürmeye çalışmak değilmidir |
||
|
||
| data-roze şöyle bir örnek vereyim mevzu daha iyi anlaşılacak. evde kopya xp kullanıyorsun, bunun microsofta zarar verdiğini sanıyorsun. hayır adamlar istese o işletim sistemini sana kullandırtmaz. gözyumuyorlar ve sen windowsun tekelleşmesine önayak oluyorsun. gündelik hayata dönelim, eylemciler aynı hırsızlar gibi lanse edildiği için medyada, polise güveni tazelemekteler. haberlerde anarşist grubun eylemlerini gören ev ahalisi "v for vendetta" filmindeki gibi gaza gelmiyor maalesef. ki bizim ev ahalisi kültür seviyesi oldukça yüksek insanlar. oğulları öldüğünde "vatan için feda olsun" diye haykıran ebeveynlerin vizyonundan bak hele bide. mevcut sisteme verilen ufak zararlar ya sistem tarafından kullanılıyor, ya aşı görevi yapıp önlemler alınmasını sağlıyor veya korku odağı yaratılmasına önayak olup sistem taraftarlığına kapı açıyor. -eylemciler korku odağı olup sisteme taraftar kazandırıyor. -windowsu çökerten adam windowsa aşı yapıyor. -bedava windows kullanan adam sistemin çarklarını döndürmeye yardımcı oluyor. özetle demek istediğim bu ufak çaplı eylemler, protestolar anlamsız, sistemin çarklarını döndürmekten başka bir işe yaramıyorlar. data-roze verdiğin örnekteki gibi firefox benzeri modeller geliştirilmeli. bunlar elektronik ortamda rahatlıkla yapılıyor. aynı şekilde gündelik hayatta da modeller oluştrulmalı. bu modeller geliştirilmeli. |
||
|
||
| verdiğin örnek iki tarafın da birbirini anarşist olarak görmediği bir örnek ama... bu durumda dışarıdan birinin iki tarafı da anarşist bellemesi saçma oluyor ve kavga olması için bir misilleme olması gerekir en azından şiddetin psikolojik, fiziksel, dolaylı gerçekleştirilen her boyutu hakimiyet kurmak üzerine oturtulduğunda mantıken anarşizme ters, ama şiddet kenara da atılamıyor.. savunmacı deniyor filan.. ama bu da beraberinde neyin savunmacı eylem olup olmadığı tartışmasını getiriyor.. faşistlerle dövüşmek sebepleri ortaya konduğunda savunmacı bir eylem midir anarşistler için? ya da bir anarşist ortaya çıkıp ya ben senin anarşizminden zarar görüyorum diyip o anarşiste saldırsa bu savunmacı mıdır? senin bahsettiğin örnekte mesela şiddet uygulayan bile bunu savunmacı nedenle yaptığını iddia edebilir.. böyle şeyler tartıştıkça saçmalaşır.. ve bunun nedenlerini de anarşizm idealizmine yakın olamamaya bağlıyorum.. bunun nedenini de dünyanın sosyal koşullarına bağlıyorum.. berbat bir dünyada yaşıyoruz ve güzel şeyler çıkacağını kimse iddia etmiyor.. denilen sadece 'daha iyisi olabilir'... pasifizm ise anarşizmin dışında tutulamaz sanırım.. tamamen pasifizmle de elde edilebilir arzulanan sosyal düzen, ama bu yaşadığımız dünyada pasifist hareketi yaratmak için bile bir şeyler yapmak gerekiyor.. çünkü kötülük herkesin içinde..anarşistin de, faşistin de..kimse tamamen yalıtılmış değil güç ilişkilerinden.. akira, bu microsoft'un pazarlama stratejisi sadece, ve bilinçli olanlar zaten düşünmüyor bill gates'in zarara girdiğini.. olmayanlarsa zaten ya oyunu için ya işi için vs. kullanıyor bu kadar teferruatlı ve 'art' niyetli düşünmüyor sanırım..kaldı ki..windowsu zırt pırt günü geldiğinde çöktüğünde adam işi için belki de pardusu tercih edecek.. halen windowsu çökerten adam windowsa aşı yapıyor dion bak.. yok öle bişi .. windows temelden hatalı diyorum (ben demiyorum DefCon zirvesinde açıklandı bu ama teknik detaylarının yeri bura değil sanırım)..medya dezenfermasyonu hakkında tamamen katılıyorum. bu feci bir şey. tv evdeki polis rolünü üstleniyor. bu nedenle düşmanını tanımalısın zaten ve doğru yerden vurmalısın. yapacağın her hareket düşmanının daha önceden ne yapacağını bilemeyeceği bir şey olmalı. bu mesela insanları tv'den çok sıfır gibi yerlere çekmeyi sağlamakla olabilir. demek istediğim windows bug'dır ve linux da kullanılabilecek tek yamadır ![]() yani sistem temelden hatalıdır ve bana kalırsa eş güdümlü olarak bu hatalardan faydalanılmalı ve aynı zamanda alternatifi geliştirilmelidir. mcdonalds taşlamak sistemin hatasından faydalanıldığı anlamına gelmez. ama bir arayıştır. hacker jargonunda daha çok brute force(duvara kafanı çarpmak) saldırı tipine giriyor bu. işe yaramazsa terketmelisin ve başka bir şey denemelisin. ya da sistemi iyi inceleyip, deneme yanılmadan çok, uygun stratejilerler bir eylem geliştirmelisin ve faydalanmalısın..... bu tercihtir sonuçta.. ama her ikisini de terketmek doğru değildir bana göre.. sistemin daha iyiye gittiği ne kadar doğrudur ayrıca tartışılır.. ya da karşı çıkmadığında sistemin daha kötüye gittiği.. evet bir yandan insanların nefreti artıyor tvden dolduruşa gelip ama bir yandan da onları izleyip 'ya neden bunlar böyle davranıyor' diye merak edenler oluyor.. ve yeni hareketler için her zaman küçük küçük gelişmek ama gelişmek önemlidir.. yani eylem de önemlidir demek istiyorum sonuçta.. |
||
|
||
| data windowsun ve şuanki kapitalist sistemin temelinden hatalı olduğuna ters birşey yazmadım, zaten benim de vurguladığım bu. linux alternatif bir model ve bunun geliştirilmesi lazım. ve evet halen diyorumki windowsu çökerten adam hatalı, mcdonalds taşlayan grup hatalı. alternatifini üret ve geliştir, birşeyi yıkmana yada hatalı göstermene gerek yok, zaten tercih edilen senin alternatifin olucak. yıkımın hiçbir etkisi yok demiyorum, ancak artıları varsa eksileri de var, biryandan uyuyan bir topluluğu uyandırırken biryandan baskıcı odakların eline koz verirsin, toplamda bunların hangisinin anarşist devrim için yararlı olduğu ise muğlak. |
||
|
||
ı ııııh![]() yok olm beni döndüremen fikrimden halen diom ki gerçekler önemli değil başta da dediğim gibi IExplorer hiç bir sorunla karşılaşmayaydı bugün pazarda hiçbir rakibi olmazdı.. ve ben de kullanırdım.. ayrıyeten alternatifi tercih edilir zaten demek de çoook iyimser bir düşünce... iyi olan kazansaydı pazarlamaya da reklama da yalanlara da ihtiyaç olmazdı.. |
||