|
||
| Bazı kelimelerin sadece anlamı değil sesleri de güzeldir ve insanda sadece işitsel değil görsel yansımaları da olumlulaştırır.. örneğin: kuyu, sessel zerafeti aracılığıyla boğulmanın imgesi olarak kullanıldığında boğulmak gibi olumsuz bir deneyime estetiksel bir yetkinlik yükler ve ruhsal boğulma eylemini (daha ) hayranlık verici bir hale sokar,sokabilir. örneğin j harfini içeren kelimeler çok çabuk elitleşir ve duru anlamlı bir şiir dizesi oluşturmak için iticidir. ve ya örneğin kristal kelimesi "kolaycı bütün" kibar harf birleşimlerini içerdiği için bir cümleyi yanlış(planlı ya içsel bir serbestlikle farketmez) kullanımda şıklaştırırken bayağılaştırabilir. nefti kelimesi benim içedönük bir anlamsal büyüye sahip olduğuna inandığım ve zor harflerin birlikteliğinde güzelliğini kazandığı için cümlede sağlam duracağını düşündüğüm bir kelimedir. ya da "su" kelimesi anlamını birebir taşır ve suyun bütün olumlu hislerini insana ulaştırır(zaten yedeği de yok ya) Yazarken aynı anlama gelecek iki sözcük arasından birini diğerine genelde yaratılmak istenen anlamsal bütünlüğe uygunluğu yüzünden değil de sunduğu görsel güzellik için seçer insan. Bu edebiyatı içeriksel olarak boşaltır mı yoksa işitsel-görsel olarak kattığı boyutlarla derinleştirir mi? Senin görsel-işitsel gücünü sevdiğin kelimeler hangileridir? |
||
|
||
| Buz; bu konuda seninde ilgini çeken ve aslında belkide "gerçek sürrealistler" tanımını hakeden şizofrenlerde görülen bir belirti vardır mesela. :rolleyes: "Klang Çağrışım" denen bu durumda anlam aramaksızın sadece kelimelerin ses çağrışımlarına göre cümle kurulur. Tabi bu oldukça uç bir örnek ama ses çağrışımları yazı tekniğinde çoğunlukla bilinçsiz olarak bizi içine alıyor. Bazen nasıl yanyana geldiğini kavrayamadığım iki kelimenin altından tınılarının uyumu çıkıyor. Yazı sesli biçimde okunmuyor olsada bu sinerji daha etkili kılıyor anlatımı. Farklı bir uyak tekniği gibi... :peace: |
||
|
||
| Anlamları yerine sessel çağrışımlarına göre sözcükleri kullanma eylemi şizofrenist bir durum mu...Bu gerçekten ilginç. :sevgi: Ben de bazen neden söylediğim anlaşılmıyor diyordum.
|
||
|
||
| Yaşamını idame ettirebilen tek şizofren sen kaldın sanırım... :lol: Dahasıda var, örneğin çağrışım sapmaları olur. Enkoherans; bunun en uç noktalarından biridir. Cümleler kimsenin çözemeyeceği bağlantılarla birleştirilir; karşıdaki anlamaz çünkü şizofrenin çağrışım hızına ya da çağrışımlarının çözülüvermesine yetişemez...
|
||
|
||
| Neredeyse şunu demek mümkün öyleyse,edebiyatın en yoğun en doruk noktasında karşılaşacağımız kişi büyük ihtimalle bir şizofrendir. :sevgi: | ||
|
||
| Hiç şaşırmam doğrusu... :evet: Bu çağrışımları anlamak çok zor ve çoğunlukla imkansızdır. Yinede bunlardan daha zorlayıcı yaratımlarıda var şizofrenlerin. Mesela "neoloji" denen yeni kelime üretme olgusu. Kendinde her duygu ve nesneye yeni kelimeler bulma ve dil olarak bunları kullanma eğilimi. Üstelik şimdi yeni kelimeler bulmaya ve bunları kullanmaya çalışsak çoğunu unuturuz. Ama ilginçtir şizofrenler "kendi" kelimelerini asla unutmuyor ve ısrarla bunları kullanıyorlar. Neoloji hep bana diğerlerinin diline karşı bir başkaldırı gibi gelmiştir; "kullanmıyorum sizin dilinizi, benim kendi kelimelerim, kendi dünyam var, bulaşmayın!" imajı sanki... |
||
|
||
| Şizofreniyi özel kılan tavırlardan biri de onların ortak bilince bağımlı kılan aynı kelimeler halkasını kırmaları gerçekten de ..Kıskanmamak mümkün değil... | ||
|
||
| hAngi tEk kelime konuşurken diğer bütün kelimeler susar acaba? hangi kelime ayağa kalkıp giderken diğeri elveda diyebilir? vE hangi kelime sessizce ağlarken diğeri onu duyabilr? hAnGiSi hangisinden daha öndedir? biriSi diğeri olup büyürken dİğEri nasıl kÜçÜLeBiLiR?... |
||