|
||
| böyle bir konuya değinmek istiyorum.Dış görünüş iç görünüşün aynası mıdır? dış görünüşü paspal olan bir insan için bence kötüdür yada iyidir diye bir yargıda bulunamayız.Ben de böyle bir yargıda bulunanlara şöyle bir örnekle cevap veriyorum.Ya karpuzu kesmeden içinin nasıl olduğunu bilebilir misin? diye bir cevap veriyorum. Ama yanıtlayamadığım şöyle bir soru var.. dış görünüş iç görünüşü yansıtır mı? Mesela kimi insanlar der ki işte küpe takanlar, saç uzatanlar falanı ben sevmem derler.o insanın iyi yada kötü olmasını dış görünüşüne göre belirlerler. işte saç uzatan adamdan hayır gelmez falan şeklinde.. Ben buna kesinlikle katılmıyorum. |
||
|
||
Sorunun cevabını kendin vermişsin zaten ... Dış görünüş iç yapının aynası olamaz. Ama genede ufak ipuçları verebilir bize
|
||
|
||
Biraz uc ipuçlarıdır. Hiç belli olmaz ne olucağı. belli bi kıstası yok bana sorarsan , ne olduğunu kendin bulman gerek. Ama en azından şöyle bi durum olabilir. Bir türk hacısı keçi sakal bırakmaz gibi gibi gibilerinden...
|
||
|
||
tabi canım . Haklısın mike .. dediğim gibi çok uc ayrımlar bunlar. herkes her şekil giyinip aynı herşekil düşünebilir
|
||
|
||
| ya aslında çoğu durumda büyük ipuçları da verebiliyor. nietzsche der ya kıyafetler insana çok şey anlatır diye. aslında yaşarken sürekli bilinçli ya da bilinçsiz etrafımıza mesajlar vermekteyiz. belki giydiğin bir deri monttan taktığın bir küpeye, yada saçlarını sarıya boyatmandan topuklu ayakkabı diymeye aslında herşey mesajdır. bu sebeple kıyafetler kişilik hakkında çok önemli ipuçları verir. hatta işin gereği bir kostüm giymek zorundaysan bile sen bu mesajı o kostüme taktığın bir kravatla hatta yürüyüşünle bile verirsin. bunlar planlanmış, bir feedback süreci olan mesajlar değildir. fakat yaşarken etrafımıza sürekli spontane mesaj veririz |
||
|
||
| Evet dış görünüşümüz doğrudan bilgiler vermese de dolaylı olarak bizi anlatır. Ama bu düşüncelerimizin salt dışa yansıması olarak algılanmamalıdır. Daha çok bizim yetiştiğimiz çevrenin etkisiyle başlayan daha sonra kişiliğimiz ve bulunduğumuz ortama uyum sağlamaya kadar giden karmaşık bir dizge bence. Örneğin gecekondu mahallesinde büyümenin bir dışavurumu olur. Giysilerin o bölgeye uygun olmalıdır, ki bu aynı zamanda sınıfsal bir dışavurum anlamına gelir. Erkeğin takım elbise giymesi uygundur ama kravat takması çok rastlanılan bir durum değildir. Eğer kişiliğimizde bir asilik, başkaldırı varsa ve bunu çok dışavurmak istiyorsak başka bir bakış açısıyla bunu dışvurmak bizim için çok önemliyse deri ceket giyeriz. Ama düşüncelerimizi dışvurma aşamasında buna çok gereksinim duymayabiliriz. Böylece biz asi olsak da bunu kimse bilmeyecektir ta ki bizimle konuşana kadar. Toplumun önyargıları da bu konuda önemli bir yer tutar. Hocanın ye kürküm ye sloganı, güce ve paraya tapma kavramını çok önceden sorrguladığı anlamına geliyor. Takım elbise giymiş bir kişiye hitap ederken buyrun beyefendi deriz, ama deri ceket ya da parka giymişse buyur kardeş, buyur arkadaşım gibi daha aşağılayıcı deyimler kullanırız. Bu giysilerden bize söylenen şekilde olduğumuz anlaşılmaz ama kişinin kendisine fazla özenmesi gibi başka bir kulvara götürür. Buradan gelinen noktada şöyle bir soru doğar; Kendisine özen gösteren, her gün traş olan, makyaj yapan, özenli ve temiz giyinen insanların kendisine ve topluma saygısı vardır, diyebilir miyiz? |
||
|
||
| maskelei insanlar noolcak peki.. özel sektörde çalışan bi tanıdığım makyaj için savaş boyası terimini kullandı.. maskeler baltaları saklıo olmasın.. |
||
|
||
Makyajın kişilik belirleyici bi özelliği pek yok . Daha çok güzel ve genç görünmek için yapılır. Burdaki dış görünüş daha çok kıyafet saç şekli ve TARZ la alakalı .. Sana diretiyomya tarz tarz diye ondan işte
|
||
|
||
| dış görünüş bence iç görünüşü gizlemek için takılan bir maskedir... | ||
|
||
Alıntı Kendisine özen gösteren, her gün traş olan, makyaj yapan, özenli ve temiz giyinen insanların kendisine ve topluma saygısı vardır, diyebilir miyiz? fakat kendine saygı duymak diyorsanız işte orada bence durum değişir. ben kendine saygı duymanın tamamen kendi öz isteklerini hazlarını yaşamak olduğunu düşünüyorum. topluma saygı duymak tamamen görelidir. bu belki de doğduğumuz andan itibaren tüm kozmik çevremizin bize dayattığı aslında asla gerçek olmayan ahlak kurallarıdır. ve artı olarak kuşkusuz saygı görme ve statü arzusu. birey özensiz olmayı, deri mont giymeyi, traş olmamayı, saçlarını taramamayı kendi öz iradesi ve arzusu ile istemekteyse ve evet o şekilde kendi olduğuna inanıyorsa bu toplum ihtiyaçlarını bireysel ihtiyaçlarından daha üstün tutmadığını gösterir ve bu da onun kendine saygı duyduğunun bi göstergesidir. onun için toplumun ona verdiği statü hiç önemli değildir. çünkü ne toplumun ne düşündüğü ne de statü aslında çok da önemli değildir. |
||